T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1125 - 2025/1057
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1125 Esas
KARAR NO: 2025/1057
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/07/2022
NUMARASI: 2013/336 Esas, 2022/632 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait olan Batman-Dörtyol boru hattı ile EPDK'nın 21.07.2012 tarih ve 3811 sayılı kararı ile 02.08.2012 tarihinden itibaren uygulanmak üzere taşıyıcı sıfatı ile ...' a ait olan petrolün iletimini sağladığı, karşılığında iletim bedeli aldığı, davaya konu dönemde ...' a ait olan petrolün iletiminin sağlandığı Batman- Dörtyol Boru Hattının, Diyarbakır ili Çanakçı Köyü Yemişalan Mezrası Mevki 421+620 km' sinde davalı ...'nin yüklenicisi ...- ... Ortak Girişiminin, ...'nin 10. Bölge ' ne ait sulama kanalında 08.05.2013 tarihinde iş makinası ile yaptığı çalışma esnasında, petrol boru hattını delmesi sonucu meydana gelen patlamada, hasar meydana geldiği ve müvekkili şirketin boru hattı ifrağı için 64.223,69 TL (54.426,85 TL + KDV) onarım masrafı ve ...' a ait 5901 Varil/ 795,688 Mton paçal motorin ürün kaybı karşılığı olarak 1.476.754,44 TL (1.251.486,81 TL + KDV) olmak üzere toplam 1.540.978,13 TL'lik zarara uğradığını, ...'ın 18.07.2013 tarih 30923 nolu fatura ile söz konusu zararı talep ettiği, tahakkuk eden 1.540.978,13 TL lik bedelin hasara sebep olan sorumlulardan tahsil için ... ve ...- ... Ortak Girişimine 15.07.2013 tarihli 21892 sayılı yazının gönderildiğini, ...'nin cevabi yazıda ödeme sorumluluğunun hasara sebebiyet veren yüklenici firmaya ait olduğunun bildirdiği, ...'ın talep ettiği bedelin 11.11.2013 tarihinde müvekkili tarafından ödendiği, davacı kuruluşun boru hattına verilen zararın ifrağı ile hattın zarara görmesi üzerine ortaya çıkan ürün kaybının haksız fiil hükümleri uyarınca iş sahibi ... ve yüklenici firmadan müşterek ve müteselsilen tahsili gerektiği, müvekkili kurumun, ... 10. Bölge Müdürlüğü' ne gönderdiği 21.05.2010 tarih ve 07 nolu yazısında “Taahhüdünüzde yapımı devam eden Kıral Kızı- Dicle cazibe Sulaması İsale Kanal İnşaatı işini yapan yüklenici taşeron firmaların ana boru hattımıza olası bir zarar vermemesi için boru hattımızın kesişeceği noktalardaki geçişlerin gözetimimizde yapılması hususunu tensiplerine arz ederim” yönünde uyarıda bulunduğu, bu uyarıya rağmen davalıların yapılan çalışmalar sırasında davacı kuruluş ile irtibata geçilmeyerek davaya konu zarara sebebiyet verildiğini belirterek; boru hattı ifrağı için 64.223,69 TL (54.426,85 TL + KDV) onarım masrafı ve ...' a ait 5901 Varil/ 795,688 Mton paçal motorin ürün kaybı karşılığı 1.476.754,44 TL (1.251.486,81 TL + KDV) olmak üzere toplam 1.540.978,13 TL' lik zarın iş ortaklığını oluşturan davalı yüklenici firmalar ile iş sahibi ...' den her bir kalemin davacı kuruluş kasasından çıktığı tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini bilahare cevaba cevap dilekçesinde, faizin, haksız fiil tarihinden itibaren uygulanarak tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer davalı şirketler arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, TBK 66. maddesinden doğan diğer davalılar çalışanlarının üçüncü kişilere vermiş olduğu zararlardan davalı müvekkilinin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle müvekkiline söz konusu kazadan ve bunun neden olduğu zararlardan dolayı sorumluluk atfedilemeyeceğini, müvekkili ile yüklenici firmalar arasında akdedilen sözleşmenin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 9. maddesinin 7. Fıkrasında “Teminat dışında kalan haller" başlıklı maddesinde, yüklenicinin kusurlu olduğu hallerde, kusur nedeniyle sigortanın ödemediği bedeller için yüklenicinin idareden hiçbir talepte bulunamayacağı gibi işin devamı süresince meydana gelecek kazalardan, bu kazaların sebep olacağı can ve mal kaybından ve üçüncü kişilere verilecek her türlü zararlardan yüklenicinin doğrudan sorumlu olacağının belirtildiğini, sözleşme gereğince yüklenici all risk sigortası yaptırmak zorunda olduğu, bu sigorta kapsamında yer almayan yüklenicinin kusurundan kaynaklanan nedenlerden doğan zararlar için davalı müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, söz konusu kazanın idarenin bilgisi dışında yapılan çalışmalar sırasında meydana geldiğini, ... İnşaat Taahhüt Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti. İle ... İnşat Elektrik San. Ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı yüklenimi altında olan Kıral Kızı- Dicle 1. Merhale Projesi Kıral kızı -Dicle Cazibe Sulaması 2. Kısım Ana Kanal İnşaatı işinde, ana kanal güzergâhının, ...' a ait petrol boru hattıyla Km 48 +100' de çakıştığını, ana kanal kazı çalışmalarının 48+ 050 ile 48+ 125 arasında yaklaşık 75 km lik kısmında geçiş yapısı, projelerinin henüz hazır olmaması nedeniyle tedbiren güvenlik açısından yapılmadığını, ana kanal güzergâhının, ...' a ait petrol boru hattıyla kesiştiği Km 48 + 100 de yapılacak petrol boru hattı geçişi için boru hattı koruma projesi ve geçiş yapısı (menfez) ile ilgili projelerin tanzim edilerek müvekkili Bölge Müdürlüğü' nün 23.12.2012 tarih ve 771109 sayılı yazısı ile incelenmek üzere ...' a gönderildiği ve ...' ın uygun görüşü alınarak projeye devam edilmesinin planlandığı ve henüz söz konusu alanda herhangi bir geçiş yapı çalışması veya kazaya sebebiyet verecek herhangi bir imalatın yapılmasının bu proje gereğince söz konusu olmadığı ve 08.05.2013 tarihinde petrol boru hattında meydana gelen hasarın davalı ...' nin bilgisi dışında yüklenici firmaya ait iş makinasının makine nakli için yol düzeltmesi çalışması sırasında gerçekleştiğini, müvekkilinin yol düzeltmesi sırasında meydana gelen kazadan sorumlu tutulamayacağını, yine 09.09.2012 tarihli tutanağı davalı yüklenicilerin oluşan zararı karşılamak için imza ve taahhüt ettiklerini, bu tutanakla diğer davalı yüklenicilerin sorumluluğun kendilerinde olduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin tacir olmadığı avans faizi uygulanamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep ve cevap etmiştir.
Davalı ... İnş. Ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 15.06.2005 tarih 15 Haziran 2005 Sayı 25846 tarihli Resmi Gazetede Enerji Piyasası Düzenleme Kurumun' ca yayımlanan Petrol Piyasasında Sigorta Yükümlülükleri Hakkında Tebliğ'in Tesisler ve Petrol Tüm Risk Sigortası Yükümlüleri bölümünün 6.maddesinde; "rafinerici, iletim ve depolama lisansı sahipleri, tesisleri ile mülkiyet veya emanetlerinde bulunan petrolü tüm risklere karşı sigortalatmakla yükümlüdür” düzenlemesinin olduğu, davacının sigorta sorumluluğunu yerine getirip getirmediğinin, şayet yükümlüğünü getirmiş ise sigorta tarafından zararın karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerektiği, sigorta tarafından zarar giderilmiş ise davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, ... tarafından kazanın meydana geldiği alanda boru hattı bulunduğuna dair davalılara bir bildirim yapılmadığı gibi boru hattının güzergâhını belirten projelerin verilmediğini, davacı tarafından gerekli bildirimlerin yapılmadığından davalıların kazanın olduğu yerde boru hattı olduğunu bilmediğini, kazanın dozerin kazı yapması sırasında değil geçiş yaptığı sırada meydana geldiğini, davacının ilgili Yönetmeliğine uygun bir şekilde gerekli tedbirleri almadığı ve davacı tarafından borunun korunması amacıyla üzerine örtülü toprağın en az 0,8 metre en çok 1,4 metre olması gerektiği ve bu toprak kalınlığının muhafaza edilmesi gerektiği, yine boru hattının geçtiği güzergâhın işaret levhaları ile işaretlenmesinin gerektiği halde, 08 Mayıs 2013 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporunda “İş makinesinin çalışma yaptığı mahalde Boru Hattını geçtiği belirten ikaz levhası, direk, çubuk vs. uyarıcı levha işaretinin olmadığı"nın tespit edildiğini, ayrıca kazanın meydana geldiği alanın dik yamaç olduğu, rüzgârın ve toprak kaymasının yoğun olabileceği bir alan olduğu, Yönetmelik gereği borunun üzerinde en az bir metre toprak bulunması gerektiği, doğa koşulları sebebiyle borunun yer altından yer üstüne çıktığı ve bu nedenle dozerin geçişi esnasında kazanın meydana geldiğini, davacının yönetmeliğe uygun bir şekilde boruyu muhafaza edip etmediği, emniyet tedbirlerini gereği gibi alıp almadığının araştırılması gerektiğini, davacının toplam 1.540.978,13 TL talep ettiği ancak davalılardan talep edilen bu bedelin fahiş olduğunu, BK'nun 164. maddesinin 2. fıkrasında “Müteselsil Borçlulardan biri ortak def'i ve itirazları ileri sürmezse diğerlerine karşı sorumlu olur” düzenlemesi gereği, müteselsil borçlulardan biri ortak itiraz ve def'ilerini ileri sürmeksizin ödeme yapar ise, bu durumda zarara kendisinin katlanmak durumunda olduğu, davacı tarafından ödeme esnasında ...'a ve üçüncü kişilere karşı herhangi bir itiraz defi ileri sürülmediği, herhangi bir rayiç araştırması yapılmadığı, gerçek zararın ne olduğunun tespit edilmediği ve talep edilen bedelin aynen ödendiği, bu hususun davacı tarafından sunulan rapor başlıklı belgede aynen “ kirlenmiş toprağın bertaraf masrafı ile beraber diğer masrafların da konu edilen yüklenici firmadan rücu edileceğinden piyasa araştırması yapılmamıştır” Bu rapor 18.06.2013 tarihinde imza altına alınmıştır” denilerek ikrar edildiğini, gerçek zararın araştırılarak tespit edilmesi gerektiğini, VUK'nun ve KDV’nuna göre zara ve hasarın haksız fiilden kaynaklandığı, mal teslimi veyahut hizmet ifası olmadığı, haksız fiile ilişkin zararların tazmininde KDV alınacağı yönünde 3065 sayılı KDV Kanununda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini belirterek buna ilişkin talepler de olmak üzere davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; tüm dosya kapsamı; dava, cevaplar, olay yeri inceleme tutanağı, dosyadaki yazışmalar ve davacı tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile ... ın ... a gönderdiği fatura ile hüküm kurmaya elverişli gerekçeli ve ayrıntılı önceki birikişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir şekilde hazırlanan 17.05.2022 tarihli son heyet raporu birlikte değerlendirildiğinde; 08.05.2013 tarihinde davalı iş ortaklığına ait iş makinesinin ... nin kanal kazısı çalışması sırasında, davacı ... a ait boruyu delinmesi nedeniyle meydana gelen kazada, boru hattının zarar gördüğü ve taşınan ... a ait motarin kaybı nedeniyle zarar oluştuğu, olayın meydana gelmesinde, sahada ... kanal kazı çalışması başlamadan önce 2012 yılında uyarı yazısı göndererek, kanalın, boru hattı ile kesişeceği noktalarda çalışmaların gözetimlerinde yapılmasını bildirdiği, ... nin ise bu yönde bir çalışma ve proje hazırlamadığı gibi, davacıya haber vermeden olay mahallinde yüklenici davalı şirketlerin iş makinesi ile yol açma çalışması yaptıkları, yine bu olaydan önceki tarihli bir başka işlem sırasında da iş makinesinin boru hattına çarptığı kazanın gerçekleştiği ve yüklenici firmalarında burada ... a ait boru hattının geçtiğini bildikleri halde, basiretli tacir gibi davranarak gerekli dikkat ve özeni göstererek tedbir almayarak kazanın meydan gelmesinde kusurlu oldukları, davacı ...' a atfı kabil bir kusurun olmadığı, davalıların birlikte tam kusurlar olduğu nazara alınarak, iş ortaklığının TBK nun 49 vd maddeleri, davalı ... nin ise TBK nun 61. ve 62 maddeleri ile tüm davalıların TBK 163 vd maddeleri gereği sorumlu oldukları, hükme elverişli ve önceki heyet raporları arasındaki çelişki gideren 17.05.2022 tarihli heyet raporunda hesaplanan, boru hattı tamir masraflar 53.887,29 TL + ile 9.699,71 TL KDV si olmak üzere toplam 63.587,00 TL yi ve ...' a ait 5901 varil / 795,688 Mton Paçal Motorin Ürün Kaybı için 1.251.485,81 TL yi olmak üzere toplam 1.315.072,81 TL zararın davalılardan müteselsilen tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 1.315.072,82-TL'nin, 16.08.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kısmi ret kararının mevzuata, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, kararın motorin ürün kaybı için ödenen KDV miktarı yönünden kaldırılması gerektiğini, davanın kısmen reddine ilişkin herhangi bir açıklama ve gerekçelendirme yapılmadığını, müvekkili tarafından dava dışı ...'a yapılan Motorin Ürün Kaybı ödemesinin KDV'den muaf olduğuna ilişkin düzenlenen ve hükme esas alınan raporlardaki bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, bu değerlendirmenin Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 08.08.2011 tarih ve KDVK - 60/2011-1 sayılı Katma Değer Sirküleri/60'a aykırı olduğunu, fatura ve makbuzlarla kanıtlanmış tüm zarar kalemlerine davalılar tarafından katlanılması gerektiğini, AAÜT'nin 3/2 maddesi gereğince ret sebebi tek olduğu halde davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 17.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun çelişkileri ve itirazları gidermediğini, eksik inceleme ve değerlendirme ile rapor tanzim edildiğini kazanın ...’nin kanal kazısı çalışması sırasında gerçekleşmediğini, söz konusu kazada yapılan kazının ana kanal yapısı olmaması, kazaya sebep olan çalışmanın mezkur iş kapsamında bulunan imalatlardan biri olmayıp yüklenici ... İnş. Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... İnş. Elek. San. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığının iş makinelerinin nakledilmesi için geçici bir yol çalışması olması, bu yol çalışması yapılırken İdare konumundaki Genel Müdürlüğümüzden veya Yapı Denetim Görevlisinden yapılan yol çalışmasına dair herhangi bir bilgilendirme yapılmaması sebepleriyle yapılan imalattan veya kazadan idarenin sorumlu olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ...'ın kusur ve sorumluluğu yönünden inceleme yapılmadığını, boru hattının gizlenmesine ilişkin karar ve gizli işaretleme metodunun kullanıldığına dair dosyada bir delil bulunmadığı gibi davacının bu yönde bir iddiasının da olmadığını, boru hattının üzerindeki dolgu yüksekliğinin yeterliliği ve bu kapsamda davacının kusur ve sorumluluğunun incelenmediğini, davacının asli sorumluluğu boru hattını mevzuata uygun döşeyip gerekli uyarı levhalarını koymak iken, bu sorumluluklarını yerine getirmeyip, koordinat bilgisi dahi içermeyen boru hattına zarar verilmemesi yönünde İdaremize yolladıkları yazı ile sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, ihale edilen işin henüz proje hazırlamaları devam ederken yani izin başvurusu aşamasına dahi gelinmeden kazanın meydana geldiğini, çalışma olmayan sırada idarenin denetleme yükümlülüğünün nasıl olabileceğinin anlaşılamadığını, daha önce kaza yaşanan yer ile dava konusu kazanın olduğu yer arasında 600-700m mesafe bulunduğunu, ceza davasında yargılanan davalılar ile ... çalışanlarının beraat ettiğini ve yargılanmayan ...’ın tam kusurlu bulunduğunu, uzaktan kumanda sisteminin kaza mahallinde bulunmadığı bu nedenle zararın arttığı hususundaki itirazların da değerlendirilmediğini, yapılan hesapta yine ...'ın verilerinin tek başına esas alındığını ve rayiç değer araştırması yapılmadığını ve işçilik giderlerinin de itirazlarına rağmen hesaba dahil edildiğini ileri sürmüştür.
