T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1005 - 2025/1235
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1005
KARAR NO : 2025/1235
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03.11.2022
NUMARASI : 2020/606 Esas 2022/796 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 17.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17.11.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davanın adli yardımlı görülmesi nedeniyle harç yatırmaksızın istinaf yoluna başvurulmuş olduğu görülmekle, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.01.2020 tarihinde saat 04:35 sıralarında, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali sorumluluk tsigortası ile sigortalı çekici cinsi aracın davacı ...’nin eşi, diğer davacıların babası olan ...’e çarpması sonucu meydana gelen kazada ...'in vefat etmesi nedeniyle davacıların destekten yoksun kaldıklarını ve manevi zarar uğradıklarını, olayın meydana gelmesinin ardından araç sürücüsünün 155 hattını iki kez vicdan azabı duyarak aradığını fakat korku ve panikle telefonu konuşmadan kapattığını, bu hususun bile tek başına araç sürücüsünün kusurunu ortaya koyduğunu, Ankara Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/31 E. Sayılı dosyasında olayı çözmeye yönelik icrai işlemler yapılmadığını, Savcılıkça Adli Tıp Kurumundan alınan matbu bir rapora itibar edilerek takipsizlik kararı verildiğini, taraflarınca (aleyhe hususlarını kabul etmeseler de) özel bir bilirkişi raporu alındığını fakat Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliğince 2020/4019 Değişik İş Sayılı dosyasından verilen kararı ile takipsizlik kararına itirazlarının reddedildiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve zararlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek, HMK'nın 107. Maddesi gereğince belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, her bir davacı için şimdilik 250,00 TL olmak üzere toplam 1.000.00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, her bir davacı için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/14 Esas Sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde, asıl davaya konu kazada vefat eden ...’in, davacının oğlu olduğunu, meydana gelen ölüm nedeniyle, ölenin desteğinden mahrum kaldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, bedel arttırımı ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 17.12.2021 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.01.2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 02.04.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile asıl davada; talebini davacı ... ... için 704.757,14 TL'ye, davacı ... ... için 83.280,91 TL'ye, davacı ... ... için 105.977,06 TL'ye, davacı ... ... için 116.376,62 TL'ye, birleşen dosyanın davacısı ... ... için t 152.782,36 TL ye çıkardıklarını bildirmiş; 19.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile de ; davacı ... ... için 929.123,31 TL, davacı ... ... için 104.354,37 TL, davacı ... ... için 127.556,77 TL, davacı ... ... için 141.005,13 TL, birleşen dosyanın davacısı ... ... için 207.449,36 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi; asıl ve birleşen davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşmasında kendisini vekil ile temsil ettirerek davanın kusur yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın, ZMMS poliçesi ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin delilerini bildirdiği, delil dilekçesi ekinde uzman görüşü sunduğu, Gölbaşı(Ankara) Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/31 E. Sayılı dosyasında Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 16.03.2020 tarihli raporda; 04.01.2020 günü saat 04:35 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki çekici ve buna bağlı yarı römork ile Konya istikametinden Ankara istikametine seyri sırasında geldiği olay mahallinde aracının