T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1120 - 2025/1167
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1120
KARAR NO : 2025/1167
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15.03.2023
NUMARASI : 2021/65 Esas 2023/202 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 09.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17.10.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.07.2015 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu tescilsiz ve zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan motosikletin kaza yapması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 1.000-TL'nin temerrüt (dava tarihine denk gelmekle) tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini, 222.450,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tescilsiz motora üstelik kasksız binmesi sebebiyle müterafik kusurunun olduğunu, hatır taşıması nedeniyle indirim gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 4.925,52-TL, sürekli iş göremezlik olarak da 186.747,50-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı/temlik alana verilmesine, dava tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla istemin reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2018/483 Esas 2020/1626 Karar sayılı kararı ile, kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınması gerektiği, davacının kaskının olup olmadığı belirlenerek müterafik kusurun değerlendirilmediği, aracın tescil zorunluluğu olan motor gücünde olup olmadığının belirlendiği gerekçesi ile kararın HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği; kaldırma kararı sonrası, Dicle Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %38 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının kaza sırasında koruyucu tertibat kullanmaması nedeni ile %20 müterafik kusur indirimi yapılması ve araçta hatır için taşınması nedeniyle %20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği, buna göre davacı lehine 228.591,91 TL geçici ve sürekli işgöremezlik zararı hesaplandığı ancak ilk kararın davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu nedenle ilk kararda hükmedilen tazminattan daha fazlasına karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 4.925,52-TL geçici iş görememezlik tazminatı, 186.747,50-TL daimi iş görememezlik tazminatı olmak üzere toplam 191.673,02-TL'nin, dava tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak 45.000,00-TL'sinin temlik alan ...'a bakiye 146.673,02-TL'sinin temlik alan ...'na verilmesine, bakiye talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmediğini, bu nedenle ilk kararda hükmedilen tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kaldırma kararı sonrası alınan hesap raporunda belirtilen zarar üzerinden müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, geçici işgöremezlik tazminatından SGK’nın sorumlu olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu tescilsiz ve zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan motosikletin kaza yapması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
1-Mahkemece, ilk kararda, davanın kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 4.925,52-TL, sürekli iş göremezlik olarak da 186.747,50-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı/temlik alana verilmesine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yeniden maluliyet raporu alındığı, kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %38 olduğunun belirlendiği, bu daimi maluliyet oranına göre hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, buna göre sürekli işgöremezlik zararının 347.097,40 TL , geçici işgöremezlik zararının 10.077,47 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan toplam zarar üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi ve %20 hatır taşıması indirimi yapıldığında davacının talep edebileceği işgöremezlik zararının 228.591,91 TL olduğu, ilk karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, yeniden verilecek kararda, ilk kararda hükmedilen tazminat tutarı aşılamayacağı belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar, davalı vekili, ilk karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, kaldırma kararı doğrultusunda yapılan inceleme sonucu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verildiğini, bu nedenle ilk kararda hükmedilen işgöremezlik tazminatı üzerinden %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; mahkemece ilk karara esas alınan bilirkişi raporu ile belirlenen tazminat miktarı üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapılarak belirlenen tazminatın tahsiline karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırıma kararından sonra alınan bilirkişi raporu ile belirlenen miktar üzerinden davacının koruyucu kask kullanmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi ve %20 hatır taşıması indirimi yapıldığı belirtilerek ilk karar ile hüküm altına alınan miktarı geçmemek üzere hüküm kurulmuş olmasına ve istinaf kanun yoluna başvuran aleyhine değerlendirme yapılamamasına göre karar sonucu itibariyle doğru olduğundan davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili, geçici işgöremezlik tazminatından tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK'nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK'nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olacağının kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 13.093,18 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.274,00 TL'nin mahsubu ile kalan 9.819,18 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 09.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.