T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO : 2022/750
KARAR NO : 2026/1434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 06/12/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/322 E., 2021/802 K.
DAVA : İstirdat
KARAR TARİHİ : 02/07/2026
YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Davalı ile imzalanan sistem kullanım anlaşması ve bağlantı anlaşmaları uyarınca ... için 2011 Mayıs - 2016 Nisan döneminde, ... için 2011 Şubat - 2015 Nisan döneminde %50 teşvik indirimi ile iletim bedeli ödendiği halde EPDK'nın 17/09/2020 tarih ve 9548 sayılı kurul kararı gerekçe gösterilerek 21.210,54 TL tutarında fatura düzenlendiğini, istenilen bedelleri çekince ileri sürmek suretiyle davalıya ödediklerini, davalı tarafından talep edilen ve ödedikleri bedelin dayanağı EPDK kurul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aksi düşünülse dahi bu kararın yürürlüğe girdiği tarihten sonra hüküm ve sonuç doğuracağını, EPDK kurul kararına dayanılarak şirket aleyhine geçmişe yönelik olarak borç tahakkuk ettirilmesinin yasaya uygun olmadığını öne sürerek yapılan ödemenin yaptıkları ödemenin 18/03/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili özetle: İdari yargı mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının ihtiyacı olan elektrik enerjisini sistemden çekerek kullanması sırasında ayrıca sistem kullanım bedeli ödemesi gerektiğini, ikinci kullanım durumunda indirimli tarifeden yararlanmasının mümkün olmadığını, buna ilişkin EPDK tarafından alınmış kurul kararı bulunduğunu, EPDK'nın aldığı kurul kararının aksine ya da buna aykırı olacak şekilde işlem yapmalarının mümkün olmadığını, geçmiş dönemde sistemden elektrik alınması sırasında ödenen sistem kullanım bedelleri için de %50 oranında muafiyet uygulanması nedeniyle zararları oluştuğunu, EPDK kurul kararı gereği davacıdan eksik alınan sistem kullanım bedelinin talep edilmesinin yasal düzenlemeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "....Her ne kadar davacı taraf EPDK'nın dayanak 9548 sayılı kurul kararının iptali için idari yargı yerlerinde dava açılmamış olsa da, bu kurul kararına dayanılarak işlem yapılması ve bunun da sözleşmelere aykırı olduğunun ileri sürülmesi halinde sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar yönünden görevli olan adli yargı mahkemelerinin somut olayda olduğu gibi görevli ticaret mahkemesinin kurul kararının normlar hiyerarşisine uygun olup olmadığını denetleme, düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olduğunun tespit edilmesi halinde kurul kararına dayanılarak yapılan işlem nedeniyle kendilerinden tahsil edilen bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; yukarıda da belirtildiği gibi EPDK nın kuruluş yasası gereği kamu adına güç ve yetki kullanan yapıya sahip olduğu, yaptığı işlemlerin ve aldığı kararların idari işlem niteliğinde olduğu tartışmasızdır. EPDK'nın aldığı kararlardan genel düzenleyici işlem niteliğinde olanları için Danıştay Yasasının 24/1-c maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da dava açılarak, genel düzenleyici işlem niteliğinde olmayan diğer karar ve işlemler için ise idari yargılama usul yasası gereği ilk derece idare mahkemelerinde dava açılarak karar ya da işlemin iptali sağlanmadığı sürece bu karar ve işlemlerin enerji piyasası bileşenleri yanında somut olayda olduğu gibi mahkememiz yönünden de bağlayıcı olacağı tartışmasızdır. Tamamen idari yargı yerlerinin denetimine tabi olan kurul kararının normlar hiyerarşisine uygun olup olmadığının adli yargı mahkemeleri eli ile denetlenmeye çalışılması en basit deyimi ile adli yargı mahkemelerinin görev alanlarının dışına çıkarak başka bir yargı alanının görev alanında bulunan konularda karar vermeleri sonucunu ortaya çıkarır ki, bu durumun hukuk devleti düzenlemesi içerisinde kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkememiz yukarıda belirtilen görüşe sahip olup EPDK'nın kurul kararlarının genel düzenleyici işlem niteliğinde olması halinde Danıştay'da açılacak iptal davası ile, genel düzenleyici işlemler dışındaki işlem ve kararlar aleyhine ise idari yargı yerlerinde açılacak iptal davası ile ortadan kaldırılmaları sağlanmadığı sürece bu kararların herkes için bağlayıcı olduğu, iptal için idari yargı yerlerinde dava açılmamış ise bu kurul kararının uygulanması nedeni ile, somut olayda olduğu gibi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan sorunlar ortaya çıktığında adli yargı mahkemelerinin, somut olayda olduğu gibi ticaret mahkemesinin kurul kararının normlar hiyerarşisine uygun olup olmadığını görev alanı dışına çıkarak, idari yargı mahkemelerinin görev alanına girip değerlendirme yapmalarının mümkün olmadığı, bu haliyle EPDK'nın iptal edilmediği için herkes açısından bağlayıcılık taşıyan 17/09/2020 tarih ve 9548 sayılı kurul kararına uygun biçimde işlem yapma zorunluluğu bulunan davalının bu karar uyarınca geriye yönelik olarak muafiyetin sadece sisteme elektrik enerjisi verilmesi sırasında uygulanacağı, sistemden elektrik enerjisi çekilmesi sırasında yani alış yönünde muafiyetli tarifenin davacı hakkında uygulanamayacağı şeklindeki kurul kararına uygun biçimde uyuşmazlığa konu faturaları düzenlediği, kurul kararı iptal edilmediği için bu karara uygun şekilde faturaların hazırlandığı, davacı vekilinin 11/10/2021 tarihli dilekçesinde fatura bedellerinin EPDK'nın belirlediği ilkelere göre hazırlanmasında tarifelere aykırılık ve hesap hatası bulunduğu şeklinde itirazları olmadığı biçimindeki beyanı da dikkate alınarak davanın reddi...." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: EPDK kararının iptali için açılan davanın derdest olup bekletici mesele yapılması gerektiği, geçmişe yönelik uygulama yapılamayacağı, kurul kararının yürürlüğe girdiği tarihte sonuç doğurabileceği, ayrıca kurul kararının mevzuata aykırı olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, sistem kullanım anlaşması nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin istirdadı taleplidir.
Davacı ... ... A.Ş. ... ve ... için %50 teşvik indirimi ile iletim bedeli ödedikleri halde 17.09.2020 tarihli EPDK kurul kararı ile indirim teşvikinin sadece üretim tesislerinin veriş yönündeki sistem kullanım bedelleri üzerinden uygulanması gerektiğine karar verilince davalı kurumun bu kararı gerekçe göstererek alış yönlü iletim sistemi kullanım bedeli için 12.936,61 TL, 21.210,54 TL olmak üzere iki fatura düzenlendiğini, kararın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki döneme uygulanabileceği ileri sürülerek çekinceli olarak ödemek zorunda kaldıkları fatura bedellerinin iadesini talep etmiş, davalı idare ise uyuşmazlığın özellikle idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece Danıştay veya idari yargı yerlerinde kurul kararının iptali için dava açılmadığı müddetçe adli yargı için de bağlayıcı olduğu yönünde görüş bildirilmiş, Dairemizce UYAP üzerinden resen yapılan araştırmada da Danıştay 13.Hukuk Dairesi'ne yapılan başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
17.9.2020 tarih 9548 sayılı kararda; EPDK Başkanlığı'nın 15.9.2020 tarih 52111265-110.99-38944 sayılı Başkanlık Makamı müzekkeresi çerçevesinde 6446 sa EPK Geçici 4. Maddesi 1. Fıkrası (a) bendi kapsamında sistem kullanım bedelleri üzerinden uygulanan indirim teşvikinin sadece üretim tesislerinin veriş yönündeki sistem kullanım bedelleri üzerinden uygulanmasına karar verildiği tespit edilmiştir.” dendiği, kanun maddeleri içeriğinde böyle bir ayrımın bulunmadığı, ... tarafından ilgili yazı gerekçe gösterilerek geriye dönük fatura tanzim edildiği, ancak EPDK'nın maddeyi yorumlayarak böyle bir karar aldığı, kanun maddesinde ayırım olmadığı gibi davalının bu yazıya dayanarak geçmişe yönelik olarak fatura düzenlemesinin yasal dayanağının olmadığı, EPDK'nın kararının da geriye yürümesinin mümkün olmadığı gözetilerek mahkemece davacının istirdat talebi hakkında hesaplama yapılarak karar verilmesi gerekirken davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi Dairemizce hatalı bulunmuştur.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/(1).a.6 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK 353/1.a.6 madde gereğince, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2021 tarih, 2021/322 E., 2021/802 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,
3-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; HMK 353/1.a ve 362/1.g maddeler gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 02/07/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...