T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1143 - 2024/1487
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1143
KARAR NO: 2024/1487
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2023
NUMARASI : 2023/248 Esas - 2023/785 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : ALACAK
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : TARAF VEKİLLERİ
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2024
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin tesisleri için davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı tarafça düzenlenen faturalarda, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine karşılık olarak perakende satış hizmet bedeli, tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini, davacı şirketin serbest tüketici olup 6446 sayılı Kanun ve dava konusu dönemde yürürlükte olan Serbest Tüketici Yönetmeliği çerçevesinde serbest tüketici ve kesinleşen iptal kararı kapsamında olduğunu, şirketin tüm abonelikleri kapsamında sabit PSH faturalama bedelinin hesaplamayı gerektirecek nitelikte olması sebebiyle 2015 Ocak-2015 Aralık dönemine ilişkin olarak fazladan alınan PSH bedelinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi için HMK m.107 gereği belirsiz olan alacak tutarının bilirkişi incelemesi ile belirli hale gelmesinden sonra artırılmak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL’nin, ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.10.2023 tarihli talep artırım dilekçesinde, 28.08.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 599.533,92 TL’ye yükseltmiş, 599.533,92 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı defi ile görev, hukuki yarar ve derdestlik itirazında bulunmuş, esas yönünden ise; dava dilekçesinden davacı şirketin dava konusu ettiği aboneliklerin kesin şekilde anlaşılamadığını, davacının somutlaştırma yükümünü yerine getirmediğini, davacı şirketin dava konusu ettiği dönemin tamamı bakımından serbest tüketici konumunda olduğunu somut şekilde ispatlayamadığını belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 14/12/2023 tarih, 2023/248 E., 2023/785 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 599.533,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna gidilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davada alacak miktarı yönünden davanın kabulüne dair karara bir itirazları bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede fazladan yapılan ödeme ile ilgili olarak ödeme tarihinden itibaren gecikme zammı işleyeceğine dair düzenleme olması nedeni ile fazladan tahsil edilen PSH bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan tahsilinin gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 03.02.2003 tarih, 2002/12143 E. , 2003/1022 K. sayılı kararında da sözleşme özgürlüğü bağlamında “Taraflar arasındaki faizin türü sözleşme ile kararlaştırıldığı için buna uyulması zorunludur.” gerekçesine yer verilerek sözleşmede kararlaştırılan hükümlerin uygulanması gerektiğine karar verildiğini, KDV talebinin kanun maddesinden ileri geldiği dikkate alındığında faizin türü ne olursa olsun işlemiş ve işleyecek faize KDV işlemesi gerektiğini ileri sürerek, kararın hüküm kısmının; "599.533,92-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline" şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise istinaf dilekçesinde, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan 2021/273 E. sayılı dosyada davacının, 2011 yılından itibaren düzenlenen faturalarda, fazladan perakende satış hizmet bedeli tahsil edildiğini ileri sürdüğünü, ilgili dava dosyasında davacı şirketin tüm abonelikleri yönünden faturalar dikkate alınarak 2011 Ocak - 2015 Aralık dönemi yönünden hüküm tesis edildiğini, ilk derece mahkemesinin derdestlik itirazına yönelik değerlendirmesinin yerinde olmadığını, ilgili dava dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmasının tek sebebinin zamanaşımı sürelerini bertaraf etmek olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın davacının tedarikçisi olan şirketin veya davalı şirketin değil; EPDK’nın tasarrufunda bulunan bir konuya ilişkin olması sebebiyle eldeki uyuşmazlıkla alakalı olarak öncelikle idari yargıda dava açılması gerektiğini, yasal düzenlemenin 4628 Sayılı Kanun’un 5. ve yukarıda anıldığı gibi 6446 Sayılı Kanun’un 17. maddesi olduğunu, tahsil edilen bedellerin hukuka aykırı olduğu iddia ediliyorsa, öncelikle bu kararlar hakkında verilen iptal kararları mevcut olması ve dava dosyasına sunulması gerektiğini, davacının serbest tüketici sıfatının tespiti bakımından eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacının serbest tüketici olduğu dönemlerin tespiti için EPİAŞ'a müzekkere yazılarak tespitte bulunulması gerektiğini, davanın dayanağını oluşturan ve Danıştay tarafından iptaline karar verilen 29.12.2010 tarih ve 3002 sayılı kurul kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, iptal edilen kısım ise sadece 01.01.2011 ve 01.04.2011 tarihi arasında düzenlenen bir tarife tablosuna kadar olan dönem için olduğunu, davacının iddia ettiği şekilde geniş bir zaman aralığı bulunmadığını, idari yargıda iptal edilmeyen, sonraki Kurul Kararına kadar hukuka uygun bir şekilde yürürlükte kalmış olan düzenleyici işlemlere dayanan Ocak 2015 - Aralık 2015 dönemine ilişkin kısmın iadesinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin zamanaşımı hakkındaki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, davacı şirketin aynı taleple 07.05.2021 