Davalılar ... İnş. Elekt. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnş. Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yüklenici olan müvekkilinin, sözleşmeye uygun olarak taahhüdünde olan tüm imalatları davalı idarenin kendisine vermiş olduğu proje ve iş programına uygun bir şekilde yürüttüğünü, dava konusu olayda herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkillerinin sorumluluğu yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu, olayın oluşuna ve yasal düzenlemelere uygun olmayan 17/05/2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, dosyadaki somut deliller ve kesin delil mahiyetindeki ceza yargılamasında verilen hükmün göz ardı edildiğini ve mevcut delillerin hatalı değerlendirildiğini, kazanın davacının kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davacı tarafından, boru hattı güzergahı ile ilgili herhangi bir uyarıda bulunulmadığı gibi kazanın olduğu yerden boru hattı geçtiğine dair bir koordinat da verilmediğini, davacının uyarı yazısı olarak nitelendirdiği 21/05/2010 tarihli yazıya itibar edilmesinin doğru olmadığını, daha önce aynı bölgede meydana gelen kaza nedeniyle davalıların boru hattı geçtiği mahalli bilmeleri gerektiği yönündeki davacının varsayıma dayalı iddialarının kabul edilemeyeceğini, Yönetmelik gereğince gerekli olan işaretleme ve levhalama yapmayan davacının yine yönetmelik gereğince boruları yeterli derinliğe koymadığı için meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunu, özel güvenlik nedeniyle levha ve işaretleme konulmadığı yönündeki itirazlara ve bu yöndeki değerlendirmelere katılmanın mümkün olmadığını, olayın meydana gelişi hakkında hatalı değerlendirme yapıldığını, kazanın çalışma esnasında veyahut çalışma sebebiyle meydana gelmediğini, iş makinasının yoldan geçişi esnasında meydana geldiğini, geçerli bir dayanağı bulunmayan varsayıma dayalı iddialar doğrultusunda kusurun tamamının davalılara verilmesi kabul edilemeyeceği gibi açılan rücu davasında davalıların davacıya karşı müteselsilen sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, dava konusu olayda zarar görenin ... olduğunu, TBK’nın 62. maddesinde iç ilişkide zararı tazmin edene karşı müteselsil sorumluluk öngörülmediğini, tam tersine herkesin kusuru oranında zarara katlanması gerektiğinin belirtildiğini, davanın tüm taraflarının kusur oranlarının net bir şekilde belirlenmesi ve kusur oranına göre herkesin katlanması gereken zararın hesaplanması gerektiğini, dava konusu kazada müvekkilinin kusurlu olduğunu ve zarardan sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının herhangi bir itiraz ve defi ileri sürmeden dava dışı ...’a yapmış olduğu ödemenin ve ayrıca ifrağ ve onarım yapmış olduğu masrafın aynen kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacının kendi çalışanlarının ücret ve masraflarını zarar kalemi olarak talep etmesi kabul edilmeyeceği gibi, bu konuyla ilgili inceleme yapılan bilirkişi raporlarında da talebin fahiş olduğunun tespit edildiğini, hükme esas raporda ise bu hususun değerlendirilmediğini, gerçek zarara ilişkin inceleme yapılmadığını, davacı tarafından dava dışı ...’a ödeme yapılırken piyasa araştırması yapılmadığını, davacının bölüşük kusurunun dikkate alınması gerektiğini, faiz başlangıç tarihi ile ilgili hükmün, taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki talebinin esas alınması gerektiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmemiş olup dosya kapsamına gelen bilirkişi raporlarının tamamında farklı kusur oranlarının tespit edildiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, idari Yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri, anılan yasa hükümlerinin gereğidir.
Uyuşmazlıkta, öncelikle mahkemeye ilişkin dava şartlarından olan yargı yolunun caiz olup olmadığı hususunun incelenmesi gerekir. Yargı yolu dava şartı niteliğinde olup taraflarca ileri sürülmese bile, mahkemece re’sen göz önünde tutulmalıdır.
Dosya kapsamından, davalı şirketlerin diğer davalı ...’nin Kral Kızı-Dicle 1. Merhale Projesi Kral Kızı-Dicle Cazibe Sulaması 2. Kısım Ana Kanal İnşaatı işinin yüklenicileri oldukları, davacı şirket vekili tarafından; davaya konu dönemde ...'a ait olan petrolün iletiminin sağlandığı Batman-Dörtyol Boru Hattının, Diyarbakır ili Çanakçı Köyü Yemişalan Mezrası Mevkii 421+620 km'sinde davalı ...'nin yüklenicisi ...-... Ortak Girişiminin, sulama kanalında 08/05/2013 tarihinde iş makinası ile yaptığı çalışma esnasında, petrol boru hattını delmesi sonucu meydana gelen patlama neticesinde hasar oluştuğu ileri sürülerek zararın ödetilmesi istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda istemin ileri sürülüş biçimine göre davacı açıkça, davalı ... Genel Müdürlüğü’nün hizmet kusuruna dayanmıştır. Davalı ..., kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir ve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Kamu hizmeti yürüten ...’nin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, olayda kamu hizmetinin hukuka ve yöntemine uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanunun 2/1.b maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevlidir. İlk derece mahkemesince davalı ... yönünden dava tefrik edilerek yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.04.2023 tarihli, 2023/402 Esas, 2023/5086 Karar sayılı ilamı)
08/05/2013 tarihli Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Raporunda; firma tarafından su kanalı inşasının yapıldığı, firmaya ait iş makinesinin ... boru hattının bulunduğu mahalde kazıma ve küreme şeklinde çalışma yaptığı, boru hattını yüzeye çıkardığı esnada boru hattına çarptığı, boru içerisindeki yüksek basınçlı ham petrolün açılan delikten fışkırması ile birlikte muhtemelen iş makinesinden aldığı kıvılcım ile ateşlendiği ve yangının başladığı belirtilmiş olup, davalı şirketlerin iş makinasının yoldan geçişi esnasında olayın yaşandığı iddiasına itibar edilmemiştir.
Davacı ... tarafından dava dışı ...’a gönderilen “kayıp paçal motorin miktarı hakkında” konulu 21/05/2013 tarihli yazıda özetle; olay sonucunda boru hattının delindiği, o anda hattın içerisinde bulunan motorin paçalının çevreye yayıldığı ve yangın çıkardığı, yanma ve toprağa karışma sonucunda motorin paçalında kayıp oluştuğu, hattın tamirinden sonra hat boşluğunun 207 nolu Diyarbakır tankında bulunan TPAO ürünü ile ters pompaj yapmak suretiyle doldurulduğu, hattın içerisinde eksik olan motorinin 6.207 varil olarak hesaplandığı, ekte tankın açılış ve kapanış ölçü değerlerinin verildiği bildirilmiş, dava dışı ... tarafından ise 5.901 varil ürün bedelinin KDV’si ile birlikte davacı ...’a fatura edilmesi üzerine 11/11/2013 tarihinde bu bedelin davacı tarafından dava dışı ...’a ödendiği belirtilmiştir.
Dosya kapsamında kusur durumu ve zarar miktarına ilişkin birbirinden farklı heyetlerden çok sayıda rapor alınmıştır. Raporlarda gerek kusur, gerekse hesaplama yönünden farklı görüşler bildirilmiş olması, bazı raporlarda bilirkişiler arasında dahi görüş farklılıkları oluşup muhalefetli rapor hazırlanması nedenleriyle ilk derece mahkemesince raporlar arasındaki çelişki nedenlerini açıklamak, hangi görüşe neden üstünlük tanınması gerektiğini gerekçelendirmek ve çelişkileri gidermek amacıyla yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması isabetli olmakla birlikte, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşturulan heyetten alınan 17/05/2022 tarihli bu bilirkişi raporuna taraflarca gerekçeli itiraz dilekçeleri sunulmuş olup, itirazların tek tek değerlendirilerek karşılanması için ek rapor alınmaması yerinde görülmemiştir.
