T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/24
KARAR NO: 2024/37
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 27.09.2023
NUMARASI: 2023/344 Esas (Derdest)
İHTİYATİ TEDBİR/HACİZ TALEP EDEN
DAVACI:
VEKİLİ:
ALEYHİNE İHTİYATİ TEDBİR /HACİZ TALEP EDİLEN
DAVALILAR:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (İhtiyati Haciz)
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 31/01/2024
Mahalli mahkemesince verilen ihtiyati tedbir/haciz talebinin reddine ilişkin 27.09.2023 tarihli ara kararlara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili,13.05.2015 tarihinde, davalıların murisi sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın davacı idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kalarak bakıma ihtiyacı doğduğunu, davalı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının trafik kazası sonucu uğramış olduğu manevi zararların ve ZMMS teminat limitini aşan maddi zararlarının tazmininden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi gereğince 150.000,00 TL maddi, 200.000,00Tl manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, davalılar tarafından davacının hakkını elde etmesini engellemek amacıyla dava konusu aracı ve adına kayıtlı malvarlığını 3. Kişilere devri söz konusu olabileceğinden davalı şahıslar adına kayıtlı olması halinde ... plaka sayılı aracın ve UYAP kanalıyla tespit edilecek davalı adına kayıtlı taşınmazların, 3. Kişilerdeki alacakların ve araçların dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla uygun görülecek şekilde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini ve kayıtlarına şerh edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece verilen 27.09.2023 tarihli ara karar ile; Davacı tarafça ihtiyati haciz olmadığı takdirde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş olup; dosya kapsamına ve sunulan delilere göre, davacının davalı taraflardan alacağının varlığı, miktarı ile alacak var ise muaccel olup olmadığının yargılama sonucunda ortaya çıkacağı, davalı tarafın mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kaçmaya hazırlandığına, davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakınca ya da ciddi bir zararın doğacağına ilişkin yeterli delil sunulmadığı, talep edenin, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ölçütte haklı olduğunun ispat edilemediği, dava konusu olmayan hususlarda tedbir kararı da verilemeyeceği bu kapsamda İİK 'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz için ve HMK'nın 389/1. maddesinde ihtiyati tedbir için aranan koşulların gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ihtiyati hacze karar verilebilmesi için mahkemenin "alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olmasının yeterli olduğunu, alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmadığını, davacının uğramış olduğu maddi zararların tazmini için öncelikle ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'ne karşı başvuru yapıldığını ve yine ... Sigorta AŞ’ye karşı Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/403 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacının sürekli işgöremezlik zararlarına ilişkin olarak ... Sigorta AŞ tarafından teminat limiti tutarınca ödeme yapıldığını, davacının uğradığı zararların teminat limitini aşmakta olduğunu, bu hususun bile alacağın varlığı hakkında kanaat edinmek için yeterli olduğunu, ihtiyati hacize karar verebilmek için alacağın muaccel olup olmadığı da önem taşımadığını, iddia olunan zarar haksız eylemden kaynaklandığından TBK’nın 117/2 maddesi gereğince tazminatın, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale geldiğini, davalıların murisinin 13.05.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasına karışan ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü olduğunu, davacının maluliyete uğradığı sabit olduğundan İİK 257. maddesinde aranan koşulun gerçekleştiğini, ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Davacı vekili davalıların murisi idaresinde bulunan aracın davacı idaresinde bulunan motosiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek manevi zararların ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat limitini aşan maddi zararlarının davalıların müştereken ve müteselsilen tahsiline ve davalılar adına kayıtlı taşınmazların, 3. Kişilerdeki alacakların ve araçların dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla uygun görülecek şekilde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece İİK 'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz için ve HMK'nın 389/1. maddesinde ihtiyati tedbir için aranan koşulların gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz ve İhtiyati Tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK.nın 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK.nın 389.maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenmekle ihtiyati tedbir açıklanmıştır.
Amaç bakımından; ihtiyati tedbir, aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla 6100 sayılı HMK.nın 389 vd. maddelerinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yol olup ihtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı verilen şey esasen asıl davanın konusudur.
Dava konusu olayda, davacı vekili davalı adına kayıtlı taşınmazların, 3. Kişilerdeki alacakların ve araçların dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla uygun görülecek şekilde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinde bulunmuştur. Dava haksız fiilin bir türü olan trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ihtiyati tedbir şerhi konulması talep edilen davalıların taşınır, taşınmaz ve diğer hak ve alacakları ile ilgili bir uyuşmazlık bulunmamakta olup HMK.nın 389. maddesi kapsamında dava konusu uyuşmazlığı oluşturduğunun kabulü mümkün değildir. Bir başka ifade ile eldeki tazminat davasının konusu olmadığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İhtiyati haciz talebinin değerlendirilmesinde; İİK’nın 257.maddesi hükmüne göre :"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.
(Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02.03.2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.
2004 sayılı İİK'nın 258/1. madde metninden de anlaşıldığı üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' gereklidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değil, diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz. Ancak ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklının alacağın varlığı ve haciz sebepleri hakkında yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde kanaat getirecek deliller sunulması gerekir.
Davacı vekili, davacının trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle manevi zararların ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat limitini aşan maddi zararlarının davalıların müştereken ve müteselsilen tahsiline talep etmiş olup, talep edilen zmss teminat limiti üzerinde zararın olduğunun yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada zmss limit üzerinde zararın olduğuna dair yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği, manevi tazminat yönünden ise manevi tazminat miktarının, kapsamının ve koşullarının hakimin takdirine bağlı olduğu, tazminat yükümlüsünün tutum ve davranışları olayın özelliği, kusurun varlığı, niteliği, ekonomik, sosyal çevre ve benzeri pek çok subjektif etkene göre belirlenen bir tazminat türü olup, maddi tazminat gibi miktarı objektif koşullara göre belirlenecek bir tazminat türü olmadığından alacağın muaccel olması yanında, ihtiyati hacze esas belirli bir miktar olması koşulu sağlanamadığından dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin 27.09.2023 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL’nin mahsubu ile kalan 157,75 TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1(f) maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.