T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2021/397
KARAR NO : 2026/1129
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 03/12/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/574E., 2020/706K.
ASIL DAVA : İtirazın İptali
KARŞI DAVA : Menfi Tespit
ASIL DAVA TARİHİ : 02/08/2018
DAVA : Tapu İptal ve Tescil
KARAR TARİHİ : 13/05/2026
YAZIM TARİHİ : 13/05/2026
Asıl ve birleşen davalarda davacı kooperatif vekili ile asıl davada davalı/ karşı davada davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili özetle:Davalı ...’ın yönetim kurulunun 15.01.2016 tarihi 2016/1 sayılı kararı ile ortaklığa kabul edildiğini, üyeliğe kabulünden sonra 26.01.2016 günlü 2016/2 sayılı yönetim kurulu kararıyla da 13 numaralı bağımsız bölümün ... adına ferdileşme işlemleri ile tapu tahsis ve tescil kayıtlarının kararlaştırıldığını, davalının kooperatif üye olması öncesinde (2015 yılı) ve sonrasında Genel Kurul karalarında üyelik aidatı olarak hisse bazında 5.000,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının üyelik tarihi olan 15.01.2016 tarihinden, 2018 haziran ayına kadar (Haziran ayı dahil) üyelik aidat bedeli olarak, 30 ay boyunca toplam 150.000,00 TL ödemesi gerekirken yalnızca 17.500,00-TL ödeme yaptığını, 132.500,00-TL tutarındaki üyelik aidatı borcunun ödenmediğini, icra dosyasında asıl alacak açıklamasında “Nisan 2016 - Temmuz 2018 kooperatif üyelik aidat bedeli’ yazılmışsa da alacak kalemleri incelendiğinde 2018 yılı Temmuz ayının istenmediğini, bu ayın açıklamada sehven yazıldığını, Borçlu davalının 26,5 aylık aidat bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini öne sürerek, itirazın iptalini ve takibin 132.500,00 TL üzerinden devamını,% 20’den aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Asıl davada davalı-karşı davada davacı ... vekili özetle: SS ... Konut Yapı Kooperatifinin asıl mesleği müteahhitlik olan ... tarafından, kendisinin yapmış olduğu daireleri vergiden muaf tutarak daha fazla kazanç elde etmek amacıyla kurmuş olduğunu, üyelerinin de eşleri, akrabaları, yakınlarından oluştuğunu, ilgili kooperatife ait olan ... parselde yer alan 4800 m2 olan arsanın 250 m2’sini ...’tan 18.09.2013 tarihinde noter onaysız beyaz kağıt Gayrimenkul satım-alım protokolü ile 65.000,00 TL tüm bedelle başkaca borcu olmadığı belirtilmek suretiyle peşin olarak alındığını, sonrasında Kooperatifte hissesi olan ...’dan ... parselde yer alan arsanın 4800 m2’den 250 m2’sine Ankara 52. Noterliği’nin 04.12.2013 tarih ve 32238 yevmiye nolu Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ile 5.000,00 TL bedel peşin verilerek alındığını, satış sonrası, ferdileşmeye gidildiğini, 47 daireli binada 3. kat 13 nolu bağımsız bölüm ...’a 29.01.2016 tarihinde 1175 yevmiye nolu tapu ile devredildiğini bedellerinin peşin ödendiğini, Davacı-Karşı davalı tarafından başlatılan Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2018/8799 E sayılı dosyasına itiraz edilerek durdurulduğunu savunarak, asıl davanın reddini talep etmiş, karşı davasında ise; borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/91 esas sayılı dosyasında davacı vekili özetle: Aynı hukuki sebeplerle açıklama yaparak, bağımsız bölümün davalı ... ...’e satıp tapuda devrettiğini ileri sürerek, ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilinin yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/91 esas sayılı dosyasında davalı ... ... vekili özetle: Davalının iyiniyetli üçüncü kişi olarak tapu siciline güven duyarak taşınmazı iktisap ettiğini, TMK 1023. maddesi gereğince davanın müvekkil davalı yönünden dinlenme olanağı bulunmadığını, diğer yandan 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu 81. maddesi "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. (Ek cümle: 5983 - 3.6.2010 / m.2) “Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.” amir hükmü karşısında davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/91 esas sayılı dosyasında Davalı ... vekili özetle: Davacı Kooperatifin başkanı olan şahsın aslında müteahhit olduğunu, taşınmazın peşin para ile satışının yapıldığını, ödenmemiş borç bulunmadığını, kooperatifin ise gerçek olmadığını, vergi borcundan kurtulmak için kullanıldığını, bu nedenle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı kooperatifin daha önce kendisi hakkında haksız şekilde icra takibi yapmış olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/141 Esas sayılı dosyasında davacı vekili özetle: Davaya konu ... parselde bulunan ... Apartmanı 3.Kat 13 nolu bağımsız bölümün dava dışı ... adına kayıtlı iken aidat borcunun ödenmemesi sebebiyle istifa eden ve kooperatifin bilgisi dışında dava dışı ...'e devredilen bağımsız bölümün tapu iptali ve tescili için Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/91 esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, dava sırasında tapu kaydına tedbir konulduğunu ancak dava tarihinden sonra bağımsız bölümün davalıya 11/03/2019 tarihinde devredildiğini, devir işlemlerinden davacı kooperatifin bilgisi olmadığını ve iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğunu bu nedenle öncelikle her iki dosyanın birleştirilerek, davalı adına devredilen bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince: "... asıl davada davalı-karşı davada davacı olan ...'ın kooperatif yönetim kurulunun 15/01/2016 tarihli 2016/1 sayılı kararı ile ortaklığa kabul edildiği, kooperatif yönetim kurulunun 26/01/2016 tarih 2016/2 sayılı kararı ile ... parselde bulunan bağımsız taşınmaz bölüm numaralarının biri asıl davada davalı-karşı davada davacı olan ... olmak üzere kararda adı geçen ortaklara ferdileştirme işlemleri ile tapu tahsis ve tescil kayıtlarının yapılmasına karar verildiği, incelenen tapu belgesine göre ... ilçesi ... parselde yer alan 4800 m2 arsanın 96/4800 hissesine isabet eden 3. Kat 13 nolu bağımsız bölümün tamamı kooperatif adına kayıtlı iken üyeler adına ferdileştirme işleminden dolayı asıl davada davalı-karşı davada davacı olan ...'a 29/01/2016 tarihinde devredildiği, ... eşi olan ... tarafından kurucu ortak ...'tan aralarında yapılan Gayrımenkul Alım-Satım Protokolu ile 65.000,00-TL bedelli satın alındığı, davalı tarafın sunmuş olduğu ödeme belgelerine göre taşınmaz ödemelerinin kooperatife yapılmadığı, tüm ödemelerin kurucu ortaklar ... ve ...'a yapıldığı, taraflar arasında yapılan bu adi satım sözleşmesi ile noterde yapılan gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin kooperatifin kurulması tarihinden önce yapıldığı, sözleşmelerde bu nedenle kooperatifin taraf olmasından bahsedilmeyeceği, incelenen kooperatif kayıtlarında ...'ın peşin ödemeli ortak olarak alındığı yönünden bir kararın bulunmadığı, kooperatif tarafından icra takibine konu edilen aidat alacağı dönemlerinin Nisan 2016-Temmuz 2018 olması, bu dönemlere ilişkin olarak kooperatif genel kurulu tarafından tespit edilen üye aidat miktarı, ...'ın ortak olduktan sonra yapmış olduğu ödeme miktarı dikkate alındığında kooperatife karşı aidat yükümlülüğünden kaynaklı 132.500,00-TL borcunun bulunduğu, bu nedenle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın yerinde olmadığı, asıl alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle davacının üye olduğu döneme ilişkin aidat borcunun ödenmemesi sonrası 2019 yılında üyelikten istifa etmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı şeklindeki kooperatif vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda da bahsedildiği üzere asıl davanın konusunun davacı kooperatif tarafından aidat borcu bulunduğundan davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu, buna mukabil karşı dava olarak açılan davanın konusunun ise aidat borcu bulunmadığından bahisle açılan menfi tespit davası olduğu, asıl dava ile alacak-borç durumuna ilişkin bir yargılama yapıldığından açılan karşı davada hukuki yarar bulunduğundan bahsedilemeyeceği, bu suretle karşı davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Birleşen davalar bakımından dosya incelendiğinde, kooperatifin ferdileştirmeye geçmesinden ve üyesi olan ...'a tahsis olunan dava konusu taşınmazın tapusunun verilmesinden sonra üyenin kooperatife borcu bulunsa dahi kendisine tahsis edilip mülkiyeti davalılara geçirilen bağımsız bölümün tapusunun kooperatif tarafından geri alınmasının mümkün olmadığı (bkz bu konuda Yargıtay 23. HD.'nin 2015/488 esas ve 2015/3088 karar sayılı 30/04/2015 tarihli ilamı), bu nedenlerle ...'ın aidat alacağı bulunduğundan bahisle açılan taşınmazı devralan davalılara karşı açılan tapu iptal ve tescile ilişkin birleşen dosyalar bakımından kooperatifçe açılan davanın reddine..." karar verilmiştir.
