T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1807 - 2024/1504
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2020/1807
KARAR NO : 2024/1504
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 18.09.2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/388 E., 2020/380 K.
DAVACI
DAVALI :
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, SS ... Kooperatifinin 2005 yılında küçük sanayi sitesi inşaatı amacıyla kurulduğunu, davacının kooperatifin kurucu üyelerinden olduğunu, kötü yönetim nedeniyle aradan geçen süreye rağmen inşaatın tamamlanamadığını, 2015 yılı denetleme kurulu raporunda kooperatifin iyi yönetilemediğinin ortaya konulduğunu ve yönetimin ibra edilemediğini, genel kurulda yeni yönetim seçilemediğini, bir ay sonra yapılan genel kurulda eski yönetimin yeniden seçildiğini, ilerleyen süreçte yönetim kurulunun yanlış uygulamalarının devam ettiğini, Ankara 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/68 D.İş sayılı delil tespiti dosyası kapsamında da inşaatta projeye aykırılıkların tespit edildiğini, davacının kooperatifteki aykırılıklarla ilgili olarak davalıya e-mail gönderdiğini, çözüm önerileri sunduğunu, uzlaşmacı bir tavırla mevcut durumun düzeltilmesi için tavsiyelerde bulunduğunu, ancak bu konuda dahi davacıya dönüş olmadığını, 13/01/2019 tarihli genel kurulda 60.000,00 TL olan aylık aidatın 200.000,00 TL'ye çıkarılmasına ve ödenmeyen aidatlara %4 gibi yüksek bir oranda aylık gecikme cezasının uygulanmasına davacının 1 ret oyuna karşılık 7 kabul oyu sonucu oy çokluğu ile karar verildiğini, davacının çözüm önerilerinden rahatsız olan ve keyfi yönetime devam etmek isteyen yönetim kurulunun davacıya Ankara 25. Noterliğinin 14/03/2019 tarih ve 04452 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek davacının toplamda 540.000,00 TL'lik ana para aidat borcunu ödemesi gerektiğini, aksi halde kooperatif ortaklığından çıkartılacağının bildirildiğini, davacı tarafından ihtarname üzerine kısmi ödeme yapıldığını, kooperatif yönetiminin kısmi ödemeyi dikkate almayarak Ankara 25. Noterliğinin 08/04/2019 tarih 05529 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek davacıya bir ay içinde aidat borcunu ödememesi halinde kooperatif üyeliğinden çıkartılacağının ihtar edildiğini, yönetim kurulunun 13.05.2019 tarihli toplantısında davacı hakkında ihraç kararı alındığını ve bu kararın Ankara 25. Noterliğinin 16.05.2019 tarih 7273 yevmiye nolu ihtarname ile davacıya bildirildiğini belirterek davanın kabulü ile kooperatif yönetim kurulunun 13.05.2019 tarihli ihraç kararının iptaline, %95'i bitmiş inşaatta kuraların çekilerek hissedarlar arasında paylaşım yapılarak davacının kendisine düşen bağımsız bölümleri satarak kooperatife olan borçlarını ödemesine imkan verilmesine, fahiş aidat ceza oranlarının makul seviyeye çekilmesine, ihraç kararının kabul edilmesi halinde hali hazırda %95'i bitmiş inşaat için davacı tarafından ödenmiş olan paranın dava tarihindeki rayiç değerinin tespiti ile bu paranın kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı kooperatifin bir yatırım kuruluşu olduğunu, bu kooperatifin sermaye gücü olanların kendi imkanları ile küçük sanayi sitesi kurmasını temin için kurulduğunu ve milli emlaktan bu sebeple tahsisli arsa temin ettiğini, ayrıca kooperatifin üstlendiği küçük sanayi sitesi yapım işini belli süre içerisinde yapmak zorunda olduğunu, genel kurulda alınan kararlara davacının itirazının olmadığını, davacının milli emlak ile yapılan sözleşmeye aykırı şekilde hisse satışı talep ettiğini, ancak diğer üyelerin bunu kabul etmediğini, kendi hissesini satmak istediğini, ancak çok fahiş bedeller talep ettiği için alıcı bulamadığını, kendisine özel rant sağlamak isteyen davacının önerileri kabul görmeyince husumet içinde genel kurulu dava etme, kendi kooperatifini belediyeye şikayet etme gibi yollara saptığını, bu husumetleri yaparken ne aidat borçlarını ödediğini ne de alınan kararlara uyduğunu, davacının kendisine bildirilen yasal ihtarlar sonucu birikmiş borcunun tamamını ödemesi gerekirken ikinci ihtardan sonra yaptığı kısmi ödemeden de söz edilerek ihraç kararında kalan borcunu yatırmamış olduğunun ikrar edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "... dava ihraç kararının davacıya tebliğ edildiği 17.05.2019 tarihinden itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde açıldığından, dava süresindedir. Yargıtay içtihatlarına göre genel kurulca ödeme gününün belirlendiği gün, gün belirlenmemiş ise ayın sonu ödeme günü kabul edilmektedir. Bu yönüyle davalının 27.04.2018 tarihli genel kurulda aylık aidatların her ayın son iş gününe kadar ödenmesi kararlaştırıldığından, üyelerin temerrüde düşürülmesine gerek olmaksızın borcun istenebileceği tarih belirlenen bu tarihtir. Ne var ki, kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde parasal yükümlülükleri yerine getirmeyen üyelere bu gerekçe ile çıkarma ihtarlarının gönderilebilmesi için ortağın parasal yükümlülüğünü 30 gün geçirmiş olması düzenlenmiştir. Sözleşme uyarınca davacıya gönderilen 1. ihtarın düzenlendiği 14.03.2019 tarihi itibari ile ana sözleşmenin 14. maddesi gereği ihtarda talep edilen Şubat 2019 ayı aidatının son ödeme gününden -yani 28 Şubat tarihinden- itibaren 30 gün geçmemiştir. 