T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/882 - 2024/559
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/882
KARAR NO: 2024/559
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2021
NUMARASI: 2015/160 Esas 2021/858 Karar
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 18/04/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 02/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 28.09.2014 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve dişlerinin kırıldığını, ağız ve çenesinde estetik ihtiyacı olduğunu, davalıya 17.10.2014 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere geçici işgöremezlik tazminatı, sürekli işgörmezlik tazminatı, bakıcı–bakım gideri, SGK’ca karşılanmayan tedavi, yol ve refakatçi gideri olmak üzere şimdilik 100 TL maddi tazminatın kaza tarihinden, kabul edilmemesi halinde 27.10.2014 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 27.11.2015 tarihli dilekçesi ile talebinin 50 TL’sinin geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, 25 TL’sinin bakıcı ve bakım gideri, 25 TL’sinin SGK’ca karşılanmayan tedavi yol ve refakatçi gideri olduğunu açıklamış 25.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatını 668,25 TL’ye,, bakım-bakıcı giderini 850,50 TL ‘ye SGK’ca karşılanmayan tedavi ve yol giderini 22.300 TL’ye yükseltmiştir
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 01.10.2013-01.10.2014 tarihleri arasında 250.00 TL limitle davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı savcılık aşamasında şikayetçi olmadığından eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan rapor alınması, geçici işgörmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğunu, sigortalı araç özel araç olduğundan dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın 28.09.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan davacının kazaya neden olan aracın ZMMS şirketinden talep ettiği maddi (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakım bakıcı gideri, tedavi giderleri,) istemine ilişkin olduğu, 28.09.2014 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazasında ... plakalı araç içeresinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, kazanın, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiği, davacının içinde yolu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç sürücüsüne ise kusur izafe edilmediği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan nihai maluliyet raporuna göre; davacı ...’nın 28.09.2014 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle sürekli maluliyeti bulunmadığı, 3 haftada iyileşeceği, sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığı, alınan aktüerya raporuna göre; davacının kaza nedeniyle 3 haftalık geçici iş göremezlik süresi için 567,49 TL zararının oluştuğu, davacının 28.09.2014 tarihli kazadan hemen sonra Hacettepe Üniversitesi Hastanesine götürüldüğü, burada yapılan muayenesinde; dişlerinde kırık olduğunu beyan eden davacının dudak ve çenesinde kesilerin mevcut olduğunun tespit edildiği, dudak ve çenesindeki kesilerin tedavi edildiği ve davacının diş hekimine başvurması önerilerek taburcu edildiği, 30.09.2014 tarihli radyoloji raporunda ise davacının sağ premolar dişlerde deplase fraktür (kırık) hatları tespit edildiği, kazadan hemen sonra davacının dudak ve çenesinde kesi, dişlerinde kırıklar oluştuğuna göre, meydana gelen zarar ile kaza arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının diş tedavisi için oluşan ve ilerde yapılacak muhtemel tedavi giderlerinin de hüküm altına alınmasını talep ettiği, davacının kazadan sonra 31-32-33-42-43-44 nolu dişlerinin kırıldığı ve 14.10.2014 tarihinde çekildiği, davacının dişlerini kaybetmesine bağlı olarak alt çene bölümlü fonksiyon fonasyon ve estetik kaybı zararının oluştuğunun ve prototetik tedaviye gereksinimi olduğunun belirlendiği, davacının yaşı, dişsiz bölgelerdeki yumuşak ve sert dokuların sağlamlığı göz önünde bulundurularak yapılması gereken tedavinin öncelikle implant destekli sabit protez olduğu, dişsiz bölgeye uygulanacak 4 adet kemik içi implant ve bu implantların üzerine eksik diş sayısınca (7 adet) metal destekli seramik veneer kron uygulanması olduğuna dair değerlendirme ve görüşün mahkemece kabul edildiği, buna bağlı olarak