Asıl davada davacı/ karşı davada davalı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalının aidat borçlarını ödemediğinin dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiği, yine davalının aidat borçlarını ödemediğini yargılama sırasında ikrar ettiği, itirazın iptali davasının açıldığı tarihte ...'ın kooperatif üyeliğinin de devam ettiği, bu durumda itirazın iptali davasının açıldığı tarih itibariyle haklı olarak açıldığı, davalının kooperatif üyeliğinden istifası üzerine, açtıkları ve eldeki dosyayla birleştirilen tapu iptal ve tescil davaları ile asıl davanın konusuz kaldığı, davalı ...'ın müvekkil kooperatife üyelik başvurusu yaptığı, üyeliğe kabul edildiği, 17.500TL dışında hiçbir aidat ödemediği, dava dışı üçüncü kişilerle yaptığı bir takım adi sözleşmeleri delil göstererek dava konusu kooperatif dairesi için kooperatife bedel ödemeden daireye sahip olması gerektiğini iddia ettiği, kooperatiften istifa edip, kooperatiften aldığı daireyi de birleşen dava davalısına satarak, hiçbir bedel ödemeden daire sahibi olmaya çalıştığı, kooperatifin tasfiye sürecine girmediğinden davalının istifa etmesi, aidatlarını ödememesi sebebiyle, kooperatif dairesi üzerinde hakkının kalmayıp daireyi kooperatife iade etmek zorunda olduğu, davalının istifa etmesi üzerine istifası kooperatif tarafından da kabul edildiği ve kooperatif üyeliğinin son bulduğu, kooperatife ...'ın yerine herhangi bir üye de alınmadığı, ...'ın mülkiyetini hak etmediği daireyi ...'e devrettiği, ...'in de tapuyu davalı ...'a devrettiği, davalıların kötü niyetlerini açıkça ortaya koyduğu, diğer davalılar ... ve ...'un tapuyu iyi niyetle kazanmalarının söz konusu olmadığı, zira tapuda açıkça ''Tamamı S.S. ... konut yapı kooperatifine aitken Ferdileştirme işleminden'' yazdığı, ...'ın asıl dava olan itirazın iptali davasında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ile davalı aleyhine icra inkar tazminatı ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekteyken; Kooperatif henüz tasfiye sürecine girmediğinden davalının daireyi kooperatife iade etmesi ve birleşen tapu iptal tescil davası açısından davamızın kabulü ile tapunun kooperatif adına tescili gerekmekteyken yanılgılı gerekçeyle yanlış karar verildiği, mahkemece, itirazın iptali davasının kabul edildiği, üyeliği biten davalının daireyi kooperatife iade etmesi, ödediği aidat varsa onu istemesi ve davanın bu biçimde sonuçlandırılması gerekirken, diğer davalıların da tapuya güven ilkesinden yararlanamayacakları açıkken yanlış karar verildiği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asıl davada davalı/ karşı davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: Var olduğu iddia edilen fakat gerçekte var olmayan söz konusu kooperatif aidat borcunun söz konusu taşınmazın ferdileştirilmesi yapıldıktan, tapuda müvekkil adına tescili yapıldıktan sonra oluşturuduğu, müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığı, aksine müvekkilinin yapması gereken tüm ödemeleri davacı- karşı davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı olan ... ile aralarında imzalanan Gayrimenkul Alım – Satım Protokolü çerçevesinde yerine getirdiği, tapuda devir tarihi 29/01/2016, sözleşme tarihleri ise 18/09/2013 ve 04/12/2013 olan dairenin bedelinin peşin olarak ödendiği, 2018 yılının 7. ayında iki yıl geriye dönük olarak başlatılan icra takibiyle kooperatif hukuku bilmeyen müvekkilinin bu konudaki bilgizliğinin kötüniyetle kullanıldığı ve tüm borçlarını ödemiş olan müvekkilinin bu yolla dolandırıldığı, bu itibarla ilk derece mahkemesinin karşı davalarının reddi ile, esasen borçlu olmamasına rağmen müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin devamına karar vermesi nedeni ile tüm bu hususların yeniden değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken mahkemece hakkaniyetten uzak hukuka aykırı olarak karar verildiği nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Asıl dava; kooperatif üyeliğine bağlı olarak üyeye devredilen taşınmazın istifa ve borç nedeniyle iadesi, birleşen davalar tapu maliklerine yasal hasım olarak yöneltilen tapu iptali ve tescil istemlidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; birleşen davalarda davalıların kötüniyetli olduklarının ispat edilmemiş bu hususta delil bulunmamasına göre; asıl davada davacı/ karşı davada davalı vekili ile asıl davada davalı/ karşı davada davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Asıl ve birleşen davalarda davacı kooperatif vekili ile asıl davada davalı/ karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2-) a)Alınması gereken (732x3) 2.196 TL istinaf karar harcından, peşin alınan (59,30x3) 177,90 TL harcın düşümü ile kalan 2.018,10 TL harcın asıl davada davacı/ karşı davada davalı kooperatiften alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
b) Asıl davada alınması gereken 9.051,08 TL ile birleşen davalarda alınması gereken (732x3) 2.196 TL olmak üzere toplam 11.247,08 TListinaf karar harcından, peşin alınan (59,30x3= 177,90 + 2.144,1) 2.322,08 TL harcın düşümü ile kalan 8.925 TL harcın asıl davada davalı/ karşı davada davacı ...'tan alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13/05/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...