T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/534 - 2024/430
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/534
KARAR NO: 2024/430
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/11/2021
NUMARASI: 2020/440 Esas 2021/692 Karar
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ: 22/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 03/04/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.09.2014 tarihinde, davacının eşi ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı traktörün eğimli yolda devrilmesi sonucu ...'ın vefat ettiğini belirterek HMK'nın 107. Maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.01.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 168.463,71 TL’ye, 22.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 187.358,03 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı desteğinin sigortalı aracın sürücüsü olması nedeniyle davalı şirketten tazminat talep hakkı bulunmadığını, trafik sigortasının araç işleteni ve sürücüsünün 3. şahıslara verdiği zarardan sorumlu olduğunu, sürücünün kendi kusuru ile meydana gelen trafik kazalarında, mirasçılarının tazminat talep edemeyeceklerini, davalının dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceğini, ölüm nedeniyle SGK'dan herhangi bir gelir elde edilip edilmediğinin tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava konusu kazada ... plakalı tarım aracı (traktör) sürücüsü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacının vefat eden eşinin desteğinden yoksun kaldığı gerekçesi ile üçüncü kişi sıfatı ile tazminat talep ettiği, araç sürücüsünün kusurunun davacıya yansıtılamayacağı, bu durumda davacının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak progresif rant yöntemine göre hesaplanan 187.358,03-TL destekten yoksun kalma tazminatını davalı sigorta şirketinden talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 187.358,03-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalının temerrüde düştüğü tarih olan 14.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın karayolunda gerçekleşmemesi nedeniyle poliçe teminatı kapsamında olmadığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü desteğin tam kusurlu olduğunu, mirasçılarının tazminat talep edemeyeceğini, aktüerya raporunun hesaplama yöntemi bakımından hatalı olduğunu, müteveffanın annesinin sağ olup olmadığının kayıtlardan anlaşılamadığını, sağ ise destek payı verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davacının desteğinin idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı traktörün tek taraflı kaza yapması sonucu desteğin vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.
1-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin (tarlanın) karayolu ile bağlantısı bulunmakta olup anılan kanunun 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan meydana gelen zarar teminat kapsamında olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
2- Dava konusu kaza 02.09.2014 tarihinde meydana gelmiş, davalı sigorta şirketi tarafından desteğin idaresinde bulunan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin 20.04.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlendiği anlaşılmıştır.
Yargıtay’ın, dava konusu kaza ve poliçe tanzim tarihi tarihi itibariyle, sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, destekten yoksun kalan davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) kabul edildiğinden, davalı vekilinin, desteğin kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, bu nedenle davacıların tazminat talebinde bulunamayacakları yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
3-Davacıların destekten yoksun kalma zararının hesabında hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, yerleşik Yargıtay uygulamaları esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosu kullanılıp progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasında ve desteğin annesi Samiye Yılmaz’ın 10.02.1999 tarihinde vefat ettiğinin nüfus kayıtlarından anlaşılması nedeniyle anneye destek payı ayrılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.798,43 istinaf karar harcından peşin alınan 3.200,00 TL harcın mahsubu ile kalan 9.598,43 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 22.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.