T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ r
T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2042
KARAR NO: 2025/83
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI: 2021/415 E. 2023/845 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU: ADİ ORTAKLIĞIN TASFİYESİ, ALACAK
İSTİNAFA TALEBİNDE
BULUNAN :DAVACI VEKİLİ
KARAR TARİHİ :30/01/2025
KARARIN YAZILDIĞI
TARİH : 05/02/2025
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 27/01/2018 tarihli "Ortak Çalışma Anayasası" başlıklı sözleşme ile adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, bu sözleşme ile kâr ve zararın %60'ının davacı ... Yapı Ltd.Şti'ne, %40'ının ise davalı ... Proje Ltd.Şti'ne ait olacağının kararlaştırıldığını, ortaklık konusunun ihale sonucu alınan işlere ilişkin olduğunu, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü ve Ticaret Bakanlığınca gerçekleştirilen ihalelerin kazanıldığını, ancak davalı ortağın üzerine düşen edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle ortaklığın gecikme cezasına maruz kaldığını, Ticaret Bakanlığı tarafından son olarak ödenen hak edişin pay edilmediğini belirterek, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan "Ortak Çalışma Anayasası" adlı belgede taraflar arasındaki ihtilafın çözümü için 3 kişilik hakem heyetine başvurma zorunluluğu getirildiğini, hakeme başvurulmadan dava açılamayacağını, bu nedenle öncelikle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönünden ise; ortaklık konusu işin tamamlanmaması nedeni ile tasfiyenin talep edilemeyeceğini, davalı ortağın vergi ve gecikme cezalarını ödediğini, tarafların 14/01/2019 tarihinde anlaşmalarına rağmen 3 yıl sonra dava açılmasını anlayamadıklarını, fazla hak ediş tahsilatı yapıldığına ilişkin davacı iddialarını kabul etmediklerini, maddi-manevi zarara uğrayan tarafın davalı olduğunu belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı yanın tahkim ilk itirazının kabulü ile HMK 116/1-b ve 413/1 maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan "Ortak Çalışma Anayasası" başlıklı sözleşme ile adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde ortaklığın tasfiyesi hususunun karalaştırıldığını, bu maddeden tasfiye sürecinin tahkim yolu ile çözümleneceğinin anlaşılmaması gerektiğini, öngörülen tahkim şartının sonuca varılabilecek elverişlilikte bir şart olmadığını, HMK'nın 408. maddesi "Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir." hükmünün dikkate alınması gerektiğini, tahkim yoluyla dava konusu olayın çözümlenemeyeceğini, buna ilişkin emsal yüksek yargı kararları olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; taraflar arasında kurulan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında çıkacak ihtilafların kural olarak mahkeme eliyle çözülmesi gerekir. Ancak taraflar aralarında düzenleyecekleri sözleşme ile ihtilafın hakem eliyle çözülmesini kararlaştırabilecekleri gibi asıl sözleşmeden ayrı olarak da hakem sözleşmesi yapabilirler.
Uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması, tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim anlaşmasından bahsedebilmek için tarafların tahkim iradeleri, yazılı olarak yaptıkları sözleşmede karışıklığa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmelidir. Açık ve kesin irade açıklaması, tahkim anlaşması ister bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse bir tahkim şartı şeklinde yapılsın, akdin geçerliliği için aranan esaslı şartlardandır. Tahkim sözleşmesi veya şartının, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi yolundaki taraf iradesini tereddüte yol açmayacak şekilde içermesi gerekmektedir. (Türk Hukukunda Tahkim Sözleşmesi ve Tabi Olduğu Hükümler- Prof. Dr. Cevdet Yavuz). Yargıtay'ın bu konuda yerleşik bulunan içtihatları uyarınca tahkim sözleşmesinin veya şartının geçerliliği, bu husustaki iradelerin kesin bir biçimde ortaya konulmasına bağlıdır. (Yargıtay 3. H.D.27/04/2015 tarih ve E:2014/12342, K:2015/6885 sayılı kararı).
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında tahkim şartının geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında düzenlendiği kabul edilen "Ortak Çalışma Anayasası" başlıklı sözleşmenin 2. maddesinde yazılı ''... Hiçbir şekilde anlaşamama durumunda adaletine güvendikleri, mahremlerine saygı gösterecek bir hakemden yardım isteyebilirler (hakem 3 aday arasından kura ile seçilir) ve YT ve SC hakemin hükmüne razı olurlar ancak hiçbir zaman nefislerine bu haklılıktan dolayı bir pay çıkarmazlar. Hakem hükmüne itiraz etmek isterlerse ilk 3 aday arasından ikinci bir hakem seçerler iki hakem arasında ihtilaf varsa 3.'sünün hükmüne razı olurlar. Burada asıl olan ortaklıklarını yürütmek üzere yeni bir ilke ya da prensip belirlemeye çalışmaktır." şeklindeki düzenlemenin tarafların sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların halli hususunda ortaya koydukları tahkim iradesinin açıklık ve kesinlik unsurlarını taşımadığı, özellikle; "Hiçbir şekilde anlaşamama durumunda adaletine güvendikleri, mahremlerine saygı gösterecek bir hakemden yardım isteyebilirler" şeklindeki ifadenin tahkim şartında bulunması gereken açıklık ve kesinlik unsurları yerine "ihtiyarilik" içerdiği, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen tahkim şartının tarafların bu husustaki iradelerini kesin bir biçimde ortaya koymadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; tahkim ilk itirazının reddi ile işin esası hakkında yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1-) ... 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/12/2023 tarih, 2021/415 E, 2023/845 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-)Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-)Davacı tarafından yatırılan peşin harcın talep halinde iadesine,
5-)İstinaf kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır