T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO: 2026/752
KARAR NO: 2026/1259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09.03.2026 tarihli ara karar.
ESAS-KARAR NUMARASI: 2025/856 E.
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
KARAR TARİHİ: 05.06.2026
YAZIM TARİHİ: 05.06.2026
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davalı vekili özetle: Davaya konu toplantıda alınan kararın, ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına, mer'i mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, dava dışı ... ile geçerli bir şekilde akdedilmiş ve yürürlükte olan bir KKİS bulunduğunu ve müteahhitin de inşaat faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının isteminin öncelikle bu sözleşmenin feshini gerektirdiğini, anılı toplantıda feshe dair bir karar alınmadığını, davacının, başka müteahhitlerle akdedilebilecek sözleşmelere dair olabilecek %50 oranla inşaat yapılmasının görüşülmesi ve buna dair karar alınması taleplerinin inşaat sürecini uzatmaya, ortakların konutlarına kavuşmasını engellemeye, kooperatifin temel amacı olan üyelerin konut sahibi olmalarını geciktirmeye yönelik olduğunu, ayrıca kooperatif üyelerine ek maddi külfet getireceği kesin bir sürece girmeyi gerektirdiğini ve ana sözleşmeye, iyiniyet kurallarına ve hukuka da aykırı olduğunun açık olduğunu, sözleşmenin feshi gerektiğini, ortada KKİS'nin feshini gerektirecek haklı bir durum olmadığı gibi anılı toplantıda alınmış bir fesih kararı da bulunmadığını, davacının, davalı kooperatifin 12.10.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 6. gündem maddesiyle alınan kararın yürütmesinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulması talebinde bulunduğunu ve mahkemece kabul edildiğini, dava konusu edilen genel kurul kararının yokluğunun, butlanının, iptaline ilişkin yasal koşulların varlığının, mevcut dosya kapsamına göre yaklaşık olarak ispat edilemediğini, haksız ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebine itiraz etiklerini ileri sürerek verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararı için davacıdan HMK 392/1-c.1. madde uyarınca olası zararlara karşılık en az 500.000.000 TL teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili özetle: 29.01.2026 tarihli ara kararın davalıya tebliğ edildiğini, tebliğe ilişkin bir itiraz olmadığını, dosyaya bugüne kadar davalı adına bir vekalet sunulmasının ve karara itiraz edilmesinin de söz konusu olmadığını, itirazın öncelikle süreden reddinin gerektiğini, yönetim kuruluna davetiyeye rağmen gelmediğini, ek sözleşme konusunda %40 kavramının genel kurulda olduğunu, daha önce sözleşme yapılmış olmasının ek sözleşmede istenildiği gibi karar alınacağı anlamına gelmeyeceğini savunarak ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...HMK. 389. vd. maddeleri uyarınca uyuşmazlık konusu üzerinde, ihtiyati tedbir talebinin yapıldığı sıradaki mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceğinden, hakkın elde edilmesinde gecikme nedeniyle bir sakınca yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmekte ise geçici bir hukuki koruma tedbiri olan ihtiyati tedbirin şartlarının var olduğu kabul edilmelidir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz sebepleri de sınırlı olup, HMK m. 394/2 gereğince sınırlı itiraz sebepleri ihtiyati tedbirin şartları (HMK. 389.). mahkemenin yetkisi (HMK. 390/1.) ve teminata (HMK. 392.) ilişkindir.
