T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO: 2024/1452
KARAR NO: 2024/1751
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2022
ESAS-KARAR NO: 2016/222 E.-2022/872 K.
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALILAR
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin kooperatife karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, kooperatifçe yapılan ferdileşmede müvekkiline kur'ada D 7 nolu dairenin isabet ettiğini, müvekkilince dairenin kiraya verildiğini, dairenin tapusunun kooperatiften talep edildiğini ancak uzunca bir süre oyalandığını, daha sonra bu dairenin bir kısım davalılara satıldığının ve dairenin tapusunun davalılar arasında muvazaalı olarak el değiştirdiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, dava konusu ... Parsel’de kain D7 no’lu bağımsız bölümün müvekkiline ait olduğunun tespitine, davalılar arasındaki danışıklı işlemlerle yapılan devir ve temliklerin iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın müvekkiline tahsisine, bunun da mümkün olmaması halinde taşınmazın davalı kooperatif adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu bağımsız bölüm ... parselde kayıtlı iken sonradan ada ve parsel numarasında değişiklik yapıldığı ve ... parselde kayıtlı olduğunun anlaşıldığını, ... parselle ilgili olarak davalı kooperatifin üst birliği olan S.S. ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliği ile Ankara 25. Noterliğinin 14.07.1994 tarih ve 38857 numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Yoluyla İnşaat Sözleşmesi düzenlendiğini ancak yüklenici edimini süresinde yerine getirmediğinden kendilerince sözleşmenin feshi ve tazminat talebiyle Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/496 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, 31.12.2007 tarih ve 2007/483 K. sayılı kararla sözleşmenin feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, daha sonra müvekkili ile davalı yüklenici kooperatif arasında feshedilen sözleşmeyle ilgili olarak bir tasfiye protokolü taslağı hazırlandığını, kendilerinin bu protokolün yürürlüğe girmediği kanaatinde olmalarına rağmen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında tasfiye protokolü taslağı ile bağlı oldukları belirtildiğinden artık vekaletsiz iş görme kapsamında değil, tasfiye protokol taslağı kapsamında meselenin çözümlenmesi gerektiği kanaatinde olduklarını,
İş bu davayla benzer olup aynı ada ve parselle ilgili olarak müvekkiline karşı 2009 yılında değişik mahkemelerde açılan seri davalarda bir kısım mahkemece verilen davanın kabulü yönündeki kararların kendilerince temyizi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesince bu kararların bozulduğunu, bu kararlara karşı Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin kendi kararlarında direndiğini, yaptıkları temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerel mahkemelerinin kararlarını değişik gerekçelerle bozduğunu,
Kooperatiften bağımsız bölüm satın alan davacının kural olarak aralarında bir akdi ilişki bulunmayan arsa malikinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacı üyenin ancak kooperatifin sözleşmeyi ifa etmesi ve bu yönde kooperatif ile arsa maliki arasında bir uygulama benimsenmesi halinde, kooperatif lehine doğacak şahsi bir hakkı temlik alan kişi sıfatı ile arsa malikinden talepte bulunabileceğini, bu durumda davacının arsa malikinden tapu devrini talep edebilmesi için yüklenicinin arsa malikinden tapu devrini isteyebilecek şekilde edimlerin ifa edildiğini ve talep ettiği bağımsız bölümün de yükleniciye isabet ettiğini ispatlaması gerektiğini,
Hukuk Genel Kurulu kararlarında ayrıca yüklenici kooperatifin feshedilen sözleşmeyi devralarak inşaatları bitirdiği, arsa maliki ... ile bir tasfiye protokolü yapıldığı, ancak ne var ki protokol uyarınca verilmesi gereken para ile bağımsız bölümlerin verilip verilmediğinin netleştirilmesi gerektiği hususlarının belirtildiğini, ayrıca inşaatın ... parsel üzerinde yapıldığı, ancak dosya kapsamında belirlenen parsel üzerinde kaç daire yapıldığı ve paylaşımın ne şekilde olacağının da anlaşılamadığı, bu durumda mahkemece bozma ve karar düzeltme aşamalarında gösterilen hususlara ek olarak protokol hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği ve davacı yanca tescili istenen bağımsız bölümün yükleniciye bırakılacak yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiğinin belirtildiğini,
Gerçekten de adı geçen tasfiye protokolü taslağında belirtilen paranın müvekkiline ödenmediği gibi dava konusu bağımsız bölümün yükleniciye bırakılacak yerlerden olup olmadığı ile ilgili olarak arsa malikleri ile yüklenici arasında bir yazılı sözleşme de yapılmadığını,
Tüm bu nedenlerle, davacı tarafın öncelikle yüklenici kooperatifçe taslak protokolde belirlenen paranın müvekkiline ödendiğini ve dava konusu dairenin yükleniciye bırakılacak yerlerden olduğunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini,
Tasfiye Protokolü taslağının yüklenici kooperatifin üst birliği ile yapılan, "Gayrimenkul Satış Vaadi Yoluyla İnşaat Sözleşmesi"nin feshine ilişkin Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.12.2007 tarihli kararından sonra yapıldığını, bu tarihten sonra müvekkiline taslak protokolde belirtilen paranın ödenmediğini, müvekkilinin buna karşın iyi niyetli olarak %30 hesabı ile benzer durumdaki bir kısım üyeye avans mahiyetinde devir yaptığını, ancak taslak protokolde belirlenen para ödenmediğinden devir işlemlerini durdurduğunu,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; dava konusu daireyi ...'ten 14.02.2013 tarihinde satın aldığını, satış bedelinin bir kısmını nakit, bir kısmını da kredi çekerek ödediğini, halen kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, daire üzerinde ... Şubesi tarafından konulan ipotek bulunduğunu, tapu kaydı başkasına ait iken dairenin kiralandığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, şu anda dairede kiracı olduğu söylenen kişinin oturmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri duruşmada; davacının kooperatife borcu olduğu için kendisine daire verilmediğini, halen de 40.000,00 TL civarında borcu bulunduğunu, kooperatif alacağını tahsil edemediği için arsa sahibi ...'a borçları olduğunu, tasfiye protokolüne uyamadıkları için hangi dairelerin arsa sahibine bırakılacağı hususunun netleştirilemediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan dava konusu dairenin davacıya ait olduğuna ilişkin belgeyi kendilerinin verdiğini ancak buna uyamadıklarını, çünkü kooperatifi devraldıkları zaman daireden fazla üye olduğunu savunmuşlardır.
Diğer davalılar cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesince; "Buna göre, yapılan yargılama, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre; davacı her ne kadar davaya konu ..., ... Parselde kayıtlı D-7 nolu dairenin mevcut tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın davacıya tahsisini, mümkün olmaması halinde davalı kooperatif adına tescilini talep etmiş ise; 11.12.2009 tarihli, 11.12.2009 tarihli ve 18.05.2010 tarihli ve Yönetim Kurulu kararlarında davacının aidat borcunu ödemediği ve kooperatif aidatlarını ödemediğinden 1163 sayılı Kooperatif Kanunun 16 ve 27 maddesi ile ana sözleşmenin 14/2 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılma ile ilgili olarak birinci 10 günlük süre, 1 ay(30 gün) süre verilmiş ve l.ve 2. ihtarname gönderilerek tebliğ edilmiş yükümlülüklerini yerine getirmediğinden ortaklıktan çıkarılması kararı alındığı, ancak tebliğin yapıldığına dair tespitin yapılamadığı, bu nedenle davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiği, öte yandan davacının arsa malikinden tapu devrini isteyebilmesi için yüklenicinin arsa malikinden tapu devrini isteyebilecek şekilde edimlerin ifa edildiğini ve talep ettiği bağımsız bölümün de yükleniciye isabet ettiğini ispatlaması gerektiği, ancak incelenen tapu kayıtları, kooperatif kayıtları, bilirkişi raporu ve ek raporları ve tüm delillere göre; davacının aidat borcunun 20.487,50 TL olduğu, davacı tarafından tapu iptali talep edilen D Blok 7 no.lu dairenin davalı kooperatif veya davalı arsa maliki ...'a kalacak dairelerden olup olmadığının tespit edilemediği, davalı kooperatifin, arsa maliklerinden bağımsız bölüm tescilini talep etme hakkının doğup doğmadığının belirlenemediği, davalı kooperatif ile davalı arsa sahibi ... arasında düzenlenen tarihsiz tasfiye protokolünde ve/veya dosya kapsamında hangi bağımsız bölümlerin davalı arsa sahibi ...’a ve hangi bağımsız bölümlerin davalı kooperatife verildiğine yani paylaşıma ilişkin herhangi bir yazılı evrak sunulmadığı, bu nedenle bu konuda bir belirleme yapılamadığı, öte yandan davacı her nekadar taşınmazın davalılar arasında muvazalı olarak el değiştirdiğini ileri sürmüş ise de; davalı ... ve davalı ...’e ait nüfus kayıt örneklerine göre, ...'in, ... ’in yeğeni olduğu, ... nolu parsel üzerinde bulunan D Blok 1 . kat 7 nolu Bağımsız Bölüm numaralı taşınmazın; ... (... Oğlu) adına kayıtlı iken, 14.02.2013 tarih ve 1502 yevmiye numarası ile satış ve ipotek işlemi sonucu yeğeni ... (... Oğlu) adına tescil edildiği, davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesi ve eki belgelerde; taşınmazın ... Şubesinden kredi kullanılmak suretiyle tapudan resmi şekilde alındığının ileri sürüldüğü, bu haliyle davacı tarafın muvazaa iddiasını ispatlar şekilde her hangi bir delil sunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunda, dava konusu taşınmazın çekilen kur'a sonucu müvekkiline isabet ettiği, taşınmazın fiilen müvekkiline teslim edildiği, davalı kooperatif ile davalı arsa sahipleri arasında bir takım davalar olduğu, müvekkiline isabet eden ve müvekkilince fiilen kiraya verilmek suretiyle tasarruf edilen dairenin davalı arsa sahibi ... tarafından yeğeni olan ...'e satıldığı konularında çekişme olmadığı hususunun mahkemenin de kabulünde olduğunu,
Buna göre amca yeğen olan davalıların fiilen müvekkili tarafından kiralanmak suretiyle kullanılan daireyi mal kaçırma kastıyla ve muvazaalı olarak kendi aralarında devir etme/alma işleminde muvazaa olmadığının kabulünün yasanın açık düzenlemesine, hayatın olağan akışına ve yerleşik yargı kararlarına göre mümkün olmadığını, kaldı ki mahkemece dinlenen tanıkların da davalılar arasında danışıklı işlem yapıldığını söylediklerini,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kooperatif ortaklığına bağlı olarak kendisine tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın davalı kooperatif adına tescili istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubuyla kalan 247,70 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
19.12.2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza