T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1035 - 2025/1334
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1035
KARAR NO: 2025/1334
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/04/2025
NUMARASI: 2024/88 Esas 2025/257 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 06.11.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 19.11.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili; 01.12.2016 tarihinde, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plaka sayılı aracın karıştığı kaza sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, davacı tarafça Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 Esas sayılı dosyası ile açılan ilk davada, davacının 196.852,16 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığını ancak daha önce taleplerini ıslah ile 139.315,11 TL olarak artırdıkları için ikinci kez ıslah yapamadıklarını, bu nedenle mahkemece 139.315,11 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiğini, ilk dava ile karara bağlanamayan bakiye 57,537,05 TL sürekli iş göremezlik alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın yetkili İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bakiye alacak talebi için kendilerine başvurmadığını, mahkeme kararı doğrultusunda yapılan ödeme ile sorumluluklarının sona erdiğini, illiyet bağı ile iş göremezlik oranının ATK'dan alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiğini, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, koruyucu kıyafet kullanmayan davacının zararının artmasına neden olduğunu, ek dava için faizin ancak ek dava tarihinden itibaren talep edebileceğini belirtip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan değerlendirme sonunda; davacı tarafça daha önce açılan davanın derdest olduğu, kesinleşmediği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın kaldırıldığı, davanın halen devam ettiği, bu nedenle açılan eldeki dava yönünden derdestlik oluştuğu gerekçesi ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı,115/2 maddeleri uyarınca derdestlik dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının ilk davada ıslah hakkını kullandığı için aktüer bilirkişi raporuyla belirlenen tazminat miktarına göre bakiye alacağı yönünden ek dava açtığını, derdestlik yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepler ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınmayan sürekli işgöremezlik tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu kazaya ilişkin olarak davacı tarafından daha önce açılan davanın devam ettiği, davanın derdest olduğu gerekçesi ile davanın derdestlik dava şartı yönünden usulden reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Dava Şartları” başlıklı 114/1-ı maddesinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” dava şartları arasında sayılmış, “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açması hukukî olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMK’nın 114.maddesi ile derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı hâline getirilerek ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.
Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması halinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu kazaya ilişkin olarak davacı tarafından davalı sigorta şirketine karşı Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 Esas 2018/1051 Karar sayılı dosyası ile açtığı davada, davacı için geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep edildiği, yapılan yargılama sonucu, 139.315,11 TL sürekli işgöremezlik tazminatının ve 9.000,00 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsiline, davacının geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 26. Hukuk Dairesinin 2019/1338 Esas 2021/1899 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince yeni bir aktüer bilirkişi raporu alındığı, raporda davacı lehine 196.852,16 TL sürekli işgöremezlik zararı hesaplandığı, davacı vekilinin daha önce ıslahla talebini 139.315,11 TL’ye yükseltmiş olması, usul hükümleri gereği bir kez daha ıslah ile talebini artırma imkanı bulunmadığından ek dava niteliğinde olmak üzere eldeki davayı açtığı, dolayısıyla, önceki dava ile eldeki davanın, dava sebebinin aynı olmadığı, eldeki davanın ek dava niteliğinde olduğu, buna göre derdestlik koşulunun oluşmadığı anlaşılmış olup bu durumda mahkemece, işin esasına girilmesi ve gerektiğinde önceki davanın bekletici mesele yapılması ya da önceki dava ile birleştirme kararı verilebileceği gözetilmeden ilk derece mahkemesince davanın derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan peşin karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yeniden yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.