T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1066 - 2025/1273
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1066
KARAR NO : 2025/1273
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06.07.2023
NUMARASI : 2021/184 Esas 2023/467 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 24.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 30.10.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 08.12.2020 tarihinde, davalı ... Sigorta Anonim Şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ...'in işleteni olduğu ve davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari minibüste (dolmuşta) yolcu olarak bulunan davacının dolmuştan inmesini beklemeden sürücünün, minibüsü hareket ettirmesi neticesinde davacının sırt üstü düşmesi sonucu meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, davacının yokluğunda düzenlenen kaza tespit tutanağında davacının kusurlu, davalı minibüs sürücüsünün kusursuz olduğu belirtilmiş ise de, kazanın meydana gelmesinde davalı minibüs sürücüsünün davacının minibüsten inmesini beklemeden kapı açık şekilde hareket etmesi nedeniyle tam kusurlu olduğunu, davacının sırtında ve belinde oluşan kırıklar nedeniyle ameliyat olduğunu belirterek HMK’nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 500,00TL sürekli iş göremezlik, 500,00TL geçici iş göremezlik ve 500,00TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.500,00TL'nin sigorta şirketi yönünden 20.01.2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 08.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'nın meydana gelen kazada kusursuz, davacının kusurlu olduğunun belirtildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/9404 soruşturma sayılı dosyasında da sürücünün kusursuz olması nedeniyle Kovuşturma Açılmasına Yer Olmadığında dair karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğu, uyuşmazlığın davacının araca bindiği ve araçta yaralandığı hususunda tartışma olmayıp tartışma davacının dengesini kaybedip düşmesinde davalı sürücünün aracı erken hareket ettirmesinin mi etken olduğu yoksa davacının tedbirsiz olarak araç içerisinde inişe geçerek düşmesinin mi etkili olduğunun belirlenmesi gerektiği, kaza tespit tutanağı ve araçta yolcu olarak bulunan yolculardan tanık olarak dinlenen ... ve ...'ın beyanları birlikte değerlendirildiğinde beyanların tutarlı olduğu, davacıya karşı bir husumetlerinin bulunmaması ve davalılar ile yakınlıklarının olmaması, davacı tanığının yakınlık derecesi göz önünde bulundurularak beyanları hükme esas alınmadığı, Ankara Adli Tıp Kurumunu Trafik İhtisas Dairesinin 04.04.2023 tarihli raporunda, sürücü ...'nın kusursuz, yolcu ...'ın ise %100 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, haksız fiil nedeniyle davalı sigortalı araç sürücüsü, işleten ve sigortacının sorumlu tutulabilmesinin ancak araç sürücüsünün kusurunun varlığı hâlinde mümkün olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı sürücünün, davacının inmesini beklemeden dolmuşu hareket ettirerek, sırt üstü yola düşerek ağır bir şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davacının yanında bulunan kızı ... ile birlikte kazadan hemen sonra hastane acil servisine gittikleri için olay yerine gelen kolluk ekipleri tarafından davacının ve olaya tanık olan kızı ...'ın beyanları alınmadan sadece davalı sürücünün beyanlarına göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusursuz olduğuna dair 08.12.2020 tarihli kaza tespit tutanağının düzenlendiğini, hükme esas alınan ATK tarafından düzenlenen kusura ilişkin raporda davacının tanığı ...'ın beyanları dikkate alınmadan düzenlendiğini, tanıklar ... ile ...'ın beyanlarının, çelişkili, gerçeğe aykırı ve taraflı olmasının yanı sıra tutarlı da olmadığını, tanık ...'ın soruşturma dosyasındaki beyanlarının eksik olmakla birlikte gerçeğe yakın olduğunu, soruşturma dosyasındaki ifadesi ile mahkeme huzurundaki beyanlarının çelişki oluşturduğunu, tanık ...'ın beyanlarının dikkate alınmadığını, ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca düzenlenen rapora göre davacının engellilik oranı %23, iyileşme süresinin dokuz aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, davacının duran dolmuştan kendi kendine düşmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davacılar vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu minibüsten düşmesi sonucu yaralandığını belirterek aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sigorta şirketine karşı dava açmıştır.
Bu hâli ile, davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır.
Taşıma sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usûl ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de, işbu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hâl böyle olunca usûl ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usûl kurallarına da uygun düşecektir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince, görev hususunun dava şartı olması, HMK'nın 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davanın, davacı yolcunun, davalı sürücü ... idaresinde bulunan davalı işleten ...'a ait olan dolmuşun tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda yaralanmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davacı yolcu ile davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olması ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak göre hususunda karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nın 353/1.a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine ait olduğundan, görev konusunda karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek hâlinde yatırana iadesine.
3-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.