T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1228 - 2025/1258
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1228
KARAR NO : 2025/1258
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/10/2023
NUMARASI : 2021/806 Esas 2023/994 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 23.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17.11.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 27.04.2021 tarihinde davalıların sürücüsü, işletini ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı motosikletin yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olup davacının kusursuz olduğunu, kaza nedeniyle davacının ağır şekilde yaralandığını, tedavi süreci geçirdiğini ancak tam olarak iyileşemediğini, bakıma muhtaç durumda olduğunu, bakıcı tuttuğunu ve toplamda 12.000,00 TL ödeme yapıldığını, tedavi masrafları ve iyileşme giderleri yaptığını, ayrıca manevi olarak zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine başvurudan sonuç alınamadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, bilirkişi raporu ile belirlendiğinde artırılmak üzere, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, yapılmış olan tedavi gideri ve iyileştirme giderleri sebebiyle 50,00 TL’nin 27.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... AŞ’den 27.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında bakıcı gideri ve yol masrafı talebini 8.686,02 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 7.672,77 TL olarak artırmıştır.
Davalı ... Turizm AŞ vekili, zamanaşımı ve yetki itirazında bulunduklarını, davada taraflarına husumet yöneltilmesinin hatalı olup kazaya karışan motosikletin kaza tarihinde uzun süreli olarak 12 aylık dönem için dava dışı şirkete kiralandığını, davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığını ve davanın ihbarını talep ettiklerini, kaza nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Sigorta şirketi vekili, davacı tarafça usulüne uygun başvuru şartı yerine getirilmediğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde davalının % 100 oranında kusurlu olduğunun tespitinin hatalı olduğunu, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddi ve ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı ... AŞ'nin aracı uzun süreli olarak kiraya vermiş olması nedeniyle işleten sıfatı bulunmadığı, 18.03.2022 tarihli raporda kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde davalı motosiklet sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.12.2022 tarihli raporda davacının engel oranının % 0 olduğu, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, ayrıca 19.04.2023 tarihli ek raporda 1 hafta bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer ve doktor bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen rapor ve 02.08.2023 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davalı ... Turizm İnş.San. AŞ yönünden davanın pasif husumetten reddine, sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine, 834,75 TL bakıcı gideri, 7.672,77 TL geçici iş göremezlik, 208.32 TL tedavi gideri tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 27.04.2021 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden 16.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde tutulmasına, fazlaya dair istemin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 27.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı ... Tur. AŞ yönünden davanın reddinin hatalı olup ibraz edilen kira sözleşmesinde kiralayanın sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunduğunu, Yargıtay kararlarına göre araç malikinin sorumlu olmaması için araç üzerinde mutlak hakimiyetin kiracıda olması gerektiğini, davalının araç üzerindeki hakimiyeti devam ettiğinden davanın davalı şirket yönünden reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazları reddederek sözlü yargılama öncesi taraflarına süre vermişken ara kararından dönmesi ile davacının zarara uğradığını, taraflarınca talep artırım dilekçesi sunulduğunu, bu sebeple davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece maluliyet yönünden hükme esas alınan rapordaki tetkiklerin yetersiz olduğunu, davacının yaşının nazara alındığında güç kaybının açıkça görüldüğünü, tedavi sürecinde ve sonrasında fibula kırığı ve diğer yaralanmaların etkisiyle yürümede zorluk ve kas ağrıları oluştuğunu, davacının bakıma muhtaç hale geldiğini, maluliyete ilişkin raporun hüküm vermeye elverişsiz olduğunu, engel oranının % 0 olarak belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının aksayarak yürüdüğünü, Engelli Sağlık Kurulu raporunda % 17 oranında engel belirlendiğini, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderine hükmedilmesi hatalı olup davacının 1948 doğumlu olup kaza tarihindeki yaşına göre gelir getiren işte çalışmasının söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde açıkça bakıcı gideri talep edilmediğinden bakıcı giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, HMK’nın 26. maddesi hükmüne aykırı olarak karar verildiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davalının kazada %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacının kavşak içinden karşıya geçmeye çalıştığı, davacının motosikleti gördüğü halde yola atladığını ve birden fazla trafik kuralını ihlal ettiğini, bunlara rağmen davalının % 100 oranında kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacının manevi tazminat talebi haksız olup davacının malul kalmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu motosikletin yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, bakıcı gideri ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece davalı ... Tur. AŞ yönünden davanın pasif husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Davacı vekilinin davalı ... Tur. AŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, işleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.
Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması şarttır.
Somut olayda, davalı sürücü idaresinde olup davalı ... Tur AŞ adına kayıtlı ... plakalı motosikletin, 01.01.2021 tarihli uzun süreli motosiklet kiralama sözleşmesi ve ek protokol ile davalı şirket tarafından 12 ay süre ile ... AŞ'ye kiralandığı, kaza tarihi itibariyle aracın anılan şirketin zilyetliğinde ve kullanımında olduğu, davalı şirket tarafından dosyaya sunulan uzun süreli kira sözleşmesi ve ekleri ile ispatlandığına göre davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Dosya içeriğinden 27.04.2021 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki motosiklet ile olay yeri kavşak başına dikkatsiz ve tedbirsizce mevcut hızı ile istikametine göre sağından kavşak başından yaya geçidi üzerinden yolun karşısına geçiş yapan davacı yayaya çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, davalı sürücünün 2918 sayılı Kanun'un 74. Maddesi kuralını ihlal ettiği, davacı yayanın kural ihlali bulunmadığının belirtildiği, makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 18.03.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün olay yeri kavşak ve yaya geçidine yaklaşımında hızını azaltması, geçiş mesafesi içerisinde yayayı görerek kavşak başında ve yaya geçidinde durması ve ilk geçiş hakkını yayaya vermesi gerekirken aksi davranışı nedeniyle % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından hükme esas alınmasının doğru olduğu anlaşılmıştır.
3-Hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda 27.04.2021 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacı hakkında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 14.12.2022 tarihli raporda, davacının engel oranının % 0 (sıfır) olduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olduğunun belirlendiğini, raporun davacı muayene edilerek ve hakkında düzenlenmiş tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine göze düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
4-Trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda dava dilekçesinde maddi tazminat yönünden geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talepleriyle açılan davada, davacının kaza nedeniyle 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 1 hafta bakıcı ihtiyacı bulunduğu esas alınmak suretiyle düzenlenen 18.03.2022 tarihli rapor ve 02.08.2023 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak yazılı şekilde geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin hüküm altına alınmış olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
5-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesindeki “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." hükmü ile aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre, somut olayda olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve özellikle dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının kalıcı maluliyet oluşmaksızın, 3 ay süre ile iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanması ile bu nedenle uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekili ve davalı ... vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı ...'ın istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 1.620,03 TL istinaf harcından peşin alınan 405,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.170,03 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 23.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.