T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO : 2022/406
KARAR NO : 2025/297
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç.Dr. ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/417 E.-2021/843 K.
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkili kooperatifin aralarında davalının da bulunduğu ortaklarının bir kısmına konutlarını tahsis ederek tapularını vermesine rağmen yaklaşık 130 ortağına konut tahsisi yapamadığını, konutlarının tapusunu alan ortakların aidat ödememek için birer birer istifa ettiklerini, istifa eden ortağın kooperatif sayesinde elde ettiği konutu geri vermesi gerektiğini, bunun karşılığında (alt yapı giderleri dışındaki) ödediğini geri isteme hakkının bulunduğunu, 17.09.2017 tarihinde yapılan genel kurulun 4 nolu gündeminde 1163 sayılı yasanın 17 ve ana sözleşmenin 15. maddelerine göre hesaplaşma yapılarak çıkan ortağa ödenmesi ve tapu iptali için dava açılması karar alındığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere istifa tarihinden bugüne dek işgalci durumunda olması nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının ödemiş olduğu aidatlardan genel giderler düşüldükten sonra kalan kısmın davalı adına depo edilmesine, davalı adına kayıtlı ... parsel, F Blok 24 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline, davalının müdahalesinin önlenmesine, taşınmazın boş olarak müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin kesin maliyet bedeli belirlenen konutun üyelik ve aidat, şerefiye bedeli ve koperatif genel giderleri eksiksiz ve zamanında ödediğini, ana sözleşmenin 62. maddesine göre 08.07.2009 tarihinde kendisine dava konusu taşınmazın tahsis ve teslim edildiğini ve tapu işlemlerinin yapıldığını, ana sözleşmenin 20. maddesindeki "Kooperatiften ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğu, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam eder." hükmüne uygun olarak iki yıllık sorumluluk bedelini ödediğini, müvekkilinin adına tapulu taşınmazı kullandığını, haksız işgal tazminatı isteminin hukuken dayanaksız kaldığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesindeki üç yıllık zaman aşımı süresinin müvekkilinin istifa tarihi olan 31.07.2015 tarihinden hesaplanmak üzere dolduğunu, zaman aşımına rağmen müvekkilinden tapusunun istenmesinin yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin tapuyu davacıdan almadığını, bu yönüyle husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde bahsi geçen genel kurul kararına karşı Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/237 E. sayılı dosyası ile de iptal davası açıldığını savunarak, davanın husumet, yetki, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Davalı ... Sincan 5 no.lu Noterliği aracılığıyla göndermiş olduğu 31.07.2015 tarihli ve 15665 yevmiye numaralı istifanamesi ile 23.02.2014 tarihli genel kurul kararı gereği 5.000,00 TL, 05.07.2015 tarihli genel kurul kararı gereği de 6.000,00 TL aidat ödediğini, kooperatife herhangi bir borcunun kalmadığını belirterek, istifa ettiğini bildirmiştir. Davacı kooperatif yönetim kurulu ise davalının bu istifasını 31.07.2015 günlü 121 sayılı toplantısında kabul etmiştir. Fakat yönetim kurulu kararında, davalının kooperatiften edinmiş olduğu konutu istifası nedeniyle iadesi etmesi gerektiği ya da etmemesi yönünde herhangi bir karar alınmamıştır.
Davacı kooperatifin 17.09.2017 günlü genel kurulun gündemin 4. maddesinde; "4. Kooperatifler Kanununun 13. maddesine göre noterden istifasını bildiren veya istifa eden bu istifası da yönetim kurulu tarafından kabul edilerek üyelikten çıkan üyenin bu istifası, bu nedenle kooperatiften sağladığı faydaların örneğin aldığı tapunun kooperatife iade zorunluluğu vardır. Her ne kadar istifa eden üyenin anasözleşmenin 20. maddesine göre iki (2) yıl süreyle sorumluluğu varsa da bu süre hemen hemen geçmiş durumdadır. Bu nedenle istifa eden ortakların tapuların iadelerini ve kooperatif adına tescili için dava açılmasına genel kurulda karar verilmesi oylamaya sunuldu oybirliği ile kabul edildi." şeklinde karar alınmıştır.
Öte yandan, davalının davacı kooperatif üyeliğinden ayrıldığı hususu davacı ve davalının kabulünde olup, davalının kooperatif üyeliğinin sona erdiğinin çekişmesiz olduğu; ..., ... parseli üzerinde yer alan ve ...'daki bağımsız bölümün davalı adına tapuda kayıtlı olduğu; kooperatifçe öngörülen giderlerin talep edildiği dönemde dava konusu konuttan davalının yararlanmakta olup olduğu açıktır.
İstifa eden ortağın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15. ve anasözleşmenin 17. maddesi uyarınca, kooperatiften ayrıldığı yılın bilançosunun görüşüldüğü genel kuruldan bir ay geçtikten sonra, kooperatife ödediği miktarları talep edebileceği tabîdir.
Kural olarak, kooperatif ortaklığından istifa edenlerin, kooperatifçe ortakları için yaptırılan daireler üzerinde hakkı kalmayıp, dairenin kooperatife iadesi ile ancak ayrıldıkları yıl bilançosuna göre payına düşeni talep edebilmesi mümkündür. Başka bir deyişle, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi gerekir (Yargıtay 23. HD. 13.12.2012 tarih ve 5200 E., 7357 K., 22.05.2012 tarih ve 769 E., 3526 K. Yargıtay 11. HD. 13.03.2008 tarih ve 2006/11210 E., 2008/3143 K., 13.03.2008 tarih ve 2006/11193 E., 2008/3190 K. sayılı ilamları).
Bu kuralın istisnası 1163 sayılı Kanun'un 81/2. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmü kabul edilmiştir. Bilirkişiler her ne kadar KK'nın 81/2. maddesini gerekçe göstererek, tasfiye haline girmiş olan kooperatifin artık tapu iptali isteyemeyeceğini belirtmiş iseler de, 5983 sayılı kanunla ilave edilen KK'nın 81/2. maddesindeki "... amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar. .." şeklindeki hükme göre "amacına ulaşılarak" denilmekte olup kooperatifin amacının tüm üyelerinin bağımsız bölüm sahibi olması olduğu ve dosyamızda davacı kooperatifin açıkta kalan üyelerinin olması sebebiyle yasada belirtilen şekilde bir tasfiye olmadığı açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacı kooperatifin halen bağımsız bölüm tesis etmediği üyeleri bulunduğu ve bu hususun eşitlik ilkesinin ihlali niteliğinde olduğunu, kooperatif her ne kadar tasfiye sürecine girmiş ise de KK'nın 81/2. maddesinde belirtilen şekilde henüz "amacına ulaşılarak" şartının gerçekleşmediği, bu nedenle davacı kooperatifin istifa eden üyelerden, 1163 sayılı Kooperatifler Yasasının 10. maddesinde düzenlenen "..istifa, ortaklıktan çıkma anlamına gelir ki, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade eder. Aksi halde, ortağın ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülükleri devam edecektir." hükmü gereğince tahsis edilen bağımsız bölümlerin tapusunun iadesini talep edebileceği, davalının, kooperatif ortaklığı istifa suretiyle sona erdiğine göre, ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi gerekeceği" gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile üzerindeki tüm takyidatlar ile birlikte davacı kooperatif adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı kooperatif tarafından aynı konuya ilişkin yirmiden fazla eski üyeye açılan dava olup bu davaların yarısından fazlasının ilk derece mahkemeleri tarafından hukuki yarar olmaması sebebiyle reddedildiğini, bu kararlardan birinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, bu kararlar sunulmasına rağmen İlk derece Mahkemesinin hiçbir emsal kararı dikkate almadığını, davacı kooperatifin ticaret sicili kayıtlarına göre tasfiye aşamasında olduğunu, müvekkilinin peşin ödemeli ortak olduğu hususunun İlk derece Mahkemesince göz ardı edildiğini, müvekkilinin tüm ödemeleri eksiksiz yapmış ve sorumluluklarını yerine getirmiş olması sebebiyle dava konusu bağımsız bölümün ana sözleşmenin 62. maddesi gereği müvekkili adına tescil olunduğunu, kooperatife karşı sorumluluğu kalmayan müvekkilinin çıkma hakkını kullandığını, İlk derece Mahkemesinin bu hususta yetersiz ve eksik inceleme yaptığını, müvekkilini ibra eder nitelikte ödemeleri eksiksiz ve peşinen yapmış olması sebebiyle borcu olmadığı ve bu sebeple istifasının kabul edildiğine dair yönetim kurulu kararı bulunduğunu, kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunda müvekkili de dahil istifa eden ve ibralaşılan üyelerin ferdileştirmelerinin kabul edildiğini, ardından müvekkili de dahil aynı üyeleri kapsayan bir karar alınarak konut alamayan üyelerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ödeme yapılması kararı alındığını, bu kararın müvekkili yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
1-HMK'nın 355. maddesi uyarınca yapılan incelemede;
Dava, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere1.000,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsili, davalı adına kayıtlı ... parsel, F Blok 24 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tescili, davalının müdahalesinin önlenmesi, taşınmazın boş olarak müvekkiline teslimi istemlerine ilişkindir.
20.11.2019 tarihli duruşmada davacı vekili taleplerini, davalı adına olan ... ... parsel 1. Etap 1. Kısım F-Blok 24 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili ile şimdilik 1.000,00 TL haksız işgalden kaynaklı ecrimisilin tahsili olarak açıklamış; İlk derece Mahkemesince de tarafların uyuşmazlık konuları özetlenirken talep, davacı kooperatifin davalı adına kayıtlı ... ... parsel 1. Etap 1. Kısım F-Blok 24 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına kaydının tescili ile haksız işgal alacağının tahsili talebinin dava tarihi itibariyle haklı ve yerinde olup olmadığı olarak belirlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297/(1)-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/(1)-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/(2). maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür.
Öte yandan Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi gereğince eksik harç tamamlanmadan müteakip işlemler yapılamaz.
İlk derece Mahkemesince öncelikle davacının nispi harca tâbi ecrimisil talebi yönünden davacıya süre verilmesi, re'sen eksik harcın tamamlatılması, harç ikmal edildiğinde yargılamaya devam edilmesi, aksi halde bu talep yönünden dosyanın işlemden kaldırılması, üç ay içinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlandığında da davacı tarafın ecrimisil ve müdahalenin men'i talepleri yönünden hüküm kurulması gerekirken herhangi bir işlem yapılmaması doğru olmamıştır.
Davacı tarafın bir kısım talepleriyle ilgili karar verilmemiş olması ve bu taleplerin reddedilmiş sayılmasının mümkün olmaması nedeniyle, davacı tarafın istinaf yoluna başvurmamış olmasının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.
Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de, somut olayda, bir kısım taleple ilgili hüküm kurulmamış olup, hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Bu durumda Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dairemiz kararının niteliğine göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2021 tarih ve 2019/417 E., 2021/843 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk derece Mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
19.03.2025 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza