T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/784 - 2024/622
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/784
KARAR NO: 2024/622
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/10/2021
NUMARASI: 2020/143 Esas 2021/697 Karar
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 03/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 20/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 05.04.2019 tarihinde, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL bakıcı gideri zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 360.000,00 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili, başvuru dava şartının usulünce yerine getirilmediğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalının poliçe teminatı kapsamında 360.000,00 TL'yi 02.03.2020 tarihinde ödediğini, tüm ödemeyi yaptığını, ayrıca bakıcı giderinden sorumluluğunun bulunmadığını, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak rapor ile tespitini, zararın hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, davacının bakıcı gideri ihtiyacı belirlenirken medeni durumu ve aile içi yardımlaşma hususu gözetilerek makul bir indirim yapılmasını, davalı şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece toplanan delillere göre, davalının sigortalısı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında yolcu konumunda olan davacının yaralandığı,Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 29.03.2021 tarihli maluliyete ilişkin raporda, kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe tarihi dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, davacının %100 oranında malül olduğu, devamlı surette bakımına muhtaç olduğunun belirlendiği, aktüerya bilirkişisinin 12.05.2021 tarihli raporunda davacının 1.081,365,62 TL bakıcı gideri tazminatı talep edilebileceğini, poliçe teminat limitinin 360.000,00 TL olduğunun bildirildiği, kazanın tek taraflı olması, davacının yolcu olması ve kaza tespit tutanağı gözetilerek yeniden kusur raporu alınmaksızın davalının sigortalısının tam kusurlu olduğu her ne kadar davalı vekili yaralanma nedeni ile poliçe teminat bedelinin tamamının davacıya ödendiğini ve bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını savunmuş ise de poliçenin incelenmesinde kaza ve sakatlık teminatı yanında sağlık gideri kapsamında 360.000,00 TL bedelli teminatın da bulunduğu, bu hali ile savunmasının yerinde olmadığı, bakıcı gideri tazminatının takdiren indirilmesine ilişkin talebin ise, belirlenen bakıcı gideri tazminatı ile poliçe kapsamında kalan miktar gözetildiğinde, takdiri indirime yer olmadığı gerekçesiyle davanın ıslah dilekçesi ile birlikte kabulü ile, 360.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının 11.02.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesine göre zarar görenin dava açmadan önce sigorta şirketine gerekli belgelerle birlikte yazılı başvuruda bulunma zorunluluğunun olduğunu, davacının bakıcı gideri talebine ilişkin herhangi bir başvuruda bulunulmadığından, KTK'nın 97. maddesinde belirtilen dava şartı yolu tüketilmeden dava açıldığını, davanın usulden reddini, davacıya poliçe kapsamında davalının sorumlu olduğu tüm teminat limitinin ödendiğini, bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, bakıcı giderinin sağlık teminatı içinde olduğunu, ayrıca bakıcı gideri teminatı bulunmadığını, davalı tarafından, davacı vekiline 02.03.2020 tarihinde 360.000,00 TL ödenmiş olup hukuka aykırı talebin reddedilmesi gerektiğini, davacının dosyaya fiili olarak bir bakıcı çalıştırıldığı veya bakıcı gideri ödemesine ilişkin herhangi bir evrak sunmadığını, davacının bakım ihtiyacının aile birliği içerisinde karşılanıp karşılanmadığının belirsiz olduğunu, bu durumda öncelikle bakıcı ihtiyacının kim tarafından giderildiğinin tespit edilmesinin, söz konusu dönem için fiili olarak bir bakıcı çalıştırılmış ise, bu durumun davacı tarafından belgeler ile ispat edilmesinin gerektiğini, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda bakıcı giderine ilişkin yapılan hesaplamada bu husus dikkate alınmadan brüt asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarında da, bakıcı ihtiyacının aile içerisinde giderilmesi söz konusu ise, yapılacak hesaplamada net asgari ücretin esas alınması ve hesaplanan tazminattan %50 oranında indirim yapılması gerektiğinin vurgulandığını, dosyada mübrez bilirkişi raporunun 2. Sayfasında dosyada SGK tarafından davacıya yapılan bir ödemenin bulunup bulunmadığı hakkında bir bilgi olmadığı da belirtilmesine rağmen eksik inceleme yapıldığı kabulü ile yeniden tazminat hesabı yapılmasının da hatalı olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin en güncel kararlarından olan 2021/4539 E., 2021/3190 K. ve 16.06.2021 tarihli kararında bakıcı giderinin sağlık teminatı kapsamında değerlendirildiğini, bakıcı giderinin sakatlık teminatı kapsamında da değerlendirilmesi mümkün olmadığından hali hazırda davacıya 360.000.00 TL ödeme yapmış olan davalının başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, bakıcı gideri tazminatı olan 360.000,00 TL’nin 11.02.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmişse de; dava tarihi 05.03.2020 ve ıslah tarihi 12.05.2021 olduğundan yasal faizin işletildiği tarih ve ıslaha karşı zamanaşımı defi'nin reddinin hatalı olduğunu, artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek bakıcı gideri talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, davacının dava açılmadan önce 2918 Sayılı Kanunun 97. ve 99. maddeleri gereğince kanuna uygun olarak başvuru yapılmadığını ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5.c Maddesinde, "Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır." denilerek, sürekli bakıcı giderlerinden sigortanın, "sürekli sakatlık teminatı" kapsamında sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Davalı sigorta şirketi davacının yolcu olarak bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup kaza 05.04.2019 tarihinde meydana gelmiş, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ise 07.04.2018 tarihinde düzenlenmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK’nın 90.maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışına bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre davacının zararının ve zararın kapsamının zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre değil 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrar kazanan uygulamalarına göre bakıcı gideri zararı tedavi giderleri kapsamında kabul edilmektedir. TBK’nın 54. Maddesinde de tedavi giderinin bedensel zararlar kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101. Maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, (Trafik Sigortası) 91. Maddesinde “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiş 85.maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” denilmiştir.
KTK’nın 93. Maddesinde; Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.” hükmü mevcuttur.
2918 sayılı KTK’nın Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller başlıklı 95. Maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” Denilmiştir.
Türk Ticaret Kanunun Sorumluluk sigortalarının düzenlendiği Sözleşmenin konusu ve kapsamı başlıklı 1473. Maddesinde “Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.“ düzenlemesine göre sigorta şirketlerinin sorumluluğu konusunda tek sınırlamanın poliçe limiti olduğu düzenlenmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 13. Maddesinde; Sigorta şirketleri, faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz. Sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalara ilişkin olarak sigorta poliçesi teklifi vermek zorundadırlar ve sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalar konusuna dahil herhangi bir rizikoyu kapsam dışı bırakacak şekilde veya poliçe tanziminden caydırmaya yönelik fiyatlama ve komisyon tespiti yapamazlar. (Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmeliğin 13. Maddesi)
Dava konusu olayda sigorta poliçesinin düzenlendiği, 2018 yılında Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Asgari Sigorta Teminatlarına İlişkin Tarife Ve Talimatta 01.01.2019-01.07.2019 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası sağlık gideri teminatının kişi başına 360.000,00 TL, sakatlanma ve ölüm teminatının kişi başına 360.000,00 TL olduğu belirlenmiş, olay tarihi itibariyle de aynı limitlerin geçerli olduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı birlikte değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri kapsamında olan bakıcı giderinden 2918 sayılı KTK’nın 85.maddesi ve 91. Maddesi, TBK’nın 54. Maddesi gereğince sorumluluğunun devam ettiği her ne kadar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sürekli sakatlık ve sürekli bakıcı gideri için tek limitten sorumlu olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve KTK’nın 95. Maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden ve kanundan doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ve miktarının azaltılması hallerinin zarar görene karşı ileri süremeyecek olmasına, Yargıtay 4, 10 ve 21 Hukuk Dairelerinin bakıcı giderinin tedavi ve sağlık giderleri teminatında olduğunu kabul etmesine, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapan KTK’nın 90. Maddesinin iptal edilmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinin sağlık gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmasına, tedavi gideri ve sağlık giderinin kapsamının kanun ve Yargıtay tarafından belirlenmiş olmasına, Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen ve poliçede bulunması zorunlu olan teminatlardan olan ve poliçede belirtilen, primi de tahsil edilen teminat limitine göre sigorta şirketi tarafından poliçeye yazılarak tahsil ettiği prim karşılığı verdiği teminatları ödemekten kaçınamayacağına göre; davacının brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı gideri zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekili, bakıcı giderinden aile bakımı indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş olmakla; bakıcı gideri yaralanan kişinin iyileşme döneminde veya sürekli olarak başkasının bakımına ihtiyaç duyması olup 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK’nın 54. maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK’nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK’nın 98. maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında bakıcı gideri zararı bulunmadığından, brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı giderinden davalının sorumlu tutulmasında ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarih ve 2018/(21)10-927 esas, 2021/531 karar sayılı ilamında “…bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemek de doğru değildir. Her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanması mümkün değildir. Bu nedenlerle Özel Dairenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararına karşı verilen direnme kararı yerindedir.” denilmiş olmakla mahkemece bakıcı giderinden aile içi bakım nedeniyle indirim yapılmadan karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davalı sigorta şirketinin bakıcı giderinden sorumlu tutulmasında, mahkemece bakıcı giderinden aile içi bakım düşüncesi ile indirim yapılamadan karar verilmesinde, davacının maddi tazminat istemi trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeni ile bakıcı giderine ilişkin olup, haksız eylemden kaynaklanan davalarda, kabul edilen tüm tazminata sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre davalıdan alınması gereken 24.591,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 6.147,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.443,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf başvurma harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.