T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/3169 - 2025/928
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/3169 Esas
KARAR NO : 2025/928
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/05/2023
NUMARASI : 2022/256 Esas, 2023/372 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Grup İnşaat Zemin Elektrik ve Enerji Üretim Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilen "..." adresinde bulunan binanın zemin güçlendirme çalışması esnasında kurumlarına ait pis su hattına davalı şirket tarafından beton şerbeti dökülmesi sonucu pis su hattının tıkanmasına sebebiyet verildiğini, müvekkili kurum tarafından yerinde yapılan tespit sonucu pis su hattının içinin tamamen beton şerbeti ile dolduğu ve çalışmadığı tespit edildiğini, söz konusu hasara ilişkin olarak davalı borçlu şirket hakkında 24/08/2020 tarihli Hasar Tespit Tutanağı tanzim edildiğini, yeni hat döşenmesi gerektiği keşif ve tutanak ile kayıt altına alınarak, söz konusu hasarın giderildiğini ve hasardan kaynaklı borcun tahsili talebi ile davalı şirket aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4483 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış olup, davalı borçlu şirket tarafından haksız bir şekilde takibe itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu ve itirazın iptalinin gerektiğini, 20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı İSKİ Kuruluş Kanunu'na 5.6.1986 tarihli ve 3305 sayılı Kanun ile eklenen Ek madde 5 uyarınca kurulan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü’nün; su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması, bu işlemlere ilişkin hizmetlerle ilgili tarifelerin tespiti ve bu bedellerin tahsili ile abonelere verilecek diğer tüm hizmetlere ilişkin usul ve esasların belirlendiğini, Ankara Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Tesislere zarar verilmesi" başlıklı 32'nci maddesi, "(1) İdarenin taşınır veya taşınmaz malları ile su ve kanalizasyon tesislerine zarar verenler hakkında devlet malına karşı suç işleyenlere ilişkin hükümler uygulanarak, zararın giderilmesi için İdarece yapılan tüm harcamalar ilgiliden %50 fazlasıyla tahsil edilir. (2) İdarenin ana isale hattı ile su şebekesine verilen zarar aynı zamanda su kaybına da yol açabileceğinden, borunun çapına göre arıza giderilinceye kadar geçen sürede borudan akan kayıp su miktarı, idare tarafından uygulanan en yüksek su tarifesi üzerinden hesaplanarak zarar verenden ayrıca tahsil edilir. (3) İdareye ait su şebekesi ve kanalizasyon hattı ile bunlara ilişkin tüm sistemlerden herhangi birine gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılan müdahaleler sonucunda üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan müdahalede bulunanlar sorumludur. İdarece bu zararların üçüncü kişilere ödenmek durumunda kalınması halinde yapılan tüm ödemeler su şebekesi ve kanalizasyon hattı ile bunlara ilişkin tüm sistemlerden herhangi birine müdahale edenlerden bu yönetmeliğin 30 ve 31’inci maddeleri ile bu maddenin 1’inci fıkrasında gösterildiği şeklinde rücuen tahsil edilir." hükmünü amir olduğunu, Keşif özetinde de açıkça belirtildiği üzere mezkur Yönetmeliğin açık hükmü uyarınca toplam zarar üzerinden 32.454,80 (KDV hariç) TL artırım tahakkuk ettirildiğini, Bu kapsamda Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kamu kuruluşu olan müvekkil tarafından düzenlenen hasar tespit tutanağı, keşif özeti, fotoğraflar ve sunulan kayıtlar ile belgelenen davalı şirketin haksız eyleminden doğan hasar malzeme ve zayiat bedeli toplamı 97.364,40 TL (KDV hariç), (KDV dâhil 109.048,13 TL) zararın faizi ile tazmini gerekirken borçlu şirket tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini, davalı borçlu şirketin, icra takibine haksız ve gerçeğe aykırı beyanlarla itiraz etmiş olup söz konusu itirazın iptalinin gerektiğini, davalının hasar onarım bedelinden sorumlu olmadığı iddiası yersiz olup, söz konusu hasarın davalı şirket tarafından ... adresinde bulunan binanın zemin güçlendirme çalışması esnasında haksız bir şekilde hasara neden olduğu söz konusu tutanak, fotoğraf, keşif özeti, onarım bedelleri ile açık olduğundan, takip konusu likit alacağa haksız şekilde itiraz edildiğinde şüphe bulunmadığını, işbu