T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2023
NUMARASI:...
DAVANIN KONUSU : TAZMİNAT
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : Davacı-Birleşen Davada Davalı ... Vekili
KARAR TARİHİ : 30/12/2024
KARAR YAZMA TARİHİ: 16/01/2025
Mahkemece verilen karara karşı davacı-birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; proje ve patent hakkı sahibi davacı ile davalılar arasında 03/12/2008 tarihinde "Ortaklık Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin konusunun üretim ve pazarlama olduğunu, sözleşmede yer alan “Sözleşme Şartları” başlıklı bölümün 5. fıkrasında gerekli finansal kaynağın davalı ... tarafından temin edileceğinin taahhüt edildiğini; “Sözleşme Süresi” başlığında ise imza tarihinden itibaren 6 ay içinde makine siparişi verilmezse sözleşmenin kendiliğinden feshedilmiş sayılacağı, “Cezai Şart” başlıklı maddesinde ise bu ortaklıktan “beklenen yıllık kârın asgari 6.000.000 TL olarak tespit edilerek, sözleşme hükümlerine aykırı olarak ortaklığı ihlal eden kişinin diğer ortaklara bu beklenen kârın %40'ını ödemekle yükümlü olduğunun" belirtildiğini, sözleşme gereğince ... ... .. ... A.Ş.'nin kurulduğunu, taraflar arasında yapılan ortaklık sözleşmesine ek olarak bir takım protokoller düzenlendiğini, ancak davalıların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, bu nedenle projenin uygulanamadığını, geciktiğini, bu durumun davacının maddi ve manevi zararına sebebiyet verdiğini ve sonuç olarak ihbarda bulunmak suretiyle sözlemeyi feshettiğini belirterek, sözleşmenin 05/10/2012 tarihinde feshedildiğinin tespitine, davacının sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zarar karşılığı tazminat ve sözleşme gereği cezai şart karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 17/02/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında, 50.000,00 TL zarar ve 50.000,00 TL cezai şart bedelinin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili (asıl dosya davalısı) dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince birleşen davacı (asıl dosya davalısı) ...'in sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, nihai üretim yapılmış olduğu halde davacıyı sorumluluklarını yerine getirmemiş gibi göstermeye çalışarak davacının sağladığı finansmandan faydalanarak elde ettiği know-how bilgiyi kullanmak ve adına olan borçları ödetmek suretiyle davacıdan tam anlamıyla yararlandıktan sonra, ihtarnamelerinde ikrar ettiği üzere, kendi adına çeşitli tescil başvurularında bulunmak ve ortaklığın projesinin devamı niteliğindeki işler için başkaları ile işbirliği içine girerek Hollanda'da mukim ... ... isimli şirketi kurarak ortaklık sözleşmesine açıkça aykırı eylemlerde bulunduğunu belirterek, davalının sözleşmeye aykırı eylemlerinin tespitine, bu aykırılık nedeniyle davacının uğramış olduğu zarar ve sözleşmede belirlenen cezai şart karşılığı şimdilik 250.000 TL'nin tespit edilecek tarihten itibaren başlayacak mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi bu talebini 1.968.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde, görev itirazı ve zamanaşımı definde bulunmuş, esas yönünden ise; davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği halde, gerek davacının gerekse diğer davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde, zamanaşımı defi ve husumet itirazında bulunmuş, esas yönünden ise; davacının dava dilekçesinin ekindeki bilgi belge ve sözlemeler incelendiğinde; taraflara yükletilen yükümlülüklerin açık ve net olduğunu, kendisinin sözleşme gereği tüm sorumluluklarını yerini getirdiğini, sözleşmenin feshinde hiçbir kusuru ve katkısı bulunmadığını belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, bu sebeple davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının haklı sebeplerle sözleşmeyi feshettiğini, davacının, davalıya yapmış olduğu ödemelerin geri istenmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, bu bedellerin elde edilecek kârdan ödeneceğinin kararlaştırıldığını, kâr elde edilmediği için ödemenin istenemeyeceğini, davalının iyi niyetli olduğunu, ancak iyi niyetinin suiistimal edilmesi sebebi ile işleyemez hale gelen ortaklığı haklı sebeple feshettiğini belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2023 tarih, 2020/81 E., 2023/258 K. sayılı kararı ile asıl davanın reddine, Birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/186 E sayılı davada: davanın kısmen kabulüne, 1.968.000 TL'nin 200.000 TL'sine dava tarihi olan 24/03/2020, 1.768.000 TL'sine ıslah tarihi olan 04/10/2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı-birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 16/07/2021 tarihli raporunun mesnetsiz, şaibeli ve geçersiz olduğundan hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından haklarında uyarılma cezası verilmiş bilirkişi heyeti tarafından düzenlendiğini, mahkeme ortaklığın adi ortaklık olduğu ve devam ettiğine karar vermişse de ortaklık sözleşmesinin 05.10.2012 tarihli fesih ihbarı ile sona erdiğini, taraflar arasında fesih konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, taraflarca fesih irade ve kabullerinin mahkemece yapılan 17.02.2021 tarihli celsede mahkemenin huzurunda sözlü olarak tekrar kabul ve beyan edildiğini, mahkemece de bu husus tekrar tutanağa geçirilerek taraflar arasında sözleşme ve dolayısı ile ortaklığın feshedilmiş olduğu ara karar haline getirilerek taraflarca imza altına alındığını, TBK'nun 644. maddesi uyarınca, 05.10.2012 tarihli fesih ihbarı ile fesih olan sözleşmenin ve dolayısı ile sona eren ortaklığın tasfiye işlerini yürütmek üzere taraflarında kabulü ile bir diğer ara karar ile tasfiye görevlisi atandığını, tüm taraflar 05.10.2012 tarihli fesih ihbarı ile sözleşmenin ve ortaklığın feshini kabul etmekte iken feshi geçersiz saymanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece davalı-birleşen davada davacı tarafından bildirilen tüm ödeme iddiaları da değerlendirilip, tarafların kabulünde olan ortaklığın sona erdiği ay esas alınarak ve TBK’nın 642. v.d. madde hükümlerine göre tasfiye işlemi sonlandırılarak bu doğrultuda hüküm oluşturulması gerektiğini, davacı ile davalıların iş birliği başlatılmış olsa dahi, ... feshedilen sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle işbirliğinin yürütülemez hale gelmesinden, hukuken ve fiilen durmasından sonra davalının ayrıca davacı ...’in hissedarı, kendisinin yönetim kurulu başkanı ve finansmanından da sorumlu genel müdürü olduğu, ... A.Ş.’yi düşürdüğü sıkıntılı durum ve şirket/ şirket ortaklarını itibarsızlaştırmasından sonra, davacının haklı sebeplerle ortaklıktan ayrılma kararı aldığını, buna bağlı olarak belirsiz süreli ortaklık sözleşmesini TBK’nun 639 maddesinin 6. bendine uygun olarak tek taraflı feshederek, o tarihteki iradesini 05.10.2012 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile ... ve diğer ortağa bildirip tebliğ ettiğini, taraflarca yasal süre içinde veya sonrasında herhangi bir itirazda bulunulmadığını, tarafların mahkemede de sözleşmenin feshedildiğini kabul ve ikrar ettiklerini, tasfiye işlerini yürütmek üzere memur atanması yönündeki taleplerini mahkemeye bildirdiklerini, ortaklığın resmen kurulmadığını, hiçbir bir makine alınmadığı için de herhangi bir üretim yapılamayan ve gelir sağlanabilecek bir ticaret faaliyeti de olmayan bu ortaklığın fiilen de kurulmadığını, ortaklık sözleşmesinin yapıldığını ancak ortaklık; resmen ve de fiilen hiçbir zaman kurulmadığını, var olmadığını, davalı-karşı davacı ...’nin, almayı taahhüt ettiği hiçbir makinayı ortaklığa almadığını, satın alınan makinaların da, ortaklığa alınacak makinaların alınmasını mümkün kılacak gelirin elde edilmesi amacıyla, dava dışı ayrı bir tüzel kişilik olan ... A.Ş.ne alındığını, ... A.Ş’nin tasfiyesi için başlatılmış olan hukuki sürecin ise Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2022/35 Esas nolu dosya üzerinden yürütüldüğünü, dolayısı ile, hiçbir zaman alınmayan makinalarla, olmayan işyerinde üretim yapıp, olmayan ürünlerin ticaretinin yapılması mantık dışı olduğu gibi, doğal olarak herhangi verisi, kaydı veya belgesi de olamayacağını, feshe konu ortaklık Sözleşmesi’nin madde 5’teki taahhüt ve yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, öncelikle bir kısım projenin gerçekleştirilmesi, sonrasında kazanç olması halinde asıl sözleşme konusu ortakla alınacak makinanın finansmanında kullanmak üzere ... A.Ş.’nin kurulduğunu, kimya mühendisi davacı ...’in, Türkiye'den binlerce km uzakta, ... ... Şirketini ...’da kurduğunu, münferit imza yetkisi ... olan ... A.Ş ile imzalanan 27.10.2010 tarihli protokolün 3.6 maddesinde; davacı ...’ in patent kullanım hakkı vermeme ve 3. şahıslarla ortaklık yapmama konusu “sadece Türkiye” olarak sınırlandırıldığını ileri sürerek, asıl davanın reddi, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak, asıl davanın kabulü birleşen davanın reddine, bu mümkün değilse asıl davanın reddi birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava, adi ortaklık sözleşmesinin feshedildiğinin tespiti, davacının sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zarar karşılığı tazminat ve sözleşme gereği cezai şart; birleşen dava ise, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle davacının uğramış olduğu zarar ve adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/06/2020 tarih, 2020/186 E., 2020/221 K. sayılı kararı ile HMK’nın 166 ve devamı maddeleri gereğince; aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan dava dosyasının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/81 E sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/81 E sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
Tarafların aralarındaki adi ortaklık kapsamında kurdukları dava dışı ... A.Ş’nin tasfiyesi hususundaki Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/02/2024 tarih, 2022/35 E., 2024/117 K. sayılı dava dosyasınınAnkara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/02/2024 tarih, 2022/35 E., 2024/117 K. sayılı dava dosyasının UYAP üzerinden incelenmesi neticesinde; mahkemece “Davanın Kabulü ile Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün .... sicil numarasında kayıtlı davalı ... ..... Şirketinin fesih ve tasfiyesine, 2-Tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ın atanmasına, aylık 2.000,00 TL tasfiye memuru ücretinin yapacağı işe karşılık tasfiye memuruna ödenmesine, kararın kesinleşmesinden sonra 6 aylık tasfiye memuru ücretinin davacı tarafın ileride feshedilen şirketin mal varlığından karşılanmak üzere peşin olarak depo edilmesine,” karar verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
Asıl dava, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin olup, mahkemece, "Adi ortaklıkların sona ermesi konusunda Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, adi ortaklıkların sona erebilmesi için ya ortaklar arasında ortaklığın tasfiyesi hususunda bir anlaşma olması, ya da mahkeme tarafından ortaklığın tasfiyesine kararı verilmesi gerektiği, bunlardan birisi gerçekleşmeden tek taraflı irade beyanı ile ortaklığın sona ermeyeceği, dava konusu olayda bu şartlardan birisi gerçekleşmediği için ortaklığın devam ettiği, davacı ...'in sözleşmeyi feshinin haksız olduğu ve davalı ...'nin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmediğine yönelik iddia ispatlanamadığı" gerekçesi ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 17/02/2021 tarihli celsede;" Taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı ve sözleşmenin feshedildiği hususunda taraflar arasında ihtilafın bulunmadığı" şeklinde tespitin yapıldığı, yargılama sırasında tarafların tasfiye hususunda bir itirazlarının bulunmadığı, mahkemece tasfiye memurunun atandığı ve dosyaya uyuşmazlığı çözecek nitelikte bulunmamakla birlikte bir raporun sunulduğu dosya kapsamı ile sabittir. Buna rağmen mahkemece taraflar arasındaki adi ortaklığın devam ettiği şeklindeki tespiti isabetli bulunamamıştır.
Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık mal varlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, katılım payları ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece, öncelikle tarafların aralarındaki adi ortaklık kapsamında kurdukları dava dışı ... A.Ş’nin tasfiyesi hususundaki Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/02/2024 tarih, 2022/35 E.- 2024/117 K. sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinin ardından, talebin adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olduğu dikkate alınarak, tasfiye hükümlerinin uygulanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli bulunamamıştır.
Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)Davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-) Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 30/03/2023 tarih, 2020/81 E., 2023/258 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-)Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden karar verilmek üzere mahalli mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-) Davacı-birleşen davada davalı ... vekilince yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde iadesine,
5-) Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır