T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/420
KARAR NO: 2024/446
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/12/2021
NUMARASI: 2019/72 Esas 2021/911 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ:
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 18/04/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 24.07.2014 tarihinde davalılardan ... San ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ..., ... ve ...‘in miras bırakını ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ...’nin eşi, ...’nın babası ...’ın vefat ettiğini, davalı ... tarafından davadan önce yapılan başvuru üzerine 05.01.2015 tarihinde 96.079,35 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminat ile her davacı için ayrı ayrı 100.000‘er TL olmak üzere toplam 300.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 11.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 161.540,226 TL olarak ıslah etmiş, 03.12.2021 tarihli dilekçesi ile de davalı ... tarafından maddi tazminatın ödendiğini bu nedenle maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiğini, manevi tazminat yönünden talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın zamanaşımından reddini, davalı ... tarafından babası ...’in mirası reddettiğinden aleyhine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı ... tarafından davacılara 05.01.2015 tarihinde 96.079,35 TL ödeme yapıldığından bakiye zarar bulunmadığını, davanın 2918 Sayılı KTK’nun 111 maddesinde öngörülen iki yıllık süre içinde açılmadığını, kazanın davalıların miras bırakanı ...’in sevk ve idaresindeki aracın lastiğinin patlaması sonucu meydana gelmiş olup teknik arıza nedeniyle sürücü desteğin kusuru bulunmadığını, davacıların desteği ile davalıların desteği ...’nin kazaya karışan aracı dönüşümlü kullanan şoförler olduğunu, teknik arıza nedeniyle araç maliki davalı şirketin sorumlu olduğunu, manevi tazminat miktarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... AŞ vekili, davalı şirket tarafından davacıların dava öncesi başvurusu üzerine 05.01.2015 tarihinde kendilerine 96.079,35 TL ödeme yapıldığından davalı şirketin sorumluluğunun kalmadığını, aksi halde aktüer bilirkişiden rapor alınarak ödeme tarihindeki verilere göre zararın belirlenmesini, ödemenin yetersiz olması halinde ödemenin güncellenerek düşülmesini, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmasını, dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı, diğer davalıların ise işleteni ve aynı kazada ölen sürücü ...'in mirasçıları olduğu akaryakıt tankerinin karıştığı trafik kazası sonucu davacıların miras bırakanı ...'ın vefat etmesi sebebiyle davacılar tarafından davalılara karşı açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, somut olayda; davalı ... tarafından sigortalanan, davalı şahısların miras bırakanı ...’in sevk ve idaresindeki ve davalı ... San. Ve Tic. Ltd.Şti.'nin maliki olduğu ... plaka sayılı aracın tek taraflı trafik kazası sebebiyle araçta bulunan sürücü ... ve aynı şirkette şoför olarak çalışan davacıların murisi ...'ın vefat ettiği, meydana gelen kazada mahkemece Adli Tıp Kurumundan kusur oranlarının tespiti hakkında aldırılan rapora göre, sürücü ...'in %75 oranında kusurlu olduğu, kamyon lastiğinin patlamasının %25 oranında etkili olduğu, araç içinde yolcu olarak bulunan davacıların murisinin emniyet kemerini takmaması nedeniyle zararın artmasına neden olduğu, davacılar tarafından maddi tazminat talebinden feragat edilmesi nedeniyle maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacıların işleten ve haksız fiil sorumlusu davalılara karşı talep olunan manevi tazminat talepleri değerlendirildiğinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluşumu, maluliyet raporu, kazaya karışan tarafların kusur durumu ve kazanın meydana geldiği tarih ve olay tarihindeki paranın alım gücü, babasını ve eşini kaybeden davacılar ile malul kalan davacı ...'un içinde bulunduğu ve ileride yaşanacağı muhakkak elem, keder ve ızdırap göz önünde bulundurularak ...'ın vefatı sebebiyle 75.000,00 TL manevi tazminatın eşi davacı ...’a, 25,000,00-TL'şer manevi tazminatın ayrı ayrı çocukları davacılar ... ve ...'a kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle ... mirasçılarından ... ve ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin yerinde bulunmayan manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerektiğinden maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 75.000 TL, davacı ... ... için 25.000 TL, davacı ... için 25.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Mirasçılarından ... ve ...den (... hariç) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş; hükme karşı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkeme kararının kusur, manevi tazminat, maddi tazminattan feragat nedeniyle vekâlet ücreti yönünden ve ayrıca husumet yönünden de davanın reddi halinde karşı vekâlet ücreti yönünden hatalı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, davacıların desteği ile davalıların desteğinin kazaya karışan aracı dönüşümlü kullanan şoförler olup her iki tarafında eş ve babalarını kaybettiğini, aynı acıyı çekmelerine rağmen mahkemece bu hususların ve olaydaki kusurun eksik değerlendirerek davacıların zenginleşmesi, davalıların fakirleşmesi sonucunu doğuracak karar verildiğini, hükme esas bilirkişi raporlarında kusur yönünden tespitlerde olayın oluşunda kusurun iki nedene dayandırıldığını, birinci neden olarak aracın lastiğinin patlamış olması, ikinci neden olarak da aracın hızı ve lastik patlaması olarak kusur atfı yapıldığını, oysaki yüklü bir aracın hız yapması söz konusu olmayacağı gibi 2918 sayılı yasanın 47 madde ve 52/a- b maddelerine atıf yapılarak meskun mahaldeki 30 km’lik hız limitlerine göre değerlendirme yapıldığını, müteveffa ...’e 30 km üzerinde hız limitini aşmış gibi kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, olayın vuku bulduğu yerin şehirler arası yol olup buralarda hız limitinin 110 km kadar çıkabildiğini, olayın oluşunda müteveffanın yapmış olduğu bir hız olmadığı gibi tamamen lastiğin patlaması ile bariyere çarpan aracın devrilmesi ve bu devrilme ile dökülen mazotun kaygan zemin oluşturmasından kaynaklı olarak da aracın sürüklediği açık ve net olduğu gibi yine aynı yolda seyir halinde olan tanığın beyanından da görüleceği üzere lastik patlaması sesini duyduğunu ve aracın lastiğinin patlaması ile aracın kazaya karıştığına dair beyanlarının da açık ve net olduğunu, olayın oluşumunda müteveffa ...’in kusuru bulunmadığını, lastiğin patlamasında müteveffa ...’e atfedilecek bir kusur bulunmadığını, müteveffanın bu durumu öngörmesi, buna müdahale edebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle tazminat talep edebilme şartları gerçekleşmediğini, TBK Madde 72/1 hükmü gereği kaza tarihinden ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl geçmiş olması nedeni ile de usulden reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda davacıların desteğinin emniyet kemer takmadığından müteferik kusurlu olduğuna dair tespitleri yerinde olup kemer takılmamasının bir anlamda asli kusur olduğunu, davacıların desteği ile davalıların desteğinin her ikisinin de ... San Ltd. Şti.’in iş verdiği aynı aracın şoförleri olup her ikisinin de aynı aracı dönüşümlü kullanan kişiler olduğunu, aracın bakımlarının ne zaman yapılıp yapılmadığını bilme şanları bulunmadığını, aracın bakımı, onarımı, kontrolleri, lastik durumu vs. gibi tüm kontrol ve muayenelerin tek yükümlüsünün aracın maliki ve işleteni olan ... şirketi olduğunu, savcılık hazırlık aşamasında bu incelemenin eksik yapıldığını, kazanın oluşunda aracın sağ ön lastiğinin patlaması sebebiyet vermiş olup, müteveffanın aracın lastiğinin patlamasında herhangi bir etkisi olmadığından kusursuz olduğunu, kazanın teknik bir kusurdan kaynaklandığını, teknik arızadan kaynaklanan kazalarda, sürücünün “kusursuz” bulunduğunu, ceza sorumluluğu olmayınca da sürücüye ve işletene KTK 109.maddesinin 2.fıkrasındaki “uzamış ceza zamanaşımı” sürelerinin değil, 109.maddenin 1.fıkrasındaki (2) yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceğini, işleten “tehlike sorumluluğu” ilkesince, teknik arıza nedeniyle doğan zarardan indirimsiz sorumlu ve tam tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, teknik