T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1211
KARAR NO : 2025/1312
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26.04.2023
NUMARASI : 2021/668 Esas 2023/316 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 31.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 25.11.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.12.2015 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı çekici ve dorsenin, yaya olan davacının (...) eşi, ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, davacının ölenin desteğinden mahrum kaldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu, davalıya müracaat etmesine rağmen zararının karşılanmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak üzere 500,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.02.2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini 26.812,04 TL olarak artırmış davacı ...'un 05.04.2022 tarihinde vefatı üzerine dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığından ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 06.06.2018 tarihli 2016/694 E 2018/434 6 K. Sayılı kararın davalının ve katılma yolu ile davacının istinaf talebi üzerine Dairemiz 01.07.2021 tarihli, 2021/849 E. 2021/1299 K. Sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkin olduğu; alınan kusur raporu çerçevesinde kazanın meydana gelmesinde vefat edenin %75 oranında, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %25 kusurlu olduğu, aktüer bilirkişiden alınan rapor ve 20.02.2018 tarihli aktüer bilirkişi ek raporuna istinaden; davacı ...'un, desteği (eşi) müteveffa ...'un trafik kazası neticesinde ölümü nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 26.812,04 TL olarak kabul edilerek davanın esası hakkında karar verildiği; Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı sonrasında bilirkişiden alınan 02.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ise ; davacı ...’un, desteği (eşi) müteveffa ...’un trafik kazası neticesinde ölümü nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının müteveffanın % 75 oranında kusurlu olması halinde 7.083,84 TL olarak hesaplandığının bildirildiği, kusur durumunun tespiti için, Ankara Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 18.10.2022 tarihli raporunda davalı taraf sürücüsü ...'ın, idaresindeki çekici ile gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş yolun sol şeridini takiben seyredip, olay mahalline geldiğinde, solundaki orta refüjden, kontrolsüzce yola giren yaya ...’nun, o sırada seyir halindeki aracının sol yan kesiminin sadmesine maruz kalması sonucu meydana gelen olayda, oluşa etken hatalı tutum ve davranışı ile olayı önleme imkanı olmadığından, sonuçta atfı kabil kusuru olmadığı, yaya ...'un gündüz vakti, olay mahallinde, yolu karşısına geçmek için yakın bir mesafede (43 m) bulunan yaya geçidini kullanmaya özen göstermeyip, bulunduğu orta refüjden, kendi can güvenliğini tehlikeye atacak tarzda kontrolsüzce yola girerek, o sırada sol şeridi takiben önünden geçmekte olan sürücü ...’ın kullandığı çekicinin sol yan kesiminin sadmesine maruz kaldığı olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketi ile tamamen %100 kusurlu olduğu, davalı taraf sürücüsü ...’ın kusursuz olduğunun belirtildiği; raporun karar vermeye elverişli olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle; davanın reddine, karar verilmiş hüküm davacılar vekilli tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; vefat edenin tam kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, kazanın meydana geldiği yerde 43 m. mesafede yaya geçidi olduğunu, yaya geçidine yaklaştığında araçların hızını azaltması gerektiğini, bu nedenle hükme esas alınan rapordaki değerlendirmenin hatalı olduğunu, daha önce İTÜ’den alınan 31.07.2017 tarihli raporda yarı römorkun ayaklarının yukarı kaldırılarak kapatılmaması nedeniyle, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ayrıca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26 Hukuk Dairesi tarafından verilen kaldırma kararında da, ceza davası açılmış ise dosya getirtilerek, gerek görülmesi halinde kusur raporu alınması gerektiğinin belirtildiğini, buna rağmen mahkemece daha önceki detaylı rapora rağmen yeniden rapor alınarak karar verdiğini, hükme esas alınan raporun gelişi güzel hazırlanmış olması nedeniyle hakkaniyete uygun olmadığını, kazaya yarı römorkun ayaklarının açık olmasının, yaya geçidine yaklaşırken hızını düşürmemesinin, yaya trafiğinin yoğun olduğu yolda sürücünün gerekli dikkati göstermemesinin neden olduğunu, bu nedenle araç sürücüsünün kusursuz olduğunun kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığını; hesaplama yönünden ise; davacının destek tazminatının hatalı hesaplandığını, davacının vefat tarihine kadar yeni belirlenen asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatına göre HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde,
