T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/786 - 2025/1004
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/786
KARAR NO : 2025/1004
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08.02.2023
NUMARASI : 2017/545 Esas 2023/100 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 18.09.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 06.10.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 25.05.2016 tarihinde davalı ...’e ait, davalı ... idaresindeki ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçen yaya konumundaki davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, araç sürücünün alkollü olup aracın farlarının yanmadığını, 9 gün boyunca yoğun bakımda kaldığını, 69 gün boyunca çalışamadığını, vücudunda kemik kırıkları oluştuğunu, saçlı deride sabit iz kaldığını, tedavi sürecinde 1.083,93 TL belgelenen tedavi gideri yaptığını, bakıcı gideri talep ettiklerini, cep telefonunun kaza nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini, çalışamadığı sürede gelirini alamadığını, ayrıca çalışma gücünden kaybettiğini ve manevi olarak zarar gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.083,93 TL tedavi gideri, 3.000,00 TL bakıcı gideri, 1.368,00 TL cep telefonu bedeli, çalışamadığı süre nedeniyle 2.000,00 TL tazminat ve iş gücü kaybı nedeniyle 2.5000,00 TL olmak üzere toplam 9.952,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 657.377,32 TL, tedavi gideri talebini 1.929,52 TL olarak ıslah etmiş, 07.12.2022 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 876.032,42 TL’ye artırdıklarını belirtmiştir.
Davalı ... vekili, kazanın davacının olay yerinin 48 metre gerisinde yaya geçidi bulunmasına karşın kullanmaması nedeniyle kontrolsüz biçimde yola çıkması sonucunda meydana geldiğini, davalını aracının süratli kabul edilmesinin doğru olmadığını, kazanın öngörülemezliği ve davalının alabileceği bir tedbirin bulunmaması nedeniyle atfı kabil kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafça usulüne uygun olarak başvuruda bulunulmadığını, talep edilen eksik evrakın tamamlanmadığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, kusur durumunun ve maluliyetin tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren yasal faiz olabileceğini, cep telefonu ücreti talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya karşı cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, İTÜ öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23.02.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 10.03.202 ve 01.02.2022 tarihli raporlarda davacının özür oranının % 30 olduğu, 90 gün süreyle iş göremez halde kaldığı ve 30 gün bakıcı ihtiyacının olduğunun belirtildiği, aktüer ve doktor bilirkişi tarafından ibraz edilen 20.03.2022 tarihli rapor ve 02.12.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulü ile (Tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla) davacının dava konusu maddi tazminat kalemlerine yönelik talebinin ıslah talebi de gözetilerek kısmen kabulü ile, dava konusu 1.929.52 TL tedavi gideri, 1.235,25 TL geçici bakıcı gideri, 1.368,00 TL cep telefonu bedeli, 1.914,10 TL geçici işgöremezlik tazminatı ile 657.377,32 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 663.824,19 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 25.05.2016 tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile dava konusu 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 25.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, 04.05.2023 tarihli harca ilişkin tashih şerhi oluşturulmuş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin hatalı ve yüksek tespit edildiğini, taraflarınca tespit ettirilen maluliyet raporu ile hükme esas alınan rapor arasında fahiş fark bulunduğunu, davacı için post travmatik stres bozukluğu nedeniyle maluliyet belirlendiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının somut olayda uygulanamayacağını, tazminatın Genel Şartlar hükümlerine göre TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza tarihi itibariyle geçerli olan poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin üzerinde hüküm kurulduğunu, davalı sigorta şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ile tedavi giderlerinin poliçe teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, cep telefonu bedelinin teminat kapsamı dışında olduğundan reddi gerektiğini, dolaylı zararların poliçe kapsamı dışında olduğunu, mahkemece savunmalarına itibar edilmediğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili tarafından Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/492 Esas sayılı dosyası olarak açılan davada, 25.05.2016 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve cep telefonu bedeli ile manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.11.2016 tarihli ve 2016/492 Esas, 2016/399 Karar sayılı görevsizlik kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 10.03.2017 tarihli ve 2017/509 Esas, 2017/329 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi ve görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya Asliye Ticaret Mahkemesine gelmiş, mahkemece davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 23.02.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 10.03.202 ve 01.02.2022 tarihli raporlarda davacının özür oranının % 30 olduğu, 90 gün süreyle iş göremez halde kaldığı ve 30 gün bakıcı ihtiyacının olduğunun belirtildiği, aktüer ve doktor bilirkişi tarafından ibraz edilen 20.03.2022 tarihli rapor ve 02.12.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-İlk derece mahkemesince davacının maluliyetinin tespiti bakımından yargılama sırasında alınan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 22.05.2018 tarihli raporunda, davacının yapılan muayenesinde sol kolda ağrı, hareket azlığı ve güç azlığı şikayetleri saptandığı, Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı, Psikiyatri Anabilim Dalı ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalından konsültasyon istendiği, 12.03.2018 tarihinde Psikiyatri Anabilim Dalında yapılan muayenesindeki bulgular belirtildikten sonra maluliyet oranının tespit edilebilmesi için psikiyatrik tedavisinin tamamlanmış olması gerektiğinin belirtildiği, aynı yer tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 10.03.2020 tarihli raporda, davacının kazanın üçüncü ayından sonra psikiyatri poliklinik başvurusu olduğu, ilaç kullanmadığı, MMPI testi ile tekrar değerlendirildiği, hastanın travma sonrası stres bozukluğu belirtileri göstermekle birlikte kliniğinin düzelme eğiliminde olduğu, tedavi altında olmadığından işlevselliğinin değerlendirilmesine tedavi sonrası karar verilmesinin uygun olduğu, bilişsel işlevler açısından bakıldığında uzun süreli-kısa süreli bellek işlevlerinin ve öğrenmenin bozuk olduğu, dikkatini toplama sürdürme ve yürütücü işlevlerinin normal olduğu, MMPI testini tamamlayamadığı, 03.09.2019 tarihinde Psikiyatri Anabilim Dalında yapılan muayenesinde, 27 yaşında erkek hastanın, 2016 yılında geçirmiş olduğu araç dışı trafik kazası sonrası posttravmatik stres bozukluğu tanısı ile takip edildiği, süreç içerisinde venlafaksin, risperidon, ketiapin, sertralin gibi tedaviler aldığı, posttravmatik stres bozukluğu klinik belirtilerinin halen devam ettiği, tedavi ile kısmi düzelme sağlandığının saptandığı kayıtlı olduğu belirtildikten sonra Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar, geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen hükümlerine göre özür oranının % 30 olduğu, 90 gün süreyle iş göremez halde kaldığının mütalaa edildiği anlaşılmış ise de rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, davalı sigorta şirketinin rapora itirazları da değerlendirilerek raporda davacının tedavi altında olmadığının belirtildiği de nazara alınarak belirtilen zihinsel ve ruhsal davranışsal bozukluklar ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tüm tıbbi belgeler getirilerek zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, kaza öncesinde rahatsızlığı bulunup bulunmadığı, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan psikiyatri uzmanı hekimin de yer aldığı heyet tarafından düzenlenecek olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının, dava konusu kaza nedeniyle gördüğü tedaviye ilişkin olarak SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin de davalılardan tahsilini talep etmiş olup talep edilen bu zararın miktarı TBK'nın 50/2. maddesi ve 51. maddesine göre belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece, tedavi giderleri konusunda uzman doktor bilirkişiden, davacının kazadaki yaralanmasının niteliği, tedavisinin mahiyeti, tedavi süresi ve şekli ile tedavi belgeleri dikkate alınmak suretiyle, tedavi sürecinde yapılması muhtemel ve belgelenmemiş tedavi giderlerinin miktarı konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekili dava konusu kaza sonucu davacının yaralanması nedeniyle hem tedavi giderleri hem de bakıcı giderinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece tedavi giderlerine ilişkin olarak doktor bilirkişiden rapor alınmış ise de, raporda tedavi giderleri içinde "refakatçi gideri" masrafına da yer verildiği, görülmüş olup refakatçi gideri, bakıcı gideri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tedavi gideri içerisinde hesaplanması doğru görülmemiştir.
Davacının talep ettiği tedavi giderlerine ilişkin olarak doktor bilirkişiden, davacının kazadaki yaralanması ile tedavisinin mahiyeti, tedavi süresi ve şekli ile tedavi belgeleri dikkate alınmak suretiyle, dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle illiyet bağı bulunan, tedavi sürecinde yapılması zorunlu olan ve KTK’nın 98. maddesi kapsamında kalmayan, belgelendirilmiş ve/veya belgelenmemiş tedavi giderlerinin miktarı konusunda (refakatçi giderleri dahil edilmeden) hesaplama yapılması hususunda ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlıdır. Mahkemece kurulan hükmün maddi tazminata ilişkin (1) numaralı bendinde, hüküm altına alınan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle geçerli olan 310.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm oluşturulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek ve kesinleşen yönler dikkate alınarak karar verilmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2023/7897 esasına yatırılan 750.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.