davacının kazadan önceki sağlığına kavuşması için raporda işaret edilen ithal implant tedavisinin davacının yararına olacağına ve böylece davacıya ithal implant tedavisinin uygulanması ile kaybettiği fonksiyon fonasyon ve estetik kayıplarının telafi edileceği kanaatine varıldığı, bilirkişi tarafından, ithal implant tedavisi için tespit edilen 22.300 TL bedelin, davacının yaşı ve paranın alım gücü nazara alındığında dosya kapsamına uygun görüldüğü, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın olay tarihinde ZMMS poliçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı olup mevcut hasar dosyasından, davacının 17.10.2014 tarihinde davalı sigorta nezdinde tazminat başvurusunda bulunduğu, davalı sigorta şirketinin 30.10.2014 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmış olup, 567,49 TL geçici iş göremezlik ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri toplamı 22.300,00 TL'nin poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 30.10.2014 tarihinden itibaren, kazaya karışan aracın hususi araç olduğu gözetilerek, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi; davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı kalemlerine yönelik istemlerinin ise, kaza nedeniyle davacının kalıcı maluliyetinin oluşmadığı ve bakıcı ihtiyacının doğmadığı anlaşıldığından reddi gerektiği, kaza, davacının sağ ön koltukta oturduğu sırada meydana gelmiş olup, davacının kaza sırada emniyet kemeri takmadığı ancak ön koltukta yolculuk yapan davacının kaza anında çene, dudak ve dişlerinin hasar alması suretiyle başından yaralandığı görülmekle, zararın oluşmasında emniyet kemeri takmamasının etkisi olmadığı, emniyet kemeri takılı olsa dahi, davacının başından yaralanmasının muhtemel bir durum olduğu bu sebeple, davacı lehine hüküm altına alınan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmadığı belirtilerek; davacının geçici iş göremezlik tazminatı davasının kısmen kabulü ile; 567,49 TL geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tedavi giderleri davasının ıslah edilmiş haliyle kabulüne, 22.300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı davasının reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tazminat taleplerinin eksik ve hatalı hesaplandığını, raporlara itiraz ettiklerini, itirazlarının giderilmediğini, davacının kazada yaralanması sonucu ameliyatlar geçirdiğini, bakıma muhtaç ve iş göremez hale geldiğini, davacının geçirdiği kaza sonrasında geçici iş göremezlik dönemi de dahil olmak üzere bakıma muhtaç ve iş göremez hale geldiği gibi ayrıca ağzında bulunan tüm dişlerini kaybettiğini, ağız ve çene bölgesinde estetik görüntü açısından çok büyük tahribat meydana geldiğini, davacının maluliyete dair zararının hesaplanması konusunda rapor düzenlenmesi için konusunda uzman olması gereken bilirkişiye dosyanın tevdii edildiğini, dosya kapsamında bilirkişinin kendisini mahkeme hâkimi yerine koyarak, tamamen sübjektif ve kendi kişisel hukuki değerlendirmelerini rapora aldığını, bu nedenlerle raporu ve bilirkişi raporunda yer alan ve hukuka uygun olmayan bilirkişiye ait sübjektif görüşleri kabul etmediklerini, rapordaki tüm hesaplama hatalarına itiraz etmelerine rağmen itirazlarının giderilmediğini, davacının gelirinin düşük hesap edildiğini, davacının bakıcı-bakım gideri zararının reddinin hukuka aykırı olduğunu bu zarar hesabının brüt asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik dönemi zararı ve bu dönem için bakıcı gideri talep edilmesi, Yargıtay içtihatları uyarınca geçici işgöremezlik dönemi için bakıcı giderlerinin hesap edilmesi gerekirken bu zararın reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, (emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 13.05.2014 Tarih, 2013/5693 Esas, 2014/7588 Karar T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2012/1882, K. 2013/2095, T. 11.2.2013 Kararı, T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2014/15589 E., 2017/153 K., T.17.01.2017) SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin eksik ve hatalı hesap edildiğini, davacının kaza sonrası iyileşme sürecinde, yol, ilaç, tıbbi malzeme, bandaj, eve doktor-hemşire gelmesi, pansuman, ambulans, taksi, refakatçi gideri gibi giderleri yapmak zorunda kaldığını ve ayrıca tedavi sırasında vücudunda bir çok kemik kırığı olması nedeniyle hastaneye gidip gelirken her defasında ambulans veya taksi kullanmak zorunda kaldığını, yine fizik-tedavi aldığını, davacının tedavisine yönelik evrakın bir kısmının dosyaya sunulduğunu, belgeli ve belgesiz bir çok tedavi gideri (yol, ilaç, eve doktor- hemşire gelmesi, pansuman, ambulans, taksi, refakatçi gideri gibi) mevcut olup Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu zararın da tespiti ve hükme bağlanması gerekirken bilirkişi tarafından hesap edilen miktarın çok düşük olduğunu, (T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2014/17701 E., 2016/6436 K., T.26.05.2016, T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2014/11641 E., 2016/10661 K., T.21.11.2016), kusur değerlendirmesinde davacı aleyhine olan tüm tespit, değerlendirme hesaplama ve diğer hususlara da itiraz ettiklerini, davacının sürekli işgöremezlik taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karara çıkarıldığını, adli tıp raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, maluliyet oranına yönelik itirazları olup davacının maluliyet oranının yeniden tespiti ve tazminat hesabının yeniden yapılması gerektiğini, düzenlenen raporda davacının maluliyet tayinine mahal olmadığı, 3 hafta boyunca geçici iş göremez halde kaldığı tespit edilmiş ise de çok daha uzun bir iyileşme süreci geçirdiğini, tespit edilenden çok daha uzun süre bakıma muhtaç halde kaldığını, asgari ücretteki değişikliklerin resen gözetilmesi gerektiğini, davacının tazminatı eksik hesap edilmiş olmakla; maluliyet oranına ve tespitine yönelik itirazları ve diğer istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinden sonra dosya kapsamında yeniden tazminat hesabı yapılması, maluliyet oranındaki ve asgari ücretteki değişikliklerinde hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin eksik ve hatalı hükmedildiğini, her bir talep için lehe ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken tüm taleplerinin toplam olarak değerlendirilerek tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda '' davacı yanın yaşadığı diş kayıplarının davacının kronik rahatsızlığıyla bağlantılı olduğu, davacının ileri seviye kemik erimesi ile karakterize kronik periodontisis hastası olduğu, bu hastalık sebebiyle davacının çene kemiğinde erime yaşadığı, hızla diş kaybetmesi ve hastalığın implant yapıldığında periimplantitis olarak devam etmesi sonucu implantların da düşerek kaybedilmesinin söz konusu olacağı" kanaatlerinin ifade edildiğini, davacının diş kayıpları ile dava konusu kaza arasında herhangi bir illiyet bağı olmadığı, davacının kendi rahatsızlığından kaynaklandığının çok net olarak ifade edildiğini, daha önce dosya kapsamında alınan Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin raporunda, tüm dental veriler değerlendirildiğinde hastanın kaza öncesi kayıtları olmadığından söz konusu diş kayıplarının kaza nedeniyle olduğunu söylemenin mümkün olmadığı belirtilmiş, yine Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği’nin raporunda “….hastanın diş kayıplarının olaya bağlı olduğunun kabulü halinde” ibaresinin kullanıldığını, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun raporunda da, sözü edilen hastane raporlarına atıfta bulunmakla yetinilerek; hastanın diş kayıpları ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığı noktasında bir değerlendirme yapılmadığını, dosyaya sunulan 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın ertesi günü Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde çekilmiş olan panoramik filmde, kaza nedeniyle kaybından söz edilen dişlerin takip edildiğinin yani ağızda olduğunun belirtildiği ifade edildiğini, bilirkişice, dosya kapsamındaki radyografik verileri de incelendiğinde, kaza sonrası çekilen tomografide 44, 43, 42, 32, 33 nolu dişlerin bütün olarak izlendiği, 41 ve 31 nolu dişlerin kronlarının izlenemediği tespit edilmiş, dolayısıyla bahsedildiği gibi yedi diş kaybının bulunmadığı, davacının kaza öncesi kayıtları olmadığı için, aradaki iki dişin de kaza öncesi mi sonrası mı kaybedildiğinin bilinemediği, nedensellik bağının kurulamadığı açıkça belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı için tedavi olarak diş/doku destekli hareketli bölümlü protez veya implant destekli sabit protez uygulamasından bahsedilerek, ayrı ayrı hepsi için maliyet hesabı yapılarak tutarların toplandığını, bilirkişinin bu tedavilerin birbirinin alternatifi olup olmadığı, yoksa hepsinin mi tedavinin bir parçası olduğu konusunda açıklaması bulunmadığını, bahsedilen iki tür protezin uygulamasında da bir sakınca görmediğini, hangi tür protez maliyetinin kabul edileceğinin takdirinin yüce mahkemeye ait olduğunu ifade etmesine rağmen, implant dahil maliyet hesaplaması yaparken, davacı için diş/doku destekli hareketli protezi değil, direkt implant destekli sabit protez maliyetine göre hesaplama yapıldığını, bilirkişinin bu konuda kendi kendine seçim yapmasını kabul etmenin mümkün olmadığını, kaldı ki iki alternatif arasında ve yine aynı şekilde yerli implant ile ithal implant arasında bu denli fiyat farkı olması karşısında, kabul anlamına gelmemek üzere ekonomik olanının seçilmesinin hakkaniyete daha uygun düşeceğini, bilirkişi tarafından implantların fiyatlandırmasıyla ilgili bir inceleme yapılmadığını; yalnızca rapor ekinde praforma faturalar sunulduğunu, sunulan iki adet proforma fatura incelendiğinde ise, iki fatura arasında yaklaşık 5.000,00 TL farkın olduğu, bu aradaki farkın neden kaynaklandığı konusunda da bir açıklama yapılmadığını, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya yeterlilikte olmadığını, ayrıca implant ve belirtilen tedavi fiyatları fahiş olup; kabulünün mümkün olmadığını, dosyaya sunulan 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise, Sağlık Uygulama Tebliği ile belirlenen fiyatların esas alınması gerektiği, davacının diş tedavisi için herhangi bir ücret ödemesi gerekmediği, güvence altına alınanın dışında yaptırılmak istenen her tedavinin davacının tasarrufunda olduğunu, ücretini kendi ödeyerek yaptırabileceği değerlendirmesi yapılmış olup söz konusu değerlendirmelerin yerinde ve hukuka uygun olduğunu, söz konusu raporda, estetik operasyonlarla ilgili olarak da Hacettepe Üniversitesi Hastanelerince gerek görülmediği, kaza ile nedensellik bağı kurulan yaralanmaların derhal Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı tarafından tedavi edildiği ve ek öneri dahi olmaksızın hastanın taburcu edildiğinin ifade edildiğini, bunların dışında yaptırılmak istenen estetik operasyonların kaza ile nedensellik bağı kurulamadığını, bu nedenle de estetik operasyonlar için de ücretlendirme yapılmadığını, dolayısıyla dosyadaki raporlar arasında tedavi giderlerinin ücretlendirilmesi yönünden de büyük çelişki bulunmakta olup; bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olup, hastane giderleri tedavi süreci içinde olduğundan SGK tarafından ödenmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri, SGK’ca karşılanmayan tedavi, yol, refakatçi gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 28.09.2014 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını ve dişlerini kaybettiğini, ağız ve çenesinde estetik ihtiyacı olduğunu belirterek geçici işgöremezlik tazminatı, sürekli işgörmezlik tazminatı, bakıcı –bakım gideri, SGK’ca karşılanmayan tedavi, yol ve refakatçi giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece davalı sigortalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu, davacının kusursuz olması, davacının sürekli maluliyetinin bulunmaması, üç haftalık iyileşme süresi, kaza sonucu kırılan yedi dişinin tedavi ihtiyacı nedeniyle davacının geçici iş göremezlik tazminatı davasının kısmen kabulü ile; 567,49 TL geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tedavi giderleri davasının ıslah edilmiş haliyle kabulüne, 22.300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı davasının reddine dair verilen karara karşı davacı vekili, maluliyet raporu ve oranına, geçici işgöremezlik ve bakıcı süresine, davacının gelirine, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin eksik hesaplanmasına, faiz başlangıcı ve türüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretine; davalı vekili kaza ile zarar arasındaki nedensellik bağına, tedavi giderlerine, geçici işgöremezlik tazminatına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-Davacı vekili ve davalı vekili davacının maluliyet raporuna, kaza ile zarar arasındaki illiyet bağına ve tazminat hesaplama yöntemine itiraz etmiştir .
