T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1275 - 2025/645
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2021/1275
KARAR NO : 2025/645
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 08/04/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/494E., 2021/456K.
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, davacının ... Ltd. Şti'nde uzman doktor olarak çalıştığını, hastalarından ...'in tedavisi sırasında fizyoterapist tarafından yapılan sıcak paket uygulaması esnasında bacağında yanık oluşması nedeniyle müvekkili aleyhine Eskişehir Tüketici Mahkemesi'nin 2017/733 esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, yargılama sırasında kaza tarihini kapsayacak şekilde müvekkili adına poliçe düzenlemiş olan ... A.Ş.'ye davanın ihbar edildiğini, yargılama sonucunda 8.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, akabinde müvekkil tarafından istinaf yoluna başvurulduğunu, ancak ilgili mahkeme ilamının Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4915 esas sayılı dosyasına dayanak gösterilerek müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını ve icra dosyasına toplam 14.776,20 TL müvekkili tarafından ödendiğini, davacının 30/07/2014 başlangıç-30/07/2015 bitiş tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin ZMMS poliçesi ile ... A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, ... şirketine yapılan başvuruya verilen cevapta "talebin ilgili dönem poliçesini düzenleyen ... A.Ş. (30/07/2016-2017 vadeli ... nolu poliçe) yöneltilmesi gerektiğinin" bildirildiğini, davalıya yapılan başvurunun da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, müvekkil tarafından ödenen 14.776,20 TL'nin davalı sigorta şirketinden rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 03/01/2020 tarihli dilekçesiyle faiz yönünden kısmen ıslah yapmıştır.
Davalı sigorta şirketi, ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 30/07/2014/2015 vadeli ... poliçe nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve yine ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 30/07/2015- ... vadeli ... poliçe nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunun tespit edildiğini, sigortalının tazminat talebini ceza soruşturması kapsamında yapılan uzlaştırma ile öğrendiğini ve rizikonun bu tarihte gerçekleştiğini, bu tarih itibariyle davalının poliçesinin bulunmadığını, davalının yerleşim yerinin İstanbul olması nedeniyle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan ... A.Ş. vekili, hekimin hukuka aykırı bir eylemi olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı ile geçerli bir poliçe düzenlenmediğinden ihbar olunan şirketin sorumluluğunun bulunmadığını beyan etmiştir.
İhbar olunan ... vekili, müvekkilinin davaya konu olayda bir kusurunun bulunmadığını, Tüketici Mahkemesinde düzenlenen raporun gerçekleri yansıtmadığını, kusurlu kişinin uzman doktor ... olduğunun öğrenildiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "...davacının davalı sigorta nezdinde düzenlenmiş olan ... poliçe numaralı 30/07/2016 başlangıç 30/07/2017 bitiş tarihli tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi gereğince Eskişehir Tüketici Mahkemesinin 2017/733 esas sayılı dosyası üzerinden Eskişehir 1. İcra Müdürlüğünün 2019/4915 esas sayılı dosyasına ödenen toplam 14.776,20 TL tazminatın rücuen tahsili için işbu davanın açıldığı, davalı vekilince cevap dilekçesi sunulduğu ve sunulan cevap dilekçesinde davaya konu olayla ilgili açılan ceza davasının 2015 yılında görüldüğü ve tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin genelge uyarınca rizikonun gerçekleşmesi tarihinin 2015 yılı olarak kabul edilmesinin gerektiği ve bu dönemde ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 30/07/2014-2015 vadeli ... poliçe nolu poliçenin bulunduğu ve yine aynı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen 30/07/2015- ... vadeli ... poliçe nolu poliçenin bulunduğu ve genel şartlara göre ceza davasının açılması anında rizikonun gerçekleştiği, rizikonun davacının iddia ettiği gibi 2017 Haziran ve Temmuz tarihlerinde gerçekleşmediği, bu nedenle herhangi bir sorumluluklarının olmadığı, yetki itirazlarının