T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/157
KARAR NO : 2025/1760
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2023
NUMARASI : 2022/421 E.- 2023/180 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : Davacı vekili
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 16/10/2025
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, 18/06/2020 tarihli sözleşme ile taraflar arasında yapılacak olan iş ortaklığı çerçevesinde, davacı tarafından temini sağlanacak doktor ve yardımcı sağlık personelinin davalı hastanenin kadrolu elemanı olmak üzere, davalı hastanenin hizmetin etkin yürütülebilmesi için malzeme, yer temini ve otelcilik hizmetlerini sağlaması hususunda anlaşmaya varıldığını, ortaklaşa gerçekleştirilecek olan bu sağlık hizmetinden elde edilen gelirin, iş ortaklığı kapsamında, sözleşmede belirtilen şekilde, gelir ortaklığı yöntemi ile taraflar arasında paylaşılacağının kararlaştırıldığını, davacının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olduğu halde davalının düzenlenen faturalara karşı ödeme yapmadığını, taraflar arasında ticari bir ilişki mevcut olup, cari hesap bakiyesi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğunu, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/17991 E. sayılı dosyası ile cari hesap ekstresi bakiyesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, takibe vaki haksız itirazın iptali ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, görev itirazında bulunmuş, itirazın iptali davalarında dava değerinin icra takip dosyasında belirtilen alacak tutarı olduğunu ve eldeki davanın fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL için açılmış olması nedeniyle eksik harçla açılmış olduğundan bahisle davanın öncelikle dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davanın esası yönünden ise, taraflar arasında gelir paylaşımına dayalı iş ortaklığı bulunduğunu, davalının davacıya tüm hak edişlerini ödediğini ve herhangi bir borcunun bulunmadığını, davanın dayanağı olan takibe konu e-serbest meslek makbuzuna konu hizmet verilmediği halde makbuz düzenlenmiş olup, 140.452,00 TL bedelli takip dayanağı söz konusu makbuzun davalıya iletilmediğini belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle dava şartı yokluğundan ve görevsizlik nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddine ve davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Mahkemece; ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf talebinde, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, davacı her ne kadar şahıs olsa da ticari defterlere haiz olup usulüne uygun şekilde defter tuttuğunu, bilirkişi tarafından, davacının ticari defterleri olmadığından bahisle inceleme yapılmamış ise de; serbest meslek çalışanlarının yaptıkları mal ve hizmete ilişkin serbest meslek makbuzlarının işlenmiş olduğu gelir defteri ve o döneme ilişkin KDV beyannameleri dosyaya kazandırılmış olup, bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılmamış olması nedeniyle serbest meslek makbuzu haricinde defter ve kayıtlara ulaşılamadığını, diğer yandan davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmaktan kaçınması nedeniyle kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğunu, bu durumda engel olduğu sonucunun varlığını kabul etmiş sayılması gerektiğini, davalı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı tarafça sözleşme kabul edilmese bile taraflar arasında bir kazanç ve davacı tarafından sağlanan bir hizmet söz konusu olduğundan vekâletsiz iş görme hükümlerine göre de davacının alacaklı olduğunu, mahkemece, taraflar arasındaki ilişki tespit edilmekle birlikte, yalnızca sözleşmedeki oranların ve alacak miktarının tespit edilemediğinden bahisle davacının alacağının olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmasının doğru olmadığını, hizmet gören hasta kayıtları ve yapılan tedaviler ile miktarlarına ilişkin kayıtların gerek davalı şirket hastanesi olan ... Hastanesince gerekse de Sağlık Bakanlığınca tutulduğunu, mahkemece itirazları dikkate alınarak, davalı tarafın dosyaya kazandırmaktan kaçındığı ticari defter ve kayıtları (2020-2021 yılları) mahkemeye sunması için davalıya kesin süre verilmesi, davalıya ait defter ve belgelerin müzekkere yazılarak ilgili mercilerden istenilmesi, dava ve dilekçeleri ekinde sundukları hasta kayıtları göz önüne alınarak davalı şirket hastanesi ... Hospitale ve Sağlık Bakanlığına müzekkere yazılarak diş polikliniğinde hizmet gören hasta kayıtlarının istenilmesi (01 Haziran 2020 - 30 Haziran 2021 tarihleri arası), akabinde dosyanın ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişiye verilmesi gerekirken mahkemece; eksik inceleme ve araştırma ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, taraflar arasında akdedilen 18/06/2020 tarihli gelir paylaşımı sözleşmesinden kaynaklanan alacak kapsamında düzenlenmiş olan fatura tutarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı taraf her ne kadar 18/06/2020 tarihli sözleşmede davalı tarafın imzasının bulunmadığı savunmasında bulunmuş ise de; bu savunma davalı tarafın cevap dilekçesi içeriği ile çelişmekte olup, taraflar arasında gelir paylaşımı yöntemi ile iş ortaklığı ilişkisinin bulunduğu cevap dilekçesi ve tüm dosya kapsamı itibariyle davalı tarafın kabulündedir.
Uyuşmazlık, davanın ispat edilip edilemediği noktasında toplanmaktadır.
HMK'nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi gereğince, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.
İncelenen dosya kapsamından taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, davanın dayanağı olan icra takibine konu fatura alacağının taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi kapsamında davacı tarafından yerine getirildiği iddia edilen edimler/sunulan hizmetler nedeniyle doğan kâr payı alacağından kaynaklandığı, takip konusu fatura alacağının kâr payına ilişkin olması nedeniyle taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin gerekmediği ancak, davacı tarafından yerine getirildiği/sunulduğu iddia edilen hizmetler yönünden eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, mahkemece; ispat yükü kendisinde olan davacının dayandığı deliller ilgili mercilere müzekkere yazılarak dosya arasına alındıktan, davacı defterleri bilirkişi marifetiyle incelendikten ve söz konusu deliller kapsamında bilirkişi tarafından ek rapor düzenlendikten sonra, davacının iddia ettiği şekilde hizmet verip vermediğinin net bir şekilde belirlenmesinin ardından yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin, 09/02/2023 tarih, 2022/421 E.- 2023/180 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-)Dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-)Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde başvurana iadesine,
5-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
...
e-imzalıdır
Üye
...
e-imzalıdır
Üye
...
e-imzalıdır
Katip
...
e-imzalıdır