Davalı tarafça yapılan itirazın incelenmesinde Tedbir talebinin tutanağa dayanması, mevcut delil durum ve koşullara, telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesine göre tedbir itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gibi tedbir kararının kaldırılmasını gerektiren HMK'nın 394/2. maddesinde düzenlenen şartların oluşmadığı anlaşılmakla, mahkememizce verilen yürütmenin geri bırakılması kararına yönelik itirazın reddine... " karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu 12.10.2025 tarihli genel kurul toplantısında mevcut kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmesinin değil, mevcut sözleşmedeki bağımsız bölüm paylaşımının ve ek sözleşme yapılmasının görüşüldüğü, toplantı tarihinde ... ile geçerli ve yürürlükte bulunan bir sözleşmenin mevcut olduğu, davacının %50 oran teklif veren başka firmaların tekliflerinin değerlendirilmesi gerektiği yönündeki muhalefet şerhinin gündemde bulunmayan bir konunun görüşülmesini talep ettiği, genel kurulun gündem dışı karar alamayacağı ve bu talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hâlihazırda yürürlükte bulunan kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmeden başka yüklenicilerle sözleşme yapılmasının mümkün olmadığı, davacının talebinin mevcut sözleşmenin feshi sonucunu doğuracağı halde böyle bir fesih kararının bulunmadığı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin tek taraflı irade beyanıyla feshedilemeyeceğinin Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla kabul edildiği, bu nedenle davacının ileri sürdüğü taleplerin hukuken uygulanabilir olmadığı, 1163 sayılı Kanun 98. madde atfıyla uygulanması gereken TTK 449. madde gereğince yönetim kurulunun görüşü alınmadan genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, mahkemenin yönetim kurulunun görüşünü almaksızın ihtiyati tedbir kararı vermesinin usule aykırı olduğu, mahkemenin yalnızca genel kurul toplantı tutanağına dayanarak ihtiyati tedbir kararı verdiği, mevcut kat karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığı ve uygulanmakta olduğu hususlarının dikkate alınmadığı, ihtiyati tedbir kararında HMK 391/2. madde kapsamında yaklaşık ispatın hangi delillerle sağlandığının, hangi somut zararın doğacağının ve hangi sebeple telafisi güç zarar tehlikesi bulunduğunun açıklanmadığı, kararın gerekçesiz olduğu, verilen tedbir kararının davanın esasına etkili sonuç doğurduğu, kooperatif yönetiminin faaliyetlerini engellediği ve genel kurul iradesini işlevsiz hale getirdiği, tedbir kararında menfaat dengesi ve orantılılık ilkelerinin gözetilmediği, davacının çoğunluk iradesiyle alınan genel kurul kararını ihtiyati tedbir yoluyla engellediği, genel kurul kararının alınış usulünün ve içeriğinin hukuka uygun olduğu, ihtiyati tedbir ve yürütmenin geri bırakılması kararlarının kooperatifin demokratik işleyişini ve devam eden inşaat sürecini olumsuz etkilediği nedenleriyle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali talepli davada verilen tedbire itirazın reddine dair ara kararın istinafına ilişkindir.
Davalı kooperatifin 32 ortağının bulunduğu, 9 ortak asaleten ve 11 ortak vekaleten olmak üzere 20 ortağın katılımıyla gerçekleşen 12.10.2025 günlü genel kurulda gündemin altıncı sırasında 13.02.2023 tarihli genel kurulda verilen yetkiye istinaden yönetim kurulunun dava dışı yüklenici ....Şirketi ile yaptığı 19.04.2023 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin görüşüldüğü, yine yönetim kuruluna kooperatif lehine en az % 40 olmak üzere ek sözleşme yapmak üzere yetki verildiği, davacı dahil iki ret oyuna karşılık gündemin kabul edildiği, davacının %50 paylaşımla sözleşme yapmak isteyen iki yüklenicinin teklifte bulunduğunu belirterek muhalefet şerhi yazdığı, eldeki davada gündemin altıncı sırasında yer alan kararın iptalinin dava edildiği anlaşılmaktadır.
Kooperatif genel kurulu bütün ortakları temsil eden en yetkili organdır (Kooperatifler Kanunu m.6). Genel kurulda alınan kararlar toplantıya katılmamış olan ya da aleyhte oy kullanan ortakları da bağlar. Diğer yandan uyuşmazlığın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemez.
Mahkemece genel kurulda alınan kararın uygulanmasını yargılama süresince engelleyecek, dava ile elde edilmek istenen neticeyi yargılama aşamasında temin edecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 madde gereğince kabulüyle, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair ara kararının kaldırılmasına ilişkin yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 madde gereğince kabulüne,
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/856 E. sayılı, 09.03.2026 tarihli ara kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine,
Buna göre:
"Davalı vekilinin itirazının kabulü ile, 15.01.2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,
Kararın taraflara tebliğine,"
2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine.
3-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK 362/1.f madde gereğince, KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 05.06.2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...