T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2021/311
KARAR NO : 2025/289
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 27/11/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/671E., 2020/657K.
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan yazılı sözleşme ile müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı şirket tarafından kiralandığını, sözleşme gereğince aracın müvekkilinin şoförü tarafından kullanılacak olduğunu, çalışma esnasında IE sıra ve 651557 nolu tutanak ile müvekkiline ait aracın plakasına aşırı yükleme nedeniyle ceza kesildiğini, sözleşmede trafik cezalarından sorumluluğun kiraya verene ait olacaktır denilmekte ise de söz konusu cezanın şoförün kusurundan kaynaklanmadığını, söz konusu aracın yükleme işleminin davalı şirketin şantiyesinde doğrudan şirket çalışanlarınca yapılmakta olup yine yük ölçümünün de davalı şirket çalışanlarınca yapıldığını, dolayısıyla müvekkilin ya da şoförün yük miktarını denetleme şansı olmadığını, zira burada davalının kasti ve art niyetli davranışı nedeniyle ceza tesis edildiğini belirterek, davanın kabulü ile şimdilik 9.628,00 TL olan vergi ceza borcunun karar tarihine kadar işleyecek faiz, gecikme zammı vs. tüm yükümlülükleri ile beraber davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında imzalanan 31/08/2017 tarihli kira sözleşmesi kapsamında, müvekkilince yapımı üstlenilen ''Kadirli - Sumbas Yolu Km 0+000-9+661.414 arası Toprak İşleri Sanat Yapıları, Köprü, Üstyapı ve Trafik Güvenliği İnşaatı Yapım İşi''nde kullanılmak üzere Elibol İnşaat - ...'dan bir adet kamyon, sürücüsü ile birlikte kiralandığını, araca 20/10/2017 tarihinde EI seri 651557 sıra numaralı tutanak ve azami yüklü ağırlığı % 25'ten fazla aşma gerekçesiyle 9.628 TL trafik para cezası kesildiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile bunun öğrenildiğini, trafik cezasının haksız yere müvekkilinden talep edildiğini, davacının adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri çerçevesinde de işçisinin verdiği zarardan kusursuz şekilde sorumlu olduğunu talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "Dava, davacı tarafından ödenen trafik cezalarından davalının sorumlu olması gerektiği iddiasıyla açılan rücuen alacak davasıdır.
Davalı tarafça görevli mahkemelerin Sulh Hukuk mahkemeleri olduğu gerekçesi ile görev itirazında bulunulmuş ise de; davaya konu edilen aracın şoförlü olarak kiraya verilmiş olduğu, tarafların sıfatı da dikkate alındığında, uyuşmazlığın tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı buna göre görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Davanın tarafları arasında, 01/08/2017 tarihli taşeron-kiralayan sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmek suretiyle işin ifa edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlık, işin ifası esnasında davacıya ait araca kesilen trafik cezalarından kimin sorumlu olacağı hususunda toplanmaktadır.
Türk Borçlar Hukukunda sözleşmeye bağlılık ( Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Diğer bir ifade ile sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekte de, sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Doktrinde ise; sözleşmeler hukukunda ana kural, bir sözleşmenin kurulmasından sonra, tarafların yükümlülüklerini aynen yerine getirmek zorunda olmalarıdır. Bu konuda geçerli olan kural, akde vefa (söze bağlılık) ilkesidir. Bu ilkeye göre, bir sözleşme geçerli bir şekilde kurulduktan sonra, koşullar ne kadar değişirse değişsin taraflar sözleşmenin gereğini aynen yerine getirmek zorundadırlar (Bkz.Prof.Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuk-Genel Hükümler Genişletilmiş 17. Basım, Turhan Kitapevi, Sayfa 254).
Taraflar arasından imzalanan 01/08/2017 tarihli taşeron-kiralayan sözleşmesinde, davacının Taşeron-Kiralayan olarak, davalının ise Kiracı-İşveren olarak tanımlandığı, sözleşmenin 3.10 maddesinde; Taşeron-Kiralayan'ın nakliye esnasında Karayolu ve Trafik kurallarına uymakla yükümlü olduğu, oluşacak her türlü ceza-i ve mali trafik cezalarından sorumlu olduğu, gelecek cezalardan Taşeron-Kiralayan'ın sorumlu olduğu, Taşeron'un bunu ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiş olmakla, davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının sözkonusu olduğunu, davalının TTK 2. ve 3.maddesinde öngörülen dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı davrandığını, yapılan yüklemelerde kanuni tonaj sınırlamalarına uymanın davalı şirketin sorumluluğunda olduğunu, emsal Yargıtay içtihatlarının da bu doğrultuda olduğunu bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/671E., 2020/657K. sayılı dava dosyasında verdiği 27/11/2020 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL'den peşin olarak yatırılan 164,42 TL'nin düşümü ile kalan 450,98 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.
19/03/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544,000,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır