T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/696 - 2026/1465
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2022/696
KARAR NO : 2026/1465
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 08/02/2022
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/422E., 2022/98K.
DAVA : Tazminat
KARAR TARİHİ : 02/07/2026
YAZIM TARİHİ : 03/07/2026
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Müvekkili firmanın davalı sigorta şirketi nezdinde emniyeti suistimal klozunu da içeren Akaryakıt Paket Poliçesi yaptırdığını, sigortalı akaryakıt istasyonunda kasa sorumlusu ve iş yeri muhasebecisi olarak çalışan ...'ın zimmetine para geçirdiğinin tespit edilmesi üzerine iş akdinin sonlandırıldığını, savcılık tarafından yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ...'ın 125.584,40TL'yi zimmetine geçirdiğini, hakkında Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/118 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, olayın meydana gelişinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 113.025,96TL 'nin hasar başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle: Davacı şirkete ait Akaryakıt istasyonunun müvekkili tarafından 29.11.2011-2012 tarihleri arasında paket poliçe ile sigortalandığını, 28.11.2012 tarihinde yapılan hasar ihbarı üzerine 2012/10357 sayılı hasar dosyasının açıldığını, yapılan araştırmada suçun işlendiğine dair kesin kanaat oluşmadığından Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/118 esas sayılı dosyası ile suçun işlendiği sabit olana kadar tazminat ödenmemesine karar verildiğini, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararlarının hukuk hakimini bağlayacağını, sucun işlendiği ve sigortalının poliçe ile teminat altına alınan riske uygun bir zarara uğradığı kesinleşmemiş olduğundan bu aşamada ödeme yapılmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, zararın miktarını ispat yükünün sigortalının sorumluluğunda olduğunu, talep edilen bedelin fahiş olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla ekspertiz tarafından 46.036,95TL zarar tespit edildiğini ve talep edilebilecek en yüksek tazminat bedelinin bu bedel olduğunu savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporu , ekspertiz raporu, ceza dosyası , Anayasa Mahkemesini makul sürenin aşılmasına ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 29.04.2011- 2012 vade tarihli ve 8.05.2012- 2013 vade tarihli poliçelerde emniyeti suistimal klozunun bulunduğu , bu klozla "sigortacının; sigortalının emrinde veya hizmetinde çalıştırdığı kişi/ kişilerin sigortalı ile iş akdinin devam ettiği süre içerisinde, sigortalıya ait nakit ve kıymetli evrakını, kast veya kötüniyetli hareketle emniyeti suistimal halleri neticesinde, sigortalının uğradığı zararı muafiyet hükmü saklı kalmak kaydı ile poliçede yazılı olay başı ve yıllık toplam limite kadar temin edeceği, her bir hasarda ödenecek tazminat tutarı üzerinden % 10 oranında muafiyet uygulanacağının" düzenlendiği, Teminatın geçerli olabilmesi için yerine getirilmesi gereken şartların;
a)Emniyeti suistimalin poliçenin süresi içinde ve emniyeti suistimal yapan kimsenin işyerinde aralıksız bîr şekilde çalıştığı süre içinde yapılmış olması,
b) Emniyeti Suistimalin, fiili işleyen kimsenin ölümü, işten çıkarılması veya emekliye ayrılması hallerini takiben en geç 6 ay ve her şekilde poliçenin sona erme tarihini takiben 3 ay içinde ortaya çıkmış olması,
c) Sigortalının; emrinde ve hizmetinde çalıştırdığı kişilere teslim ettiği nakit ve kıymetli evrakın, muhafazası ve kontrolü için gerekli her türlü tedbir almakla yükümlü olduğu,
d) Herhangi bir suistimalin veya kötü fiilin meydana gelmesi veya böyle bir fiili tahakkuk edeceğine dair kafi delilin mevcut olması halinde ve hatta fiil şirketçe bir tazminatın tediyesini icap ettirmeyecek olsa dahi, durumun derhal sigortacıya bildirileceği ve sigortacının mevzu bahis kişilerin müteakip fiillerinden mesul olmayacağı,
e) Bu poliçe tahtında bir tazminatın tediyesini icap ettirecek herhangi bir vakanın meydana gelmesi halinde sigorta ettirenin, sigortacıya suçlulara karşı dava açmasını, takip ve tahsilde bulunabilmesini temin edecek her türlü evraktı vermeyi taahhüt ettiği,
f) Sigortacı tarafından herhangi bir tediyede bulunulmadan evvel, sigortalının hasar hakkındaki her türlü ayrıntıyı ve kat'i hasar miktarını sigortacıya bildirileceği,
g) Hasardan sonra suistimal yapan personelin tekrar sigortası söz konusu olmadığından bu personele ait teminat miktarının toplam sigorta miktarından tenzil edileceği" olduğu,
poliçe özel şartlarında; zarara uğratan fiilin / rizikonun suç olması gerektiğine dair bir ibare bulunamadığı gibi ceza dosyasında sanığın cezalandırılmasına karar verildiği bu şekilde poluçe şartlarının gerçekleştiği , TTK m 1409 hükmü gereği Sigortacı; sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu ,sigorta ekspertiz raporunda zararın 20.09.2011- 12.11.2012 tarihleri arasında 66.210,31TL , 08.05.2012- 2013 tarihleri arasında 112.247,26TL olarak belirlendiği, savcılık raporunda belirlenen zararın 125.588,40TL olduğu, sigortacının zarardan sigorta limiti ile sorumlu olması ve her iki raporda da zararın sigorta limitlerinin üzerinde belirlenmesi nedeni ile davalı şirketin poliçe limitleri ile sorumlu olacağı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu olayın niteliği itibariyle TCK madde 155/2 de düzenlenen "Güveni Kötüye Kullanma" suçu olup sanık hakkında yapılan yargılamanın halen devam ettiği, nitekim ilgili dosyanın Yargıtay'da temyiz incelemesinde olduğu, kesinlemiş herhangi bir karar olmaksızın bekletici mesele sayılan Ceza Yargılaması sonuçlanmadan karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte sanığın iddia edilen fiili işlemiş olsa dahi ilgili zararların teminat dışı olduğu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte muafiyet bedelinin tazminat tutarından mahsubu gerekirken aksi karar verilmiş olmasının poliçe şartlarına aykırı olduğu, ayrıca davacı şirketin yöneticisinin beyanları dikkate alındığında rizikonun gerçekleşmesi sırasında kasta varan kusuru olduğunun açıkça anlaşılacağı, bu nedenle tazminat miktarı belirlenirken TTK 1448. maddesi uygulanmak suretiyle, sigortalının hasarın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşıldığında, kusuru oranında hasardan indirim yapılması gerekirken bu hüküm uygulanmaksızın karar verilmesinin sigorta hukukunun emredici kurallarına aykırılık teşkil ettiği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, TTK m 1472 uyarınca, Akaryakıt Paket Poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalıdan rücuen tahsili taleplidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 5.123,25 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 1.280,81 TL harcın düşümü ile kalan 3.842,44 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/07/2026
Başkan Üye Üye Katip