T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/271 - 2025/1567
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/271
KARAR NO : 2025/1567
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30.11.2023
NUMARASI : 2022/184 Esas 2023/1265 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 11.12.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 18.12.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 23.10.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarpması sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusuru bulunmadığını, ev hanımı olan davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğunu, sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatının tahsilini talep ettiklerini belirterek, tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.433,27 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 213.219,77 TL ve bakıcı gideri talebini 894,37 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, usulüne uygun başvuru olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, kusura ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinden sorumlu olmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 07.07.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 28/07/2023 tarihli raporda davacının engel olarak % 18 olduğu, 6 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, 18.10.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 213.219,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.433,27 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 894,37 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 219.547,41 TL tazminatın 19.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan rapora itirazları nazara alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, maluliyet oranının hatalı olduğunu ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, bu rapor esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, tazminata ilişkin rapordaki hesaplama yönteminin hukuka aykırı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacı ev hanımı olup geçici iş göremezlik zararı bulunduğu gerekçesiyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı gelir getirici bir işte çalışmadığından gelir kaybı olmayacağını, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda 23.10.2021 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 28.07.2023 tarihli raporda davacının engel oranının % 18 olduğu, 6 ay iş göremez halde kaldığı ve 1 ay bakıcı ihtiyacı bulunduğunun belirlendiği, raporun davacı muayene edilerek ve hakkında düzenlenmiş tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine göze düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
2-Mahkemece, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli 18.10.2023 tarihli raporda, Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında davacı için belirlenen geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatına karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
3-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı vekilinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
4-Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 06.01.2021 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre hüküm altına alınan tazminatlara için faiz başlangıç tarihinin 19.01.2021 olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 14.997,28 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.750,00 TL'nin mahsubu ile kalan 11.247,28 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 11.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.