arızanın, çoğu kez, işveren tarafından aracın düzenli (periyodik) bakımının yapılmamasından ya da eski ve trafiğe elverişsiz taşıtların sefere konulmasından kaynaklandığını, fren ve lastik patlaması, rot çıkması, direksiyon kilitlenmesi vb. gibi “teknik arıza” olarak adlandırılan çoğu bozuklukların, beklenmeyen ve önceden tahmin edilemeyen durumlar değil, araçtaki bakımsızlıktan kaynaklanan “işletme kusurları” olduğunun öğretide ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, işletenlerin, araçların düzenli (periyodik) bakımlarını yaptırmamaları, frenleri kontrol ettirmemeleri, aşırı yükle yıpranmış, hurdalaşmış, teknik şartlara uymayan araçları trafiğe çıkarmaları, yasaların emredici hükümlerine aykırı birer “işletme kusuru” olup bu nedenle müteveffaya kusur atfedilemeyeceğinden davalı mirasçılara dava yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağına göre kazanın “sürücünün fueloil yüklü tanker ile Barsak deresi mevkii 64.600 metreye geldiği esnada yolun eğimli olması ve aracın yüklü olması nedeniyle sağ ön lastiğinin patlaması sonucu önce su kanalına çarpması sonrasında su kanalından çıkarak yol boyunca sırt üstü aracın yatması ve bu şekilde 60 m devam ederek oto korkuluklara çarpması sonucu " şeklinde açıklandığını, kaza yeri krokisi de incelendiğinde KTK 52/1-a da sayılan herhangi bir kavşak, dönemeç, yaya geçidi gibi, sayılmış karayolu ögelerinin bulunmadığı, müteveffanın hızını azaltmadığı gerekçesi ile kazaya sebebiyet vermiş olduğundan kusurlu bulunduğu şeklinde tespite yer verilmiş ise de sürücü müteveffanın hızlı olduğuna, hızını azalmamış olduğuna dair tespitin nasıl yapıldığının anlaşılamadığını, kazayı sadece ... isimli tanığın, duyduğu seslerin ardından sesin geldiği yere bakmak suretiyle fark ettiğini, bu tanığın dahi tanker aracının hızlı olduğuna dair bir beyanı olmamasına rağmen, kollukça KTK 52/1 maddesinin nasıl ihlal edildiğinin tespit edildiğini anlayamadıklarını, sürücüye kusur verilmesinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki kazanın davacıların desteğinin aracı kullandığı sırada da olabileceğini, tüm hususlarının göz önüne alınmadığını,
Davacı yanın talebinin maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğunu, 11.11.2021 tarihinde maddi tazminata ilişkin talebin 161.540.126 TL olarak ıslah edildiğini, 3.1.2021 tarihli duruşmada maddi tazminat talebinden feragat edildiğinden, maddi tazminat yönünden 161.540.126 TL üzerinden, reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesinin; davalı ... yönünden de husumet yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğunda maddi ve manevi tazminat yönünden de her bir davacı aleyhine ayrı ayrı olacak şekilde ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin, maddi tazminat yönünden davanın reddine karar vermiş olması nedeniyle yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılması gerektiği halde davalılardan tahsiline dair hüküm vermiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacı eş ve çocuklar tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 24.07.2014 tarihinde davacıların eş ve babalarının, yolcu olarak bulunduğu aracın yaptığı tek taraflı kazada vefat ettiğini, davalı ... tarafından davadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek davalı araç maliki, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ve sürücüsünün mirasçılarından destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, 03.12.2021 tarihli duruşmadaki beyanı ile davalı ... tarafından maddi tazminatın ödendiğini bu nedenle maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiğini, manevi tazminat yönünden talepleri gibi karar verilmesini istemiş; mahkemece kazanın oluşumunda sürücü ...'in %75, kamyon lastiğinin patlamasının %25 oranında etkili olduğu, araç içinde yolcu olarak bulunan davacıların murisinin emniyet kemerini takmaması nedeniyle zararın artmasına neden olduğu, davacılar tarafından maddi tazminat talebinden feragat edilmesi nedeniyle maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 75.000 TL, davacı ... ... için 25.000 TL, davacı ... için 25.