T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2020/605
KARAR NO : 2025/211
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : Doç. Dr. ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 10/10/2017
ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/677E., 2017/655K.
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, davacı kooperatifin 21/06/2015 tarihli genel kurulunda, kooperatifin devam eden konut inşaatlarınn maliyetinin karşılanması için her bir üyenin 9.500,00-TL ödemesi kararı alındığını, davalı aleyhinde Kayseri 6. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11125 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalı taraf, bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "...Mahkememizce alınan bilirkişi raporu bilimsel denetime elverişli, dosya kapsamı ile uyumlu ve konuyla ilgili Yüksek Yargı İçtihatlarına uygun bulunmakla hükme esas alınmıştır. Mahkememizce davacı kooperatifin davasında haklı olmadığı, icra takibi ile istenen alacağın hukukî bir dayanağının olmadığı değerlendirilmiş ve davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel mahkemenin karara esas aldığı bilirkişi raporunda hukukçu bilirkişiyi görevlendirdiğini ve bu şekilde hukuki değerlendirme temin etmek sureti ile münhasır yetkisini bilirkişiye kullandırdığını, kooperatifin 21/06/2015 tarihli genel kurul kararı ile getirilmiş bulunan 9.500,00 TL tutarındaki ödeme yükümlülüğü ile ilgili olarak kooperatif kayıtları üzerinde bir inceleme yapılmadığını, eşitlik ilkesinin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmediğini, ortak başına 9.500,00 TL ödeme yapılması kararı aleyhinde herhangi bir iptal kararının söz konusu olmadığını, kooperatif genel kurul kararlarının tüm ortakları bağladığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, davalı ortağın parasal yükümlülüklerinin tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından davacı kooperatifçe üyelerine tahsis ve teslim edilecek taşınmazların inşaatlarının etap etap yaptırıldığı, 26.03.2000 tarihinde, 1. etapta tamamlanan 207 adet bağımsız bölümle ilgili, kooperatifin toplam 830 ortağının katıldığı kura çekildiği, davalıya ait bağımsız bölümün de bu kura ile davalıya isabet ettiği, davacı vekilinin aksi savunulmayan beyanına göre kooperatifin henüz dairelerini teslim alamamış 150 kadar üyesinin dairelerinin inşaatının devam ettiği anlaşılmıştır.
Davacı kooperatifin 21.06.2015 tarihli genel kurulunda 6. gündem maddesinde, "...kooperatifin kalan inşaatların tespitinin yapılması, (kesin hesap) maliyetinin belirlenmesi, tahsilatının bir takvime bağlanmasını ve takvime bağlanan ve takvim süreci belirlenen tahsilat miktarlarının süresinde ödenmemesi durumun da geciken her bir ay için ayrıca aylık net %1,5 gecikme zammı alınması, kooperatif yönetim kurulu ile görüşüp kesin maliyeti belirlenen üyelerin kooperatiften izin almak kaydı ile borçlarının bir kısmının veya tamamının kooperatif yüklenicisi ile pazarlık yaparak borcunu ödemesi konusunda iş ve işlemleri yapmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesi" oy birliği ile kabul edilmiş,
7. gündem maddesinde de "Ortaklık aidatlarının belirlenmesi maddesine geçildi. Yönetim kurulu üyesi ... söz alarak ortakların kalan inşaatlar için inşaat maliyeti olarak yaklaşık 9.500.00 tl'nin bir önceki madde de görüşülerek kabul edilen hususlar doğrultusunda ortaklarımızın ödemesi gereken kesin maliyet bedellerinin yönetim kurulumuzun alacağı ödeme planı kararı doğrultusunda ortaklarımızın yükümlülüklerini yerine getirmesi veya yönetim kurulumuzdan görüşerek izin almak kaydı ile yükümlülüklerini müteahhide karşı yerine getirmesi kaydı ile üyelik aidatı alınmamasını teklif etti bunu üzerine oylamaya geçildi. Yapılan oylamada teklif oy birliği ile kabul edildi." şeklinde karar alınmıştır.
Davacı kooperatifin 21.06.2015 tarihli genel kurulunun 6. ve 7. gündem maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kooperatifin kalan inşaatlarının tamamlanması için her bir üyeden, yaklaşık olarak belirlenen 9.500,-TL'nin kooperatife veya kooperatif yönetim kurulunun izni ile yükleniciye avans olarak ödenmesine oybirliğiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açıldığı yolunda herhangi bir iddia veya savunma ileri sürülmediği gibi, dosyaya bu hususta herhangi bir delil de sunulmamıştır. Genel kurula bakanlık temsilcisinin katıldığı, toplantı ve karar nisaplarının oluştuğu, bir başka anlatımla genel kurul kararlarının yokluk sebeplerinin bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan, bilanço açığının kapanması veya ortağın kişisel sorumluluğunun artırılması halinde ek ödemeden söz edilebilir. Bu bağlamda, aidatların artırılması, tapu alınması için bazı giderlerin alınması, gecikme faizi, konutların yapımının hızlandırılması için ek aidat, çevre ve bahçe düzenlemesine yönelik alınan kararlar ek ödeme niteliğinde değildir. Bu gibi hallerde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 31/1 ve 52/1. maddelerindeki ağırlaştırılmış karar yeter sayısına gerek yoktur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 gün ve 2015/2278-2303 E.K, 05.07.2012 gün ve 2012/3297-4652 E.K ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2009 gün ve 2008/1237 E., 2009/11038 K., 05.11.2007 gün ve 2006/11109 E., 2007/13776 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Genel kurulca ödeme günü belirlenerek (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidat bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ve dolayısıyla mahkemece, iş bu dava genel kurul kararının iptali davasıymış gibi genel kurul kararlarının yerindeliği değerlendirilmiştir.
Ayrıca, bir kooperatif ortağına bağımsız bölümüne ait tapu kaydının adına tescil edilebilmesi için, ortağın taşınmazına yönelik olarak kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olması gerekmektedir. Davacı kooperatifçe, bu ilkeye uygun olarak, davalı ortağın bağımsız bölümünün adına tescili öncesinde, o tarih itibariyle borçları belirlenmiş, bu borçların ödenmesi üzerine ibra edilmiş ve tapu kaydı adına tescil edilmiştir. 14.02.2012 tarihli ibraname, tapu tescili öncesi hiçbir borcunun kalmadığının belirlenmesine yönelik olup, ileride doğacak borçların talep edilmeyeceği anlamını içermemektedir.
Kesin hesap üye borç tablosu belgesinde üyenin borcunun 31.05.2011 tarihi itibariyle belirlendiği açıkça yazılmıştır. Belge, "Kesin Hesap" tanımlamasını içeren başlık taşımakta ve kooperatif genel kurullarında bu ibare kullanılmakta ise de, kooperatifin inşaatlarının devam etmesi, belgede borç miktarının belirlendiği tarihin yazılı olması gözetildiğinde, ana sözleşmenin 61. maddesindeki kesin hesabın somut olayda söz konusu olmadığı, yapılan hesabın tapu tescili öncesi ortağın borcunun belirlenmesine yönelik olduğu açıktır.
Bu durumda ilk derece mahkemesince, davalının, kesinleşmiş genel kurul kararına dayalı olarak talep edilen, inşaat finansman gideri olduğu anlaşılan ödemeden sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davanın dayanağı olan icra takibinde, genel kurulca kararlaştırılan 9.500,00 TL. ile aylık %1,5 oranı üzerinden belirlenen 1.567,50 TL gecikme faizinin talep edildiği, davacı kooperatifçe üyenin ayrıca bir ihtarla temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan borcun ifası istenebileceğinden, gecikme faizinin, takip tarihi öncesi bir yıl için işletildiği, temerrüt faizi işletilmesinde bur usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın "Duruşma yapılmadan verilecek kararlar" başlıklı 353. maddesi, "(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;...b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;...2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,...duruşma yapılmadan karar verilir." hükmünü içermektedir.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/677E., 2017/655K. sayılı dava dosyasında verdiği 10/10/2017 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
" Davanın KABULÜNE, davalının Kayseri 6. İcra Dairesinin 2016/11125 sayılı icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin aynı koşullarla devamına,
Davalının itirazının haksızlığına karar verilen asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 11.067,50 TL.'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 756,00 TL. karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 189,00 TL.'nin mahsubuyla, kalan 567,00 TL.'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca 11.067,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafça yapılan 221,50 TL ilk masraf, 212,80 TL tebligat gideri-posta gideri, 800,00 TL bilirkişi ücreti ve 148,60 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.382,90 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,"
II-Peşin alınan istinaf karar harcının davacıya iadesine.
III-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
26/02/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544,000-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imza e-imza e-imza e-imza