Öte yandan dava dilekçesinde; davaya konu boru hattının ifrağı için 64.223,69TL (54.426,85TL + KDV) "onarım masrafı" ve ...'a ait 5901 Varil/ 795,688 Mton paçal motorin "ürün kaybı" karşılığı 1.476.754,44TL (1.251.486,81TL + KDV) olmak üzere toplam 1.540.978,13TL'nin davalılardan tahsili istenilmiştir.
Davacı ...’ın kendisine ait boru hattına verilen zararın tazmini (onarım masrafı) istemi haksız fiile dayalı maddi tazminat istemi niteliğinde olmakla birlikte, davacı ... tarafından dava dışı ...’a yapılan ödeme nedeniyle talep edilen zarar (ürün kaybı), rücuen tazminat istemine ilişkindir. Diğer bir deyişle davacı ...'a ait boru hattının davaya konu olay nedeniyle zarar görmesi sonucunda, boru hattında iletimi sağlanan ...'a ait ürünün kaybı nedeniyle dava dışı üçüncü kişinin meydana gelen zararının, davacı ... tarafından giderildiği ileri sürülmüş olup, zarara davalıların sebep olduğu iddiasıyla yapılan ödemenin rücuen tahsili istenilmektedir. “İstemin bu bölümü yönünden” dava rücuen tazminat istemine ilişkin olduğundan, zararın doğmasına neden olduğu belirtilen ilgililerden her biri, yalnızca kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumludur. Mahkemece, müteselsil sorumluluğa ilişkin “hukuki değerlendirme” haksız fiile dayalı maddi tazminat kalemi olan “onarım masrafına” ilişkin istem yönünden yerinde ise de, ...’a yapılan ödeme nedeniyle takdir edilen zarar yönünden müteselsilen sorumluluğa karar verilmesi hatalıdır. "Rücuda teselsül olmaz" ilkesi uyarınca her bir davalının somut olaydaki kusur ve sorumluluğuna göre tazminata karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru değildir.
Hükme esas alınan 17/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu zararlandırıcı olayın davalıların ortak kusuru sonucu meydana geldiği belirtilmiş ancak ilgililerin kusur oranına ilişkin bir mütalaada bulunulmamıştır. Kusuru bulunduğu bildirilenlerin zararlandırıcı olayın meydana gelmesindeki katkısının düzeyine ilişkin bilirkişi raporunda bir açıklamaya yer verilmediğinden ve uyuşmazlık teknik değerlendirme gerektirdiğinden, ilgililerin davaya konu zararın oluşumundaki “kusur oranları” bilirkişi marifetiyle tespit edilmeli, rücuen tazminat istemine ilişkin alacak kalemi (ürün kaybı zararı) yönünden oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/12/2018 tarihli, 2016/14830 Esas, 2018/8212 Karar sayılı ilamı)
Şu halde mahkemece; 17/05/2022 tarihli raporu hazırlayan bilirkişi heyetinden tarafların itirazlarının karşılanması ve ilgililerin zararlandırıcı olayın meydana gelmesindeki kusur oranlarının bildirilmesi için ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Öte yandan; mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak 16.08.2013 tarihi esas alınmış olup bu yön yalnızca davalı şirketler tarafından istinaf nedeni yapılmıştır. Davalı şirketlerin istinafı, onarım gideri zararı yönünden yerinde görülmemiş ise de; yukarıda açıklandığı şekilde rücuen tazminata konu edilen istem yönünden davacının zararı, ...’a yapılan ödeme ile doğduğundan istemin bu bölümü yönünden ödeme tarihinden faiz işletilmesi gerekirken aleyhe olacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.4-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre tarafların sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1) Tarafların istinaf başvurularının duruşma yapılmadan KABULÜ ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4-6. maddesi uyarınca Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2022 gün ve 2013/336 Esas, 2022/632 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3)Kaldırma nedenine göre tarafların sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4)Taraflarca yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talep halinde yatırana iadesine,
5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 21/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza