T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/993 - 2025/1178
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/993
KARAR NO : 2025/1178
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/07/2023
NUMARASI : 2021/357 Esas 2023/532 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 13.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 06.11.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili (davanın adli yardımlı görülmesi nedeniyle harçsız olarak), asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.09.2015 günü, saat 18:00 sıralarında, davalı sürücü ... yönetimindeki, diğer davalıya ait, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı otomobilin, olay yerine geldiğinde, seyrine göre sağdan kaplama dışına çıkarak yol kenarındaki boş alanda oynamakta olan, davacıların yakını olan ... ve iki arkadaşına çarpması sonucu, davacıların yakının vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğunu, davacılar ... ve ...'e destek zararı nedeniyle, ... tarafından 47.941,00 TL ödeme yapıldığını ancak ödemenin yetersiz olduğunu, ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacılar (Baba) ... için 500,00 TL, (Anne) ... için 500,00 TL (Kardeşler) ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 250-TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine davacıların manevi zararları kapsamında; davacılar (Baba) ... için 50.000,00 TL, (Anne) ... için 50.000,00 TL (Kardeşler) ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00'er TL olmak üzere toplam 160.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... ile ...'tan (davalı sigorta şirketi/... manevi tazminattan sorumlu olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.02.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile; destekten yoksun kalma tazminatını davacı ... için 9.006,55 TL ve davacı ... için 37.354,39 TL olarak ıslah etmiş, 16.10.2019 tarihli beyanı ile de manevi tazminat talebinden feragat ettiklerini belirtmiştir.
Asıl davada davalı ... Sigorta AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde; davalı tarafından davacı yana 09.12.2016 tarihinde 47.941,00 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini ve sorumluluğunun kalmadığını, müteveffanın kardeşlerinin maddi tazminat talepleri yönünden desteklik durumu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu olay nedeniyle Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/357 Esas sayılı dosyasındaki 01.07.2022 tarihli rapora göre davacılar ... için 27.192,93 TL, ... için 47.304,87 TL olmak üzere toplamda, 74.497,80 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, bakiye zarardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, maddi tazminatın-kaza tarihindeki teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada diğer davalılar davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından daha önce asıl davada verilen 16/12/2020 tarihli 2017/77 E. 2020/684 K. Sayılı kararın davalı ... Sigorta AŞ'nin istinaf başvurusu üzerine Dairemiz 01/04/2021 tarihli 2021/687 E. 2021/681 K. Sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında, asıl davada ve kaldırma kararı sonrasında açılan birleşen davada mahkemece; davanın, ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu; mahkemece daha önce verilen kararın istinaf edilmesi sonrasında, Ankara BAM 26 H.D. kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonrasında; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları içeriği, cevabi yazı içeriklerine göre; davacıların kızı ve kardeşinin yol kenarında oynamaktayken, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu vefat ettiği, davacılardan ... ve ...'in kızlarının ölümü ile birlikte maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldığı, dosya içerisinde yer alan adli trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapor içeriğinde belirtildiği üzere, müteveffanın kazanın gerçekleşmesinde kusurunun olmadığı, kaldırma kararı sonrasında mahkemece alınan aktüer bilirkişi raporu içeriğine göre 2016 yılında ... tarafından yapılan ödemelerin davacıların zararını karşılamadığı, TUİK verilerine göre davacının 27,7 yaşlarında evleneceği değerlendirilerek ... tarafından yapılan ödemelerin güncel değerinin hesaplanan tazminat miktarlarından tenzil edilerek davacı ...'in 71.720,13 TL ve ...'in 115.118,66 TL destekten yoksun kalma zararının hesaplandığı, ancak mahkemece kaldırma kararı öncesi verilen karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı lehine kazanılmış haklar gözetilerek ...'e 9.006,55 TL ve ...'e 37.354,39 TL tazminata hükmedilmesi gerektiği, diğer davacı kardeşler yönünden müteveffanın kendilerine destek olduğu somut delillerle ispat edilmemiş olduğundan yerleşmiş Yargıtay içtihatları doğrultusunda talebin reddi gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiği; davacı tarafça hesaplanan güncel veriler doğrultusunda zararın tazmin edilmesi için Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/553 Esas sayılı dosyası üzerinden ek dava açılmış ve dosya birleşerek yargılamaya iş bu dosyası üzerinden devam olunmuş ise de; mahkemece kaldırma kararı öncesi verilen karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu, artık davacının söz konusu zarar kalemleri yönünden daha fazla alacak miktarı talep edemeyeceği gerekçesiyle; “Asıl dosya yönünden; Maddi tazminat talebi yönünden; ...'e 9.006,55 TL ve ...'e 37.354,39 TL tazminatın davalı sigorta yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) 27.12.2016 tarihinden, diğer davalılar yönünden 24.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacılar ..., ..., ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/553 Esas sayılı dosyası yönünden; davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalılar ... ve ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davada manevi tazminattan feragat edilmesi nedeniyle davalılar lehine vekalet ücreti takdir edildiğini, ancak davalıların davada vekillerinin bulunmadığını, davacıların taraflar arasındaki uzlaşma nedeniyle 13.04.2017 tarihinde manevi tazminat talebinden feragat ettiğini, feragat tarihinde davalıların vekili bulunmadığını, kararın kaldırılmasından sonra nerdeyse feragatten 2 yıl geçtikten sonra vekil tayin ettiklerini ve vekaletnamenin 04.01.2023 tarihinde sunulduğunu, bu nedenle davalılar lehine manevi tazminata istinaden vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, emsal Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu; birleşen davanın reddedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira taleplerinin asgari ücretin artması nedeniyle yeninden yapılan hesaplamadan kaynaklanan bedel olup, asgari ücretin artmasının usuli kazanılmış hakkın istinası olduğunu, bu nedenle ek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırma kararından sonra asgari ücret artışından kaynaklanan sebeplerle, tazminatın artması durumunda bakiye tazminatını ek dava ile talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar ... ve ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; birleşen davada davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davanın reddedilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, kaldırma kararı öncesinde davalılar aleyhine 6.826,92 TL vekalet ücreti takdir edilmiş olduğundan, kaldırma kararı sonrasında bu miktar üzerinden vekalet ücreti takdiri gerekirken, 9.200,00 TL vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın daha önce kendileri tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, hesaplamanın usuli kazanılmış haklar gözetilerek, güncel verilerek göre yapılmaması gerektiğini, hesaplamanın ilk karara esas alınacak rapor tarihi itibariyle yapılması gerektiğini, aksi yöndeki hesaplamanın usuli kazanılmış haklarına zarar verdiğini, birleşen davanın müvekkiline tebliğ edilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ek bilirkişi raporunda, ödeme tarihine göre hesaplamanın PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiğini, ilk kararın davacılar tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle vekalet ücreti yönünden lehlerine usuli kazanılmış hak olduğunu, vekalet ücretinin ilk karardaki gibi olması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, daha önce ilk derece mahkemesince asıl davada verilen kararın, sadece asıl davada davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, istinaf etmeyen (davacı ve müteselsil sorumlu diğer davalılar) taraflar açısından şekli anlamda kesin hüküm oluşmamakla birlikte, maddi anlamda kesinleşen tazminat kararının varlığı gözetilerek, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. İlk derece mahkemesinin, 16.12.2020 tarihli 2017/77 E. 2020/684 K. Sayılı kararı ile "1-Maddi tazminat talebi yönünden, ...'e 9.006,55 TL ve ...'e 37.354,39 TL tazminatın davalı sigorta yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) 27/12/2016 tarihinden, diğer davalılar yönünden 24/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacılar ..., ..., ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, 3-Manevi tazminat yönünden feragat nedeniyle davanın reddine," denilerek verilen kararın, davacı ile sürücü ve işleten olan davalılar tarafından istinaf edilmemesi, davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemiz kararı ile "Mahkemenin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda müteveffanın evlenme yaşı 26 olarak kabul edilmek, 2 yıl sonra bir çocuğu, 2 yıl sonra ikinci çocuğu doğacağı varsayımı ile destek payları belirlenmek suretiyle tazminat hesabının yapıldığı anlaşılmıştır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olmakla, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esas olup, tazminata doğrudan etkili olan tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gereklidir. Zararın miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak belirleme yapabilmektedir. Bu bağlamda, destekten yoksun kalma zararının hesabında da, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarının belirlenmesi gerekli olup, hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale geldiğinden, destek pay oranları belirlenmesi farazi bazı kriterlere göre yapılmaktadır. Pay oranlarının belirlenmesinde dikkate alınması gereken hususlardan birisi olan, destek olan müteveffanın küçük çocuk/bekar olması halinde ileriki yıllarda evleneceği varsayımı da bu kriterlerdendir. Kız çocuklarının evlenme yaşlarının, aile bağlarına, ailenin dahil olduğu sosyal ve ekonomik durumuna, yaşam standartlarına, yaşadığı yöreye, yörenin töresel ve bölgesel koşullarına, sosyal çevreye, ülke şartlarına göre değişiklik arz etmekte olup, bu yönde elde edilecek veriler ve varsa Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre düzenlenen evlenme yaşı istatistiklerinden yararlanılarak evlenme yaşının belirlenmesi, tazminat hesap ilkelerine daha uygun görülmektedir. Somut olayda destek müteveffa Suriye vatandaşı olup, mahkemece yukarıda anılan unsurlar yönünden bir araştırma ve belirleme yapılmaksızın, varsa TUİK verileri celbedilip bir değerlendirme yapılmaksızın, eksik inceleme ile bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece öncelikle müteveffanın ailesinin sosyal ve ekonomik durumu, yaşam standartları, içinde bulundukları töresel ve bölgesel şartlar ile ülke şartları, ailedeki kız çocuklarının evlenme durumları ile evlilik yaşlarının ne olduğu hususlarında müteveffanın yaşadığı koşulların araştırılarak tespit edilmesi ve varsa TUİK verilerinin de celbi suretiyle müteveffanın evlenme yaşının değerlendirilmesi, akabinde dosyanın önceki aktüer bilirkişiye tevdi ile davacının istinafa gelmemiş olması sebebiyle davalı lehine kazanılmış haklar gözetilerek, müteveffanın yukarıdaki şekilde belirlenecek evlenme yaşı nazara alınmak, yaşam süreleri TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre belirlenmek, bakiye ömrü esas almak, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan progresif rant tekniği uygulanmak suretiyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi itibariyle davacı anne ve davacı babanın destekten yoksun kalma zararlarının ve hak kazanacakları tazminat hesabının ödeme tarihindeki verilere göre belirlenmesi, keza aynı raporda terditli olarak yine davalı lehine kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas gelir, işlemiş ve işleyecek devre, esas alınan asgari ücret yılı başta olmak üzere) ilk hesap tarihindeki verilere göre ve müteveffanın yukarıdaki şekilde belirlenecek evlenme yaşı nazara alınmak, yaşam süreleri TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre belirlenmek, bakiye ömrü esas almak, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan progresif rant tekniği uygulanmak suretiyle tazminat hesabının yapılması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı anne ve davacı babaya dava tarihinden önce yapılan ödeme tutarlarının, ödeme tarihinden tazminatların hesaplandığı tarihe kadar geçen süredeki işlemiş yasal faiziyle birlikte güncellenmiş değerlerinin, davacı anne ve davacı baba için hesaplanan tazminatlardan düşülmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediğinden HMK'nun 355. Maddesi gereğince davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf sebepleri sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek yapılan inceleme neticesinde davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine gönderilmesine, kaldırma ve gönderme sebebine göre davalı ... Sigorta AŞ vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." denilerek kaldırılmasından sonra, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan 01.07.2022 tarihli ek raporda; kolluk tarafından aileye sorularak yapılan araştırmada kendi gelenek ve göreneklerine göre evlenme yaşının 19-20 olduğu, TUİK istatistiklerinde ise Türkiye'de yaşayan Suriye vatandaşı kadınların, Türk Vatandaşları ile evlenme yaşı ortalamasının 27,7 olduğunu, bu nedenle TUİK verileri esas alındığından ve bu oran yuvarlandığında, evlenme yaşının 28 olacağı kabul edilmesi gerektiğinden, hareket ile kaldırılan ilk derece mahkemesine esas olan rapor tarihindeki verilere göre, ... Sigorta yerine ... Yönetmeliği hükümleri gereğince ... tarafından yapılan ödemeler de güncellenmek suretiyle, davacı babanın bakiye destek zararının 36.199,48 TL olduğu, davacı annenin destek zararının 84.659,00 TL olduğu hesaplanmış, sonrasında güncel asgari ücrete göre alınan 24.05.2023 tarihli raporda ise aynı şekilde hesaplama ile bu defa babanın destek zararının 254.465,56 TL, annenin destek tazminatı 446.575,93 TL olarak hesaplanmış mahkemece alınan raporlar yeterli görülerek, ilk kararda hüküm altına alınan miktardan fazlasına hükmedilmeyeceğinden, ilk kararda hüküm altına alınan miktara göre asıl davada karar verildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, ilk derece mahkemesi, Dairemiz kaldırma kararı gereğince eksikliğin giderildiği kanaati ile raporların karar vermeye elverişli olduğunu kabul etmiş ise de; davacıların destek zararının belirlenmesine ilişkin alınan rapor, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince benimsenen ilke ve yöntemlere uygun olmadığı gibi (yapılan hataların bir kısmının davacı lehine, bir kısmının aleyhine olması ve raporun denetlenmekten uzak olması, davacı farazi destek için yetiştirme giderinin 18 yaşı yerine 22 yaşına kadar hesaplanması, farazi destek olan çocuğun kız veya erkek olduğuna bakılmaksızın 18 yaşından itibaren ailesine destek olacak olması, evlenme yaşının ilk raporda 26 kabul etmiş iken bu kez istinaf eden aleyhine olacak şekilde 28 kabul edilmiş olması ve raporun denetime elverişli olmayacak şekilde hazırlanmış olması, sadece davalı sigorta şirketi lehine kaldırılan kararda, usuli kazanılmış haklar gözetilmeksizin raporun tanzim edilmiş olması gibi) raporun kaldırıma kararından sonra usuli kazanılmış haklara ve raporun hazırlamasına yönelik içtihatlara da uygun olmadığından karar vermeye elverişli görülmemiştir. Diğer yönden ise; Dairemizce kaldırma kararında, davalı sigortanın istinafı üzerine 26 yaş kabul edilen evlenme ihtimalinin denetime uygun olmaması nedeniyle karar davalı lehine kaldırılmasına ve kaldırma sonrasında yapılan araştırma neticesinde kendi örf ve kültürüne göre 19-20 yaşında evlenebilecekleri kolluk tarafından bildirildiği belirtilmesine rağmen, Suriye'li kadınların Türk erkekleri ile evlenme yaşına ilişkin olduğu belirtilen ve olaya uygun düşmeyen TUİK verileri esas alınarak, davalı aleyhine tazminatın artmasına neden olacak şekilde, destek ölmeseydi (ilk kararda 26 yaş kabul edildiği halde) 28 yaşında evleneceği kabul edilerek, istinaf eden aleyhine hesaplama yapılması sonucunu meydana getiren raporun bu nedenle de karar vermeye ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında Dairemiz kaldırma kararının gereğinin yerine getirildiği söylenemez.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesinin ilk kararı ile sürücü ve işletenin, davacı babanın destek zararı nedeniyle 9.005,55 TL olarak, davacı annenin destek zararı nedeniyle 37.354,39 TL olarak sorumlu olduğu belirlenmiş, bu davalılar yönünden hak ve borçlar tespit edilmiş iken, söz konusu kararda müteselsilen sorumluğuna karar verilen sigorta şirketi ise mahkemece hüküm altına alınan tazminatı kabul etmeyerek, hesaplamanın hatalı olduğunu, yapılan ödeme ile sorumluluklarının sona erdiği ileri sürerek ilk kararı istinaf etmiştir. Dairemizce de davalı sigorta şirketinin istinaf talebi kabul edilerek daha önceki karar kaldırılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak olan, vefat edenin ölmeseydi kendi örf adet ve kültürüne göre evleneceği yaş belirlenerek, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararında açıklandığı üzere, Hayatın olağan akışına göre çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14 er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapıldığı, dava davadan önce yapılan ödemenin yetersiz olması nedeniyle açılmış olduğundan, bu kapsamda öncelikle, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihindeki veriler çerçevesinde ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirildirildiği, ödemenin yetersiz olduğunun tespit edilmesi durumunda ise, ilk verilen karara esas rapor tarihi verileri çerçevesinde hesaplamanın yapıldığı ve davadan önce yapılan ödemelerinde bu tarihe göre güncellenmek suretiyle hesaplanan tazminattan mahsup edildiği rapor alınarak, ilk derece mahkemesi tarafından ilk verilen kararın davacılar tarafından istinaf edilmemiş olması yanı sıra, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu üstlendiği işletenin sorumlu olduğu miktar açısından da maddi anlamda tazminat miktarın kesinleşmiş olduğu gözetilerek, söz konusu miktarı aşmamak üzere, ilk kararı davacılar ve diğer davalıların istinaf etmemiş olması nedeniyle ilk kararda kesinleşen yönler ve usuli kazanılmış haklar korunarak, istinaf eden davalı sigorta şirketi yönünden ise ilk kararla kabul edilen miktarı aşmamak üzere, hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, önceki kaldırma kararının gereği usulüne uygun şekilde yerine getirilmeksizin, dosya ile ilgili olmayan Suriyeli kadınların, Türk Vatandaşları ile evlenme yaşı ortalamasına yönelik TUİK verilerinden hareketle yapılan, içerik itibariyle de denetime ve hüküm vermeye elverişli olmayan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda, açıklanan nedenler davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, asıl davada uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, öncelikle Suriyeli olduğu anlaşılan desteğin, kendi örf adet, gelenek ve kültürleri, ailedeki evleme yaşları da değerlendirilmek suretiyle muhtemel evlenme yaşı değerlendirilerek, bundan sonra dosyanın yeni bir aktüer bilirkişi tevdi edilerek, yukarında açıklandığı üzere, ... tarafından yapılan ödeme tarihine göre ödemenin yeterli olup olmadığının denetlendiği, ödemenin yeterli olmadığının tespit edilmesi halinde, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ilk karara esas alınan rapor tarihindeki veriler çerçevesinde, davacıların bakiye zararlarının tespit edildiği, ... tarafından yapılan ödeme var ise bu ödemenin de mahsup edilmek suretiyle, davacıların bakiye tazminat miktarının tespit edildiği rapor alınarak, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ilk kararın sadece davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edildiği gözetilerek, söz konusu kararda kesinleşen yönler ve ilk kararı istinaf eden davalı sigorta şirketinin usulü kazanılmış hakları korunarak esas hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı sigorta şirketinin sair, asıl ve birleşen dava davacılarının ve diğer davalıların tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12.07.2023 tarihli 2021/357 Esas 2023/532 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalılara iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.