ön kısımları ile; oto korkuluk-bariyerle bölünmüş yolun karşısına geçmek için yola giren yaya ...'e çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, dosyada mevcut olan ifadeler, kaza tespit tutanağı ve olay yeri krokisi, olay mahalli ve araç fotoğrafları kayıt cd'leri, araç takograf çıktısı, uzmanlık raporu, olay yeri inceleme raporu, cd inceleme tutanağı ve diğer tüm veriler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sürücü ... sevk ve idaresindeki çekici ile gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı meskun mahal dışı bölünmüş üç şeritli yolda seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, bariyerle bölünmüş yolun karşı tarafına geçmek için yola giren yayaya aracının ön kısmı ile çarpması sonucu meydana gelen olayın oluş şartlarına göre önleme imkanı bulunmadığından, sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığı, müteveffa yaya ... gece vakti kurallara aykırı biçimde yayaların girmesi yasak olan olay yeri bariyerle bölünmüş yola girerek bu haliyle can güvenliğini tehlikeye atarak dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde kaplamanın karşısına geçmek isteyerek yol üzerinde seyir halinde olan, ilk geçiş hakkı bırakmadığı çekicinin çarpması sonucu meydana gelen kazada dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğunun bildirildiği, mahkemece 3 kişilik kusur bilirkişi heyetince alınan 08.06.2021 tarihli raporda ve itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; da; müteveffa yaya ...'in olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun bildirildiği; dosya kapsamına göre kazanın aracın bulunduğu şeritte meydana geldiği, bankette meydana gelmediği anlaşıldığından dosya kapsamına uygun düşmeyen uzman görüşünün ise mahkemece kabul edilmediği, kazanın oluş şekline göre, kazanın meydana gelmesinde davacıların desteğinin tam kusurlu olduğu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise kusurunun bulunduğu kanıtlamadığı gerekçesiyle; asıl davada; davanın reddine, birleşen Ankara 2.ATM nin 2022/14 sayılı dosyasında davanın reddine,” karar verilmiş hüküm asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davanın kusurdan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusura ilişkin ilk derece mahkemesi kararının gerekçenin yeterli olmadığını, kararda 16.03.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile üç kişilik bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilmiş ise de, 31.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda alternatifli olarak çarpma noktasına göre tanzim edilen rapora neden itibar edilmediğinin izah edilmediğini, bu şekilde hükme esas alınan delillerin tartışılmadığını, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini; 31.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, kaza tespit tutanağında ve krokisinde davalı tarafından sigortalı aracın şerit üzerinde seyrettiği ve en sağ şeritten sola doğru yöneldiği belirtilmiş ise de araç ve vücut parçaları nazara alındığında, kazanın banket üzerinde olabileceğinin düşünüldüğü belirtilerek, kazanın şerit üzerinde meydana gelmesi durumu ve banket üzerinde olmasına göre alternatifli rapor tanzim ettiğini ve kazanın vefat edenin banket üzerinde olması halinde, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olacağının kabul edildiğini, mahkemece bu durumun gözardı edildiğini, kaza tespit tutanağının da hatalı tutulduğunu; diğer yandan, 31.08.2021 tarihli rapordan sonra, kusur durumunun netleştirilmesi açısından mahkemece talepte bulunduklarını, mahkemece kusur netleştirilmeden dosyayı aktüer bilirkişiye tevdi ettiğini, mahkemenin kusuru netleştirmeden dosyayı aktüer bilirkişiye tevdi etmesinin usul ekonomisi ve hakkaniyete uygun olmadığını; ayrıca, Jandarma tarafından kaza sonrası çekilen video ve şoförün videoyu doğrulayan beyanları incelendiğinde, vefat edenin kusursuz olduğu ya da tam kusurlu olmadığının açık olacağını, bu durumda bir rapor daha alınarak kusurun netleştirilmesi gerekirken tüm kusurun vefat edene yüklenmesinin oluşa uygun olmadığını; kusur raporlarında ve soruşturmada, vefat edenin kaza öncesi yanından ayrıldığı arkadaşlarından birisinin sigara almak için evden çıktığı yönündeki beyanına istinaden yolun karşısına geçmeye çalıştığının kabul edilmesinin kolaycılığa kaçmak olduğunu, kaza yapan şoförün dahi vefat edeni yolun sağında gördüğünü beyan ettiğini, bu nedenle çarpma noktasının hatalı olduğunu, sanığın beyanı nazara alınmaksızın, olay yerindeki emarelere göre çarpma noktasının belirlenmesi gerektiğini, araç sürücüsünün salt “yola aniden giren koyu renkli elbiseli yaya” beyanına göre kanaat belirtilerek rapor tanziminin uygun olmadığını, tanık beyanlarından, davalının sigara almak için yolun karşısına geçmek istediğinin açıkça anlaşılmadığı gibi, arkadaşlarının yanından ayrılma nedenin araştırılmadığını, ayrıca sigara alınabilecek yerler var iken 1 km ilerideki yere gitmek için yolun karşısına neden geçmek isteyeceğinin de açıklığa kavuşturulmadığını; dosyada niyet okunacaksa, vefat edenin bir araca binerek Gölbaşı Merkezdeki evine gitmek için, kaza yerinin az ilerisindeki kantar istasyonuna giderek bir araca binerek evine gideceğinin düşünülebileceğini, bu haliyle videoda numaralandırılmış kan doku ve parça izleri, fren izleri ve şoförün beyanı birlikte değerlendirildiğinde çarpma noktasının sağ banket üzeri olacağını, kaza sonrası kantar personeli ile kendilerinin görüştüğünü, aracı gördüklerini, sağ ön kısmının ortaya doğru olan kısmının hasarlı olduğunu, şoförün duracağını düşündüklerini, durmamasına şaşırdıklarını ifade ettiklerini, bu durumun savcılığa da iletilmesine rağmen personelin ifadesinin alınmadığını, sürücünün durmaması, kantardan bile yardım istememesi, olayı ilgili birimlere bildirmemesi, ayrıca araç bozulmasaydı yoluna devam edeceği hususlarının beyanları ile sabit olduğunu; hız sınırına ve araç kullanım süresine ilişkin dijital takografların dahi incelenmediğini, yine şoförün HTS kayıtları incelenerek ne kadar yol aldığının tespit edilmesi gerektiğini, kazadan sonra sürücünün iki kez "155 Polis" telefonunu aramasına rağmen konuşmadan telefonu kapattığını, insani bir duygu ile vicdan azabı duyduğunun açık olduğunu, savcılık ifadesinde ise, “ben istasyondan çıkıp hasarı gördükten ve patronlarımı aradıktan sonra 155’i iki defa aradım. Daha sonra sabah aramam gerektiğini düşünerek görüşme gerçekleştirmeden aramayı sonlandırdım. Ben insana çarptığımı bilseydin dururdum” şeklinde beyanda bulunduğunu 1,70 boyundaki bir kişinin hayvan olmayacağının açık olduğunu, bir yandan hayvana çarptığını düşünmesine rağmen iki kez 155'i telefon ile aramasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, insana çarpması nedeniyle polisi aradığının farkında olduğunu, aksinin olağan olmayacağını; Ayrıca 155’i ne zaman aradığının da önemli olduğu, bu nedenle HTS kayıtlarının da dosyaya kazandırılması gerektiğini; araç sürücüsü havanın karanlık olması ve güvenli bir yer olmaması nedeniyle duramadığını belirtmiş ise de, olay yerine yakın çalışanlarında bulunduğu kantar istasyonuna yakın olduğunu, burada durabileceğini, burada durmayarak, az ileride durarak telefon ışığıyla aracındaki hasara bakma gereği duyduğunu ve aracın yola devam edememesi nedeniyle de aracını Ankara Gölbaşı merkezinde bulunan stadyum yanına park ettiğini ve başından geleceklerden korkarak, işverenini aradığını, sonrada Polis 155'i aradığını ancak başından geleceklerden korkarak vazgeçtiğini, sonrada kendi beyanına göre uykusuz olduğu için uykuya geçtiğini, araç sürücüsünün Mersin ilinden aldığı yükü, Polanya'ya götürdüğünü, aracın Mersin'den Aksaray'a kimin getirdiğinin de muamma olduğunu, söz konusu yolu bir şoförün alıp almayacağının da araştırılmadığını, bu nedenle HTS kayıtlarının dosyaya kazandırılması gerektiğini; kaza olan yerin ıssız bir yer olmadığını, hemen yanında fabrika olduğunu ayrıca küçük işletmeler ve bazı küçük evlerin olduğunu bunun videoda görüleceğini, araç sürücüsünün vefat edeni fark etmesine rağmen 800 m. sürüklediğini, davacıların manevi olarak ızdırap çektiğini, itirazlarının raporda değerlendirilmediğini, müteveffaya ait telefonun orta refüjde bulunmasının sebebi ise, araç sürücüsünün çarpma sonrasında aracını sol şeride kırmasından kaynaklandığını müteveffanın bazı eşyalarının yolun kenarında, telefonun iki yolu ayıran boşlukta bulunduğunu, öte yandan olay yeri inceleme ekibinin kazadan 4 saat sonra olay yerine geldiğinden, eşyaların yoldan geçen başka araçlar tarafından savrulmasının da mümkün olduğunu, olay yeri inceleme ekibi tarafından bu hususta detaylı bir inceleme yapıldığını, olay yerini gören kamera kaydının da bulunmadığı belirtilerek, olay yerinde sağ şeritten orta şeride doğru çapraz olarak 20 m. lastik izi olduğunun raporda belirtildiğini, kayda alınan video ve şüphelinin beyanı ile örtüştüğü üzere çarpma noktasının en sağ şerit olduğunu, kaza tespit tutanağında ise polislerce çarpma noktasının hatalı belirlendiğini, çarpma noktasının hatalı belirlenmesinin kusura etkisi olduğunu, 31.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda da, kazanın oluş şekli, saati ve kamera kaydı olmaması nedeniyle netleştirilemediği için alternatifli rapor tanzim edilerek, hakimin takdirine bırakılmış ise de, kazanın banket üzerinde olabileceğinin de düşünüldüğünün belirtildiğini, tüm verilerin çarpma noktasının banket üzerinde olduğunu ortaya koyduğunu, müteveffanın banket üzerinde yürüdüğü sırada, uykusuz ve hız sınırına uymayan şoförün direksiyon hakimiyetini kaybederek sağ banketteki yayaya çarptığını, daha sonra direksiyonu sola çevirdiğini, bu hususun da fren izleri ve ...'ın beyanından anlaşıldığını, bu nedenle hükme esas alınan raporları kabul etmediklerini, mahkemece atanan bilirkişi ... ile olay yerine bizzat gittiklerini, bilirkişinin dosyayı incelemediği, videonun incelenmediğinin bizzat fark edildiğini, akabinde bilirkişinin heyet olarak rapor tanzim edilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine yeninden keşif yapılmaksızın iki makine mühendisi heyete ilave edilerek raporun tanzim edildiğini, itiraz üzerine de mahkemece itirazları haklı görülerek yeni bir rapor alındığını, 04.01.2020 tarihli Kaza Tespit Tutanağı, 16.03.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ve 08.06.2021 tarihli raporların birbirini tekrar ettiğini, 3 kişilik heyetin makine mühendislerinden oluştuğundan bilirkişilerin olayı değerlendirme yetkisine sahip olmadığını, sürücünün de keşif mahallinde dinlenmesi gerektiğini, mahkemenin kusur durumunu res'en belirlemesi ve netleştirmesi gerektiğini, araç sürücüsünün beyanları ile dosya kapsamındaki delillerin çeliştiğini, dosyaya sunulan uzman görüşünde de, çarpma noktasına ilişkin değerlendirmenin yapılarak çelişkilerin ortaya konulduğunu; kaza sonrası, müteveffanın cep telefonu, cüzdan ve ayakkabısının birisinin orta refüjde bulunduğu, bunun sebebinin aracın çarpma sonrasında sola manevra yapması olduğunu, olay yerindeki görüntülerde açıkça görüleceği üzere müteveffaya ait ilk doku beden parçası ve kan izinin emniyet şeridinde bulunduğunu yolun ortasında ya da her hangi bir şeritte kan izi bulunmadığını, doku parçalarının emniyet şeridinde bulunduğunu, bilirkişilerin hiçbir delil olmamasına rağmen kaza tespit tutanağına bağlı kalarak rapor tanzim ettiğini, bilirkişiler raporun keşifen hazırlandığını ileri sürmüşler ise de, keşif mahalline gidenin sadece bilirkişi ... olduğunu, diğer bilirkişilerin keşif mahalline gitmediğini, keşfen kaza mahallinin netleştirilmediğini, keşifte sigortalı araç sürücüsünün dinlemediğini, şoförün çağrılarak dinlenmesi gerektiğini; Takograf kayıtları ile detaylı olarak olay saatinin dahi ortaya konulamadığını, Mardin'de ikamet eden şahsın aracı Mersin'den kimden aldığının ortaya konulmadığını, heyet raporunun çarpışma noktası, dahil hatalarla dolu olduğunu, video ve delillerin tam olarak değerlendirilmediği, nihayetinde keşif yapılmadığı, tek görgü tanığı şoförün dinlenmediğini, olay yerini de bir bilirkişinin gördüğünü, 3 bilirkişinin de makine mühendisi olması nedeniyle heyetin yetkin olmadığı raporun hükme esas alınmayacağını, sonrasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu alternatifli olarak tanzim edilmiş ise de, çarpma noktasının banket olması durumunda araç sürücüsünün kusurlu olacağının belirtildiği, bu hususun dahi değerlenmediğini, belirterek kararın kaldırılmasını, araç sürücüsünün HTS kayıtlarının dosyaya kazandırılarak, mahallinde yeniden keşif yapılarak, araç sürücüsü tanık olarak dinlenerek, dosyadaki video ve dijital takograf incelenerek İTÜ ya da Karayoları Fen Heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenlerin sıfatına göre, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince, yapılan inceleme neticesinde;
İlk derece mahkemesi karar başlığında, birleşen dava davacısı, birleşen dava yanı sıra, asıl davada da davacı olarak gösterilmiş ise de bu hususun maddi hatadan, kaynaklanmış olduğu, sonuca etkisi olmadığı değerlendirilerek, tebligat eksikliği görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan incelenmesine geçilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle; destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, Kaza Tespit Tutanağı, Savcılık Kovuşturma Yer Olmadığına yönelik kararı ve alınan raporlar neticesinde, trafik kazasının olay yerinde şerit içerisinde meydana geldiğini, kazanın bu oluş şekline göre de, kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun kanıtlanamadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından; kazanın meydana geldiği yerin, mevcut deliller nazara alındığında, hatalı olarak tespit edildiği, kazanın taşıt yolu üzerindeki şerit üzerinde değil, banket üzerinde meydana geldiğinin kanıtlandığını, bu nedenle çarpma noktasının hatalı tespitine göre belirlenen kusur raporunun uygun olmadığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
Haksız fiil mahiyetindeki trafik kazası nedeniyle tazminat talepli davalarda, kusurun ve olayın oluş şeklinin doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Trafik kazası sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağı olayın değerlenmesi açısından delil mahiyetinde ise, aksi her zaman kanıtlanabileceğinden olayın kaza tespit tutanağında belirtilen şekilde olmadığının ileri sürülmesi halinde, tüm deliller değerlendirilmeli, gerektiğinde tutanak mümzileri de dinlenilmek suretiyle, kazanın oluş şeklinin kaza tespit tutanağında belirlenen şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek, kusur durumu belirlenmelidir.
Dosya kapsamına göre, 04.01.2020 tarihinde, gece 04.30 sıralarında, davalı tarafından, ZMMS ve İMMS poliçesi ile sigortalı çekici ve çekiciye bağlı yarı römork ile Konya- Ankara Karayolundan, aydınlatmanın olmadığı yolda seyri sırasında, davacıların desteği ...'e çarpması neticesinde, trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kaza Tespit Tutanağında; araç sürücüsünün karayolunda sağ şerit üzerinde, seyir halinde iken, gidiş istikametine göre yolun sağından, taşıt yoluna giren vefat edene, orta şeride doğru manevra yapmasına rağmen, aracının ön kısmı ile çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği değerlendirilmiş, tutanak ekinde, taşıt yolu üzerinde tespit edilen lastik izlerinin de, davalı tarafından sigortalı araca ait olduğu değerlendirilerek, çarpma noktası kabul edilen yere yakın mesafedeki sağ banket üzerindeki araç parçaları, yine çarpma noktası kabul edilen yerin ilerisinde sağ bankette ve kaza yerine 800 m. mesafede sağ şerit üzerinde bulunan doku parçaları; orta refüjle bölünmüş ve gidiş istikameti 3 şerit ve banketten oluşan yol üzerinde, insan doku parçaları ve araç parçalarının aksi tarafında orta refüj kısmına yayılan vefat edenin kişisel eşyaları gösterilmek suretiyle raporun tanzim edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, gece meydana gelen olaydan 4 saat sonra gelen görevlilerce yapılan tespit çerçevesinde kabul edilen çarpma noktasının, soruşturma dosyasında delillerle uygun olmadığını, hatta olay yerinde gündüz saatlerinde gelen olay yeri inceleme ekibi tarafından yapılan kamera çekiminde de, kolluk görevlisinin, çarpma noktasını banket üzerindeki araç parçalarının olduğu yer olduğunu belirttiğinin görüldüğünü, araç sürücüsünün aracında hasar olmasına rağmen olay yerinde durmadan yoluna devam etmesi, olay yerine yakın yerdeki kantara girmesine rağmen, aracını burada kontrol etmesi yerine tartımdan sonra buradan çıkarak yol kenarına çekerek kontrol etmesi, akabinde patronlarını araması ve 2 kez de 155 polis telefonunu armasına rağmen, konuşmaktan vazgeçmesi, olay sonrası da, Gölbaşı İlçe merkezinde kolluk tarafından yapılan çalışma sonrasında, kazaya davacının aracının sebep olduğu tespit edilerek, yakalandığı değerlendirildiğinde, kazanın Kaza Tespit Tutanağında belirlenen şekilde olmadığını, ayrıca heyet olarak alınan raporda, heyette yer alan bilirkişilerden sadece birsinin keşif mahalline gittiğini belirterek itiraz etmiştir.
Dosya, kapsamında savcılık soruşturma evrakının bir kısmı olduğu, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının kusur yokluğundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararına karşı davacıların, Kanun Yararına Bozma Yoluna gidilmesi için ... Bakanlığına başvurduğu görülmekle birlikte, Kanun Yararına Bozma Yoluna gidilip gidilmediği hususunda mevcut evrak içerisinde bilgi olmadığı gibi, olay yerinin tespiti açısından araç sürücüsüne yer gösterme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi de yer almadığı görülmüştür.
Dosya kapsamına göre olay yeri yakınındaki Kantar istasyonuna ait kayıtlardaki araca ait hasar görüntüleri, akabinde Gölbaşı ile merkezinde park eden aracın park ettiği yerde şüphelinin yakalanmasına ve aracın ön kısmındaki hasara ilişkin görüntüler, olaydan saatler sonra gündüz vakti olay yerinde yapılan çekimler incelenmiş, savcılık dosyasındaki bilgilerden, delillerden hareket ile şüpheliye ulaşılmakla birlikte kazaya yönelik görgüye dayalı bir delilin dosyada olmadığı, bilirkişilerin, araç sürücüsüne ait araç sürücüsünün yer göstermeye dayanmayan beyanları, araç parçalarının olduğu yere yakın yerdeki lastik izlerinin davalı sigortalı araç sürücüsüne ait olduğu varsayımı çerçevesinde tespit edilen çarpma noktasına göre kusur durumunun belirlendiği görülmüştür.
Gece saatlerinde 04.35 sıralarında meydana gelen kazaya ilişkin, kazadan saatler sonra gündüz saatleri içerisinde (davacı vekilinin beyanına göre 4 saat sonra) başlatılan soruşturmaya istinaden, trafik yoğunluğu olan şehirler arasındaki yolda meydana gelen bir kazada, olay yerine müdahalenin çok geç yapılması nedeniyle yol üzerinde bulunan müteveffaya ait vücut parçalarının geçen araçların etkisi ile çevreye yayılabileceği göz önüne alındığında (nitekim doku parçası, tespit edilen ilk araç parçasının bulunduğu yerden, 800 m. ye kadar yayılmış olduğu, banket yanı sıra sağ şerit üzerinde bulunması, vefat edenin kişisel eşyalarının orta refüjde dağınık şekilde olması, araca ait parçaların da, her ne kadar banket üzerinde ise de geniş bir alana yayılmış olması) mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları ve kaza tespit tutanağında belirtilen çarpma noktasının kusur oranına etkili olması nedeniyle net olarak çarpma noktasının net olarak belirlendiğinin kabulü mümkün değildir.
İlk derece mahkemesi tarafından alınan heyet raporunda, kazanın Kaza Tespit Tutanağında belirtilen, sağ şerit üzerinde meydana geldiği, kabul edilerek kusur durumu değerlendirilmiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 31.08.2021 tarihli raporda ise sürücü beyanı ve deliller değerlendirilmek suretiyle, çarpma noktasının banket üzerinde olabileceği de değerlendirilerek alternatifli olarak, kazanın banket üzerinde meydana geldiğinin kabulü halinde kazanın meydana gelmesinde vefat eden ...'in kusursuz, araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olacağı, kazanın sağ şerit üzerinde meydana geldiğinin kabulü halinde ise vefat eden ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, araç sürücüsünün kusursuz olacağı tespit edilmiş, kazanın oluş şekline yönelik net bir belirlemede bulunulmamıştır.
Eldeki dosyada bilinen durum, arkadaşının evinde bir miktar alkol alan davacının gece 4.00 gibi evden ayrıldığı, arkadaşının beyanına göre yol üstü tesisten sigara almaya gittiği ve akabinde 04.35 gibi olay yerinde kazaya uğradığıdır. Kaza anına ilişkin görgüye dayalı delil de bulunmamaktadır. Davalıya ait araç sürücüsü de, vefat edenin gidiş istikametine göre yolun sağından, seyrettiği şeride girmesi ile kazanın meydan geldiğini iddia etmiştir. Bu durumda, davacılar vekili tarafından, kazanın oluş şekline itiraz ederek, raporlar arasında çelişki bulunması yanı sıra, kaza mahallindeki bulguların, kabul edilen çarpma noktası ve olayın oluş şekli ile uyuşmadığı ileri sürüldüğünden, öncelikle, olaya ilişkin savcılık dosyası tüm delilleri ile birlikte fiziken dosyaya kazandırılarak, davacıların kanun yararına bozma talebine istinaden Bakanlıkça Kanun Yararına Bozma yoluna gidilmiş ise akıbeti beklenerek, bundan sonra dosya İTÜ Trafik Küsüsünden seçilecek öğretim üyelerinden oluşan heyete tevdi edilerek, soruşturma dosyasındaki bilgi, belgeler ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle, davacının Kaza Tespit Tutanağındaki oluşa yönelik itirazlarının da değerlendirildiği, delillerin toplama zamanı ve kaza saati arasındaki zaman farkının, yol durumu da gözetildiğinde, çarpma noktasının tespitinde ne derece katkı sağlayacağının da değerlendirildiği, denetime elverişli gerekçeli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kazanın oluş şekline yönelik olarak tereddütleri gidermeyen rapora göre davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf incelemesi için Dairemizde beklediği sırada, birleşen dava davacısı ... ...'in 06.04.2025 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, HMK’nın 55. maddesinde gösterilen şekilde davacının mirasçıları tespit edilerek, tamamı tarafından davanın takip edileceğinin bildirilmesi durumunda, mirasçıların davaya iştiraki ile, davanın takibi konusunda anlaşmamaları durumunda ise terekeye temsilci atanması sağlanarak, usule uygun şekilde taraf teşkili sağlanarak birleşen davaya yönünden yargılamaya devam edilerek, Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen dosyada, davacıların Kanun Yararına Bozma yoluna gidilmesine yönelik talebi olduğu anlaşıldığından, sonrasında verilen Kanun Yararına Bozma kararı olup olmadığı hususu ilgili savcılıktan sorularak, savcılık soruşturmasının, Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ile tamamlanmış ise; olaya ilişkin olarak şüpheli araç sürücüsüne yer gösterme yaptırılmış ise, yer gösterme tutanağı dahil, olaya ilişkin savcılık soruşturma dosyası tüm delilleri ile birlikte fiziken dosyaya kazandırılarak, bundan sonra yukarıda açıklandığı üzere İTÜ Trafik Kürsüsü Öğretim üyelerinden seçilecek bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacıların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Asıl ve birleşen dava davacıları vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli 2020/606 Esas 2022/796 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Dosyada adli yardım kararı bulunduğundan, bu nedenle karar harç yatırılmaksızın istinaf edildiğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.