T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/220 - 2025/1533
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/220
KARAR NO : 2025/1533
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31.10.2023
NUMARASI : 2022/341 Esas 2023/660 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 04.12.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 09.12.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 03.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacının kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş gücü kaybı yaşadığını, bakıcı ihtiyacı duyduğunu, davalı sigorta şirketi ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 4.604,65 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 114.633,09 TL ve bakıcı gideri talebini 447,18 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafça başvuru şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracın asli kusurlu olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, müterafik kusurun araştırılması gerektiğini, davacının sürekli iş göremezliği bulunup bulunmadığının belirsiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 31.03.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %12,5 oranında, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsünün %87,5 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 25.07.2022 tarihli raporda davacının engel oranının %18 olduğu, iyileşme süresinin 270 gün olduğunun belirlendiği, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 31.03.2023 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile davacının uğramış olduğu 114.633,09 TL sürekli iş göremezlik zararı, 4.604,65 TL geçici iş göremezlik zararı ve 447,18 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 119.684,92 TL maddi tazminatın davalıdan 01.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının yerinde görülmeyen kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi ile avans faizi uygulanmasına ilişkin feri nitelikteki istemlerinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Kanun’un 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiği belirtilerek tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu maddenin ihlalinde kusur oranının %25 olarak kabul edildiğini, mahkemece hükme esas alınan raporda sigortalı araç sürücüsünün %12,5 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün %87,5 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, tali kusur oranının en az %25 olması gerektiğini, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumu veya Üniversitelerin Trafik kürsüsünden seçilecek heyet tarafından kusur oranlarının tespiti gerektiğini, mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, sigortalı araç sürücüsüne verilen kusurun eksik ve hatalı olduğunu, davacının maluliyet oranının belirlenen oranın üzerinde olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün %12,5 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, ... plakalı araç sürücüsünün ehliyetinin olmadığını ve emniyet kemerinin takılı olmadığı hususlarının kusur tespitinde nazara alınmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, mahkemece müterafik kusur nazara alınmadan eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, davacının yolcu olmasının kusur tespiti dışında ve müterafik kusur sebebiyle zarardan indirim yapılmamasını gerektirmeyeceğini, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün sürücü belgesi olmadan araç kullandığını ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporuna itiraz etmelerine rağmen mahkemece ek rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, raporun yaklaşık olarak kazadan 9 ay sonra düzenlendiğini ve tespitlerin de bu tarihe kadar olan gelişmeleri içerdiğini, ancak Yönetmelik hükümlerine göre son bir senedir düzelme olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, sigorta şirketine yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin sorumlu olduğu miktara oranlanarak hüküm altına alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleriyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden 03.11.2021 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü belgesi bulunmayan sürücü idaresindeki ... plakalı aracı ile kavşakta kırmızı fasılalı ışık yanar vaziyette geçiş yapmak istediği esnada aracının sağ yan kısımlarına sarı fasılası ışık yanar vaziyette geçiş yapmak isteyen sürücü idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, kazaya ilişkin görüntü kayıtları bulunduğu, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 57/1-a maddesi kuralını, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, 31.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda kusur yönünden yapılan değerlendirmede, ... plakalı araç sürücüsünün kaza mahalli kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden kırmızı fasılalı ışığı ve yol ver levhasını görüp kendisinin tali yolda olduğunu düşünüp mutlak olarak kavşak başında duruşa geçmesi, anayoldan gelen trafiği kontrol etmesi ve ... plakalı araca yol vermesi gerekirken bu hususlara dikkat etmemesi nedeniyle %87,5 oranında, sigortalı araç sürücüsünün ise ışıklı kavşağa yaklaştığında hızını azaltmaması, kendisine hitap eden sarı fasılalı ışığı gördüğünde kavşağa dikkatli ve tedbirli girmesi, kendisinden önce kavşağa girmiş bulunan ... plakalı araca çarpmadan fren ile aracını durdurması mümkün iken aksine hızlı bir şekilde kavşağa girdiği ve %12,5 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, taraflarca rapora itiraz edildiği, itirazın gerekçesiz olarak reddedildiği, mahkemece kusur durumuna ilişkin yapılan incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin ceza soruşturma evrakının getirtilmesi, daha sonra kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin görüntü kayıtları ve toplanan tüm deliller incelenerek tarafların rapora itirazları da değerlendirilmek suretiyle kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece yargılama sırasında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığın tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 25.07.2022 tarihli raporda davacının sağ femur şaft fraktürü, sağ spina iliaka anterior superior üzerinde vertikal seyirli 3.5x0.3 cm ve hemen altında 1.5x0.3 cm'lik ciltten çökük hiperpigmente skar olduğu, sağ diz kapağı lateral yüzde 2 adet 0.5x0.5 cmlik ciltten çökük hiperpigmente skar olduğu, gonyometre ile ölçülen sağ kalça fleksiyonu 80 (N.50), ekstansiyonu 30 (N.35), abduksiyonu 20 (N.60), addüksiyonu 15 (N.45), iç rotasyonu 30 (N.45) dış rotasyonu 40 (N.50) derece olduğu, sağ diz fleksiyonu 100 (N.120) olduğunun görüldüğü belirtildikten sonra kişide trafik kazası sonucunda gelişen sağ femur kırığına bağlı tek koltuk değneği ile mobilizasyon şeklindeki arızası için alt ekstremite Tablo 3.4 kullanılarak engel oranının %18 olduğu, 270 gün geçici iş göremezliğe neden olduğu belirtilmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesi dikkate alındığında raporun kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre dolmadan düzenlenmiş olduğu, mahkemece bu rapor esas alınarak yargılamanın sürdürüldüğü, davalı tarafça maluliyete itiraz edildiği nazara alındığında kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre dolmadan düzenlenen rapora dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması ile ilgili tüm tedavi evrakları getirtilip Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi olan 03.11.2021 tarihi itibariyle geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre dava konusu kazada yaralanması sonucu meydana gelen maluliyeti, geçici iş göremezlik ve bakıcı süresinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda davalı vekilinin yolcu konumunda olan davacının ehliyetsiz sürücünün aracına binmesi sebebiyle müterafik kusuru ile zarara uğradığını belirterek tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasını savunduğu, ne var ki mahkemece bu yönde herhangi bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının, yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün ehliyetnameye sahip olmadığını bilip bilmediği incelenerek sonucuna göre hüküm altına alınan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerekip gerekmediğinin tartışılması gerekirken bu yönde değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/1064 esasına yatırılan 200.022,50 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.