T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/740 - 2024/557
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/740
KARAR NO: 2024/557
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/11/2021
NUMARASI: 2019/694 Esas 2021/597 Karar
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALILAR:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/04/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 02/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 23.10.2011 tarihinde davalılardan ...’e ait, ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsikletin karıştığı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının parke döşeme ve tretuvar işi yaptığını, davalı sigorta şirketi tarafından 18.05.2015 tarihinde 14.721,06 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan kaza tarihinden, 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş;15.06.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 24.253,95 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, ceza mahkemesi kararı ve orada alınan kusur raporu ile hukuk hakimi bağlı olmadığından keşif yapılarak kusurun belirlenmesini, davalının kusurunun bulunmadığını, ceza aşamasında dinlenen tanık beyanlarından da bu durumun anlaşılacağını, emekli olan davacının ücret araştırma talebinin yerinde olmadığını, belgeye dayanmayan maluliyetin kabul edilmeyeceğini, manevi tazminat ve avans faiz isteminin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 17.01.2011-17.01.2012 tarihleri arasında 200.000 TL limitle davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının dava öncesi başvurusu üzerine kendisine 18.05.2015 tarihinde 14.721,06TL ödendiğini, kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranının belirlenmesini ve özürlülük ölçütüne göre heyetten rapor alınarak, hesaplanacak tazminattan ödenen meblağın indirilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuş, 06.08.2021 tarihli dilekçesi ile de davacıya 18.05.2015 tarihinde 14.721,06 TL, 09.11.2017 tarihinde de 24.253,95 TL olmak üzere 39.923,14 TL ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece davanın trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davalılardan ...'nin sevk ve idaresindeki, diğer davalı ...'e ait olup, ZMMS poliçesi de davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ... plakalı araç ile davacının kullandığı ... plakalı motosikletin, 23.10.2011 tarihinde kaza yapması sonucu davacının yaralanıp iş gücü kaybı zararına uğradığını, mahkemece daha önce 2016/1048 Esas 2017/701 Karar sayılı dosyasında verilen kararın davalılardan ... vekilince istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 22.Hukuk Dairesi'nin 29.11.2019 tarihli 2017/3358 esas ve 2019/1931 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma üzerine 2019/694 esas sayılı dosya numarası alınarak bozma kararında işaret edilen eksiklikler giderilecek şekilde dosyanın yeniden ele alındığı, bozma kararından sonra alınan maluliyet raporları ve bu maluliyet raporlarında belirtilen maluliyet oranlarına göre davacının uğramış olduğu maddi zararın hesap bilirkişisince belirlendiği, ancak karar sadece ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğundan ve bozulduğundan davalılar yönünden kazanılmış hak doluştuğu, hesaplanan zararın değil, mahkemece önceki verilen karardaki tazminat miktarının davacıya verilmesinin uygun görüldüğü, ancak davalılardan ... Sigortanın 2016/1048 Esas 2017/701 Karar verildikten sonra davacının maddi zararının davacıya ödendiği ve dekontların fotokopilerini mahkemeye sunduğu, dolayısıyla usuli müktesep hak nedeniyle asıl zararın bu davada istenemeyeceğinden ve mahkemenin bir önceki kararındaki zararın da ödenmiş olması aynı zamanda zararın davalılardan birinin ödemesi zararın karşılanmasında diğer davalıların da üzerine düşün borçları ortadan kaldırdığından davacının maddi anlamda davalılardan alacağının kalmadığı, dolayısıyla bu yönüyle davacının davalılardan maddi tazminat açısından talep etmiş olduğu tazminat konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiğinden davalı vekilince yapılan ödeme nedeniyle talep edilecek bedel kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş;hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin 2016/1048 E. 2017/701 K. Sayılı kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2017/3358 E. 2019/1931 K. Sayılı kararı ile kaldırıldığını, yerel mahkemece yeni verilen hükümde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de bu kararın eksik olup, manevi tazminat ile ilgili hüküm bulunmadığını, davalı ... tarafından davacı tarafa maddi tazminat ödendiği gibi manevi tazminat ve bunlara bağlı vekalet ücretlerinin de ödendiğini, yeni oluşturulan kararda hiç bu hususlara değinilmediği gibi manevi tazminatın reddedilen kısımları ve buna bağlı davalı ... yararına hükmedilmesi gereken vekalet ücretine de hiç değinilmediğini, yerel mahkemenin her iki kararı arasında bağlantı olmaması sebebiyle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olay ile ilgili görgüye dayalı bilgileri olan tanıkların beyanlarından da olayın tamamen davacı tarafın kusuru sebebi ile meydana geldiğinin anlaşıldığını, davalının trafik kurallarına uygun şekilde hareket etmiş olmasına rağmen atfedilen %25 oranındaki kusur oranının oldukça yüksek olup, hakkaniyete aykırı karar verildiğini, yine 14.04.2017 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen maluliyet oranı ve 12.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile davalıya atfedilen %25 oranındaki kusur durumuna göre davacının sürekli iş gücü kaybından doğan zararının 24.253,95-TL olduğu yönündeki kararın da dosya kapsamına uygun düşmediğini, davacının maddı zararının hesabında göz önünde bulunan maluliyet oranının kabul edilemeyeceğini, yargılama sırasında da belirttikleri üzere davacı tarafın, dava dilekçesinde tedavisinin halen devam ettiğini iddia etmiş olup, bu aşamada davacının kalıcı sakatlık oranının tespitinin mümkün olmadığını, kaldı ki, hesaplanan kalıcı sakatlık oranının davacının iddiasına göre henüz tedavisi devam etmekte iken yapılmasına rağmen oldukça yüksek oranda tespit edildiğini, dosya kapsamına sundukları fotoğraflardan da davacının dava konusu kazadan sonra da kazadan öncekı işi olan parke taşı döşeme işine devam ettiğinin anlaşıldığını, omurilik kırığı meydana gelen ve yüksek oranda maluliyeti olan bir kişinin sürekli eğilip doğrularak yapılması gereken bir işi yapamayacağının kabulü gerektiğini, hatalı tespit yapılan bilirkişi raporları ve itirazlarına itibar edilmediğini, mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında davalının %75 kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kabul etmemekle birlikte bilirkişi raporunda %25 kusur atfedildiğini, sürekli iş gücü kaybının da fahiş hesaplandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hem davalıya %25 kusur verilip hem de 10.000 TL manevi tazminata karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
HMK’nun 355 maddesi gereğince davalı ... vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 23.10.2011 tarihinde davalıların maliki, sürücüsü zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla davacının sevk ve idaresindeki motorsikletin karıştığı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek tüm davalılardan sürekli işgöremezlik tazminatı, işleten ve sürücüden manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davacıya davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce 18.05.2015 tarihinde 14.721,06 TL, kaldırma kararından önce ilk karardan sonra 09.11.2017 tarihinde ilk karar ile hüküm altına alınan 24.253,95 TL olmak üzere toplam 39.923,14 TL ödenmiş olmakla dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı ;davalı ... vekili, kararda manevi tazminat, maddi ve manevi tazminata yönelik vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmaması nedeniyle hükmün HMK’nın 297 maddesine aykırı olduğuna, kusur ve maluliyet oranına maddi ve manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
Mahkemenin 19.10.2017 Tarih 2016/1048 Esas 2017/701 Karar sayılı ilamı ile davalının tali (%25) davacının asli (%75) kusurlu olduğu, davacının %42 maluliyet oranı üzerinden davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile 23.10.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'nin; sürekli iş göremezlik zararından dolayı 24.253,95 TL. maddi tazminatın, kaza tarihi olan 23.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi zarardan dolayı da 10.000,00 TL. manevi tazminatın, kaza tarihi olan 23.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan ... ile ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; hükmün davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesinin 29.11.2019 Tarih 2017/2238 Esas 2019/1931 Karar sayılı ilamı ile “…..Gerek ceza aşamasında alınan raporlar gerekse mahkemece alınan kusur raporlarından davacının %75 oranında asli kusurlu olduğu, davalı münibüs sürücüsü Bahattin Demir'in ise %25 tali kusurlu olduğu benimsenerek hüküm kurulması doğru olmuştur. Ne var ki Mahkemece, adli tıp uzmanı tek bilirkişiden alınan raporla maluliyet belirlenerek hüküm kurulmuştur. ... Bu anlamda maluliyet oranına ilişkin belirlemenin, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenleme (Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği gibi) hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. ... davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılarak mahkemesine gönderilmesine,” denilerek hükmün kaldırılmasına karar verilmiş ;mahkemece kaldırma kararından sonra davacının maddi zararının davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiş, gerekçede iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın 297/2.maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
HMK'nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da gerekçe ile hüküm fıkralarının farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.
Mahkemece kaldırma kararından sonra verilen istinafa konu ikinci kararda manevi tazminata yönelik olumlu olumsuz karar verilmediği, davacı vekili ile davalı sigorta şirketi tarafından sunulan 15.02.2022 tarihli dilekçe içeriklerinden davacı ile davalı sigorta şirketinin 31.12.2021 tarihli feragatname sulh protolü ile dava konusu maddi tazminat konusunda anlaşma sağlandığı, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya davadan önce 18.05.2015 tarihinde 14.721,06 TL, kaldırma kararından önce ilk karardan sonra 09.11.2017 tarihinde ilk karar ile hüküm altına alınan 24.253,95 TL olmak üzere toplam 39.923,14 TL ödeme yapıldığı, davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını belirttiği halde mahkemece “ davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 90,52 TL ilk yargılama harcı ve 31,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplamı olan 121,92 TL'nin (sigorta limitleri dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından sarfına mecbur kalınan 2.237,70 TL bilirkişi ücreti ve tebligat-posta masrafı, 1.289,00 TL dosya içerisinde dekontların mevcut olduğu hastane muayene ücreti olmak üzere toplam 3.526,70 TL yargılama giderinin (sigorta limitleri dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, diğer davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine”şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece HMK’nın 297, 298, 294 maddelere uygun olarak davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması, davacı ile davalı sigorta şirketi arasındaki feragatname ve sulh protolü gereğince harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin ve sorumluların belirlenmesi, davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafa manevi tazminat ve bunlara bağlı vekalet ücretlerinin de ödendiğini belirttiğinden manevi tazminat ve manevi tazminata yönelik harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına
2-Harçlar Kanunu gereğince istinafa başvuran tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde kendisine iadesine,
3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.04.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.