T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/912 - 2025/1013
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/912
KARAR NO : 2025/1013
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/06/2023
NUMARASI : 2020/397 Esas 2023/433 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/09/2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 09.06.2017 tarihinde dava dışı sürücü idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumundaki davacı ...'a çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, davacının kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakım ihtiyacı doğduğunu ve halen tedavisinin devam ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının uğradığı zararların tazmini için davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, talep artırım hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebin 25.494,14 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın sigortalı ve araç sürücüsüne ihbarını talep ettiklerini, davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılmış geçerli bir başvuru bulunmadığından dava şartının gerçekleşmediğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olup kusur ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketinin bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını belgeye dayanmayan bakıcı gideri talebinden hakkaniyet indirimi yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemlerine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 27.05.2022 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücünün %40 oranında kusurlu olduğu, davacının davranışlarının sonuç üzerinde %60 oranında etkili olduğunun belirtildiği, Adi Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.09.2022 tarihli raporda davacının özür oranının %1 olduğu, iyileşme süresinin 2 ay olduğu ve bakıcı ihtiyacı bulunmadığının belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 03.03.2023 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne, sürekli iş göremezlik zararı olarak 25.494,14 TL'nin 27.11.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin (100,00 TL bakıcı gideri) talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan raporun usule, yasaya ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olup eksik inceleme ile düzenlendiğini, maluliyet oranını kabul etmediklerini, davacının kaza sonrasında meydana gelen epilepsi rahatsızlığının kaza ile illiyetinin kurulamadığı yönündeki espit eksik inceleme ve hatalı şekilde yapıldığını, davacının rahatsızlığının kazadan sonra meydana geldiğini, kazada beyin kanaması geçirdiğini ve bu kapsamda tedaviler gördüğünü, kaza öncesinde davacıda ve aile geçmişinde bu rahatsızlığın bulunmadığını, tıbbi çalışmalarda kafa travmasının epileptik nöbetlere neden olabileceği ve önemli bir risk faktörü olduğunun tespit edildiğini, davacının muayene edilmeksizin varsayıma dayalı olarak maluliyet değerledirmesinin hükme esas alınmasının doğru olmadığını, dilekçe ekinde sundukları raporların epilepsinin travmaya bağlı olduğunu tespit ettiğini, raporda davacının omuz kemiği kırığı ve buna bağlı maluliyetin değerlendirilmediğini, davacı hakkında Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor ile çelişki oluştuğunu, raporda geçici bakıcı ihtiyacına ilişkin hesaplama yapılmamasının hatalı olduğunu, itirazlar değerlendirilerek ve çelişkileri giderir nitelikte Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınması gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda davacının geliri hatalı hesap edilmiş olup AGİ indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, 2022 yılı asgari ücretinin gelir vergisinden muaf tutulduğunu, raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, geçici bakıcı gideri talebinin reddinin yerinde olmadığını, hüküm altına alınan tazminata faiz başlangıç tarihi ve türünün hatalı olduğunu, sigorta şirketinin kaza tarihinde temerrüde düştüğünü ve kaza tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, davacı aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinin açık olduğundan davacı aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, yargılama gideri ve harcın eksik hesaplandığını, yatırılan 53,00 TL tamamlama harcının dikkate alınmadığını, rapor düzenlenmesi için ödenen ve makbuzları ibraz edilen ücretlerin nazara alınmadığını, bu tutarların yargılama gideri olarak nazara alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesine ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi yanlış olup tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, raporda davacının askerlik süresinin göz ardı edildiğini, davacının askere gideceği ve 6 ay askerlik yapacağı varsayımı ile hesaplama yapılması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporunda davacının %1 oranında maluliyeti bulunduğu tespit edilmiş ise de davacının maluliyeti bulunmadığını ve raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, sürücüye %40 oranında kusur izafe edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 09.06.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 27.05.2022 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücünün %40 oranında kusurlu olduğu, davacının davranışlarının sonuç üzerinde %60 oranında etkili olduğunun belirtilmiş, Adi Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.09.2022 tarihli raporda özür oranının %1 olduğu, iyileşme süresinin 2 ay olduğu ve bakıcı ihtiyacı bulunmadığının belirlenmiş, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 03.03.2023 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle 09.03.2010 doğumlu davacı için sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebiyle açılan davada, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi 21.03.2018 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda epilepsi, hemiparezik serebral palsi tanısı ile engel oranının %43 olduğunun belirtildiği, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 23.03.2020 tarihli raporda davacının trafik kazası sonucu belirlenen sekeline göre engel oranının %25 olduğu, 60 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yargılama sırasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 09.09.2021 tarihli raporda 09.06.2017 tarihinde meydana gelen yaralanma sonucu baş bölgesinde subgaleal kanama meydana geldiğinin anlaşıldığı, subgaleal kanama beyin ve parankimini doğrudan etkilemeyen, saçlı deri altındaki yumuşak dokuya ait bir kanama olduğundan ve olay tarihli beyin BT'de subgaleal kanama dışında bir lezyon saptanmadığından dolayı kazadan sonra meydana geldiği ifade edilen epilepsi hastalığı ile yaralanma arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtildikten sonra davacının vücut çalışma gücünden kaybetmediği, erişkin olması halinde 2 ay iş göremez halde kalacağı ve üç hafta bakıcı ihtiyacı bulunduğunun belirtildiği, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.09.2022 tarihli raporda davacıya muayene edilmek üzere randevu verildiği ancak randevu gününde Kuruma başvurmadığı, tespit edilen miyoklonik epilepsi hastalığının genetik kökenli ve ilerleyici tipte bir hastalık olduğu, dolayısıyla bu durumun 09.06.2017 tarihli kaza ile illiyetinin kurulamayacağı, mevcut belgeler ve Dokuz Eylül Üniversitesi muayenesine göre davacının omuz eklem kısıtlılığı nedeniyle engel oranının %1 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 2 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç olmadığının mütalaa edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bu raporun davacı muayene edilmeden düzenlendiği, davacı vekili tarafından bu rapora 15.11.2022 tarihli dilekçe ve ekindeki nöroloji durum bildirir raporu ve EEG raporu ile itiraz edildiği nazara alındığında maluliyete ilişkin yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacı tarafa Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenecek muayene gününde kuruma müracaat etmesi gereği ve sonuçları açıklayan ihtarat yapılması, daha sonra davacının kaza öncesine ilişkin tıbbi belgeleri de temin edilerek davacı hakkında düzenlenmiş tüm raporlar ve tarafların itirazları değerlendirilerek maluliyet ve bakıcı ihtiyacına ilişkin Adli Tıp Kurumu Üst Kurul'dan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-6100 sayılı HMK'nın Yargılama giderlerinin kapsamı başlıklı 323/1. maddesinin (e) bendinde "Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler" yargılama giderleri arasında sayılmış, Kanun'un Yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinde "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece hükmün yargılama giderlerine ilişkin 5 numaralı bendinde, davacı tarafça yapılan muayene ve maluliyet raporu ücretlerine ilişkin giderlerin yargılama giderleri arasında gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2023/17594 esasına yatırılan 57.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.