T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/315 - 2025/576
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/315
KARAR NO: 2025/576
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24.11.2023
NUMARASI: 2017/387 Esas 2023/727 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 30.04.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 07.05.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 18.03.2017 tarihinde davalı ... şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ...'nın idaresindeki askeri aracın Türk Ocağı Caddesine geldiği sırada ışıklı kavşakta davacının idaresindeki ... plakalı aracı ile ana yol olan Eskişehir Yolu İnönü Bulvarı üzerinde ilerlediği sırada selektör yapmasına karşın askeri aracın durmaması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralandığını, davacıya ait araçta hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, davacının hem bedeni zararının hem de araç hasar ve değer kaybının poliçe limiti içinde tahsilini talep ettiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak araç hasarı, değer kaybı, otopark ücreti ve kalıcı ve geçici iş göremezlik zararlarının ve 35.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, harca esas değerin 5.100,00TL olduğunu belirtmiş, 23.11.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında maddi tazminat talebini 1.000 TL değer kaybı, 500TL otopark ücreti, 500TL araç hasar bedeli, 2.100TL kalıcı iş göremezlik, 1.000TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak açıklayarak maddi tazminat talebinin tüm davalılardan, manevi tazminat talebinin ... ... şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının seyir istikametine kırmızı ışık yanıp söndüğü halde kavşak girişinde durup yolu kontrol ettikten sonra geçmesi gerekirken, aşırı süratli bir şekilde ve hiç fren yapmadan kavşağı geçmeye çalışması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, askeri aracın kavşaktaki sarı yanıp sönen ışıkta yavaşladığını, Ankara Büyükşehir Belediyesi yazılı beton bloğun görüşü kısıtlamasına rağmen sağ tarafını kontrol ederek yola girdiğini, davacının saat 05:30’da kan düzeyi ile yapılan alkol testinde alkol değerinin 1,91 promil olduğunun tespit edildiğini, alkollü araç kullanarak ve trafik kurallarına uymayarak trafik kazasının meydana gelmesine bizzat davacının sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S.S. ... ... Kooperatifi ile davalı ... savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, tebligat ve yazışmalar için gereken gider avansının yatırılmaması nedeni ile yargılamanın ertelendiği ve dosyanın sürüncemede kaldığı, 22.09.2023 günlü oturumda ise gider avansını tamamlaması için davacı vekiline HMK'nın 115/2. maddesi gereğince iki hafta kesin süre verildiği, gider avansının hangi kalemlerden oluştuğu, toplam ne kadar gider avansını hangi sürede yatırması gerektiği ve gider avansını yatırmamasının sonuçlarının hatırlatıldığı, ancak davacı vekilinin kesin süre içerisinde gider avansını yatırmadığı belirtilerek gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmaması nedeniyle davanın HMK'nın 114/1. maddesinin (g) bendi ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 22.09.2023 tarihli 20.celsede gider avansının yatırılması için verilen sürede davacı ile iletişim sağlanamadığı için süresi içinde yatırılamadığını fakat daha sonradan yatırılmak suretiyle eksik gider avansının tamamlandığını, mahkemece tamamlanan gider avanslarının yok sayıldığını, kesin sürenin yeterli uzunlukta olması ve tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, gider avansının tamamlanmasının davalı taraflardan da istenilebileceğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 18.03.2017 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın, davacının idaresindeki araçla ışıklı kavşakta çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, aracında maddi hasar oluştuğunu belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, araç hasar bedeli, değer kaybı, otopark ücretinin tüm davalılardan manevi tazminatın ... şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Dava Şartları” başlıklı 114/1-g bendinde “Davacının yatırması gereken gider avansını yatırmış olması” dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun’un “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” düzenlemesine, 115/2. maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükümlerine yer verilmiştir.
HMK'nin 7251 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değişik “Harç ve gider avansının ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde; “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/9 md.) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiş, Kanun'un “Delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle 02.10.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin Gider avansı başlıklı 3. maddesinde "Davacı, bu Tarifede gösterilen gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı her türlü tebligat ücreti ile posta ücretleri gibi giderleri kapsar." düzenlemesi yer almaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nin 94. maddesi uyarınca mahkemece kesin süreye ilişkin ara kararda, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukukî sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut delillere göre karar verilip gerektiğinde ret kararı verilebileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2010 tarihli ve 2010/17-510 E., 2010/485 K.; 08.06.2011 tarihli ve 2011/7-353 E., 2011/387 K.; 28.03.2012 tarihli ve 2012/19-55 E., 2012/249 K.; 30.01.2013 tarihli ve 2012/19-671 E., 2013/151 K.; 18.02.2021 tarihli ve 2017/4-1462 E., 2021/104 K. sayılı kararlarında da bu hususlara değinilmiştir.
Bazı hâllerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Buradan hareketle, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Yargıtay HGK, 22.06.2021 tarihli, 2017/3-3179 Esas, 2021/806 Karar sayılı kararı)
Somut olayda, 18.03.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebiyle 15.05.2017 tarihinde dava açıldığı, mahkemece 22.09.2023 tarihli 20.celsede davacı vekiline 6 tebligat gideri 60 TL, yazışma gideri 250 TL olmak üzere toplam 310,00 TL gider avansından eksik olan 286,20 TL'yi yatırması için iki hafta kesin süre verilmesine, süresi içerisinde yatırılmadığı takdirde, dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddedileceğinin ihtarına ilişkin ara karar kurulmuş, hazır bulunan davacıya ihtar edilmiştir.
Mahkemece, davacı vekiline yatırılması için verilen kesin sürenin tebligat ve posta giderine ilişkin olmakla gider avansı niteliğinde olduğu, verilen kesin süre usulüne uygun olup, davacı tarafça yatırılması gereken gider avansı miktarının da açıkça belirtildiği halde süresi içerisinde eksiklik yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 15.05.2017 tarihinde açılan davanın yargılaması sırasında gider avansı eksikliği nedeniyle taraflara tebligat yapılamaması nedeniyle Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliği de göz önünde bulundurulduğunda mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL. istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 30.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.