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece, daha önce verdiği kararında, İTÜ Trafik Kürsünde görevli öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün tali %25 oranında, desteğin %75 kusurlu olduğunun belirtilmiş olmasına göre, alınan aktüer raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş iken, davacının ve davalının istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2021/849 E. 2021/1299 K. Sayılı kararında, " bilirkişi raporunun vefat edenin kaza sonrasında, yarı römorkun ayağına takılı olmasından, hareket ile varsayımsal olarak kazanın oluş şekli tespit edilmiş olduğuna dikkat çekilerek", olayın oluşunda ceza dosyasındaki delillerin eldeki dosyada kusur belirlenmesinde önemine binaen kusur yönünden ve ayrıca davacının (...), eşinin ölümünden sonra yeniden evlenmiş olması nedeniyle aktüer hesap raporunun da uygun olmadığından kararın kaldırılmasına karar verilerek kararda;"Buna göre; davalı vekilinin istinaf başvurunun ve davacı vekilinin katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurunun kabulü ile, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olmasına nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, olaya ilişkin soruşturma dosyası veya dava açılmış ise ceza dosyası getirtilerek, olayın ne şekilde gerçekleştiği hususu değerlendirilerek, gerekmesi halinde yeniden kusur raporu alınarak, kusur durumu belirlendikten sonra, davacının eşinin vefatından sonra, yeniden evlenmiş olmasına göre evlenme tarihine kadar destek tazminatının hesaplandığı aktüer hesap raporu alınarak sonucunda göre karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiş, ilk derece mahkemesi tarafından, kaldırma kararı gereğince, savcılık soruşturma dosyası getirilmiş, Asliye Ceza Mahkemesine sigortalı araç sürücüsü hakkında dava açıldığının anlaşılması sonrasında, ilgili savcılıktan Asliye Ceza Mahkemesinin esas no'su sorulmuş, bu hususta cevap verilmemesi üzerine de, mevcut deliller çerçevesinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan, araç sürücüsünün kusursuz olduğuna yönelik rapor yeterli görülerek, davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.
İlk kaldırma kararında da, açıklandığı üzere, kazanın oluş şekli taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup, kusurun doğru şekilde belirlenebilmesi için öncelikle kazanın oluş şeklinin doğru şekilde tespiti gerekir.
6098 sayılı TBK’nın 74. Maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.
Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.
TBK'nın 74. maddesi gereğince, ceza mahkemeleri tarafından belirlenen kusur hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza yargılaması sonucunda kazanın oluş şekline yönelik tespitine ilişkin belirleme yapılarak, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde, haksız fiilin varlığı hukuk hakimini bağlayacağından, uyuşmazlık konusu olan ve dosyadaki mevcut delillerle oluş şekli net olarak ortaya konulamaması halinde ceza mahkemesi dosyası getirtilmeden esas hakkında karar verilmemelidir.
Dosya kapsamına göre, davacının desteğinin, davalı tarafından sigortalı aracın römork ayağında takılı cesedinin fark edilmiş olması nedeniyle, davalının kusurlu olduğundan bahisle dava açılmış olup, kazanın oluş şekline ilişkin dosyada tespit bulunmamaktadır. Bu durumda, hukuk mahkemesi hakimi her ne kadar ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de dava konusu olayda olayın oluşuna ilişkin ceza mahkemesi kararı ile belirlenecek maddi vakıa yönünden ceza mahkemesi kararının sonucunun beklenmesi ve gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu nedenlerle, dava konusu olay ile ilgili olarak görülmekte olan ceza mahkemesi dosyasında hukuk yargılamasını doğrudan etkileyecek nitelikte görülen, ceza yargılamasına ilişkin dosyanın sonuçlanmasının beklenmesi ve daha önceki kaldırma kararında da, açıklandığı üzere ceza dosyasının akıbeti araştırılarak, bundan sonra daha önce de rapor alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan, ceza dosyasının ve davacıların itirazlarının da değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, önceki kaldırma kararında belirtilen eksiklik ikmal edilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davalı tarafından araç sürücüsü hakkında Silopi Asliye Ceza Mahkemesine açılan davanın akıbeti araştırılarak, ceza dosyası da, dosyaya kazandırılmak suretiyle, davacılarının itirazları, ceza dosyası ve ceza dosyasındaki delillerin değerlendirilerek olayın oluş şeklinin tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacıların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26.04.2023 tarihli 2021/668 Esas 2023/316 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre dahili davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden dahili davacılara iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan ...
Üye ...
...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.