Davacının maluliyetine ilişkin rapor ATK 2.İhtisas Kurulundan alınmış, 31.07.2019 tarihli raporda; 28.09.2014 tarihinde trafik kazası nedeni ile yaralandığı bildirilen ... hakkında düzenlenen tıbbi belgelerin tetkikinde, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri'nin 28.09.2014 tarihli adli olgu bildirim formunda; 112 tarafından ambulans ile getirilen hastanın araç içi trafik kazası geçirdiği, bilinç açık, koopere ve oryante olduğu, mandibulada hassasiyetinin olduğu, alt dudak iç trafında tam kat kesilerinin olduğu, diğer sistem muayenelerinin doğal olduğu, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri'nin 28.09.2014 tarih ve 4021406 hasta nolu hasta anamnezinde; hastanın hemoglobin ve vitallerinin stabil seyrettiği, BT görüntülemelerinde toraksta, abdomende, vertebral kolonda ve intrakranial travma bulgusunun olmadığının sözel olarak öğrenildiği, yüz kemiklerinde mandibula dahil kırık olmadığının sözel olarak öğrenildiği, sadece dişlerde kırık olduğu, plastik ve rekonstrütif cerrahiye danışıldığı, hastanın alt dudak ve çenede olan tam kat kesilerinin süture edildiği, plastik ve rekonstrüktif cerrahi bölümü tarafından ek öneri olmadığı, hastanın 29.09.2014 tarihinde diş hekimine başvurması önerilerek taburcu edildiği, Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin 23.03.2016 tarihli raporunda; hastanın yapılan muayenesinde 33, 32, 31, 41, 42, 43, 44 nolu dişlerin eksikliğinin belirlenmiş olduğu, dişsiz bölgedeki residüel kemiği örten yumuşak dokunun sağlıklı olduğu, radyografik olarak 29.09.2014, 02.02.2015 ve 22.01.2016 tarihlerine kayıtlı panoramik görüntülerinin olduğunun belirlendiği, 29.09.2014 tarihli filminde 33, 32, 31, 41, 42, 43, 44 nolu dişlerin takip edildiği ancak çevresindeki alveolar kemiğin sağlıklı olmadığının gözlendiği, 02.02.2015 ve 22.01.2016 tarihli filmlerinde benzer görüntülerin takip edildiği ve 33, 32, 31, 41, 42, 43, 44 nolu dişlerin eksik olduğunun görüldüğü, ilişkili bölgelerdeki kemiğin sağlıklı olduğunun kayıt edilmiş olduğu, sonuç olarak ...’nın altçene bölümü dişsizliği nedeniyle fonksiyon, fonasyon ve estetik kaybı mevcut olduğunun belirlenmiş olduğu, ilişkili bölgenin prostetik tedaviye gereksiniminin olduğu, mevcut dişsizliğinin tedavisinde diş/doku destekli hareketli bölümlü protez veya implantı destekli sabit protez uygulanabileceğinin belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27.09.2016 tarihli raporunda; kişinin 28.09.2014 tarihinde geçirmiş olduğu yaralanmadan ötürü vücut genel çalışma gücünden kaybetmemiş olduğu, bir ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, başka birinin bakımına muhtaç olmadığı kanaatine varıldığı, Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin 24.07.2017 tarihli raporunda; 14.10.2014 tarihli periapikal radyografında 31, 42 ve 43 numaralı dişlerin kök halinde olduğu, 41 numaralı diş soketinin boş olduğu, 32 numaralı dişin periodontal ligament aralığında aralanma olduğunun görüldüğü ve 44, 43, 42, 32, 32, 33 numaralı dişlerin çekiminin planlanmış olduğunun öğrenildiği, tüm dental verilere değerlendirildiğinde hastanın kaza öncesi kayıtları olmadığından söz konusu diş kayıplarının kaza nedeniyle olduğunun söylemenin mümkün olmadığının belirtildiği, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nin 12.12.2018 tarihli raporunda; 14.10.2014 ve 09.02.2015 tarihli panoramik röntgen filmlerinin hasta tarafından sunulduğu, olay öncesi diş ve radyografi kayıtları ile kişinin dişlerinin net bir şekilde görüldüğü fotoğraf kayıtlarının mevcut olmadığı, hastanın diş kayıplarının olaya bağlı olduğunun kabulü halinde anlık durum tespitinin yapıldığı, kişi tarafından sunulan 2014 tarihli periapikal röntgenlerde alt çene ön ve yan bölgelerinde kökler izlendiği, travma nedeniyle oluşan diş kırılmalarında bu tür bir radyografik görüntünün oluşmasının anormal olmadığı, 2014 tarihinde röntgenlerin çekildiği yerde bu köklerin çekildiği ve bunun da tedavi süreci açısından doğru olduğu, davacının alt çene solunda ön bölgede 31, 32 ve 33 nolu dişlerin, sağ ön ve yan bölgelerde 41, 42, 43 ve 44 nolu dişlerin eksik olduğu, alınan yeni panoramik röntgen ile 2015 tarihli panoramik röntgenin bu açıdan eşleştiği, eksik dişlerin lokalizasyonlarının, ısırma, kopartma, çiğneme ve özellikle konuşma işlevlerinin tam ve eksikszi olarak yerine getirilmesine kesinlikle engel olacağı, dahası bu tür fonksiyonardaki eksikliklerin sindirim sistemi üzerinde de olumsuz gelişmelere sebep olabileceği, kişinin 2014 yılından bu yana geçirdiği sürede ön dişlerinin olmamasının estetik açıdan son derece büyük bir problem olduğu, kişiyi psikoloji olarakta olumsuz etkileyebileceğinin muhtemel olduğu, hastanın yaşı dikkate alındığında kemik kalitesinin de radyografik olarak desteklenmesi koşulu ile tercihen implant destekli olmak üzere sabit bir prostetik uygulama ile tedavi edilmesinin uygun olacağı, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, 3 haftada iyileşeceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, kişinin yaralanması nedeniyle ameliyat olmasının gerekip gerekmediği hususunun Kurulun ve Kurumumun konu ve görevleri arasında olmadığı belirtilmiş olup, bu rapor doğrultusunda dava konusu kaza ile davacının yedi adet dişinin kırılması arasındaki illiyet bağının saptanmış olmasına, davalının %100 kusur oranı, üç haftalık iyileşme süresi ev hanımı olan davacı için asgari ücret üzerinden hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından ve tedavisi yapılması gereken yedi diş için SGK’ca karşılanmayan tedavi giderinden davalının sorumlu tutulmasında ve hükme esas alınan 19.11.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile 26.05.2021 tarihli diş hekimi bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
2-Davalı sigorta şirketi vekili geçici işgörmezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür.
Dava konusu kaza 28.09.2014 tarihinde meydana gelmiş, ... plakalı aracın davalı ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 01.10.2013-01.10.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık ya da maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. KTK’nın 98. Maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
3-Davacı vekili faiz türü ve başlangıcına itiraz etmiş ise de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile de rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda davalıya sigortalı aracın ... marka özel araç olduğu, davalı sigorta şirketinin davacı tarafından davadan önce yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 17.10.2017 tarihinden sekiz işgünü sonrası 30.10.2017 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından hüküm altına alınan tazminatlara 30.10.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
4-Davacı vekili yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin eksik ve hatalı hesaplandığını ileri sürmüş ise de yargılama giderlerinde eksiklik bulunmadığı, kabul/red oranına göre hüküm altına alındığı, davacı ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yine kabul edilen ve red edilen kısımlar üzerinden doğru hesaplandığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacının maluliyet oranının kaza tarihindeki yürürlükteki yasal mevzuat uyarınca ve yetkili kurumca kaza ile zarar arasındaki illiyet bağının da belirlenmiş olmasına, bilirkişi tarafından belirlenen tazminat miktarının ve hesaplama yönteminin dosya kapsamı, davacının geliri ve Yargıtay uygulamalarına uygun olması nedeniyle benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığının ve zarar ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun davalı tarafca ispat edilememiş olmasına, davacının geçici işgöremezlik zararından davalının sorumlu tutulmasında, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarlarına temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin eksiksiz ve kabul red oranına göre belirlenmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gerekli 1.562,08 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 390,52 TL’nin mahsubu ile bakiye 1.171,56 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
4- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davacı ve davalıya iadesine,
6-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.