T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ-
D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
....
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 17/12/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : ..... vekilleri tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, davacı kurumun bir kamu iktisadi teşebbüsü olup bina ve eklentilerinin temizlik işlerinin sağlanması işinin ihale yöntemiyle şirketlerden sağlandığını, şirketler ile yapılan sözleşme gereği işçi işe alma ve çıkarma yetkileri ile bundan doğacak sorumluluğun bu şirketlerde olduğunu, dava dışı ....., tahakkuk cetvelinde yazılı 23.201,73-TL ile 177,45-TL damga vergisi de dahil olmak üzere brüt 23.379,18 TL kıdem tazminatının 02.09.2016 tarihinde ödendiğini, bu nedenle davacı idare tarafından ödenen bedelin, dava dışı işçinin çalıştığı süreler dikkate alınarak firmalardan rücuen tahsili gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnş...Ltd. Şti. vekili, davanın öncelikle yetk, zamanaşımı ve husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket ile davacı idare arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 30.12.2011 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle dava konusu alacak kalemlerinin birçoğunda zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı şirket ile davacı kurum arasında alt-üst işveren ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ........ vekili, davanın öncelikle zamanaşımı ve görev yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde hangi davalıdan ne miktarda talepte bulunulduğu hususunun açık olmadığını, asıl işveren konumunda bulunan davacı genel müdürlüğün işçilik tazminat ve alacaklarından %50 oranında sorumlu olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikte kararlarının gerekçelerinin de bu yönde olduğu savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı ......Ltd. Şti. vekili, dava konusu işin sözleşme kapsamında yapılarak idareye teslim edildiğini, davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmelerde davalı şirketlerin işçilik, tazminat ve alacaklarından sorumluluğu yönünde bir hüküm bulunmadığını, davacı genel müdürlüğün asıl işveren olarak sorumluluğunun kanundan kaynaklandığını, ödeme tarihinden itibaren faiz istemi talebinin de hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, davalı şirketin dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı ... ......Ltd. Şti. Vekili, dava dışı işçinin davalı şirket nezdinde 16.05.2013-30.12.2013 tarihleri arasında 6.5 ay çalıştığını, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanmadığını, teklif fiyata dahil giderler arasında kıdem tazminatına yer verilmediğini, 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 6. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının kamu kurum ve kuruluşları tarafından ödenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... .......A.Ş. adına İflas İdaresi vekili, iflas masasına başvurulmadan dava açılmasının yasaya aykırı olduğunu, davanın 2. alacaklılar toplantısının 10 gün sonrasına kadar ertelenmesi gerektiğini, müflis şirketleri alacaklı olduğu anlamına gelmemekle beraber, müflis şirketin sebep olmadığı masraf, faiz, vekalet ücreti ve harçlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "...Davacı kurum ile davalı şirketler arasında imzalanan hizmet sözleşmeleri ile eki teknik ve idari şartnamelerinin incelenmesinde, yapılan düzenlemelere göre kıdem tazminatında yüklenici şirketlerin dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından kendi ihale dönemleri ile sınırlı olarak sorumlu tutulmaları gerektiği değerlendirilmiştir. Buna yönelik düzenlemelerin yer aldığı, idare yönünden hiçbir sorumluluk kabul edilmediği açıkça tespit edilmiştir. Yine sözleşmelerde bir kısım davalılar yönünden sözleşme faiz oranlarının da açıkça belirlenmiş olduğu, bu oranların taraflar açısından bağlayıcı olması gerektiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı vekilinden her bir davalı yönünden talep edilen tutarın gösterilmesi istenilmiş, davacı vekilinin 03/11/2020 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu tabloda her bir davalı şirket yönünden talep edilen rücu tutarının açıkça gösterildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller, dava dışı işçiye yapılan ödeme tutarı ile bilirkişi tarafından yapılan hesaplama tutarı dikkate alındığında; davacı idarenin bilirkişi tarafından yapılan yeniden hesaplamaya göre 22.242,77 TL kıdem tazminatı alacağını davalı şirketlerden sorumlu oldukları dönemlerle sınırlı olmak üzere talep edebileceği açıkça anlaşılarak bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda tespit edilen tutarların davalılardan ayrı ayrı tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinse reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Katılma yoluyla istinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Dava dışı işçinin 16.08.2004 - 14.06.2016 tarihleri arasında kurumlarında çalıştığını ve 11 yıl 4 ay 28 gün hizmet süresi bulunduğunu, yapılan hesaplama sonucunda dava dışı işçinin 23.201,73 TL tutarında kıdem tazminatı hak ettiğini ve 01.09.2016 tarihinde 177,45 TL damga vergisi ile birlikte toplam 23.379,18 TL'nin hesabına yatırıldığını, ancak bu yönüyle hükme esas alınan rapora yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, eksik hesaplama yapıldığını, ayrıca mahkemece sözleşmede belirtilen faiz oranlarına hükmedilmediğini;
Müvekkili ile davalılar arasında imzalanan sözleşmelerde kıdem tazminatı gibi işçi hak ve alacakları nedeniyle açıkça yüklenicinin sorumlu olacağı belirtilmiş olup, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri tarafları bağlayacağından, müvekkili kurumun ödemiş olduğu miktarın tamamını davalılardan rücuen tahsilini talep edebileceğini, davalı firmaların kendi dönemlerine denk gelen tutarların tamamından sorumlu olduğunu;
Rücu davasında, zararın ödeme tarihinden itibaren doğacağını, rücu talepleri için faizin başlangıcı ödeme tarihi olup, açılan rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebilmesi için ayrıca bir ihtar ile karşı tarafı temerrüde düşürmeye gerek olmadığının Yargıtay içtihatları ile de benimsendiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ......Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde kıdem tazminatı, yıllık izin alacakları vs. feshe bağlı işçilik alacakları bakımından belirlenen bir ücret olmadığını;
Emsal Yargıtay kararları ile birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili şirketin sorumluluğunun ancak dava dışı işçinin müvekkili şirket nezdinde gerçekleşen çalışmasının karşılığı olan kıdem tazminatı tutarının %50'si olabileceğini;
Dava dışı işçinin müvekkili şirket nezdinde çalıştığı döneme ilişkin son maaşı üzerinden hesaplama yapılması gerekirken bilirkişinin hatalı hesaplama yaptığını;
Müvekkili şirket temerrüde düşürülmemiş olup, davacı kuruma ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm istinaf itirazları; davalı ......Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf sebeplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının davalılardan hizmet sözleşmesine istinaden rucüen tahsili istemine ilişkindir.
Sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Bu durumda davalının miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün iddia edilmediği ve ihtarname sunulmadığı gözetilerek, kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru değildir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2015 tarihli, 2015/3608 E. 2015/7299 K. Sayılı emsal ilamı)
Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin faiz başlangıcına yönelek istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek faiz başlangıcı yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı ......Ltd. Şti. vekillerinin İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE.
II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ......Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/547 E., 2020/737 K. sayılı dava dosyasında verdiği 17/12/2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-Davalı ..... tarafından istinaf aşamasında 43,50 TL yapılan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ......Ltd. Şti.'ye verilmesine; Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
V-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.
10/07/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 10/07/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (04.06.2025 tarih ve 32920 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile değişik Ek 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava tarihindeki parasal sınırlara göre yeniden değerleme oranına göre belirlenen dava tarihindeki 47.530,- TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır