T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2022/477
KARAR NO : 2025/298
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç.Dr. ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/01/2022
ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/62 E.-2022/9 K.
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkili kooperatifin davalının da aralarında bulunduğu 206 ortağına konutlarını tahsis ettiğini ve tapularını verdiğini, bu ortaklardan bazılarının parasal yükümlülükleri yerine getirmemek için birer birer kooperatiften istifa ettiklerini, kooperatifte konutunu edinememiş yaklaşık 80 üye bulunduğunu, müvekkili kooperatifin 16.04.2019 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı alındığını ancak kararın Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/237 E. sayılı kararı ile iptal edildiğini, müvekkili kooperatifin konutunu edinememiş üyelerin mağduriyetlerini gidermek için faaliyetlerine devam ettiğini, davalının Yenimahalle 1. Noterliğinin 25.04.2014 tarih ve 10965 Y. nolu istifanamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı ... Parsel D Blok 11 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline ve müvekkili kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde daire bedelinin belirlenebilir hale gelmesinden sonra artırmak üzere şimdilik 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş;
10.01.2022 tarihli harç tahsil makbuzu ile dava konusu taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden eksik harcı tamamlamıştır.
Davalı vekili; müvekkilinin peşin bedelli satış yöntemi ile davalı kooperatife üye olduğunu, kesin maliyet bedeli belirlenen konutun üyelik ve aidat, konut kesin maliyet bedeli, şerefiye bedeli ve genel giderlerini eksiksiz ve zamanında ödediğini, ana sözleşmenin 62. maddesine göre kendisine bağımsız bölümünün tahsis edildiğini ve tapu işlemlerinin yapıldığını, 23.02.2014 tarihli genel kurulda kooperatife üye olup ev sahibi olamayan üyelerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ev sahibi üyelerden alınmasına karar verilen 5.000,00 TL.'yi de ödediğini, ana sözleşmenin 20. maddesindeki "Kooperatiften ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğu, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam eder." hükmüne uygun olarak ödemesini yaptığını ve kooperatif başkanının yönlendirmesiyle 25.04.2015 tarihinde istifanamesini gönderdiğini, istifasının aynı tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edildiğini, istifasından bir yıl sonra talep edilen SGK ve iskân parasını ödediğini, hem istifa ettiren, hem de iş bu davayı açan kooperatif yönetiminin kötü niyetli olduğunu, eşitlik ilkesine aykırı olarak istedikleri kişilere dava açıp, istemedikleri kişilere dava açmadıklarını, yapılan suç duyurusu sonrasında Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinde 2020/1371 E. sayılı dosyası ile yargılandıklarını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesindeki 3 yıllık zaman aşımı süresinin müvekkilinin istifa kabul tarihi 25.04.2014 tarihinden hesaplanmak üzere dolduğunu, davacı kooperatifin ana sözleşmesinin 6. maddesindeki amaçları çoktan yitirdiğini, konut ve tesis inşa etmediğini, 6 yıl önce ferdileşme yapılmasına rağmen kooperatifin dağılma yoluna gitmediğini savunarak, müvekkilinin fazla ödemelerinin tespiti ile ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile birlikte müvekkiline iadesine, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca ortaklar, kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittiler.
Davacı kooperatife girerken toplu ödeme yaptığından peşin ödemeli ortak olduğu ve kooperatifçe davalının peşin ödemeli ortak olarak üyeliğe kabul edildiği çekişmesizdir.
Davacı ferdileşme sonrasında istifa edip ortaklıktan ayrılmış, istifası da kabul edilmiştir. Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesinin 5983 sayılı Kanunu'nun 2. maddesi ile değiştirilen 2. fıkrası hükmüne göre; amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar. Kanunun 27/son cümlesinde, ortaklığın düşmesinin ortağın ana sözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının sona ermesini gerektirmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı ... ...'ın davacı kooperatife üye olduğu, kesin maliyet bedeli belirlenen konutun üyelik ve aidat, şerefiye bedeli ve kooperatif giderlerini eksiksiz ve zamanında ödediğine dair makbuz suretlerinin mahkememize sunulduğu, davalının 25.04.2014 tarihli istifaname ile üyelikten ayrıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamından; davacı kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunun 7/a maddesinde kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bazı kooperatif ortaklarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine anılan genel kurulun iptali istemiyle açılan dava sonucunda anılan tasfiyeye ilişkin maddenin iptaline karar verildiği, taraf vekillerince hükmün istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064 E., 2021/438 K. sayılı kararıyla HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, ancak söz konusu kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Buna göre; davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olduğu, tasfiye halinde bulunan kooperatiflerde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81-2. maddesi uyarınca kooperatiften çıkan ortağın konutunun çıkma sebebiyle geri alınamayacağı, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile tasfiye halinden çıkan kooperatifin aynı taleple başvuruda bulunabileceği, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle bu istemde bulunamayacağı, yine davacı kooperatifin başka bir üyesi ile benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarih ve 2021/1753 E., 2021/1657 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı kooperatif üyesinin Yenimahalle 1. Noterliğinin 25.04.2014 tarih ve 10965 Y. nolu istifanamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, ortağın çıkma iradesini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleştiğini, istifa etmiş üyelerin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş oldukları konutları iade etmeleri gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre bunun tek istisnasının Kooperatifler Kanunu madde 81/2 hükmü olduğunu, anılan maddede, "Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmünün düzenlendiğini, ancak müvekkilinin dağılma sürecine girmediğini, 2019 yılı genel kurulunda alınan tasfiye kararının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/237 E. sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal edilen kararın baştan itibaren geçersiz ve hukuk düzeninde hiç doğmamış sayılacağını, müvekkili kooperatifte konut alamamış üyeler olduğundan amacına ulaşmadığı gibi dağılma sürecine de girmediğini, buna göre davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesi kararı bozularak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava; ortaklıktan istifa sebebiyle ortaklığa bağlı olarak ferdileştirilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili, bunun mümkün olmaması halinde değerinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesinin gerekçesinde yer alan Dairemizin 10.11.2021 tarih ve 2021/1753 E., 2021/1657 K. sayılı kararının, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.01.2023 tarih ve 2021/6587 E., 2023/73 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş ise de; aynı davacı Kooperatif tarafından davalı ile aynı durumdaki diğer istifa etmiş üyeler aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davalarında, aynı Dairenin 13.11.2024 tarih ve 2024/972 E., 2024/4029 K., 23.10.2024 tarih ve 2024/258 E., 2024/3646 K,, 10.10.2024 tarih ve 2024/1403 E., 2024/3337 K., 16.09.2024 tarih ve 2024/548 E., 2024/2691 K. Ve 16.09.2024 tarih ve 2024/547 E., 2024/2690 K. sayılı kararlarıyla;
"3-Çıkma (istifa) halinde üyenin kooperatiften talep edebileceği tazminat ve koşulları Kooperatifler Kanunun’nun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan aynı Kanunun 81/2. fıkrası "Yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır…. Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar…" hükmünü içermektedir.
4-Yukarıda anılan KK. m.17 ve 81/2. fıkranın dava ile ilgili kısımları birlikte değerlendirildiğinde kural olarak konut kooperatiflerinden çıkan veya çıkarılan üyelerin tazminat talep edebilecekleri istisnaen kooperatif "amacına ulaşmış ve tasfiyeye girmişse" istifa eden ortağa tahsis edilen konutun geri istenemeyeceği sadece tasfiye masraflarının kendisinden talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Kooperatifin amacına ulaşması ise "kooperatifin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi" şeklinde ifade edilmiştir.
5-Somut olaya döndüğümüzde, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatif amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi, genel kurulun "tasfiyeye girme" kararı Ankara 6.Ticaret Mahkemesince iptal edildiği ve bu kararın 26.4.2021 tarihinde kesinleştiğinden ve Genel Kurul Kararları'nın mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Dolayısıyla davacı kooperatifin "tasfiye hali de" hiç gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, KK.m.81/2. fıkrasında "taşınmazın geri istenememesi" için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğeri tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemenin bu hususları dikkate alarak KK. m. 23. çerçevesinde davacının terditli talepleri ayrı ayrı incelenerek bir karar vermesi gerekirken yasa hükmü yanlış yorumlanarak ve kooperatifin fiili durumu gözetilmeden davanın reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür." gerekçesiyle, Dairemiz kararlarının bozulmasına karar verilmiş; Dairemizce bozma kararlarına uyularak kararlar verilmiştir.
Dosya ve UYAP kayıtları kapsamından; davacı kooperatifin tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğinden amacına ulaşmış sayılamayacağı, genel kurulun tasfiyeye girilmesine dair 14.04.2019 tarihli genel kurulunun ilgili maddesinin iptaline karar verildiği, bozucu yenilik doğuran kararlardan olduğundan genel kurul kararının iptali ile genel kurul kararının geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı, dolayısıyla tasfiye halinin hiç gerçekleşmediği, Kooperatifler Kanununun 81/2. maddesindeki taşınmazın geri istenememesi şartları olan kooperatifin amacına ulaşması ve tasfiyeye girmesi şartlarının davacı kooperatif açısından gerçekleşmediği, bu nedenle anılan hükmün somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmış, davacı kooperatifin dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep hakkı bulunduğu kabul edilmiştir.
Ne var ki, dava dilekçesi ile birlikte talep edilen dava konusu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması talebi İlk derece Mahkemesince kabul edilmiş ve teminat karşılığı ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş ise de, teminat yatırılarak bu kararın infazının sağlanmadığı, bu arada taşınmazın el değiştirdiği, en son satış sebebiyle 13.04.2023 tarihinde dava dışı Kemal Ölçün isimli şahıs adına tescil edildiği görülmüştür.
Buna göre Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek davanın kabulüne ve davacının terditli talebi olan, taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.01.2022 tarih ve 2021/62 E., 2022/9 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın KABULÜNE, 385.000,00 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 26.300,00 TL. karar ve ilam harcından, peşin alınan (170,78+6.574,84=) 6.745,62 TL.'nin mahsubu ile 19.554,38 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, 61.600,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 238,58 TL. ilk masraf, 193,50 TL. tebligat gideri, 102,80 TL. posta gideri, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 220,70 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.555,58 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içinden alınarak yatırana iadesine,"
II-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
III-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
19.03.2025 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza