T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/355
KARAR NO: 2024/346
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/01/2021
NUMARASI: 2019/268 Esas 2021/21 Karar
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU:Tazminat
KARAR TARİHİ: 14/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 05/04/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 13.02.2019 tarihinde davacıya ait olup dava dışı sürücü ... idaresinde olan ... araç ile davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan dava dışı sürücü ...’ın idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda, davacıya ait araçta hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, davacı ve eşinin Almanya'da konsoloslukta çalıştıklarını, iş durumları nedeniyle acilen Almanya'ya döndüklerinden aracın Türkiye'de tamir ettiremediklerini, Almanya'ya gider gitmez hasar durumunu yetkili hasar tespit firmasına tespit ettirdiklerini ve 25.02.2019 tarihli raporda 6.470,20 Euro hasar tamir bedeli 1.333,49 Euro değer kaybı tespit edildiğini, ayrıca tespit masrafı olarak 520,00 Euro ödeme yapıldığını, sigorta şirketine posta yoluyla yazılı başvurularının 14.03.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, cevap verilmediğini, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 Euro hasar tamir bedeli, 100,00 Euro değer kaybı, 100,00 Euro hasar tespiti masrafı olmak üzere 300,00 Euro tazminatın temerrüd halinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince yabancı para alacaklarına işleyecek faizi ile davalı sigortadan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 27.05.2020 tarihli dilekçesi ile bilirkişi tespitleri doğrultusunda fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakların saklı kalmak kaydı ile sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere (36.000,00 TL) ve temerrüd tarihindeki kur karşılığı dikkate alınarak hasar bedeli taleplerini 4.345,01 Euro'ya değer kaybı taleplerini 1.333,49 Euro'ya çıkarttıklarını, temerrüt tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince yabancı para alacaklarına işleyecek faizi ile davalı sigortadan tahsilini, tüm yargılama giderleri ile 520,00 Euro ekspertiz delil tespiti ücretinin de yargılama giderine ilavesiyle birlikte davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, trafik kazalarına ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağının kesin delil niteliğinde olmadığını, davacının kusura ilişkin iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, kusur durumunun uzman bilirkişiler tarafından belirlenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, değer kaybı tespitinin Genel Şartlar ve ekinde yer alan esaslara göre yapıldığını, davacı tarafça değer kaybı bedelinin tam olarak belirtilmediğini ve davanın reddi gerektiğini, aksi kanaat halinde davalı ... tarafından aldırılan ekspertiz raporunu sunduklarını, raporda görüleceği üzere hasar tutarının 3.212,30 TL olduğunu, davacının taleplerinin fahiş olup reddi gerektiğini, kazanın haksız fiil niteliği taşıdığından yasal faiz uygulanması gerektiğini, kazaya karışan aracın ticari olmaması durumunda yasal faiz uygulanacağını, avans faizi talebinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiği, davacıya ait aracın yabancı plakalı olduğu, kaza sonrasında çalıştıkları Almanya'ya döndükleri, yapılan hasar tespit raporu ile hasarlanmış, değişmesi gereken parçalar ve diğer özelliklerle ilgili davacıya ait aracın kaza sonrası fotoğrafları da temin edilerek yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda gerçek hasar bedelinin 5.828,86 Euro olduğunun tespit edildiği, araçta 1.339,49 Euro değer kaybı tespit edildiği, poliçe limiti 36.000,00 TL'nin dava tarihindeki efektif satış karşılığı 4.445,01 Euro hasar bedeli, 1.339,49 Euro değer kaybı ve Genel Şartlar gereğince ekspertiz masrafından da sorumlu olduğu, davacı vekili yargılama giderine dahil edilmesini talep etmiş ise de mahkemece yapılmadığından ayrı bir alacak kalemi olarak ve araç hasar ve değer kaybı ile ilgili yabancı para biriminden alacak için 3095 sayılı Kanun'nun 4/a maddesi gereği işletilecek faizle birlikte davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle dava dilekçesi ve değer artırım dilekçesi ile talep edilen davanın kabulüne, 4.345,01 Euro hasar bedeli, 1.333,49 Euro değer kaybı olmak üzere 5.678,50 Euro'nun temerrüt tarihi olan 29.03.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/A maddesi gereği Devlet bankalarının Euro cinsinden işletilecek faizi ile davalıdan tahsiline, 520,00 Euro ekspertiz masrafının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafından açılan davada araç hasar bedeli, değer kaybı ve eksper ücretinin tazmininin talep edildiğini, mahkemece davacının talebi kabul edilerek davalı şirket aleyhine 520 Euro ekspertiz masrafının, 4.345,01 Euro hasar ve değer kaybı bedelinin davacıya verilmesine hükmedildiğini, haksız fiilden kaynaklanan zararın ancak haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabının Euro cinsinden yapıldığını, ödemeler Türk Lirası cinsinden yapılacağından hükme esas alınan hesaplamanın hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, 5718 sayılı Kanun’un 34 maddesi, TBK’nin 99. maddesi düzenlemesi sözleşme ile kararlaştırılan deviz cinsi ödeme halinde fiili ödeme günündeki kur üzerinden talepte bulunulabileceğini düzenlemiş ise de Yargıtay Kararlarında belirtildiği üzere haksız fiil tarihi itibariyle malvarlığında azalma meydana geldiğinden olay tarihinin esas alınması gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın Kanun hükümlerine ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, ekspertiz masrafının yargılama giderine dahil edilerek hüküm kurulması gerektiğini, delil tespitine ilişkin masrafların yargılama giderlerinden sayıldığını, davacı taraça yapılan ekspertiz incelemesinin yargılama gideri arasında olduğundan ekspertiz masrafının yargılama giderlerine dahil edilerek hüküm kurulması gerektiğini, tazminata dahil edilerek Euro cinsinden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, başlatılan icra takibinde eksper ücretine Euro cinsinden yıllık en yüksek mevduat faizi işletildiğini, Türk Lirası üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, istinafa konu kararda teminat limiti aşılarak hüküm kurulduğunu, araç başına teminat limitinin 36.000,00 TL olduğunu, mahkemece kurulan hükümde faizin başlangıç tarihi ve uygulanacak faiz türü belirlenmiş olup hangi tarihteki döviz kuruna göre tazminatın belirleneceğine değinilmediğini, davacı taraf fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden talepte bulunacak olursa teminat limitinin aşılmış olacağını ve davalı ... şirketinin sorumlu olmadığı tutarı ödemek zorunda kalacağını, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere (araç başına 36.000,00 TL olarak belirlenmiştir) şeklinde beyanda bulunduğunu, taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, temerrüt tarihindeki kura göre teminat limitinin aşıldığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece dava ve değer artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın bu yönüyle usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak mahkeme tarafından vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, yabancı para alacağına ilişkin davalarda vekalet ücretinin sadece değer artırım dilekçesindeki tamamlama harcına esas değer olarak belirtilen davada kabul edilen tüm miktarı kapsamayan ve kabul edilen tutarın karar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olmayan 37.555,12 TL üzerinden hesaplandığını, hüküm altına alınan toplam 6,198,50 Euro’nun karar tarihi itibariyle TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli, değer kaybı ve ekspertiz ücreti giderinin tazmini istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, 13.02.2019 tarihinde davacıya ait olup dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araçta hasar meydana geldiğini, davacının işi gereği Almanya'ya döndüğünü ve aracı Türkiye'de tamir ettiremediğini, Almanya'da hasar tespit incelemesi yaptırıldığını belirterek araç hasar bedeli, değer kaybı ve tespit giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece makine mühendisi bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiğini, Kanun'un 2. fıkrasında ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
6098 sayılı TMK'nin 99(BK m. 83). maddesinde; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."
Davacı, aracını yurt dışında tamir ettirdiğini belirterek alacağını Euro para cinsinden talep etmiştir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/8597 2022/11345 Karar sayılı ilamı).
Mahkemece hüküm fıkrasında araç hasar bedeli, değer kaybı ve ekspertiz masrafı olarak belirlenen yabancı para birimi (Euro) tutarların davalıdan tahsiline karar verildiği, ancak yabancı para birimine ilişkin tutarların infazının ne şekilde yapılacağına ilişkin açıklık bulunmadığı, bu haliyle yabancı para cinsinden kurulan hükmün infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu ve yukarıda açıklanan Kanun hükümlerine ve HMK’nın 297. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.
2-Davalı ..., davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zarardan sorumludur.
Bu nedenle kazanın Türkiye'de meydana geldiği, aracın hasarına rağmen Türkiye’den yurt dışına gitmesinin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi, her ne kadar davacı aracını Türkiye’de onarılmaya zorlanamaz ise de aracın hasarına göre Türkiye’de onarılması ile yurt dışında onarılması ve piyasa değeri karşılaştırıldığında eğer aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri onarım giderinden fazla ise davacı yalnız onarım giderini, onarım giderinden az ise, aracın olay gününde satın alındığı ülkedeki sürüm değerini davalıdan isteyebileceğinin gözetilmesi gerekir. Mahkemece öncelikle aracın Almanya'da ve Türkiye’de tamir edilmesi halinde meydana gelen hasar bedelinin ayrı ayrı belirlenmesi, aracın hasarına göre Türkiye’de onarılması ile yurt dışında onarılması ve piyasa değeri karşılaştırıldığında eğer aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri onarım giderinden fazla ise davacı yalnız onarım giderini, onarım giderinden az ise, aracın olay gününde satın alındığı ülkedeki ikinci el rayiç değerini davalıdan isteyebileceği, olay tarihi itibariyle aracın Türkiye'deki tamir bedeli ile Almanya ülkesindeki tamir bedeli ve olay tarihinde kayıtlı olduğu ülkedeki ikinci el piyasa rayiç değeri karşılaştırılarak hangisi az ise o miktara hükmedilmesi gerektiğinden bu hususta İTÜ öğretim üyelerinden seçilecek bilirkişi heyetinden gerekçeli, ayrıntılı ve denetime açık rapor alınması, öte yandan davacıya yurt dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı da belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir (Yargıtay 4 Hukuk Dairesi 2021/16437 Esas- 2021/5287 Karar, 2021/14751 Esas- 2022/7974 Karar. Sayılı ilamı).
3-Davalı ... kazaya neden olduğu belirtilen aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olup olay tarihinde geçerli olan maddi hasarlar için belirlenen araç başı teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olup poliçe limitinin kararda belirtilmemiş olması da doğru olmadığından davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Davalı vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı ile davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.