T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1645 - 2024/1024
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/1645
KARAR NO: 2024/1024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2022
NUMARASI: 2020/512 Esas 2022/182 Karar
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 04/10/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 18.08.2018 tarihinde dava dışı sürücü ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu, davacı hakkında Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen raporda % 32 oranında malul kaldığı, 9 ay süreyle iş göremez ve 4 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurularının usulden reddedildiğini, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 24.02.2020 tarihli raporda davacının % 30 oranında malul kaldığı, 9 ay süreyle iş göremez ve 6 ay süreyle bakıcı ihtiyacının belirlendiğini ve bu raporla sigorta şirketine yapılan başvuru yaptıklarını, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davada tüm denkleştirme nedenleri gözetildiğini ve teselsül hükümlerine dayanıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik talebini 220.603,83 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 10.410,89 TL, bakıcı gideri talebini 2.029,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğini, tazminat hesabının aktüeryal yöntem ve 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanmasını, Anayasa Mahkemesi iptal kararının bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmamasını, kusur oranının tespiti bakımından rapor alınmasını, geçici iş göremezlik, bakıcı, tedavi ve yol giderlerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, zararın artmasında davacının kusuru bulunması halinde hesaplanacak tazminattan müterafik kusurun tenzili gerektiğini, yolcu konumundaki davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının incelenmesini, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak düzenlenen 02.03.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.07.2021 tarihli raporda davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca özür oranının % 37, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay ve 4 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 24.01.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 220.603,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10.410,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.029,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 233.044,22 TL'nin poliçe teminat limitleriyle sınırlı olmak üzere 10.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, kararın hukuka aykırı olup Anayasa Mahkemesi iptal kararının eldeki uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması ve Genel Şartlar hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini, tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, aksi durumun başvurun tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, kaza ile davacının sakatlığı arasındaki illiyet bağının ve maluliyetinin tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini, yaptırılan medikal eksper incelemesinde davacıya yapılan eksik muayene nedeniyle net bir maluliyet oranı tespit edilemeyeceği kanaatine varıldığını, maluliyetin belirlenmesi için kullanılan yönetmeliğin kaza tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tazminatı taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını ve SGK’nin sorumlu olduğunu, davacının alkol durumunun saptanması durumunda müterafik kusurunun dikkate alınması ve hesaplanacak tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunu, bu hususun netleştirilmesi ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan tazminata 10.03.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu, yapılan başvurusunun usulüne uygun olmadığını, sigorta şirketinin davadan önce temerrüde düştüğünün kabulünün haksız olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 18.08.2018 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece 02.03.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.07.2021 tarihli raporda davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca özür oranının % 37 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay olduğu ve 4 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 24.01.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Mahkemece davacının maluliyeti bakımından hükme esas alındığı anlaşılan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.07.2021 tarihli raporda, davacının 10.03.2021 tarihli muayenesinde 2018 yılında araç içi trafik kazası geçirdiğini, omzunda ve kafasında kırık olduğunu, beyin kanaması geçirdiğini, akciğerinin söndüğünü, bunun için tüp takıldığını, ameliyat olmadığını, yaklaşık 1 ay hastanede yattığını, 6 ay sonra kendi isteğiyle işe başladığını, işe başlamasının nedeni olarak evde çok sinirlendiğini ve işe gittiğinde rahatlayacağını düşündüğünü, şu anda omzunda ara ara ağrı olduğunu, sağ gözünün sağ üst tarafı görmediğini, bilgisayara çok baktığında gözünün sulandığını, sol kulağının duymasında problem olmadığını, beyin için ilaç kullandığını, psikiyatrik ilaç kullandığını, uyku için ilaç kullandığını, beyni için kullandığı ilacı almadığında çok sinirli olduğunu, uyumak için dikkatini dağıtacak şeyler yaptığını, unutkan olduğunu ve işte dikkatinin çok dağıldığını, 2 ayda bir psikiyatri kontrolüne gittiğini, araca bindiğinde hala korktuğunu ifade ettiği, yapılan fizik muayenesinde; sol omuz ekstansiyon 0-30 derece, fleksiyon 0-140 derece diğer eklem hareketleri doğul olduğu, sol el iç kısmında eski bir kazasına bağlı, sol el dorsumunda insizyon skarı mevcut olduğu ve yine eski kazasına bağlı sol el 4 ve 5. parmakta hareket kısıtlılığının mevcut olduğu, Göz Hastalıkları, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniklerinden konsültasyon istendiği, İstanbul Haseki Eğitim Araştırma Hastanesine ait 21.06.2021 tarihli Nöroşirurji Polikiliniği Durum Bildirir raorunda hastanın 2018 yılında araç içi trafik kazası sonrası gelişen subdural hemoraji ve subaraknoid kanama tanısıyla İzzet Baysal Hastanesinde yoğun bakım biriminde takip edildiği, travma sonrası gelişen psikiyatrik rahatsızlıklar (anksiyete bozukluğu?) unutkanlık amnezi hikayesi olduğu, yapılan muayenesinde hemiparezi ya da serebellar test bulgularında patoloji izlenmediği, tandem walk yapabildiği, kaza üzerinden geçen süre göz önünde bulundurulduğunda iyileşme sürecinin nörolojik olarak tamamlanmış olduğu, hastanın kranyal MR raporunda belirtilen sol temporal sekel ensefalomalazik alanın sebat ettiği (orta düzeyde) izlendiği, mevcut klinik durumun, psikiyatri hekimince tespit edilmesi durumunda organik beyin sendromuna sebep olabileceği düşünülebilir olduğu, psikiyatri görüşü önerildiği, post kontüzyon sendromunun olup olmadığının psikiyatri hekimi tarafından değerlendirilmesinin uygun görüldüğü, intraserebral hemoraji sekeli tanısının verildiği belirtildikten sonra davacının bedensel özür oranının Kas-İskelet Sistemi, Üst ekstremite eklem hareket açıklığına bağlı özür oranı hesaplanması, Sol omuz için, fleksiyonun 140, ekstansiyonun 30 derece olduğu, Şekil 2.10'a göre 3+1, Aritmetik toplam yapıldığında %4 olduğu, sol üst ekstremite özürlülüğü Tablo 2.3'e göre kişi özürlülük oranına dönüştürüldüğünde %2 olduğu, epilepsi nöbeti olmayan ancak geçirme riski için %5 olduğu, Ruhsal Bozukluklar, Tedavi işlevselliği kısmen düzelen Yaygın Anksiyete Bozukluğu %25 olduğu, Göz Hastalıkları konsültasyon raporuna göre sağ gözdeki skotom için özür oranın % 11 olduğu, Balthazard formülü uygulandığında %37 olduğu,18.08.2018 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel özür oranının % 37 (otuz yedi) olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan raporda davacıya tedavi işlevselliği kısmen düzelen yaygın anksiyete bozukluğu ve epilepsi nöbeti olmayan ancak geçirme riski nedeniyle maluliyet verilmiş ise de davacı hakkında düzenlenmiş 21.06.2021 tarihli Nöroşirurji Polikliniği durum raporunda mevcut klinik durumun psikiyatri hekimince tespit edilmesi durumunda organik beyin sendromuna sebep olabileceği düşünülebilir olduğunun belirtildiği, psikiyatri görüşü önerildiği, durum raporundaki tespitlerde kesinlik bulunmadığı gibi dosya kapsamında psikiyatri görüşü alındığına ilişkin kayıt bulunmadığı, maluliyete ilişkin raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda davacının kazadaki yaralanmasının niteliği, kazanın gerçekleşme biçimi, daha önce psikiyatrik rahatsızlığı olup olmadığı, davacı hakkında düzenlenen raporlarlar ve davalı vekilinin rapora itirazları da değerlendirilerek davacının belirtilen yaralanması nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgelerin getirtilerek yaygın anksiyete bozukluğunun maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediği ve ömür boyu sürüp sürmeyeceğinin belirlenmesi için psikiyatri uzmanı ve kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle nöroloji uzmanı ile beyin ve sinir cerrahi uzmanı heyete dahil edilerek Adli Tıp Kurumundan olay tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Davalı vekili yargılama sırasında davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığı incelenerek belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirttiği halde mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmadığı ve karar gerekçesinde bu hususun tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, takılı değilse ise kazanın oluş şeklide değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının zararı artırıp artırmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak ve istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.