T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1876 - 2024/1507
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2020/1876
KARAR NO : 2024/1507
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 16.09.2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/513 E., 2020/50 2K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı vekili, Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7351 E. sayılı dosyası ile borçlu aleyhine 63.077,32-TL bedelli icra takibi açıldığını ve ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlu tarafından bu ödeme emrine haksız olarak itiraz edildiğini, borçlunun itirazının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iptal edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında 14.07.2017 tarihinde yapılmış olan güvenlik danışmanlık hizmet sözleşmesi uyarınca müvekkilinin 2018 Mayıs ayına ait hakedişi için kesilmiş olan 091073 sıra numaralı 31.05.2018 tarihli, 091074 sıra numaralı 31.05.2018 tarihli, 091075 sıra numaralı 31.05.2018 tarihli, 091076 sıra numaralı 31.05.2018 tarihli dört adet faturanın bedelleri davalı tarafından ödenmediğini beyanla, davalı tarafından yapılan bu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, icra takibinin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ve davacı tarafında imza altına alınan danışmanlık hizmeti sözleşmesi uyarınca, müvekkili şirketin bulunduğu mekanlar ile bu mekanlarda bulunan üretim santralleri ve can ve mal güvenliğinin, emniyetinin sağlanması hususunda tüm görev ve sorumluluğun davacı şirkete ait olduğunu, davacının davaya konu icra takibine bakıldığında, takip miktarının 63.077,32-TL olduğunu, müvekkili şirketin davacı sebebi ile uğradığı zararın bahsedilen takip miktarı ile eşdeğer düzeyde olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...davacı ile davalı arasında 13/07/2015 tarihinde Danışmanlık Hizmeti Sözleşmesi imzalandığı ve davacı tarafından güvenlik hizmeti verildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır, ayrıca davacı tarafından düzenlenen fatura konusunda da bir çekişme olmayıp, davalının davacı tarafından hizmet verilen yerde gerçekleştiği iddia olunan hırsızlık olayı sebebiyle sorumlu olup olmadığı, zarar miktarı ve buna dayalı olarak faturaya ödememekle haklı olup olmadığıdır.
29/12/2017 tarihli tutanakta 1.200 metre uzunluğundaki kablonun 26/07/2017 tarihinde teslim alındığı, 28/12/2017 tarihinde sahada tespit edilemediğine dair şantiye müdürü ... imzasını taşıyan tutanak fotokopisi davalı tarafından sunulmuş ...'nin imza örnekleri alınmasına rağmen belge aslı davalı tarafından sunulacağı beyan edilmesine karşı sunulamamış olup fotokopi belge üzerinden imza incelemesi yapılamayacağından ve tanık mahkememizce dinlenmek üzere hazır bulundurulmadığından söz konusu belgeye itibar edilmemiş, davalı firmada şantiye şef yardımcısı olarak görev yapan ... İn'in ifadesinde söz konusu kabloların sahada bulunmadığının beyan edildiği, söz konusu iddia olunan hırsızlık olayıyla ilgili olarak Akyurt Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2018/1438 soruşturma no 2018/1120 karar nolu kararda ise olay yeri inceleme tutanağına göre şüpheli şahıs veya şüpheli bir durumun olmadığı soruşturmaya konu kabloların suça konu bir eylem neticesinde ortadan kaybolduğu izlenimini uyandıracak delilin bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla davalının söz konusu fatura bedellerinin ödenmemesine gerekçe olarak gösterdiği hırsızlık olayı ile ilgili hükme esas alınabilecek herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı ayrıca konu ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da değerlendirildiğinde davalının davacının vermiş olduğu hizmete dayalı düzenlenen faturayı ödememesini gerektirecek bir husus bulunmadığı takipten önce davalının temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla davanın 62.708,80-TL asıl alacak üzerinden kabulü ile davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden davacı lehine %20 inkar tazminatına..." karar verilmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Müvekkili şirket ve davacı tarafından imza altına alınan danışmanlık hizmeti sözleşmesi uyarınca, müvekkili şirketin bulunduğu mekanlar ile bu mekanlarda bulunan üretim santrallerinin, can ve mal güvenliğinin, emniyetinin sağlanması hususunda tüm görev ve sorumluluğun davacı şirkete ait olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği müvekkili şirketin her türlü zararının karşılanmasından davacı yanın sorumlu olduğunun kabul edildiğini, davacı firma ile müvekkili şirkete ait alanlarda güvenlik ve emniyetin sağlanması hususunda yapılan sözleşmeye rağmen, müvekkili şirkete ait 1.099 m. 240 nyy kablonun kaybolduğunu veya çalındığını, müvekkili şirketin şantiye şefi yardımcısı ... İn tarafından 1.099 m. kablonun sahaya indirildiğini, aradan geçen zamanda yapılan kontrolde bahsedilen kablonun sahada olmadığını ve bu sebeple de çalınmış veya kaybedilmiş olduğu ile bu kablonun korunmasınından davacının sorumlu olduğu noktasında jandarmaya ifade verildiğini, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını, bu noktada bahsi geçen kablonun ortadan kaybolmasından sonra müvekkili şirket tarafından aynı nitelikte 1.200 m. kablonun sipariş edildiğini ve kablolara 71.493,84 TL tutarında ödeme yapıldığını, söz konusu faturada 1.200 m. kabloya ödenen meblağdan yapılacak hesaplama ile görüleceği üzere; 1.099 m. tutarındaki kablo sebebiyle müvekkili şirketin 63.104,58 TL tutarında zararının olduğunu, söz konusu zarardan davacının sorumlu olduğu ve bu noktada da bahsedilen zararın davacı yanca karşılanması gerektiği hususunda davacı yana ihtarname gönderildiğini, esasen davacı yanın ihtarnameden önce de yapılan yazışmalar ile işbu husustan haberdar olduğunu, yerel mahkemeye sunulan ihtarname ile davacının güvenliğinden sorumlu bulunduğu sahadan 63.104,58 TL tutarındaki kablonun kaybolduğu veya çalındığını ve bu zararın ödenmesini talep ettiklerini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde bahsedilen zarar kaleminin önlenmesini, aksi halde söz konusu miktarın cari hesaptan düşüleceğinin davacı yana ihtaren bildirildiğini, davacı yan tarafından ise, söz konusu ihtarnamenin tebliğ alınmasına rağmen bahsedilen ödemenin gerçekleşmemesi sebebiyle belirtilen miktarın davacı yana ait cari hesaptan düşüldüğünü, davacının davaya konu icra takibine bakıldığında takip miktarının 63.077,32 TL olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketin dava sebebi ile uğramış olduğu zararın bahsedilen takip miktarı ile eşdeğer düzeyde olduğunu, müvekkili şirketin davacıya hiç bir borcunun bulunmadığını, kabloların kaybolmuş veya çalınmış olduğu hususundaki kusurun tespiti amacıyla yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile davacının bahse konu olaydan 1. dereceden ağır kusurlu izafe edildiğini, müvekkilinin takibe itirazda kötü niyetli olmadığını, bu nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatının kabulünün hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 E., 2020/502 K. sayılı dava dosyasında verdiği 16.09.2020 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.283,61 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan 1.071,00 TL'nin mahsubu ile kalan 3.212,61 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
06.11.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2024
Başkan Üye Üye Katip