T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/206 - 2025/1543
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/206
KARAR NO : 2025/1543
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.11.2023
NUMARASI : 2023/666 Esas 2023/694 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 04.12.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 16.12.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 21.05.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacı ...'a çarptığını, meydana gelen kaza sonucu yaralananan davacının sol bacağının kesildiğini ve %48 engelli duruma geldiğini, davacının ağır bedensel engeli sebebiyle davacı ... için 750.000 TL, davacının eşi ... ve kızı ... için 300.000 'er TL manevi tazminatın 162662424/0 nolu İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, maluliyet durumunun tespiti için yeni bir rapor alınması gerektiğini, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kusurun davacıda olduğunu, ceza dosyasının getirtilerek kusur konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ederek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Ankara Şehir Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %48 olduğunun, davacının sol bacağının diz üstünden ampute edildiğini belirtildiği, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 250.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihi olan 16.03.2023 tarihini izleyen 8 iş günü sonrası olan 29.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihi olan 15.03.2023 tarihini izleyen 8 iş günü sonrası olan 28.03.2023 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ... için 30.0000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihi olan 20.03.2023 tarihini izleyen 8 iş günü sonrası olan 31.03.2023 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; taraflarca istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davacının kusursuz olduğunu, kaza sonucu bacağının ampute edildiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyeti yönünden kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan raporda davacının akciğer hastalığı yönünden de maluliyet verildiğini, kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, ceza dosyasında karar verilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Davacı vekili, davalı şirkete sigortalı aracın, kaldırımda bulunan yaya davacı ...’a çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu iddia etmiş olup davalı vekili ise, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, ceza yargılamasının devam ettiğini, ceza dosyası getirtilerek kusur raporu alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, kazaya ilişkin ceza dosyasının getirtilip incelenmediği, kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarının belirlenmesi yönünden bilirkişi raporu alınmadığı, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut bir kısım soruşturma ifadelerinden, sigortalı araç sürücüsünün, yolun karşısına kontrolsüz şekilde geçiş yapan yayalara çarpmamak için ani manevra yapması sonucu kontrolden çıkarak kaldırıma yöneldiği ve kaldırımdaki davacı ...’a çarptığının ifade edildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, kazaya ilişkin ceza dosyası getirtilerek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, yaralanma halinde yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmiş olması, maluliyet varsa oranı, iyileşme süresi, tedavi süresi ve tedavi süresince yapılan işlemler, varsa ameliyatlar, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacı için zenginleşme, davalı için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkimin manevi tazminat tutarını somutlaştırabilmesi için zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı tarafça, Ankara Şehir Hastanesinden alınan Sağlık Kurulu Raporuna dayanılarak manevi tazminat talep edildiği görülmüştür.
Mahkemece, dava konusu kaza sonucu davacı ...’un yaralanması nedeniyle gördüğü tedaviler, daimi maluliyetinin bulunup bulunmadığı, iyileşme süresi hususunda herhangi bir rapor alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşıldığından, öncelikle davacının kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm tedavi evrakları getirtilerek Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından yukarıda belirtildiği şekilde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle daimi maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve kaza sonrası iyileşme süresi, gördüğü tedavilerin belirlenmesi yönünden rapor alınması bu şekilde tahkikatın eksiksiz tamamlanarak manevi tazminatın miktarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/173 esasına yatırılan 570.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.