T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/877 - 2025/1098
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/877
KARAR NO : 2025/1098
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12.09.2022
NUMARASI : 2021/505 Esas 2022/533 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 26.09.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 09.10.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.07.2017 tarihinde, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı beton mikserinin, çalışma yaptığı alanda sağa manevra yaptığı sırada, bisiklet süren davacı ...’a çarparak yaralanmasına neden olduğunu ve maluliyetinin meydana geldiğini, kazada araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve zararlarından davalının sorumlu olduğunu, belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap Dilekçesinde; davanın haksız olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru, zararı ve maluliyetinin kanıtlanması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmadığını, sürekli sakatlık yönünden ise davalının sorumluğunun ZMMS Genel Şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 24.09.2018 tarihli, 2017/754 E. 2018/690 K. sayılı kararın davacının istinaf başvurusuna istinaden Dairemiz 10.06.2021 tarihli 2019/358 E. 2021/1115 E. sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde; Davanın, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece, davanın reddine yönelik daha önce verilen kararın, Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin 2019/358 Esas, 2021/1115 Karar, 10.06.2021 tarihli kararı ile maluliyet raporuna yönelik çelişki giderilmesi gerektiğinden bahisle kaldırıldığı, karar gereğince "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 12.05.2022 tarihli raporda, davacının 22.04.2017 tarihli trafik kazası neticesinde, tüm vücut engellilik oranının %0 (sıfır) olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin mütalaa olduğu, rapora göre davacının sürekli maluliyeti olmaması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, yine 02.09.2007 doğumlu olan davacının kaza tarihi olan 22.07.2017 tarihinde 10 yaşında olduğu, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre 18 yaşından küçüklerin geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesiyle; “Davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkeme kararının hatalı olduğunu, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik" kapsamında alınan rapor ile davalının sorumluluğunun belirlenemeyeceğini, iş göremezlik kapsamında maluliyetin "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamdaki raporunda Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, mahkemece aynı kurumundan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Oranın Tespit işlemeleri Yönetmeliğine" göre alınan raporda maluliyetinin %3,3 olduğu, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerince alınan yönetmelikte ise maluliyetinin “0” olduğunun tespit edildiğini, buna göre davacının sakatlığının olmadığının söylenemeyeceğini, maluliyet durumunun "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre belirlenemeyeceğine ilişkin bir çok Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarının bulunduğunu, bu nedenle kararın hatalı olduğu; Adli Tıp Kurumu Üst Kuruldan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, ayrıca 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici iş göremezlik talebinin reddinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir.
1-Mahkemece, kaza tarihi itibariyle TBK'nın 54. maddesi gereğince çalışma gücünün azalmasından ve yitirilmesinden kaynaklanan zararın kanıtlanmasında, maluliyet/özür durumunun tespitinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerektiği, davacının da alınan rapor ile kazaya bağlı maluliyetini/özürünü kanıtlayamadığından sürekli iş görmezlik tazminatı talep edemeyeceği, ayrıca fiilen çalışmayan 18 yaşından küçük davacının geçici iş göremezlik zararı da oluşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı küçüğün 2007 tarihi doğumlu olduğu, 22.07.2017 tarihinde çalışma yapan iş makinesinin davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığı dosya kapsamından ve tedavi evraklarından anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda alternatifli olarak değerlendirme yapılmış, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle durumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemeleri Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi halinde %3,3 oranında maluliyetinin meydana geldiği, durumunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde ise vücut özür oranın "%0" olduğunun mütala edildiği, davacının rapora itirazı ve Dairemiz kaldırma kararından sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 29.04.2022 tarihli 6702 sayılı raporda davacının tedavi evrakları ve son durum raporları incelenmek suretiyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının, vücut özür oranın "%0" olduğu, mevcut yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin 9 ayı bulabileceğinin mütala ediliği her iki rapor arasında özür oranı açısından çelişki bulunmadığı görülmüştür.
Davacı vekili tarafından Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunmamasına, raporların davacının tüm tedavi evrakları ve son durumu değerlendirilmek suretiyle tanzim edilmiş, raporun gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli olmasına göre davacının yeniden rapor alınmasına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekili tarafından, zararın belirlenmesinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemeleri Yönetmeliği hükümlerinin esas alınması gerektiği, davacının da bu durumda maluliyetini kanıtladığını ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de; TBK'nın 54. Maddesinde düzenlenen "çalışma gücünün azalması ve yitirilmesinden" kaynaklanan zararların tespitinde hangi yönetmeliğin uygulanacağını Yargıtay 4. Hukuk Dairesi haksız fiilin meydana geldiği tarihi esas alarak belirlemiş, bu çerçevede 01.06.2015-19.02.2019 tarihleri arasında uygulanması gereken yönetmeliğin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik" olacağını kabul etmiştir. Dönemsel belirlemeye ilişkin olarak direnme suretiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne giden dosyalarda da, Hukuk Genel Kurulu tarafından Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen Yönetmelik çerçevesinde "Çalışma gücünün azalmasının ve yitirilmesinin" tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay HGK 2022/655 E. 2024/133 K.; "Uyuşmazlık konusu ile sınırlı olmak kaydıyla belirtmek gerekir ki, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerinde (md .90, 99) 6704 sayılı yapılan değişiklikler 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş, kaza ise 18.10.2015 tarihinde gerçekleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği üzere kaza tarihinde hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kanuni düzenleme de bulunmayıp, kaza tarihinde hem Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği, hem Çalışma Gücü Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliği, hem de %60 oranı üzerinde malulen emekliliğin düzenlendiği Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir. Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan zararların tespitinde fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükteki mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemelerin bulunması da genel ilkelerden ayrılması için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. O hâlde, somut olayda kaza tarihi itibariyle yürürlükte ve güncel olduğu için kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde rapor alınması, bu rapordan sonra gerekli olması hâlinde maluliyet zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.")
Bu durumda, somut olayda, kaza tarihi nazara alındığından "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde davacının "çalışma gücünün yitirilmesinin ya da azalmasının" tespit edilmiş olması Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarına uygun olmasına, Çalışma Gücü Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin, "iş kazası ve meslek hastalığına" ilişkin hükümleri ve cetvelleri kaza tarihinde de yürürlükte olmakla birlikte, dönemsel olarak uyuşmazlıkta uygulanma imkanın bulunmamasına göre davacının buna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının fiili çalışması olmadığından geçici iş göremezlik zararı kanıtlanamamış olduğundan, bu talebin de reddedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.