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Mirasçılarından ... ve ...’den (... hariç) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine dair verilen karara karşı davalılar ..., ... ve ... vekili kusur oranı, manevi tazminat miktarı, husumet, yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-Davalı sürücü mirasçıları vekili, ... yönünden husumet ve vekalet ücretine itirazda bulunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararlarının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Davacılar vekili dava konusu kaza nedeniyle kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunan davacıların eşi ve babalarının ölümü nedeniyle araç maliki, sürücü ...’in mirasçıları ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısından maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Sürücü ...’in mirasçısı olan davalı ... Ordu 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.12.2019 tarihinde kesinleşen 28.01.2015 Tarih 2014/1280 Esas 2015/70 Karar sayılı ilamı ile ...’in mirasını kayıtsız şartsız reddettiği dolasıyla aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu yönde olumlu olumsuz karar verilmeyip (... hariç) şeklinde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Hüküm gerekçesinde,” babasını ve eşini kaybeden davacılar ile malul kalan davacı ...'un içinde bulunduğu ve ileride yaşanacağı muhakkak elem, keder ve ızdırap göz önünde bulundurularak ...'ın vefatı sebebiyle 75.000,00 TL manevi tazminatın eşi davacı ...'a, 25,000,00 TL'şer manevi tazminatın ayrı ayrı çocukları davacılar ... ve ...'a kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle ... mirasçılarından ... ve ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin yerinde bulunmayan manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmesi ….” Denilmek suretiyle dosyanın tarafı olamayan dava dosyası ile ilgisi olmayan kişi ve hususların gerekçeli kararda yazılmış olması da doğru görülmemiştir.
Bu durumda HMK'nın 297/2. maddesine uygun şekilde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, davacıların her bir talebinin ayrı ayrı belirtilerek hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılmasına, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin davacıların her davalı yönünden talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek tazminatların ayrı ayrı sıra numarası verilerek infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurulması gerektiği halde infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2- Davalı sürücü ... mirasçıları vekili, kusur oranına itiraz ederek kazanın lastik patlamasından kaynaklandığını teknik arazı nedeniyle sürücü ...’in kusursuz olduğunu belirterek kusur orana itiraz etmiştir.
Trafik kazaları haksız fiilin bir türü olup davalı ... şirketinin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1 maddesinden, işletenin sorumluluğu 2918 sayılı KTK.nın 85. maddesinden kaynaklanan kusursuz sorumluluk, araç sürücüsü ise TBK.nın 49. maddesi gereğince haksız fiil faili olarak sorumludur
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85. maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." denilmiş, aynı Kanun'un 91. maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiş, aynı kanunun 86. maddesinde de “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
İşleten, aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlamakla yükümlüdür. Bilindiği gibi teknik arızalar çoğu kez aracın periyodik bakımının zamanında ve gereği gibi yapılmamış olmasından ileri gelir ki; bu da araç sahibi ve işleten için bir kusur teşkil eder. Frenin veya lastiğin patlaması, rotun çıkması, çeki demirinin çıkması gibi teknik arızalar yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Araçta teknik arıza olması, mücbir sebep değil umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Zira genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik, bozukluk var ya da o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. Kusurun söz konusu olduğu hallerde, mücbir sebepten söz edilemez. İşleten kusurlu bulunmasa da araçtaki bozukluğun neden olduğu kaza sonucu oluşan zarardan sorumlu olacaktır.
Somut olaya bakıldığında 24.07.2014 günü saati 20.00 olan kaza tespit tutanağında Sivas ili, Gürün ilçesi sınırları içerisinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı fuel oil yüklü tanker (kamyon )ile Sivas yönünden D- 850 numaralı devlet karayolunu takiben Gürün ilçesi yönünde seyir halinde iken, devlet karayolunun 0644-6000 metresindeki yolun dik eğimli ve keskin virajlı kesimine geldiğinde aracının sağ ön lastiğinin patlaması sonucu, gidiş yönüne göre taşıt yolunun sağından yol dışına çıkarak, taşıt yolu kenarından su kanalına düşmesi ve su kanalında sürüklenmesi, bilahare su kanalından çıkarak taşıt yolu üzerinde sürüklenerek duruşa geçtiği araç içindeki sürücü ... ile ...’ın ölümü ve maddi hasarlı bir trafik kazasının oluştuğu, aracın sağ ön lastiğinin patlaması ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle aracın yoldan çıkarak devrilmesi neticesinde kazanın meydana geldiği, kazasının meskun mahal içerisinde, taşıt yolunun iki yönlü trafiğe açık, 14 m genişliğinde, ikişer şeritli, asfalt kaplamalı, yüzeyinin kuru, şerit çizgilerinin olduğu, olay vaktinin gece, yolda aydınlatmanın olmadığı, görüşün far aydınlatma mesafesinde olduğu, olay mahallinde sola tehlikeli viraj ve geçme yasağı trafik levhalarının bulunduğu, olay mahallinde kamyonun seyir yönüne göre taşıt yolu üzerinden aracın sağ taraftaki su kanalına çarptığı noktaya kadar 54 m jant izinin tespit edildiği, aracın ilk çarpma noktasından itibaren 116 m kanalda hareket ettiği ve kanalda 116 metrenin sonunda kanal üzerinde iki kişinin araç dışına savrulduğu, aracın 116 metrenin bitiminden itibaren sol tarafa hareket ederek taşıt yolunun solundaki oto korkuluklara çarptıktan sonra 30 m ileride sol tarafta taşıt yolu üzerinde duruşa geçtiği, meydana gelen olayda sürücü ...'in 2918 sayılı KTK.nun 52/a maddesini ihlal ederek kusurlu olduğu; hazırlık aşamasında dinlenen tanık ...’nın ifadesinde; olay günü saat 20.00 sıralarında kendisine ait ... plakalı ... marka aracıyla Gürün yönünden Sivas yönünde seyir halinde iken, Bağırsak deresi mevkiine geldiğinde aracı hararet yaptığı için aracını taşıt yolunun sağına çektiğini, aracı ile uğraşırken iki üç dakika sonra yukarıda teker gümlemesi şeklinde ses duyduğunu, baktığında tankerin soluna yatmış vaziyette sürüklendiğini gördüğünü ve durumu 155 ve 112 yi arayarak bildirdiğini, tankerin zift tankeri olduğunu anladığını, sonrasında yerde yatan bir erkek şahıs gördüğünü ve kafasının ezilmiş olduğunu ve öldüğünü anladığını, tankerin 20 metre yukarısında ise yine yerde yatan bir erkek şahıs gördüğünü ve bu şahsın da ölmüş olduğunu anladığını beyan ettiği, mahkemece alınan 21.02.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda ... plakalı araç sürücüsü ... yönünden yapılan değerlendirmede olay yeri krokisindeki aracın olay mahallinde bıraktığı izlerden anlaşıldığına göre, müteveffa sürücü ... yönetimindeki fuel oil yüklü tanker kamyon cinsi araç ile Sivas ili yönünden Gürün ilçesi yönünde seyir halinde iken, olay mahalli Bağırsak deresi mevkiinde dik iniş eğimli ve keskin virajlı kesimine hızlı girerek ve olay mahallinde aracının sağ ön lastiğinin patlaması sonucu aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş yönüne göre taşıt yolunun sağındaki su kanalına sürüklenerek düştüğü ve sonrasında kanalda 116 m ilerledikten sonra, araçta yolcu konumunda bulunan ...'ın araç dışına fırlayarak su kanalına düştüğü, sonrasında aracın su kanalına çarptıktan sonra taşıt yolu üzerine yön değiştirerek taşıt yolunun sol tarafındaki oto korkuluğa çarptıktan sonra duruşa geçtiği ve aracın korkuluğa çarpma sonucu sürücünün araçtan fırlayarak yol üzerine düşmesi ile ölümlü ve maddi hasarlı bir trafik kazasının meydana geldiği, olayın bu oluş şekli dikkate alındığında, aracın devrilmesine, aracın hızı ve lastik patlamasının neden olduğu bu duruma göre; sürücü ...’in 2918 sayılı KTK.nun 47,52/a-b maddelerinde belirtilen trafik işaret levhalarına ve hız kurallarına uymadığı, ifade edilen madde hükümleri uyarınca, sürücü ...'in yönetimindeki fuel oil yüklü tanker kamyon araç ile gece vakti olay mahallinde meskun mahal içerisinde seyir halinde iken (tanker kamyonlar için meskun mahal hız sınırı 30 km/saat), aracının hızını hava yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurması, olay mahalli yolun tehlikeli viraj ve tehlikeli eğimli kesimine yaklaştığında kendisine hitap eden tehlikeli viraj yön levhasını gördüğünde hızını azaltması ve aracının hızını emniyetli bir seyir hızına düşürmesi ve sağ ön lastiği patladığında yolun bu kesiminde aracını emniyetli şekilde kontrol etmesi mümkün iken, aracın gerek taşıt yolu üzerindeki jant izi, gerekse su kanalındaki sürüklenme izi ve kanaldan çıktıktan sonraki sürüklenme izleri, bariyere çarpma durumu dikkate alındığında, sürücünün aracını meskun mahal hız sınırının çok üzerinde hızlı bir şekilde sevk ve idare ederek olayın meydana gelmesine neden olduğu anlaşılmış olup, trafik kazası tespit tutanağında, sürücü ...'in kenar korkuluklarına çarptıktan sonra şoför kabininden fırlayarak taşıt yolu üzerine düştüğü, lastik patlamasının olaya etkisi yönünden yapılan değerlendirmede; aracın sağ ön lastiğinin patladığı ve aracın seyir yönüne göre tanker kamyonun sağ taraftan yol dışına çıktığı olay yeri kaza krokisinden ve olayın görgü tanığının ifadesinden anlaşıldığı, dosya kapsamında lastiğin durumu ile ilgili olay sonrası herhangi bir tespite rastlanmadığı, ancak olayı gören görgü tanığının ifadesine göre, lastiğin gümleme sonucu patladığı dikkate alındığında, lastiğin yeni bir lastik olmadığı, diş derinliği olmayan eski bir lastik olduğu ihtimalini güçlü kıldığı, bu duruma göre, aracın sağ ön lastiğinin patlamasının olayın meydana gelmesinde etkisi görüldüğü, ATK ‘dan alınan 02.07.2021 tarihli kusur raporunda da sürücü ...’in sevk ve idaresindeki yakıt tanker kamyonu ile, azami hız limitinin 30 km/s olduğu meskun mahaldeki yolu takiben seyir halindeyken, hızını ve sürüşünü mahal şartlarına göre ayarlamadan, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermeden seyrederek geldiği olay mahallinde, aracının sağ ön lastiğinin patlamasıyla, aracını yol içerisinde tutamayarak, seyir istikametine göre sağından yoldan çıkması ve devrilerek sürüklenmesi neticesi meydana gelen kazada %75 oranında kusurlu; ... plaka sayılı kamyonun sağ ön lastiğinin patlaması teknik arıza niteliğinde olup, mevcut oluş şartlarındaki olayın oluşunda %25 oranında etkili olduğu belirlenmiştir.
Kaza tespit tutanağı,mahkemece alınan 21.02.2021 tarih kusur raporu ve 02.07.2021 tarihli ATK kusur raporlarında kaza sırasından ...’in sevk idaresindeki ... plakalı fuel oil yüklü tankerin (kamyon ) sağ ön lastiğinin patladığı,sağ ön lastiğinin patlamasının teknik arıza olarak kazanın oluşumunda etkili olduğu belirlendiğinden mahkemece, Gürün Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/620 Sayılı Hazırlık dosyasının getirtilmesi, dava konusu aracın periyodik bakım ve tamirlerine ilişkin tüm belgelerin gerekirse taraflardan da sorularak bulunduğu yerlerden getirtilmesinden sonra, dosyanın İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetine tevdii ile kaza tespit tutanağı, 21.02.2021 tarihli kusur raporu ve 02.07.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun da irdelendiği, sürücünün kusuru ile işletenin aracın işletilmesiyle ilgili olarak aracın bakımsızlıktan (teknik arızadan) kaynaklanan öngörülebilir işletme kusurunun bulunup bulunmadığı, işletme kusuru varsa bu olgunun kazaya etkisi, dolayısıyla, olaydaki kusur oranlarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı ve gerekçeli, denetime açık şekilde rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece maddi tazminat yönünden davalı ... tarafından yapılan ödeme nedeniyle davadan feragat edildiği belirtildiğine göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelere ilişkin belgeler getirilerek yargılama gideri ödenip ödenmediği belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu husus araştırılmadan davalıların maddi tazminata ilişkin yargılama gideri ile sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir.
Ayrıca ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar için kabul edilen manevi tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verildiği halde her davacının reddine karar verilen manevi tazminatı yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına,
2-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde kendilerine iadesine.
3-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
...
Üye ...
...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.