nedenle borçlu şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14/06/2006 tarihli 2006/19-347 E. sayılı ve 2006/377 K. sayılı kararında “,..., alacak, başta bilinebilir (likit) nitelikte olduğundan, davacı yararına icra ve inkar tazminatına da hükmedilir. ,...,” şeklinde hüküm tesis ettiğini, dolayısıyla davalı yanın likit alacağa karşı yaptığı haksız itirazı nedeniyle İİK m.67/2 gereğince davalı aleyhine takip konusu miktar üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığından davayı açma zarureti hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin Ankara 24. Müdürlüğü'nün 2021/4483 e. sayılı dosyasına haksız olarak yaptığı itirazın iptaline, söz konusu icra takibinin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacakta sorumluluğun müvekkili şirkete ait olmayıp, davanın husumetten reddinin gerektiğini, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, sorumluluğun ... Spor Malzemeleri İç Ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’ye ait olup, davanın ihbarını talep ettiklerini, ... adresinde yer alan ... Spor Malzemeleri İç Ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’ye ait binada -1, -2 ve -3 bodrum katlarında yağışlı mevsimlerde meydana gelen su baskınlarını engellemek ve sızdırmazlığı sağlamak için müvekkili şirket ... Grup İnşaat Zemin Ve Enerji Üretim A.Ş.’ye başvuruda bulunulduğunu, çalışmaların bina içinde -3 bodrum katından başlamak kaydı ile -2 ve -1 katına kadar binanın dış perde duvarları karot makinesi ile belli aralıklarla 60 mm çapında 1.5 m boyunda delinerek, bu deliklerden bina dış perdesi arkasına sızdırmazlık amaçlı çimento ve su karışımından oluşan düşük basınçlı (1-3 bar arası) enjeksiyon yapıldığını, böylece binaya su gelişini sağlayan zemin içerisindeki tüm su yollarının tıkatılmasının hedeflendiğini, Mustafa Kemal Mahallesi 2156 sokakta yer alan ASKİ’ye ait eski gecekondu döneminden kalma kanalizasyon sistemi yer aldığını sokakta yer alan işletmelerinde bildiği üzere ayda en az 2-3 defa hattın tıkandığı ve ASKİ kanalizasyon ekiplerince vidanjörle temizlendiğinin bilindiğini, ayrıca bu eski kanalizasyon hattında birçok yerde çatlak ve patlakların olduğu ve etrafta bulunan binaların zemin ve bodrum katlarına her yağmur yağışında zemin içerisinden bina bodrum katlarına su sızdırdığının bilindiğini, bu sızıntı ve patlamaları önlemek için bina içinden sızdırmazlık amaçlı yapılan enjeksiyon işlemi yapıldığını, ... Ltd. Şti. ye ait bina bodrumundan beton perde duvarının 1,5 metre arkasına basılan sızdırmazlık amaçlı çimento ve su karışımından oluşan enjeksiyon zemin içerisinden hareket ederek binaya yakın mesafeden geçen kanalizasyon hattına sızdığını Kapalı kanal olan kanalizasyon hattına davacı ASKİ tesisatının patlak olması nedeniyle zeminden akan çimento enjeksiyonunun girmesi normal şartlarda mümkün olmadığını, ancak kanalizasyon hattındaki mevcut yapısal sıkıntı nedeni ile zemin içerisinden sızan enjeksiyon bu kanaldaki mevcut çatlak ve patlaklardan kanal içerisine sirayet etmiş ve kanalın çimento şerbeti ile tıkanmasına sebep olduğunu, tıkanıklığın nedeni yapılan işlem değil şebeke borularında daha önce mevcut olan müvekkil şirket ile ilgisi olmayan çatlaklıklar olduğunu, tıkanmanın gerçekleşmesi üzerine ASKİ kanalizasyon ekipleri vidanjörle gelip kanalın açılması için uğraştığını ancak kanal içerisine sirayet etmiş olan çimento priz alması nedeni ile temizlenemediğini, ... ORTOPEDİ ve ... GRUP elemanlarınca dışarıdan getirilen kanalizasyon açma ekipmanları ile 3-4 gün boyunca kanalın açılması denenmiş ancak başarısız olunduğunu, ASKİ Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde ise yetkililerin müvekkil şirkete söz konusu hattın yıllardır yenilenmesi gerektiği kendilerince beyan edildiği ve bu yenilenme için planlamanın bu olay olmadan önce yapıldığı ve hatta ihaleye çıkarıldığı beyan edildiğini tüm sokak boyunca yer alan işletmelerin de yıllardır kanalın değişmesi için ASKİ’ye talepte bulunduğu ve ayda en az 2-3 defa tıkanma ve bodrum katlara sızma yapması nedeni ile ASKİ ekiplerinin gelip kanalı temizlediğinin bilindiğini, bu durumun ASKİ Kurumu kayıtlarında mevcut olduğunu ayrıca tüm sokaktaki esnaf ve bina sakinleri buna şahitlik edecek durumda olduğunu, bu olay meydana gelmeden önce ASKİ ve yardımcı kuruluşlarında söz konusu hattın yenilenmesi ile ilgili bilgi, rapor, proje ve planların olup olmadığının araştırılması ve talep edilmesini istediklerini ayrıca ASKi kayıtlarında bu hat ile ilgili gelen şikayetlerin kayıtlarının istenmesini talep ettiklerini, yukarıda vermiş oldukları bilgiler doğrultusunda ASKİ tarafından müvekkil şirketten talep edilen bedelin müvekkil şirket sorumluluğunda olmadığının iki şekilde de ortada olduğunu, birincisi pis su hattının kapasitesinin düşük, yetersiz ve hasarlı olması nedeni ile sokaktaki bodrumlu binalara kanaldan su sızdırdığı, hattın davacı kurum tarafından yenilenmesi planlama programına alınmasına rağmen (yani çimentoyla tıkanmasa da hattın yenileneceği aşikarken) yapılan yenilemenin müvekkili şirkete fatura edilmesinin düşünülemeyeceğini, ikincisi ise husumet yönünden faturanın bu işi müvekkil şirkete yaptıran bina sahibi ve işveren ... Spor Malzemeleri İç Ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’ye değil de ASKi tarafından talep edilen bedelden daha düşük bedele bu işi yapan taşeron müvekkil şirkete yöneltilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu nedenlerle daha önce müvekkili şirkete tebliğ edilen yazıya da müvekkili aleyhine açılan icra takibine de itiraz edildiğini, müvekkili şirketin itirazında haklı olup zarar meydana gelmiş ise sorumluluğunun söz konusu olmadığını, yapılan işin teklifi ve faturası da ekte olup Yönetmelikte belirtilen "ilgili" müvekkil değil işveren şirket ... Spor Malzemeleri İç Ve Dış Ticaret Ltd. Şti olduğunu, hasar tutanağı, tutanaklar, keşif özeti gibi belgelerin idarenin kendi kendine düzenlediği ve müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen belgeler olup kabul etmediklerini, asıl alacağı kabul etmemekle beraber işlemiş faize ve faiz oranına da itiraz edilmiş olup bu taleplerin de reddinin gerektiğini, karşı tarafın icra inkar tazminatı taleplerini de kabul etmediklerini ifade ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu dikkate alındığında davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara 24. İcra Dairesi'nin 2021/4483 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki koşullar ile kaldığı yerden devamına, hükmolunan alacak tutarı olan 114.963,62 TL’nin %20'si üzerinden hesaplanan 22.992,72 TL icra inkâr tazminatının İİK-67/2.madde uyarınca davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davacı tarafa verilen herhangi bir zararın söz konusu olmadığını, Mustafa Kemal Mahallesi 2156 sokakta ASKİ’ye ait eski gecekondu döneminden kalma kanalizasyon sistemi bulunduğunu, bu kanalizasyon hattının yeni yerleşimler nedeni ile kapasitesinin çok düşük kaldığını ve yeni yerleşim yükünü kaldıracak kapasitede olmadığını, hattın ayda en az 2-3 defa tıkandığını ve ASKİ kanalizasyon ekiplerince vidanjörle temizlendiğini, ayrıca bu eski kanalizasyon hattında birçok yerde çatlak ve patlakların olduğunu ve etrafta bulunan binaların zemin ve bodrum katlarına her yağmur yağışında zemin içerisinden su sızdırdığını, bu sızıntı ve patlamaları önlemek için bina içinden sızdırmazlık amaçlı enjeksiyon işlemi yapıldığını, çimento ve su karışımından oluşan enjeksiyonun zemin içerisinden hareket ederek binaya yakın mesafeden geçen kanalizasyon hattına sızdığını, kanalizasyon hattındaki mevcut yapısal sıkıntı nedeni ile zemin içerisinden sızan enjeksiyonun bu kanaldaki mevcut çatlak ve patlaklardan kanal içerisine sirayet ettiğini ve kanalın çimento şerbeti ile tıkanmasına sebebiyet verdiğini, tıkanıklığın nedeninin yapılan işlem değil şebeke borularında daha önce mevcut olan ve müvekkili şirket ile ilgisi olmayan çatlaklıklar olduğunu, kimsenin kendi kusurundan kaynaklı zararını karşı taraftan talep edemeyeceğini, davacı kurum tarafından hattın yenilenmesi planlama programına alınmasına rağmen (yani çimentoyla tıkanmasa da hattın yenileneceği aşikarken) yapılan yenilemenin müvekkili şirkete fatura edilmesinin düşünülemeyeceğini, husumetin bina sahibi ve işveren ... Ortopedi Ltd. Şti’ye yöneltilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından dinlenen tanıkların da durumu açıkladıklarını, normal şartlarda ASKİ’den kaynaklanan kanalizasyon sisteminde bulunması gereken contanın bulunmaması ve yine ASKİ’nin sorumluluğunda bulunan boruların çatlak ve kırık olması nedeni ile tıkanmanın gerçekleştiğini, kanalizasyon sisteminde bulunan yapısal sıkıntıların sorumlusu davacı kurum olup bu nedenle meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil ilgili yere ihbar olunan şirketin talbi ile gitmiş olup durumu ASKİ ye ihbar etmesi gerekenin müvekkil değil ihbar olunan şirket olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bilirkişi raporunda davacı kurumun talep ettiği tutarın çok yüksek olduğu tespit edilmiş olup hasar bedeli olarak 64.909,60 TL’nin talep edilebileceğinin tespit edildiğini, ancak mahkemece tespitin aksine davanın tamamının kabul edildiğini, kaldı ki gerekçeli kararda bilirkişi raporu aksine ve hesaplamasına aykırı karar verilmesine rağmen neden davanın tamamı üzerinden kabul edildiğinin gerekçelendirilmediğini ve açıklanmadığını, mahkemece ihbar olunan şirket tarafından çalışma izni ve ruhsat alınıp alınmadığının araştırılmadığını, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini de kabul etmediklerini, müvekkilinin itirazında haklı olup kötü niyetli de olmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde de anayasal hükme paralel olarak “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında tereddüte yol açacak çelişkiler taşımaması ile mümkündür.
Yukarıda özetlenen ilkelere göre somut dava incelendiğinde, davacı ASKİ vekili, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen "..." adresinde bulunan binanın zemin güçlendirme çalışması esnasında Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'ne ait pis su hattına beton şerbeti dökülmesi sonucu hattın tıkanmasına sebebiyet verildiğini, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine hakkında Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2021/4483 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafça takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkeme gerekçesinde; tanık beyanları ile bilirkişi raporu özetlenmiş ve “Yukarıda içeriği açıklanan, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu dikkate alındığında davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” denilmekle yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkeme kararı ilgili ve yeterli bir gerekçe içermediği gibi atıf yapılan ve karar içeriğine de özetlenen bilirkişi raporu ile de çelişmektedir. Raporda; davalı şirketten KDV hariç 64.909,60TL tutarındaki hasar bedelinin talep edilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiş, mahkemece rapora dayanıldığı belirtilmesine karşın, davanın tam kabulüne karar verilerek; 109.048,13TL hasar onarım bedeli (asıl alacak) ve 5.915,49TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.963,62TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin takip talebindeki koşullar ile kaldığı yerden devamına karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi yukarıda özetlenen ilkelere uygun oluşturulmamış olup çelişki, tereddüt ve şüphe içerdiğinden denetlenememektedir. İlk derece mahkemesi tarafından, yargıda açıklık ve netlik prensibine ve adil yargılanma hakkına aykırı olarak, hükümde tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; açık, anlaşılır, kendi içinde çelişki içermeyen, taraf ve kanun yolu denetimine uygun gerekçe oluşturulmak suretiyle karar verilmesinden ibarettir.
Öte yandan ilkesel olarak, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve takibe konu alacağın likit olması gerekmektedir. Oysa davaya konu alacağın dayanağı haksız fiil olup, varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmadığından davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davalının sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Davalı tarafın istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/05/2023 gün ve 2022/256 Esas, 2023/372 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3)Kaldırma nedenine göre davalının sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4)Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde iadesine,
5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 30/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza