T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1084 - 2025/2138
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1084 Esas
KARAR NO: 2025/2138
KARAR TARİHİ: 19/11/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2023
NUMARASI: 2022/760 Esas, 2023/636 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket vekili, davalının başka bir firma hakkında yaptığı takip talebine müvekkilinin vergi numarasını ekleyerek bu vergi numarası üzerinden müvekkili araçlarına haciz koydurduğunu, 04/08/2022 tarihinde icra dairesinden hacizlerin kaldırılması talebinde bulunulduğunu, ancak taleplerin reddine karar verildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin davalı şirket vekili ile bizzat görüşmesine rağmen hacizlerin kaldırılmasından imtina edildiğini, bu süreçte şirket yetkilisinin bizzat icra takibinin yapıldığı Polatlıya gitmek zorunda kaldığını, bu arada yol masrafı yapılıp mesai harcandığını, yemek ücreti ödediğini, bu işlemler sebebiyle maddi zarara uğradığını, giderler ispatlanamasa bile mutad yol giderlerinin belirlenmesi gerektiğini yapılan haksız hacizler nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yüksek yargı kararlarında haczin haksız olmasının tazminat için yeterli olduğunun belirtildiğini, yapılan hacizler sebebiyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin 06/12/2018 gün, 2016/10666 Esas, 2018/7714 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ''...Haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur...'' .
Haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız haciz kararı olan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK’nın 49'ncu maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre haksız takip/haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının icra takibinde kötü niyetli veya ağır kusurlu olması da gerekmektedir.
Somut olayda; icra takibinde davacı şirketin takip borçlusu olmamakla birlikte borçlu şirket ile isim benzerliği ve vergi numarasının yanlış girilmesi sonucu araçlarına haciz konulduğu, davalı tarafça hacizlerin hatalı olduğunun kabulü ve icra dairesinden talebi sonucu hacizlerin kaldırıldığı anlaşılmakla davalı şirket tarafından yapılan haciz işlemlerinin haksız olduğu sübuta ermiştir. Ancak bu durum tek başına yeterli olmayıp, davacı maddi tazminat yönünden zararını ve illiyet bağını, manevi tazminat yönünden davalının ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunu da kanıtlamalıdır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf nedenleri ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde; haksız haciz sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zarar ile haksız haciz işlemleri arasında illiyet bağı bulunduğunun ve davalının haksız eylemi sonucu davacının zarara uğradığının ispatlanamadığı, yine davalının kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 615,40TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 19/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza