T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2021/660
KARAR NO : 2026/1131
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 09/12/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/1440E., 2020/733K.
DAVA : Tazminat
KARAR TARİHİ : 13/05/2026
YAZIM TARİHİ : 13/05/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Davacının 25/07/2007 tarihinde kooperatif üyeliğine alındığını, 30/07/2007 tarih ve 266 sayılı yönetim kurulu kararı ile B blok 2. Kat 10 numaralı dairenin müvekkiline tahsis edildiğini, davalı kooperatif yöneticileri hakkında kooperatif üyelerini dolandırmak suçundan ceza davası açıldığını, kooperatifin amacını gerçekleştirmekten uzaklaşması sebebi ile iflasına karar verildiğini, müvekkiline tahsis edilen dairenin dava dışı ...'ye satıldığını öne sürerek, müvekkiline daire tahsisinin sağlanmasını, bunun mümkün olmaması halinde kooperatiften konut yerine tazminat, diğer zarar sorumlularından ise daire rayiç bedelinin tespit ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili özetle; husumetin kooperatife yöneltilmesi gerektiğini, kooperatif ile mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığını, bu sebeple müvekkilleri yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, kooperatifin iflas etmesi ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılması sebebi ile kooperatifin tüm mal varlığı, hak ve alacaklarının iflas masasına geçtiğini, husumetin iflas masasına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkillerinin yönetici ve denetçi olduğu kooperatifte kura çekildiğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ödemeleri düzenli yapmadığını, bu sebeple davanın esastan reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı kooperatif iflas idare memurluğu vekili özetle: Davalı kooperatifin iflasına karar verildiğini, tasfiye işlemlerinin devam ettiğini, davacının iflas masasına başvurusunun bulunmadığını, dava öncesi iflas masasına başvurusu gerektiğini, davanın kayıt kabul davasına dönüştüğünü, davalı kooperatifin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldiğini, bu sebeple davacıya daire tahsisinin mümkün olmadığını, davacının halen kooperatif üyesi olduğunu, bu sebeple ödediği bedeli iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili özetle: Müvekkilinin 2009 yılında denetçi görevinde iken istifa ettiğini, kooperatifle herhangi bir bağının kalmadığını, davacının talebini iflas masasına yöneltmesi gerektiğini, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının kura sonrası üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini savunarak, davanın önce husumetten, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince: "... davacının 25/07/2007 tarihli ve 265 sayılı yönetim kurulu kararı ile davalı kooperatif üyeliğine alındığı ve halen kooperatif üyeliğinin devam ettiği ihtilafsızdır. Davalı kooperatif Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/525 Esas, 2011/54 Karar sayılı, 10/02/2011 tarihli kararı ile davadan önce iflasına karar verilmiş, yüklenici müteahhit kat karşılığı inşaat sözleşmesini feshetmiş, başkaca kooperatif üyesine konut tahsis edilmemiş olup, tahsis edilecek bir konut da bulunmamaktadadır. Bu sebeple davacıya konut tahsisi mümkün olmadığından, davacının konut bedeline yönelik talebi de kabul edilmemiştir.
Ödenen bedelin tazminine ilişkin talebi değerlendirildiğinde; Davacının kooperatif üyeliği devam etmektedir. Kooperatifler Kanunun 98. Maddesi yollaması ile Kooperatifler Kanununda hüküm bulunmayan hallerde TTK'nun anonim şirketlere ait hükümleri uygulanacağından, şirket ortakları ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceklerinden, ancak pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan ve İİK 196. Maddesine göre faiz ödemesinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılabileceğinden, kooperatife yönelik ödenen bedel yönünden davacının talebi kabul edilmemiştir. Dosya kapsamına uygun, denetlenebilir yukarıda detaylı açıklanan bilirkişi heyetinin hükme esas alınan 09/07/2020 tarihli ek raporunda ki kooperatif kayıtları ve ceza mahkemesindeki kabule göre yapılan hesaplamaya göre, 5.350 TL tutarındaki PTT havalesi alıcısının davalı ... ... olduğu, söz konusu ödemelerin dava tarihi itibari ile değerinin 6.147,28 TL olarak hesaplandığı, alıcısı davalı ... olan ödemeler ve bu davalı tarafından imzalanan tahsilat makbuzlarına göre toplam 2.489,50 TL tutarında davalı ... adına alındığı, bu ödemenin dava tarihi itibari ile değerinin 2.744,94 TL olduğu belirlenmiştir. Buna göre ödemelerin dava tarihindeki raiç değeri 6.147,28 TL'nin davalı ... ...'ndan, 2.744,94 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalılara yönelik dava ve davacının diğer talepleri yönünden davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili tarafından yapılan ödemelerin, ödemenin yapıldığı kişi dikkate alınarak tasnif edildiği, ancak huzurdaki davanın tüzel kişinin yöneticilerinin kusur, kasıt ve ihmali davranışı ile müvekkilinin zararına sebebiyet vermeleri nedeni ile kanundan kaynaklanan şahsi ve müteselsil sorumluluklarına dayandığı, kooperatife yapılan ödemelerin kooperatifin kuruluş amacı dışında kullanılmasının hukuki sorumluluğu ve tazmin yükümlülüğünün müştereken ve müteselsilen kooperatif yöneticilerine ait olduğu, müvekkilli tarafından yapılan ödemelerin davalı gerçek kişilerin görevlerini usulüne uygun yerine getirmemeleri nedeniyle kooperatifin kuruluş amacı dışında ve müvekkilinin zararına kullanıldığı, bu durumda davalı gerçek kişiler de tüm mal varlıkları ile müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, mahkemece müvekkilince yapılan ödemelerin güncel değerinin tüm değerinin Kooperatifler Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gereği davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kooperatif üyeliğine bağlı daire tahsisi, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13/05/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...