T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2020/1556
KARAR NO : 2024/1535
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç. Dr. ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 30.06.2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/595 E., 2020/243 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sözleşme akdedildiğini, dava konusu fuarla ilgili müvekkili şirketin tüm edimlerini yerine getirdiğini, takip konusu faturanın keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2018/7484 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, sözleşmenin 36. maddesi gereğince Ankara Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek itirazın iptaline, fatura tarihi itibariyle avans faiziyle takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen fuar katılım sözleşmesinin nihai bir sözleşme değil ön sözleşme olarak imzalandığını, tarafların fuar tarihi tam olarak tespit edildikten sonra asıl sözleşmenin yapılması hususunu kararlaştırdıklarını, 002894 nolu fuar katılım sözleşmesinde ne fuar tarihi ne de davacı şirket unvanının tam olarak yer almadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olduğu kabul edilse dahi sözleşme bedelinin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, sözleşmenin geçerli bir sözleşme olarak düşünülse dahi davalı müvekkilinin 29/12/2017 tarihinde yapmış olduğu beyanının 120 gün öncesinden davacıya yapıldığının mahkemece kabul ve tespiti gerektiğini, müvekkilinin süresi içerisinde vazgeçme beyanınında bulunduğu ve sözleşmenin 8. maddesi gereği sözleşme bedelinin tamamını ödeme yükümlüğününden kurtulduğunu, 002894 nolu Fuar Katılım Sözleşmesinin bizzat davacı tarafça hazırlanıp fuarın gününün kendisi tarafından gün belirtilmeden Nisan 2018 olarak sözleşmeye yazıldığını, davacı tarafın sonuçlarına katlanmakla yükümlü ve sözleşme tarihindeki bu öngörülemezlik karşısında davanın reddi gerektiğini belirterek reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "...davanın mahiyetinin taraflar arasında kararlaştırılan fuar katılım sözleşmesinin sözleşme/ ön sözleşme mahiyetinin değerlendirilmesi ile buna ilişkin alacak iddiasıyla girişlen icra takibine itirazın iptalini içerdiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda incelenen icra dosyası, 26/04/2017 tarihli olup taraflar arasında gerçekleşen fuar katılım sözleşmesi başlıklı evrak içeriği, Ticaret Bakanlığının yazı cevabı hep birlikte değerlendirilmiştir. Hukukumuzda ön sözleşme koşulları henüz gerçekleşmediği için kurulması olanağı bulunmayan asıl sözleşmenin görevini yerine getirmek üzere oluşmuş bir sözleşme türüdür. BK.29 maddeye göre ön sözleşmenin geçerliği ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır, ön sözleşmenin konusu her zaman borçlandırıcı bir işlemdir. Bu suretle karşılıklı borç doğrulan sözleşmelere uygulanacak hükümlerin ön sözleşmelere de uygulanması gerekir. Bununla birlikte dosya kapsamında bulunan sözleşmenin incelenmesinde, tarafların sözleşmenin ön sözleşme niteliğinde olup olmadığına dair iradelerinin uyuşmadığı, bu suretle sözleşmenin ön sözleşme olduğu kabul görse dahi geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamındaki sözleşmenin değerlendirilmesinde başta nakliye olmak üzere müşteri temini, reklam gibi bir kısım yükümlülükleri de yüklendiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin netliği itibarıyla hizmet sözleşmesi vasfı taşımadığı nitekim sözleşmenin esaslı unsurları olan 16. 17. Ve 27. Maddelerine ilişkin belirlemelerin açık olduğu ve irade uyuşmazlığı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nine anlatılan nedenle iş bu sözleşmede bu suretle de taraf iradelerinin uyuşmadığı gözetildiğinde sözleşmenin geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır. Anılan nedenlerle geçersiz sözleşmeye istinaden her hangi bir sorumluluk yada borç doğmayacağı; geçersiz sözleşme ile borç altına giren tarafın yükümlendiği edimi ifadan kaçınabileceği hususları gözetildiğinde davanın reddine..." karar verilmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Yerel mahkemece itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun esas alınarak davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişinin kök ve ek raporlarının davanın reddine esas alınmasının yasallıktan ve dosya kapsamından uzak olması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, zira yerel mahkemenin hükmünde bildirdiği ve bilirkişinin öznel görüşlerinin aksine davaya konu sözleşmenin ticari ve bağlayıcı bir sözleşme olduğunu, salt sözleşmenin standa ve nakliyeye ilişkin kısımlarının boş olmasına dayalı tespitlerin de hatalı olup dosya kapsamına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin bir ön sözleşme olmadığını, tacir olan taraflar için bağlayıcı uluslararası fuar katılımına dair hizmet alımına ilişkin ticari bir sözleşme olduğunu; bilirkişinin ön sözleşme tespitinin dosya kapsamına ve bizzat davaya konu sözleşme kapsamına aykırı olduğunu, ön sözleşme kabulünün hukuki sonuçları konusunda da bilirkişinin hatalı değerlendirme yaptığının bizzat Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, davaya konu sözleşmenin uluslararası fuar katılım ve/veya hizmet sözleşmesi olmadığı tespitinin de yasallıktan ve dosya kapsamından uzak olduğunu, bu durumun Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu; işbu davaya konu sözleşme incelendiğinde, davalının nakliyesiz ve stantsız olarak fuara katılmayı kabul ettiğini, fuar alanında sergileyeceği ürünlerini Cezayir’e kendisi nakledeceği gibi, standın içerisinde bulunan masa, sandalye, raflar vb malzemelerin davalı tarafından temin edileceğini, nakliye yapılmaması ve/veya bu malzemelerin temin edilmemesi halinde uluslararası fuara katılıma dair hizmet alımı sözleşmesi yapılmadığından da bahsedilemeyeceğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak sözleşmeyi feshetmek istemesi ve ödemeleri mali durumu nedeniyle yapamayacağını ifade etmesinin neden raporda ve gerekçeli kararda irdelenmediğine verilecek yanıtın raporun hükme esas alınamayacağının somut kanıtı olarak kabul edilmesi gerektiğini, bir sözleşmenin kaşe ile bir şirket tarafından imzalanmasının, sözleşmenin taraflarca kabul edilmesi ve sözleşmeye konu edimlerin de yerine getirildiğinin sabit olması halinde, artık bu sözleşmedeki imzanın yetkili kişi tarafından atılmadığından bahisle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, fuar katılımı konusundaki hizmet ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/595 E., 2020/243 K. sayılı dava dosyasında verdiği 30.06.2020 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
13.11.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 14.11.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imza e-imza e-imza e-imza