T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1146 - 2025/1221
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1146
KARAR NO : 2025/1221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.09.2023
NUMARASI : 2020/524 Esas 2023/584 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 16.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 24.10.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 01.10.2017 tarihinde, davacı idaresindeki motosiklet ile, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olup ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu davacının yaralandığını, S.B.Ü Üniversitesi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 25.06.2018 tarihli raporuna göre % 8 oranında malul kaldığını, bu raporla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak talebin reddedildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonunda alacak davası ikame edildiğini, davanın kabulüne karar verildiğini, hükmedilen tazminat tutarının davalı şirketten tahsil edildiğini ancak davacının kaza sonrası şikayetlerinin devam ettiğini, şifa bulamadığını, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 18.02.2020 tarihli raporunda maluliyetinin % 16 oranına yükseldiğinin tespit edildiğini, davalının artan maluliyetinin bu raporla sabit hale geldiğini, davalı şirkete gelişen zararın tazmini yönünden de başvuru yapıldığını ancak taleplerinin karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava konusu kazaya ilişkin Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/524 Esas sayılı dosyasında alınan İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Adli Tıp Kurulu raporunda, davacının 9 ay geçici iş göremezlik zararının oluştuğu ve 3 ay süre ile de bir bakıcının bakımına muhtaç hale geldiğinin belirtildiğini, bu nedenle davacı için 500,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini, geçici işgöremezlik tazminatı için 9.388,28 TL’ye, bakıcı gideri için 3.999,37 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın bu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davanın usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın davalı şirkete 19.01.2017 – 2018 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere ölüm/sakatlık hâklinde azami 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, bakiye teminatın ise 241.636,77 TL olduğunu, dava dilekçesinde maluliyetin arttığı belirtilmiş ise de davacının maluliyet oranında artış olduğuna dair herhangi bir tespit yapılmadığını, gelişen bir durum olduğuna dair herhangi bir belge sunulmadığını, davacının kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymemesi sebebiyle müterafik kusurunun bulunduğunu, kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davacının daimi maluliyetinden artan bir durum olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle asıl davanın reddi gerektiği, Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının tıbbi iyileşme süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 3 ay olarak belirlendiği, davacının geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile, 9.388,28-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 3.999,37-TL bakım gideri tazminatının, 20.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyet oranının, İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 25.05.2018 tarihi raporuna göre %8 iken İstanbul Adli Tıp Kurumu Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından verilen 28.02.2022 tarihli maluliyet raporuna göre %10 olduğunu, iki raporun da aynı yönetmeliğe göre tanzim edilmiş olup aradaki farkın davacının gelişen durumundan kaynaklandığını, İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğini, bu husustaki taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, asıl davada, davalı şirkete sigortalı araç ile davacı idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, her ne kadar Sigorta Tahkim kararı ile tazminat almışsa da maluliyetinin arttığını belirterek artan maluliyete ilişkin olarak sürekli işgöremezlik tazminatı, birleştirilen davada ise, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiştir.
Mahkemece, davacının kaza sonrası daimi maluliyetinde bir artış olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, eldeki davayı açmadan önce, davalı şirkete karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, sürekli işgöremezlik zararının tazminini talep ettiği, 25.05.2018 tarihli İstanbul Haseki Eğitim Araştırma Hastanesi Engelli Raporuna göre davacının %8 oranında daimi maluliyetinin olduğu kabul edilerek davacı lehine 88.363,23 TL sürekli işgöremezlik zararının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının artan maluliyetinin olup olmadığının belirlenmesi için alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 30.05.2022 tarihli raporunda; davacının kaza sonrası ilk tedavisinin yapıldığı Hendek Devlet Hastanesinin 01.10.2017 tarihli Genel Adli Muayene Raporunda, motosiklet kazası sonucu 112 tarafından acile getirilen hastanın sol tibia ve sağ el hassasiyeti olduğunun, filminde tibia ve el bileğinde fraktür izlendiğinin, ileri muayene ve tedavi için hastanın sevk edildiğinin belirtildiği, davacının daha sonraki tedavilerine ilişkin Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 01-05.10.2017 tarihli epikriz raporunun, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 18.02.2020 tarihli Erişkinler için Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunun, Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 07.04.2021 tarihli Adli Tıp Raporunun, Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 09.11.2021 tarihli durum bildirir raporunun, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 23.02.2022 tarihli mütalaasının ayrıntılı şekilde incelenip değerlendirildiği, davacıya ait görüntüleme tetkiklerinin kurul tarafından incelendiğinin, 08.12.2021 tarihli grafilerde, suboptimal kalitede sol kalça grafisinde, sol femur başında femur boynuna uzanan kaynamış kırık sekeli ve vida tespitleri olduğu, kalça eklem yüzü düzensiz ve sklerotik izlendiği, sol femur başında kontur düzensizliği ve hafif deforme görünüm olduğu, sol tibia diafizde kaynamış kırık sekeli, IMN tespiti olduğu, sağ el grafisinde, radiusta kırığın sekelsiz iyileşmiş olduğunun, el bilek eklem aralığının açık olduğunun izlendiğinin belirtildiği ve sonuç olarak kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre davacının daimi maluliyetinin %10 olduğunun belirtildiği, davacı hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceğinin, davacının daimi maluliyetinde artan bir durumun sözkonusu olmadığının, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiğinin, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin oybirliği ile mütalaa edildiği görülmüş olup raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle hükme esas alınarak asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.