tarihinde Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2021/273 E. sayılı davayı ikame ettiği göz önünde bulundurulduğunda, en geç bu davanın açılmasından evvel arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu tarih olan 02.03.2021 tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşmenin varlığından haberdar olduğunun kabulü gerektiğini, davanın 07.04.2023 tarihinde açıldığı göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi itibariyle 02.03.2021 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, Ocak 2015-Aralık 2015 tarihleri arasında davacı şirketin 4002371616 tesisat ve 2067981 sözleşme no.lu elektrik aboneliğine ilişkin olarak fazladan tahsil edilen PSH bedelinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Taraflar arasında elektrik abone sözleşmesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarih ve 2008/2695 Esas ve 2011/1365 Karar sayılı kararıyla, 5496 sayılı Elektrik Piyasası kanununda Değişiklik Yapılmasına dair kanun ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası kanuna eklenen geçici 9. madde uyarınca EPDK tarafından verilen 875 sayılı Kurul kararının ekinde yer alan 20 dağıtım şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisinin Perakende Satış Tarifesinin geçiş döneminde uygulanmasına ilişkin II.Bölümünün B bendi olan; "Sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiğinin ortada olduğu, kaldı ki buna ilişkin maliyetlerin metodolojinin 1. bölümünde abone başına sabit bir ücret olarak belirlendiğinin açık şekilde ifade edildiği" belirtilmek suretiyle iptal edilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ise Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarih ve 2008/2695 E. ve 2011/1365 K. sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine 24.05.2012 tarih ve 2011/1901 E. - 2012/798 K. sayılı kararı ile "davacı şirketin ürettiği elektriği serbest tüketicilere sattığı ve perakende satış hizmet tarifesinin Kwh üzerinden alınmasına ilişkin kuralın "Serbest tüketiciler" yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasında bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacının dava konusu işlemlerin iptali isteminin "Serbest tüketiciler"e yönelik olduğu dikkate alındığından, Daire kararının da "Serbest tüketiciler"le sınırlı olarak uygulanacağı belirtilerek onanmıştır.
Mahkemece görüşüne başvurulan elektrik mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesaplama bilirkişileri 28.08.2023 tarihli raporlarında; " Davacıya ait abonelikle ilgili olarak dava dosyası kapsamında bulunan fatura suretleri ile tahsil edilen ve fazla ödenen PSH bedelinin Danıştay ve Yargıtay kararları doğrultusunda davacıya iadesi gerektiğinin değerlendirildiği, davacı abonenin kendisinden haksız ve fazla tahsil edilen bedellerle ile ilgili olarak; dava kapsamında talep ettiği miktarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL olduğu, davalı tarafından sabit olarak alınması gereken sayaç okuma bedelleri düşüldükten sonra davacıdan fazladan tahsil edilen PSH bedelinin 508.079,59 TL ve KDV si 91.454,33 TL olmak üzere toplam 599.533,92 TL olduğu, davacı şirketin mevzuata uygun şekilde faturalara itiraz etmediği gibi itirazi kayıtla da ödeme yaptığına dair dosya kapsamında bir tespit bulunmadığı, Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu'nun 1/1 madde hükmünde KDV ye tabi faaliyetlerin, 24. maddesinde matraha dahil unsurların açıklandığı, KDV Genel Uygulama Tebliği'nin (I/C-1.1.2) bölümünde ise fazla ve yersiz ödenen KDV 'nin iadesine ilişkin açıklamalar bulunduğu, elektrik tüketim bildirimlerinde yer alan PSH bedelinin 3065 sayılı Kanunun 24. maddesine göre KDV matrahına dahil olduğu, bu bedelin mahkeme tarafından aboneye iade edilmesine karar verilmesi halinde, bu bedel üzerinden alınan KDV tutarının da yersiz ödenen KDV haline dönüşeceği" belirtilmiştir.
HMK'nın 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her hâlde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Bilirkişi raporu, kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
HMK’nın 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya dönecek olursak; davadaki talep, Ocak 2015-Aralık 2015 tarihleri arasında fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin istirdadına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince elektrik mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesaplama bilirkişilerinden oluşan heyetten rapor alınmış, neticeten davacının talebi ile de bağlı kalınarak hüküm tesisi yoluna gidilmiş ise de, Ocak 2015-Aralık 2015 tarihleri arasındaki dönem için iadenin gerekip gerekmediği konusunda açıklama içermeyen 28.08.2023 tarihli rapora göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla; ilk olarak mahkemece dosya kapsamında görev almayan alanında uzman elektrik ve elektrik-elektronik mühendislerinden oluşturulacak tek sayıda bilirkişi heyetinden, davalının davaya yönelik aşamalarda ileri sürdüğü itirazları da karşılar nicelik ve nitelikte rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz ek rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, (diğer hususlar incelenmeksizin) davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 14/12/2023 tarih, 2023/248 E., 2023/785 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-)Yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-) Taraflarca yatırılan peşin harçların talep halinde başvuranlara iadesine,
5-) Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a, maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır