T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2108 - 2026/217
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2108 Esas
KARAR NO: 2026/217
KARAR TARİHİ: 19/01/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/10/2025
NUMARASI: 2025/135 Esas, 2025/778 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılama sonucunda, davanın usulden reddine dair hükme karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından 28.12.2023 tarihinde Akdere Mh. 332.Sokak No:10 Mamak/Ankara adreslerinde yapılan çalışmalar sırasında müvekkili ... ve İşletme Anonim Şirketi'ne ait olan kablolara hasar verildiğini, söz konusu hasar neticesinde müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen 16.04.2024 tarihli ihtar ile hasar bedelinin 7 iş günü içerisinde ödenmesinin talep edildiğini ancak haksız fiili gerçekleştiren davalı tarafça müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, akabinde söz konusu hasarın tazmini amacıyla müvekkili şirket tarafından Gölbaşı(Ankara) İcra Dairesi 2024/3457-Esas Sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu yan tarafından 12.08.2024 tarihinde borca itiraz edildiğini, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başladığını, uyuşmazlık konusu hukuki sorunun çözümünde görevli mahkemenin ticaret mahkemesi, yetkilli mahkemelerin ise Ankara mahkemeleri olduğunu, dava konusu asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiğini belirterek itirazının iptali ile takibin devamına, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili idare tarafından yapılan çalışmalar neticesinde şirkete ait varlıkların hasar gördüğü iddiasının kabul edilemeyeceğini, iş bu davada hizmet kusuru iddiası söz konusu olduğundan görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, davacıya ait varlıklara hasar verildiği iddiası ile ... A.Ş. tarafından müvekkili İdare aleyhine açılan davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/853 E 2024/185 K. sayılı kararıyla İdari yargı yerinin görevli olduğu belirtilerek davanın usulden reddedildiğini, dava dilekçesinde belirtilen hasar tarihi değerlendirildiğinde davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, gerçekleştiği iddia edilen hasarların müvekkili idare çalışmaları sırasında İdare elemanlarınca gerçekleştirildiğine dair bir tespit bulunmadığını, nitekim davacı tarafça dosyaya sunulan dava dilekçesi, ödeme emri, hasar tespit formu ile diğer evraklar arasında çelişki bulunduğunu, adres bilgisinin örtüşmediğini, davacı tarafından müvekkilinin yokluğunda tek taraflı düzenlenen ve kendi içeren tutanaklara itibar edilemeyeceğini, bunların yasal delil oluşturmadığını, Ankara 1. Bölge Su ve Kanal İşletme Dairesi Başkanlığınca "28.12.2023 tarihinde Mamak İlçesi Akdere Mahallesi 332. Sokak No:10 adresinde Başkanlığımızca herhangi bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir." bilgisinin iletildiğini, müvekkili idarenin hasar iddiaları ile ilgili kusurlu/ kusursuz herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, belirtilen tarih ve adreste müvekkili idare tarafından kazı çalışması yapılmadığını, iddia edilen zarar ile müvekkili idare arasında illiyet bağı bulunmadığını, dolayısıyla davacının yeraltı tesisine zarar verdiği iddiası ile İdareden tazminat ya da hasar bedelini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından tutanağın usulüne uygun tutulmadığını, tek taraflı, bilgi ve görgü sahibi tanık olmadan, hasarın nasıl oluştuğu, hasarı yapan araçlar, firmalar veya kişilere ait bilgiler bulunmadan tutulan tutanaklarla iddia edilen hasarlarla ilgili müvekkili idareye husumet yöneltilemeyeceğini, Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği ve Aykome Müeyyideler Yönetmeliği gereği meydana geldiği iddia edilen hasar için tutulan tutanağın davacı ile müvekkili idare tarafından birlikte tutulması gerektiğini, ilgili tutanaklarda davacı tesislerinin standarda uygun olarak döşenip döşenmediğine dair bir tespit de yer almadığını, davacı tesislerinin T.S.1097'ye göre yapılması gerekmekte olup davacı tesisinin buna aykırı döşendiğini, hasara uğradığını iddia ettiği kabloların, teknik kurallara uygun, boruların üzerinden değil belirli bir mesafeden döşenmiş olduğunu da ispatlaması gerektiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan hasar tespit formu, hakediş onaylanma talebi gibi tutanaklarda adres bilgisi örtüşmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte hasar bedelleri de afaki olup yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından talep edilen satılmayan enerji bedeli, kablo test bedeli, işçilik ücreti gibi kalemlerin Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/1231 Esas 2010/3317 Karar sayılı kararı doğrultusunda istenemeyeceği aşikâr olup kabulünün mümkün olmadığını, davacının hasar tarihinden itibaren avans faizi talebinin de haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca davacının haksız olarak icra inkâr tazminatı talebinde de bulunduğunu, davaya konu, iddia edilen alacağın likit olmadığını, müvekkili İdareye sunmuş olduğu kamu hizmeti ile ilgili herhangi bir kusurlu sorumluluk atfedilemeyeceği gibi kusursuz sorumluluğunu gerektiren bir durum da bulunmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından; "...davacı tarafça, davalı idarenin 28/12/2023 tarihinde "Akdere Mah, 332. Sok. No 10 Mamak/Ankara" adresinde altyapı çalışmalarını yaparken şirkete ait malvarlığına hasar verdiği, oluşan hasar nedeniyle davalı tarafa gönderilen ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı, oluşan hasardan davalı şirketin sorumlu olduğu, hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine takibe geçildiği, davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, itirazın haksız olduğu belirtilerek itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi talebiyle işbu davanın açıldığı, davalı tarafça uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yolunun görevli olduğu belirilerek husumet itirazında bulunularak davanın reddi savunulmuş olu dosyanın incelenmesinde, eldeki davanın davalı ...'nin altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirketin mal varlıklarına verdiği zararın tazmini amacıyla davacı tarafından girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... Genel Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davanın, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirdiği, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli bulunduğu, nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.02.2024 tarih ve 2023/545 Esas, 2024/40 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının tüm yargı organları bakımından bağlayıcı niteliği de dikkate alınarak davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemememizin görevsizliğine, davanın HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu olayın haksız fiil niteliğinde olup uyuşmazlığın adli yargının görev alanında olduğunu, davalıya karşı başlatılan takibe konu alacağın, haksız fiile dayandığından bu uyuşmazlık adli yargının görevine girdiğini, taraflarınca ...'ye karşı başlatılan benzer konulu icra takiplerine yönelik itirazın iptali davalarında emsal nitelikte kararlar verildiğini, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak istinaf başvurusunun kabulüne,
dava dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davaya bakma görevinin idari yargıya ait olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı ...(...) Genel Müdürlüğü, bir kamu kurumudur ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesine göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir.
2560 sayılı Kanunda, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir.
Yukarıda gösterilen kanuni düzenlemenin ek 5. maddesinde "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir.
Şu durumda, davalının haksız eylem teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetinden kaynaklanan uyuşmazlığın da, yerleşik yargısal uygulamalar gereğince adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.
İlk derece mahkemesi tarafından açıklanan olgular gözetilerek, davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhinde açılan davada işin esasına girilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeler ile yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Davacı tarafın istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/10/2025 gün ve 2025/135 Esas, 2025/778 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (a) bendinin 4.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3)Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde iadesine,
4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3.maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddenin 1.fıkrasının a bendinin 4. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2026
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza