T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/589 - 2025/1033
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/589
KARAR NO : 2025/1033
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.02.2023
NUMARASI : 2021/681 Esas 2023/107 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 19.09.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 23.09.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... sigorta AŞ vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.12.2016 tarihinde dava dışı sürücü ...'nın idaresinde bulunan davalı ... Sigorta AŞ'ye kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ...'ın idaresinde bulunan ve diğer davalı ... Sigorta Şirketine birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın neden oldukları kaza sonucu davacının yaralandığını, her iki sigorta poliçesinde manevi tazminat ödemesi yapılacağına ilişkin hüküm bulunduğunu, sigortalı araç sürücülerinin kusuru nedeni ile meydana gelen kaza sonucu davacının yaralandığını belirterek, davacının yaralanması nedeniyle duyduğu acı ve üzüntülerin bir ölçüde giderilmesi amacı ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte her iki davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı araç için kasko sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçe limitinin kişi başı 50.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına bağlı olmak üzere poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, maddi zararlar yönünden daha önce yapılan başvuru üzerine davacıya ödeme yaptıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı araç için manevi tazminat ödemesini de içeren poliçe düzenlendiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı olarak poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve zararının varlığını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen 21.01.2019 tarihli 2017/836 E. 2019/29 K. sayılı kararın, tüm taraflarca istinaf edilmesi sonrasında kararın Dairenin 07.10.2021 tarihli 2019/1025 E. 2021/1691 K. sayılı kararı ile tüm tarafların istinaf sebepleri kabul edilerek eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yeninden yapılan inceleme neticesinde mahkemece; davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının İMMS kapsamında manevi zararını talep ettiği, manevi zararların her iki davalı tarafından tanzim edilen poliçe kapsamında yer aldığı, 03.12.2016 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalı araç ile diğer davalı tarafından sigortalı aracın kazası neticesinde davacının yaralandığı, alınan bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında tali kusurlu, davalı ... Sigorta AŞ tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise asli %75 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun olmadığının tespit edildiği, davacının kusursuz olarak katıldığı ve yaralanması ile sonuçlanan kaza sonucu Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 01.02.2023 tarihli raporunda da belirtildiği gibi % 10 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluşturup 9 ayda iyileşecek şekilde yaralandığı, tedavi süresinin 3 aylık bölümünde bir başkasının bakımına ihtiyaç duyacak hale geldiği, mevcut yaralanması nedeniyle manevi tazminat talep edebileceği, yaralanmaların niteliği, davacının ekonomik ve sosyal durumu göz önüne alınıp, acılarının bir ölçüde giderilmesi amacı ile talep edilen manevi tazminatın tamamının davalılardan tahsilinin hak ve nesafete uygun olduğu gerekçesiyle; 30.000,00 TL manevi tazminatın 08.12.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazaya karışan araçların ticari araç olması nedeniyle faizin talep gibi avans faizi olması gerekirken, yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yine kaza tarihi yerine dava tarihinden faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur oranında sorumluluk yerine müteselsil sorumluluğa karar verilmesinin usul ekonomisine uygun olmadığını, taraf olmadıkları dosyada alınan kusur raporuna göre kusur belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyet durumunun ATK 3. İhtisas Dairesinden alınacak rapor ile belirlenmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmadan fahiş şekilde manevi tazminata hükmedildiğini, takdir edilen manevi tazminatın fahiş ve zenginleşmeye neden olacak miktarda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maluliyet oranın fahiş oranda yüksek olduğunu, raporun bu haliyle kabul edilemez olduğunu, %75 kusuru da kabul etmediklerini, kazanın karşı araç sürücüsünün tam kusuru ile meydana geldiğini, fahiş miktarda manevi tazminata hükmediliğini, takdir edilen miktarın manevi tazminatın amacına uygun olmadığını, %10 maluliyet oranına göre çok yüksek takdir ediliğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğunu, kusuru oranında tazminattan sorumlu tutulması gerektiğini, belirterek kararı istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen karardaki kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemidir. Davacı, davalılar tarafından manevi tazminat klozunu da içeren ihtiyari mali sorumluluk sigortası kapsamında sigortalı araçların karıştığı kazada, bedensel zarara uğradığından bahisle manevi tazminat talep etmiş, mahkemece kazanın her iki araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiği, kaza neticesinde davacının maluliyet oluşacak şekilde yaralandığı kabul edilerek, davanın talep gibi kabulüne karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından faiz başlangıcı ve faiz türüne ilişkin olarak, davalılar tarafından kusur, maluliyet ve tazminat miktarına yönelik istinaf edilmiştir.
1-Davalıların kusur durumuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; olay tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ... Sigorta Şirketi tarafından İMMS ile sigortalı araç ile karşı yönden gelen davalı ... Sigorta AŞ'ne İMSS ile sigortalı aracın karşılıklı ön kısımları ile çarpışmaları neticesinde trafik kazasının meydan geldiği, kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ceza soruşturması sırasında alınan kusur raporunun, kaza anına ilişkin kamera kayıtlarının izlenilmesi ve olaya ilişkin ifadeler değerlendirilmek suretiyle tanzim edildiği, kazanın davalı ... Sigorta Şirketine sigortalı aracın şeridinde seyri sırasında, karşı yönden ters şeritte gelen davalı ... Sigorta AŞ tarafından sigortalı aracın, son anda kendi şeridine geçmesi, davalı ... Sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün de, kazaya engel olmak için karşı şeride manevrası sırasında, ... Sigorta AŞ tarafından sigortalı aracın şeridinde meydana geldiği tespit edilerek, kazanın meydana gelmesinde, ... Sigorta AŞ'ne sigortalı araç sürücüsünün kazadan önceki şerit ihlali nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu, davalı ... Sigorta Şirketine sigortalı araç sürücüsünün ise virajlı yol bölümüne girişi sırasında hızını ayarlamamasının kazaya tali derecede etken olduğunun değerlendirildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından alınan raporda da, kaza tespit tutanağı, kolluk beyanları, kaza anındaki görüntülere ilişkin tutanak ve alınan raporlar değerlendirilmek suretiyle kazanın meydan gelmesinde davalı ... Sigorta AŞ'ne sigortalı araç sürücüsünün kazadan önce şerit ihlalinde bulunduğu tespit edilerek, kazanın oluş şekline göre ... Sigorta AŞ'ne sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında asli, davalı ... Sigorta Şirketine sigortalı araç sürücüsünün tali %25 oranında kusurlu olduğunun tespit ediliği görülmüştür.
Her ne kadar davalılar tarafından kusur oranına itiraz edilmiş ise de, kazanın oluş şekline yönelik kaza tespit tutanağının aksinin, kolluk beyanları ve kaza anına ilişkin görüntüler ile kanıtlanmış olmasına, şerit ihlalinde bulunan davalı ... Sigorta AŞ'ne sigortalı araç sürücüsü yanı sıra davalı ... Sigorta Şirketine sigortalı araç sürücüsünün de dikkatsiz şekilde ve viraja yaklaşırken hızını düşürmeyerek, karşı yönden şerit ihlali yaparak gelen aracı fark etmesi sonrasında kazayı önlemek için, karşı yönden gelen araçların şeridine manevra yapmasının da kazaya etkisinin olduğunun anlaşılmış olmasına göre davalıların kusur raporuna itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılar, kusur oranında sorumluluğa karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, haksız eylem nedeniyle oluşan zarardan davalıların sigorta limiti ile sınırlı müteselsilen sorumlu olmasına, davacının talebinin de bu yönde olmasına göre mahkemece davalıların müteselsil sorumluluğuna karar verilmiş olmasında da isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalılar tarafından maluliyet raporuna da itiraz edilmiş ise de; mahkemece alınan raporun, davacının tedavi belgeleri incelenerek, son durumu değerlendirilerek tanzim edilmiş olmasına, raporun denetime elverişli ve gerekçeli olmasına, maluliyetinin kazayla illiyetinin sağlanmış olmasına, kaza tarihinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından uygulanması gerektiği kabul edilen Yönetmelik hükümleri çerçevesinde tanzim edilmiş olmasına göre davalıların maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekili tarafından faiz başlangıcına itiraz ederek, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürülmüş ise de; davalılar sigorta şirketi olup kendi temerrüdünden sorumlu olduğundan, eylem, haksız fiilden kaynaklansa dahi sigorta şirketi davadan önce usulünce temerrüde düşürülmedikçe, ancak dava tarihinden itibaren faizi ile tazminattan sorumlu olabilir. Davacı tarafından, davalıların dava tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanmamış olmasına, eylem haksız fiilden kaynaklansa dahi kaza tarihinden itibaren sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilmeyecek olmasına göre, ilk derece mahkemesi kararında dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacının ve davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
4-Davacı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf sebeplerine ve mahkemece takdir edilen arabulucuk ücreti yönünden yapılan incelemede; Davacı dava dilekçesinde tazminat alacağının avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Kazaya neden olan her iki aracın malikinin de, tüzel kişi tacir olduğu sigorta poliçesi ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Her iki aracın işletenin (sigortalıların) tüzel kişi tacir olması nedeniyle haksız fiil ticari iş niteliğinde olduğundan, davacı TTK'nın 3. maddesi, ticari iş karinesine ilişkin TTK'nın 19/2 maddesi, TTK'nın 9. maddesi ve 3095 sayılı Yasanın 2/3 maddesi gereğince, ticari iş kapsamında tazminatın avans faizi ile ödenmesini talep edebilir. Hal böyle iken davacının avans faizi ile alacağın tahsiline yönelik istemine rağmen, hüküm altına alınan tazminatın yasal faizi ile tahsiline karar vermiş olması doğru olmadığı gibi, eldeki dava 08.12.2017 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle ticari davalarda dava şartı arabuluculuk yolu yasa ile getirilmemesi yanı sıra, eldeki davada arabuluculuk yoluna gidilmeden açılmıştır. Bu durumda dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde maddi hata olduğu açıkça anlaşılır şekilde, davalıların yapılmayan arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir.
Buna göre, davacı ve davalının sair istinaf sebeplerinin reddi ile yukarıda 4 no'lu fıkrada yazılı nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, hüküm fıkrasında "yasal" olarak gösterilen faiz türünün "değişen oranlarda avans faizi" olarak değiştirilerek, yine hüküm fıkrasındaki "Arabuluculuk için ödenen 1.320,00 TL'nin 6325 sayılı yasanın 18/A (11) (13) maddesi uyarınca davalıdan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına," ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20.02.2023 tarihli, 2021/681 Esas 2023/107 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-30.000,00 TL manevi tazminatın 08.12.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 102,47 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.946,83 TL'den harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edilen 1.263,73 TL'nin de mahsup edilerek kalan 683,10 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE ÖDENMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 102,47 TL peşin harç olmak üzere toplam 133,87 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT'si uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri 356,60 TL, bilirkişi ücreti 2.250,00 TL ve ATK rapor gideri 1.260,00 TL toplamı 3.866,60 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı kalması halinde bildirilecek hesap numarası olur ise hesaba, hesap numarası bildirilmez ise gider avansından karşılanmak koşulu ile posta havalesi ile yatıran tarafa İADESİNE,
II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-İstinaf edenlerce yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde yatıranlara iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ve 107,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 599,00 TL'nin davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya ödenmesine,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya ödenmesine,
5-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.