1. ihtarnamenin düzenlendiği tarih itibari ile davacı hakkında talep edilebilecek aidat borcu 2018 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları ile 2019 yılı Ocak ayına ilişkindir ve her ay için 60.000,00 TL olmak üzere 480.000,00 TL'dir. Ancak düzenlenen ihtarda talep edilen Şubat 2019 ayı aidatı son ödeme gününden 30 gün geçmekle ancak 31.03.2019 günü istenebilir hale gelmiş olacağından, son ödeme günü geçmeyen Şubat 2019 ayı aidatı olan 60.000,00 TL'nin talep edilmiş olması sebebi ile davacıya gönderilen 1. ve 2. ihtarnamelerin geçersiz olduğu anlaşılmakla, bu ihtarnamelere dayanarak ortak hakkında çıkarılma kararı verilmeyeceğinden ortaklıktan çıkarma kararının da usulüne uygun olmadığı ve iptali gerekeceği sonucuna varılmakla, davalı yönetim kurulunun 13/05/2019 tarih ve 2019/20 karar numaralı davacının ihracına yönelik kararının iptaline karar vermek gerekmiştir. Bu talep dışındaki taleplerin ise huzurdaki davada istenebilir olmadığı anlaşılmakla, ihraç kararının iptali dışındaki fazlaya yönelik taleplerin ise reddine karar vermek sonuç ve kanaatine varılarak..." denilerek davanın kısmen kabulü ile davalı yönetim kurulunun 13.05.2019 tarih ve 2019/20 karar numaralı davacının ihracına yönelik kararının iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Yerel mahkeme kararının dosyaya alınan bilirkişi raporuna dayandırıldığını, davacının borçları içinde yer alan ve 60.000 TL. olan 2019 yılının Şubat ayı aidatı üzerinden 30 gün geçmediği için davacıya gönderilen ihtarların geçersiz sayılmasına karar vererek ihraç kararını iptal ettiğini, oysa bu değerlendirmenin Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu zira, bilirkişi raporunda da yer aldığı gibi davalı kooperatifin 27.04.2018 tarihli genel kurulunda aylık aidatların her ayın son gününe kadar ödenmesinin kararlaştırıldığını, içtihatlara göre genel kurulun belirlediği tarihin kesin vade olduğunu, ortağın ayrıca bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan borcun ifasının istenebileceğini, kooperatiflerde belirleyici olanın genel kurul kararları olduğunu, ödemelerini genel kurulun belirlediği süre içinde (ait olduğu ayın sonuna kadar) yerine getirmeyen ortak için ayrıca ve genel kurulun kararına aykırı şekilde yeniden temerrüt süresi verilmesinin zorunlu unsur olarak görülemeyeceğini, bilirkişinin belirttiği muacceliyet tarihinden itibaren 30 gün geçmesi kuralının yasal olmayarak genel kurul kararına aykırı olduğunu, ortaklıktan çıkarılma kararının iptaline karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu, yerel mahkemece davacının bir kısım taleplerinin reddedilmiş olmasına karşın davalı kooperatif vekili lehine hükmedilmesine gereken vekalet ücretinin takdir edilmemesinin de hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
1-Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali; kuraların çekilerek ortaklar arasında paylaşım yapılması, davacıya düşen bağımsız bölümlerin satılarak kooperatife olan borçların ödenmesine imkan verilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmediğinden diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalının vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı ile ilgili olarak; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen davanın reddedilen kısmı için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemiş olması hatalı olup davalı vekilinin bu yöne ilişkin ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin sair istinaf sebeplerinin reddine.
II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/388 E., 2020/380 K. sayılı dava dosyasında verdiği 18.09.2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"1-Davanın kısmen kabulü ile davalı yönetim kurulunun 13/05/2019 tarih ve 2019/20 karar numaralı davacının ihracına yönelik kararının iptaline,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Alınması gereken 54,40 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 10,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 88,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 53,70 TL tebligat ve müzekkere gideri, 700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplan 753,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
8-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,"
III-Peşin alınan istinaf karar harcının davalıya iadesine.
IV-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin Dairemizce yapılmasına.
06.11.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 08.11.2024
Başkan Üye Üye Katip