bulunduğu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, davacının bir kusurunun bulunmadığı ve bu nedenle illiyet bağının olmadığı şeklinde beyanlarda bulunduğu, ayrıca davacı vekilince 03/01/2020 tarihinde HMK'nun 176 ve devamı maddeleri uyarınca faiz yönünden kısmen ıslah talebinde bulunulduğu ve bu talebe karşı davalı vekilince de 20/01/2020 tarihinde beyan dilekçesi sunulduğu ve dilekçede ıslah edilen kısma karşı zamanaşımı itirazının bulunduğunun bildirildiği, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra davaya ilişkin Tüketici Mahkemesi dosyası, ceza mahkemesi dosyası, icra dairesi dosyası, sigorta poliçesi ve diğer tüm delillerin toplandığı, zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede TBK'nun 72. ve 73. maddelerinin uygulanmasının gerektiği, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılı ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, ayrıca tazminatın ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımının uygulanacağı, ayrıca rücu istemli 73. maddede ise rücu isteminin tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yılın ve tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, davacının davaya ilişkin ödemeyi 26/04/2019 tarihinde yaptığı ve davasını da 09/09/2019 tarihinde açtığı ve zamanaşımının kesildiği ve yeniden 2 yıllık sürenin başladığı dikkate alındığında davacının talebinin zamanaşımına uğramadığı, ayrıca faiz talebi yönünden de ıslahın 03/01/2020 tarihinde yapıldığı, dava açılma tarihi dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğrayacak tarihinin 09/09/2023 olduğu, bu sebeple ıslah dilekçesi yönünden de herhangi bir zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendirildikten sonra davacının ödemek zorunda olduğu tazminatla ilgili kusurlu olup olmadığının tespitinin gerektiği, bu konuda Eskişehir Tüketici Mahkemesinin 2017/733 esas sayılı dosyasında 29/01/2019 tarihli heyet raporunun düzenlendiği ve bu raporda davacının kusurlu olduğunun bildirildiği, bu dosyanın 21/10/2020 tarihinde kesinleştiği, ayrıca davacıyla ilgili Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/160 esas sayılı dosyasında taksirle yaralama suçundan ceza davası açıldığı ve ceza mahkemesinde alınan 02/09/2016 tarihli Yüksek Sağlık Şurası kararına göre davacının kusurlu olduğunun bildirildiği ve bu dosyanın da 12/05/2017 tarihinde kesinleştiği, bu hususta davacının rücuen tazminata konu olayda kusurlu olduğu, davacının kusurunun tespitinden sonra davalı sigorta şirketinin sorumlu olup olmadığının incelenmesinin gerektiği, davalı şirketçe düzenlenen sigorta poliçesinin 30/07/2016-30/07/2017 tarihleri arasını kapsadığı, sigorta pirim bedelinin olay başına 400.000,00 TL olduğu, sigorta poliçesinde özel şartlar ve genel şartların kabul edildiği, davacı tarafça hem davalı sigorta şirketine hem de ... A.Ş. şirketine zarara ilişkin taleplerde bulunulduğuna dair evrakların dosyaya sunulduğu, bu hususta riziko tarihinin tespitinin gerektiği, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk genel şartlarının 1. maddesinde poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken sözleşme tarihinden önceki 10 yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içindeki mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararların sigorta poliçe teminatı kapsamında kaldığı, ayrıca rizikonun gerçekleşmesinin sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda rizikonun gerçekleşmiş sayılacağı, mahkememizce yapılan incelemelerde davanın öncelikle Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/188 esas sayılı dosyasında açıldığı, gerekçeli kararın bu mahkemede 02/06/2017 tarihinde yazıldığı, kararın davalıya 05/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 13/07/2017 tarihinde dosyaya vekaletname sunulduğu, sigorta genel şartları gereği rizikonun gerçekleşmesinin sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunduğunu öğrendiği tarih olarak kabul edilmesinin gerektiği ve bu tarihin de en erken 05/07/2017 olduğu, davalı tarafça 2015/27 sayılı genelgeye göre ceza davasının açılması anında rizikonun gerçekleştiği bildirilmiş ise de ilgili genelgenin 1. maddesi ve 1. maddesinin a bendi gereğince rizikonun maddi veya manevi tazminat talebinin dava yoluyla veya herhangi bir başka yöntemle iletilmesinin risk olarak kabul edileceğinin bildirildiği, yani ceza davasının açılmasının bu hususta yeterli olmadığı açıkça maddi ve manevi tazminat talebinin olması gerektiğinin hem genelgede hem de sigorta genel şartlarında açıkça belirli olduğu, bu nedenle davalının bu savunmasının yerinde olmadığı, ayrıca genel şartların sigortanın kapsamı başlığı altında düzenlenen sigortanın konusu bölümünde tazminat taleplerine bağlantılı yargılama giderleriyle hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminatının sağlanacağının da bildirildiği, davacının kusurlu olduğu ve davalının tazminattan sorumlu olduğuna ilişkin değerlendirmeler yapıldıktan sonra faiz yönünden de değerlendirmenin yapılmasının gerektiği, davacının başvurusunun 16/05/2019 tarihinde olduğu ve TTK'nun 1427. maddesi gereğince davalının herhangi bir cevap vermemesi nedeniyle 45 günlük sürenin eklenmesi sonucu davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin 01/07/2019 tarihi olarak belirlendiği ve tarafların tacir olması nedeniyle avans faizinin uygulanmasının da gerektiği görülmekle ve yukarıdaki gerekçelerle davacının davasının kabulü ile, 14.776,20 TL tazminat bedelinin 01/07/2019 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Öncelikle dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını ve davanın bu nedenle de reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, olayla ilgili yapılan ceza soruşturması kapsamında 08.12.2014 tarihinde uzlaştırma yapıldığını ve tazminat talebinin sigortalıya iletildiğini, bu tarihlerde hekimin ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 30.07.2014/2015 vadeli ... poliçe ile sigortalı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının dayanaksız ve fahiş olduğunu, mevzuat ve tıbbi standarda uygun olarak gerçekleştirilmiş olan teşhis ve tedavi işlemlerinin "hukuka aykırı eylem" niteliğini de taşımadığını, Yargıtay içtihatları gereği manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasının esas olduğunu, davacı yanın avans faizi taleplerinin de reddinin gerektiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, zorunlu mesleki sigorta poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.
Davacının talebine esas olan olayın 27/08/2014 tarihinde meydana geldiği, Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/160 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...'ın taksirle yaralama suçundan yargılandıkları, soruşturma aşamasında 08/12/2014 tarihinde uzlaştırma raporu düzenlendiği ve içeriğinde mağdurun maddi ve manevi tazminat istemlerini davacıya ilettiği, anlaşma sağlanamadığı sabittir.
Poliçe genel şartlarının B.1 Rizikonun gerçekleşmesi maddesinde;"Sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır" denilmiştir. B.2 d bendinde sigortalının ; "Zarardan dolayı dava yolu ile veya başka yollarla bir tazminat talebi karşısında kaldığı veya aleyhine cezai kovuşturmaya geçildiği hallerde, durumdan sigortacıyı derhal haberdar etmek ve tazminat talebine ve cezai kovuşturmaya ilişkin olarak almış olduğu ihbarname, davetiye ve benzeri tüm belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek," yükümlülüğü düzenlenmiştir.
Somut olayda uzlaştırma tarihi 08/12/2014 olup, görüşmelerde zarar görenin maddi ve manevi tazminat talebini sigortalı şüpheliye ilettiği ve bu tarihte rizikonun gerçekleştiği sabittir. Bu tarih itibariyle sigortalının ihbar yükümlülüğü de bulunmaktadır. Davalının bu tarih itibariyle düzenlenmiş bir poliçesi bulunmadığından, tazminattan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/494E., 2021/456K. sayılı dava dosyasında verdiği 08/04/2021 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL'den peşin olarak yatırılan 252,35 TL'nin düşümü ile 363,05 kalan TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerilerinde bırakılmasına,
4-Davalı avansından yapılan 86,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 14.776,20-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine,"
II-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine.
III-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.
10/07/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
Başkan Üye Üye Katip