T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/734 - 2025/1103
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/734
KARAR NO : 2025/1103
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17.12.2019
NUMARASI : 2015/142 Esas 2019/928 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 26.09.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12.10.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.06.2013 tarihinde davalı ... AŞ adına kayıtlı, davalı ... sevk ve idaresindeki ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın, davacılardan ...'un sevk ve idaresindeki ve ...’un yolcu olarak bulunduğu araca çarpması suretiyle meydana gelen trafik kazasında davacıların murisi ...'un vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesine davalı sürücünün kusurunun sebebiyet verdiğini, davacıların murislerinin ölümü ile desteğinden yoksun kaldıklarını, ayrıca cenaze giderleri yapmak durumunda kaldıklarını, maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında sorumlu tutulması kaydıyla fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davacı eş ... için 500,00 TL cenaze gideri ile 1.000 TL destek tazminatı olmak üzere 1.500-TL maddi tazminatın ve davacı eş ... için 75.000-TL, davacı çocuklar ..., ..., ... için ayrı ayrı 50.000'er TL olmak üzere 225.000-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminattan sorumlu tutulacak şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davacılar vekili 21.12.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... adına talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatını 201.533,05 TL olarak ıslah etmiş ve haksız fiil tarihi olan 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ... (...) Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve maddi zarar ile sınırlı olduğunu, davacıların davasını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının dönüşe başladığı esnada sinyalini verip gerekli kontrollerini yaptıktan sonra harekete geçtiğini, bu esnada davacı ... idaresindeki aracın aşırı süratli ve kontrolsüz bir şekilde kavşağa gelerek davalının sevk ve idaresindeki araca çarptığını, kaza tespit tutanağında, ...'un kural ihlali yaptığı, davalıya kusur atfedilmediği tespitlerinin yer aldığını, ceza yargılamasında eksikliklerin bulunduğunu, davacıların taleplerinin soyut nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ve ... AŞ vekili beyan dilekçesinde: Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi davasının bekletici mesele yapılmasını, kazanın oluşumunda davacı ...'un kusurlu olduğunu, kazada kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tazminat miktarlarında belirleyici olacağını, manevi tazminat talebinin davalı sigorta şirketi tarafından teminat altına alındığını, cenaze masraflarının Aksaray Müftülüğüne yazı yazılarak belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, trafik kazası nedeniyle kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi ile sigortalayanı, araç sürücüsü ve araç malikinden destekten yoksun kalma tazminatı ve araç sürücüsü ile araç malikinden manevi tazminatın tazmini istemine ilişkin olduğu, meydana gelen ölümlü kaza nedeniyle, davalı araç sürücüsü hakkında açılan ceza davasında cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ceza dosyası kapsamında Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan kusur raporunda sanığın asli kusurlu, davacı ...'un ise tali kusurlu olduğuna yönelik görüş bildirildiği, kaza tespit tutanağında ise davalı ...'nin kusurunun bulunmadığı, davacı ...'un ise 2918 s. KTK md.52/1-a, 57/1-a maddelerini ihlali nedeniyle kazaya neden olduğu şeklinde tespitin yer aldığı, mahkemece, kusur bilirkişi heyetinden alınan 17.12.2018 tarihli raporda, kazanın meydan gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ceza dosyası kapsamında düzenlenen rapor ve karara da atıfta bulunulunarak, kaza tespit tutanağının oluşa uygun bulunmaması nedeniyle tutanaktaki kusur değerlendirmesine itibar edilmediği ve sürücü ...'nin yönetimindeki çekici ile gündüz vakti, yerleşim yeri içinde, olay yeri kavşağa gelip, sola dönüş yapmak istediğinde, Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nın görüşe engel cisim bölümünde belirtilen orta refüj ağaçlarını da dikkate alıp, kavşağı etkin bir şekilde kontrol etmesi ve kural gereği, karşı yönden seyirle aynı kavşağa gelip düz seyreden sürücü ... yönetimindeki, içerisinde yolcu olarak; ... ve ... isimli şahısların bulunduğu otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, bu kurala riayet etmeyip, dikkatsizce kavşağa giriş yapması sonucu, bu otomobilin, kendi aracına ön sol far kısmından çarpmasına sebebiyet verdiği olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla %65 (yüzde altmış beş) oranında kusurlu olduğu; sürücü ...'un ise, içerisinde yolcu olarak; ... ve ... isimli şahısların bulunduğu yönetimindeki otomobil ile gündüz vakti, yerleşim yeri içinde, Belediye Sokak yönünden seyirle olay yeri kavşağa yaklaştığında, dikkatli olması ve yavaşlaması gerekirken, olayı dışarıdan gören tanık ...'ın ''.... marka aracın...tali yoldan geçişi oldu ve bu aracın da aşırı hızı vardı..." şeklindeki beyanından anlaşılmakla, bu kurala riayet etmemesi ve fren tedbirine de başvurmaması nedeniyle, karşı yönden gelip, kavşaktan sola dönüş yaparak önünü kapatan sürücü ... yönetimindeki çekiciye çarpmayı önleyemediği olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla %35 (yüzde otuz beş) oranında kusurlu bulunduğu şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği, her ne kadar taraf vekilleri ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapora itiraz etmiş ise de, ceza dosyası kapsamında alınan rapor ile işbu raporun birbirini doğruladığı, davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı olduğu, söz konusu ceza davasında kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile mahkeme bağlı değil ise de, maddi olgunun değerlendirilmesi neticesinde ceza mahkemesinde yer alan tespitlerin ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu ve olayın şekli ile uyumlu olması karşısında tarafların kusura yönelik itirazlarına itibar edilmediği, kaza tespit tutanağında her ne kadar davalı ...'nin kusursuz olduğu belirtilmiş ise de, kaza tespit tutanağı aksi her zaman ve her türlü delille ispat edilebilen ve aksi ispat edilinceye dek geçerli olan bir resmi belge olduğundan, alınan kusur raporu neticesinde de bu kaza tespit tutanağındaki hususların aksi yönündeki tespitlerin olayın oluş şekline uygun olduğu kanaatine varıldığı, kusur durumuna göre aktüer bilirkişiden alınan ek raporda davacı ...'un 150.730,17 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği şeklinde kanaat bildirildiği, toplanan deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, 12.06.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı ... Sigorta AŞ 'ye sigortalı araç sürücüsü davalı ...'nin olayın oluş şekline ve kesinleşen ceza dosyasındaki maddi vakıalara uygun Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu uyarınca %65 ve müteveffanın içinde bulunduğu aracı sevk ve idare eden davacı ...'un %35 oranında kusurlu oldukları tespit edildiğinden ve davacı ...'un yapılan denetime elverişli ve hükme esas alınabilir aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda hesap edildiği üzere 150.730,17 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği ve cenaze gideri talebi yönünden ise müftülük cevabı ve davacıların dosya kapsamına sundukları belgeler uyarınca talebi ile bağlı kalınarak 500,00 TL talep edebileceği anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden ise; gerek ceza dosyasındaki raporda gerekse de mahkemece alınan kusur raporundaki kusur oranları, gelir durumları, kaza neticesinde meydana gelen ölüm, ölenin davacı ...'un eşi ve diğer davacıların ise annesi olması, müteveffanın ve geriden kalan desteklerinin yaşlarının da gözetilmesi karşısında davacıların, davalının kusuru ile mütenasip ve ayrıca kaza tarihindeki tarafların gelir durumu, kaza tarihi ve olayın oluş şekline göre davacıların uygun bir manevi tazminat talep edebileceği kanaatine varılarak, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, gerekçesiyle; Destekten yoksun kalma tazminatı yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; 150.730,17 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 500,00 TL cenaze gideri olmak üzere 151.230,17 TL'nin davalı ... sigorta AŞ yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden ise 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; ... için takdiren 55.000,00 T, ... için takdiren 20.000,00 TL, ... için takdiren 30.000,00 TL, ... için takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Proje ve Ağır Taşıma Servis AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş hüküm davacılar vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmiş, davalı ...'nin istinaf peşin karar ve ilam harcını yatırmaması nedeniyle muhtıra tebliğ edilmiş ancak süresi içerisinde harcın yatırılmaması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine dair ek karar verilmiş, ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapılamamıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur raporunun uygun olmadığını, alınan ilk raporda davacı ...’ın kusursuz olduğu belirtildiği halde, hükme esas alınan raporda %35 kusurlu olduğunun değerlendirildiği, iki rapor arasında çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, alınan ilk raporda da, belirtildiği üzerine davacının davalının sürücü olduğu aracı görerek, sağa doğru kırmasına rağmen, davalının aracının sol yanından davacının aracına çarpması ile kazanın meydana gelmesine göre kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan raporda ise tanık beyanından hareket ile davacı sürücünün hızlı olması ve fren tedbirine başvurmaması nedeniyle kusur verildiğini, davacının kusurlu kabul edilebilmesi için eylem ile kaza arasındaki illiyetin kanıtlanması gerektiğini, kazaya tali yoldan çıkan ve şeridinde seyreden, davacıya ilk geçiş hakkını vermeyen davalının eyleminin sebep olduğunu, davalının ilk geçiş hakkı vermediği gibi, aracının teknik özelliklerini de nazara almaksızın kavşağa girmesi ile kazaya neden olduğunu, bu nedenle davacının eylemi ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığından kararın kaldırılması gerektiğini, sırf tanık beyanına istinaden davacıya kusur verilmesinin doğru olmadığını, nitekim Jandarma tarafından tanık beyanına istinaden tanzim edilen tutanağa itirazları üzerine Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin 30.07.2013 tarih ve 2013/626 D.iş sayılı kararı ile ehil olmayan jandarma personeli tarafından tanzim edilen tutanağın kovuşturmaya esas alınamayacağının belirtildiğini, yine Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/395 E. 2014/296 K. Sayılı ilamı incelendiğinde, Jandarma tarafından tanzim edilen tutanağı tamamen davacıyı haksız çıkarmaya yönelik hazırlandığını, tanık beyanlarında da o doğrultuda alındığının ortada olduğunu, tanığın davacıyı tanımamasına rağmen “...’un kulladığı araç” demesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca %35’lik kusur oranın da yüksek olduğunu, davacı ...’ın evlenme ihtimalinin %4 olduğu belirtilmiş ise de rapor tanzim edildiği tarihte 51 yaşında olduğunu ve kazadan sonra evlenmediğini, evlenmeyi de düşünmediğini, AYİM tablosu uygulansa dahi kaza tarihinde 45 yaşında olan davacı evlenmemiş iken, bundan sonrada evlenmeyeceğini, dolayısı ile hesaplamanın AYİM tablosuna göre yapılması gerektiğini, buna göre de 51 yaşında bir kişinin evlenme ihtimalinin %1 olduğunu, kadınlara ilişkin tablonun oranlaması kabul edildiğinde ise %2 olacağını, bu nedenle de kararın bozulması gerektiğini; hükme esas alınan raporda ölenin annesine pay ayrılmasının yasalara ve Türk örf adetlerine uygun olmadığını, bu nedenle davacının destek payından indirim yapılmasınında hatalı olduğunu, ölenin, annesine eylemli destekliğine ilişkin kanıt sunulmadığını, bilirkişi tarafından 2’li 1’li pay sistemi uygulanarak anneye verilen 1 payın yüksek belirlendiğini, hesaplamaya bu nedenle de itiraz ettiklerini, manevi tazminatında yetersiz olduğunu, davanın tam kabulü gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Proje ve Ağır Taşıma AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davalı ... Sigorta AŞ açısından faiz başlangıcının hatalı olduğunu, davanın ilk Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını ve buradaki dava tarihinin 30.04.2014 olduğunu, buna rağmen faiz başlangıcının 03.05.2015 alındığını, davalının kazadan sonra kusursuz bulunmasına rağmen, kendisine atfedilen %65 kusuru kabul etmediklerini, orta refüj ağaçlandırması ve yol durumu gibi teknik detaylar karşısında, kazanın meydana gelmesinde davacı ...’un tam kusurlu olduğunu, fren izi bulunmadığı gibi tanık beyanlarına göre de hızlı olduğunu, buna göre kısmi dahi olsa kusur verilmesini kabul etmediklerini, müteveffanın kemer takıp takmadığının da araştırılmadığını eksik inceleme ile karar verildiğini, takdir edilen manevi tazminatında fahiş olduğunu, zenginleşmeye neden olacağını, diğer davalının şirket çalışanı dahi olmadığını, manevi tazminatın takdirinde sosyal ekonomik durumunun nazara alınmadığını, aracın uzun dönem kiralık olduğunu, kiracının da araç malik gibi sorumlu olacağını, bu hususun da araştırılmadığını; kazanın meydana gelmesinde vefat edenin oğlu ...’ın kusuru olduğunu, davacıların bu kişiden manevi tazminat talep edip edemeyeceğinin araştırılmadığını, buna göre takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, mahkemece vefat edenin oğlunun kusuru nazara alınmaksızın, salt uzun dönem aracını kiraya veren şirket konumunda olan davalının, uzun süreli kiralayan asıl şirketin ekonomik gücü nazara alınmadan verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355. maddesi ve ayrıca HMK'nın 357. maddesi gereğince "Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemez, yeni delile dayanılmaz" düzenlemesi çerçevesinde yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ve cenaze gideri talepli maddi tazminat ve TBK'nın 56/2 maddesi gereğince meydana gelen ölüm nedeniyle manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve araç maliki olan davalı tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle istinaf eden davalı vekili tarafından araç maliki olan davalı yanında, aracı kiralayan firmanında sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği halde bu hususun araştırılmadığını ileri sürmüş ise de, davalının ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada uzun dönem kira sözleşmesine yönelik savunması bulunmaması yanı sıra bu hususta delil de sunmamış olmasına, bunun yanı sıra işleten sıfatı olmadığına yönelik açık bir itirazının da bulunmamasına, hükmün de ancak davanın tarafları arasında verilecek olması karşısında, taraflarca hazırlanma ilkesinin geçerli olduğu davada, mahkemenin dosya kapsamında kanıtlanan sorumluluk çerçevesinde karar verecek olmasına göre,HMK'nın 357. Maddesindeki ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz düzenlenmesi gereğince davalının istinaf aşamasında delil dahi göstermeksizin ileri sürdüğü hususlar yerinde görülmemiş, tarafların esasa yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
12.06.2013 tarihinde, saat: 13.30 sıralarında olay yeri olan belde yerleşim yeri içerisinde ve meskun mahalde bulunan, bölünmüş yol olmakla birlikte sokak niteliğindeki yolda seyri sırasında, karşı yönden gelen ve davalı sürücünün sevk ve idaresindeki araç ile kavşak noktasından, sola dönüş için davacının şeridine doğru manevra yaparak girdiği esnada, davacı ...'ın aracı ile sağa manevra yapmasına rağmen, davacıya ait araca çarpması neticesinde, ölümlü,yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği Kaza Tespit Tutanağı, Aksaray Ceza Mahkemesinin 2013/395 E. 2014/296 K. Sayılı dosyası ve dosya kapsamında verilen mahkumiyet kararı ve tüm dosya kapsamından görülmüştür.
Kaza Tespit Tutanağından, belde içerisinde kalan bölünmüş yolda, yolun durumu ve konumundan hareket ile (bölünmüş yol üzerinden bulunan kavşakta, dönen araçların ilk geçiş hakkı olduğuna dair, trafik lehvası, işaretleme ve ışıklı ikaz sistemi olmadığı halde) sola dönüş yapan davalıya ait araca, davacının ilk geçiş hakkını tanımadığından asli ve tam kusurlu olduğunu belirttiği görülmüştür.
Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/395 E. 2014/296 K. Sayılı dosyasında, alınan bilirkişi raporunda, yol durumu, yolun konumu, tanık beyanı ve olayın oluş şekli değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün bölünmüş yolda sola dönüşü sırasında karşı yönden gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermediğinden asli kusurlu, dosyamız davalısı karşı araç sürücüsü ...'un ise kazanın oluş şekli ve araçlardaki çarpma noktaları ve tanık beyanı değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece alınan rapor oluşa uygun görülerek, dosyamız davalısı İsmail Bilicinin taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan cezaladırılmasına karar verildiği, ceza mahkemesi kararının Yargıtay Temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından alınan kusur raporunda da, kazanın meydan gelmesinde ceza mahkemesince tespit edilen ve karar ile kesinleşen oluş şekli değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli %65 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise hızlı seyrettiği, kavşaklara girerken hızını azaltmadığı ve kazanın önlenmesi için gerekli ve yeterli önlemi almadığından tali %35 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesi sonrasında, bu kusur raporu çerçevesinde alınan aktüer raporuna göre davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmıştır.
1-Tarafların kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davalı tarafından Kaza Tespit Tutanağı ve mahkemece hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki oluştuğu ileri sürülmüş ise de, rapor ve tutanak arasındaki farkın, kaza mahallindeki kavşakta ilk geçiş hakkının farklı değerlendirmesinden kaynaklanmış olmasına, KTK hükümleri gereğince bölünmüş yolda seyreden araçların, sola dönüşü sırasında kavşak noktasında, karşı yönden gelen araçlara, aksi yönde bir işaretleme yok ise ilk geçiş hakkını tanımasının zorunlu olmasına, yol durumu nazara alındığında da, yol üzerinde davalının geçiş önceliği olduğuna yönelik işaretleme olduğunun da kanıtlamamasına göre Ceza Mahkemesince tespit edilen bu durum karşısından kaza tespit tutanağındaki oluşun aksinin kanıtlandığı anlaşıldığından, Kaza Tespit Tutanağı ile hükme esas alınan rapor arasında farklılığın çelişki olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşılmasına göre davalının kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi, davacılar tarafından, davalının kusurun az belirlendiğine yönelik itirazları da, kazanın meydana geldiği yer bölünmüş yol olmakla birlikte, belde yerleşim yeri içerisinde kalan meskun mahalde yer almasına, araç üzerindeki çarpma noktasından hareketle meydana gelen kazanın oluş şekli, çarpma sonrası araçların konumu, çarpma noktasından davalının aracına ait 15.50 m'lik sürtünme izi, kaza neticesinde ölüm meydana gelebilecek ölçüde zarar oluşması ve ceza dosyasındaki beyanlar nazara alındığında, mahkemece kabul edilen kusur oranlarının da oluşa uygun olmasına göre davalının da kusura yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-İstinaf edenler tarafından, manevi tazminatın uygun takdir edilmediği ileri sürülmüş ise de, meydana gelen eylemin taksirli eylem olması ve kusur oranları nazara alındığında, kazanın tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, manevi tazminatın amacı gözetildiğinde, TBK'nın 56/2 maddesi gereğince takdir edilen manevi tazminatın TMK'nın 4. Maddesi hükümleri çerçevesinde hak ve nesafete uygun takdir edilmiş olmasına göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Buna göre; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin, aktüer raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde aktüer raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürmüştür. Davacının vefat edenin annesine destek payı ayrılmaması, destek paylarının uygun olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde değil ise de, destekten yoksun kalan davacı kocanın evlenme ihtimali nedeniyle hesaplanan tazminattan indirim, kocanın evlenme ihtimali kaza tarihindeki yaşı nazara alınarak, AYİM Tablosuna göre belirlenerek, hesaplanan tazminattan %4 oranında indirim yapılarak tazminatın hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Kapatılan 17 Hukuk Dairesi, aktüer hesaplamasında, davanın haksız fiilden kaynaklanan ölüm olması ve zararın kaza tarihi itibariyle belirlenmesinden hareket ile gerek destek ve destekten zarar görenlerin muhtemel yaşam süresini, gerekse de destekten yoksun kalan eşin evlenme ihtimalini kaza (ölüm) tarihi olarak nazara almakta iken, sadece evlenme ihtimali ile sınırlı olarak içtihat değişikliğine gidilerek, rapor tarihi itibariyle destekten yoksun kalan eşin evlenme ihtimalinin nazara alınması gerektiğini benimsemiştir. Bu nedenle evlenme ihtimalinin Yargıtay tarafından benimsenen yöntem doğrultusunda değerlendirilmesi gerekir. (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2021/724 esas, 2021/3149 karar "evlenme ihtimali oranları belirlenirken, destek gören eşin rapor tarihindeki yaşına göre, (HGK'nın 1.10.2019 tarihli, 2017/17-2038 E, 2019/979 K sayılı kararı bu yöndedir.) AYİM Evlenme İhtimali Tablosu'ndaki belirlemelerin esas alınması..." ; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23459 E. 2022/12272 K. " Tazminat hesabında evlenme ihtimali değerlendirilirken 01.10.2019 tarihli 2017/17-2038 Esas, 2019/979 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararına göre evlenme ihtimalinin rapor tarihindeki yaşa göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir."
Somut olayda, 12.06.2013 tarihinde meydana gelen kazada, 1968 doğumlu olan davacı ... eşini kaybetmiş olup, kaza tarihinde 45 yaşında olduğundan bahisle AYİM Tablosuna göre %4 evlenme ihtimali değerlendirilmek suretiyle tazminattan %4 evlenme ihtimaline göre indirim yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı eş hükme esas alınan 30.08.2019 tarihinde tanzim edilen rapor tarihinde ise, 51 yaşında olup 18 yaşından küçük çocuğu da bulunmadığından AYİM erkek evlenme tablosuna göre evlenme ihtimali %2 olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı için hesaplanan destek tazminatından %2 oranında evlenme ihtimali nedeniyle indirim yapılması gerekirken, Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere bilinen duruma rağmen, kaza tarihindeki evlenme ihtimaline göre değerlendirme yapılması doğru görülmemiş, davacının buna yönelik istinaf sebeplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
4-Davalı vekilinin, diğer davalı sigorta açısından faiz başlangıcına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Kural olarak, davalılardan birsi, diğeri hakkındaki karara karşı kanun yoluna gidemez ise de, hukuki yararın varlığı durumunda, kanun yoluna gidebilir. Bu çerçevede, kanun yoluna başvuru halinde, kanun yoluna gelmeyenler yönünden usuli kazanılmış haklar çerçevesinde karar verilmesi gerekir ise de, istinaf olarak ileri sürülen hususun açıkça maddi hata olduğu anlaşılıyorsa, maddi hatanın usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek, kanun yolu ile söz konusu maddi hata düzeltilebilir.
Somut olayda, mahkeme sigorta şirketi hakkında verdiği kararda, davalının dava tarihinden itibaren maddi tazminattan faizi ile sorumlu tutulmasına karar vermiş, karar başlığında dava tarihi 05.03.2015 gösterilmiştir. Dava tarihi, davanın açıldığı tarih olup, görülmekte olan davanın görevsizlik ya da yetkisizlik gibi sebeplerle başka mahkemeye tevzi edilmiş olması durumunda da, davanın ilk açıldığı tarih nazara alınır.
Eldeki dava, 30.04.2014 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış iken, mahkemece verilen görevsizlik sonrasında 05.03.2015 tarihinde görevli mahkemeye tevzi edilmesi sonrasında yapılan yargılama neticesinde davanın esası hakkında karar verilmiştir. Karar başlığında görevli mahkemeye tevzi tarihi dava tarihi olarak gösterilmiş ise de (çoğu zaman UYAP sistemi tarafından, karar başlığının otomatik oluşturulmasından kaynaklandığı gözetilerek), hüküm fıkrasında dava tarihine göre faize hükmedilmiş olması, söz konusu durumunda maddi hatadan kaynaklandığının açıkça anlaşılması, maddi hataya karşıda tarafın istinaf yoluna başvuru yoluna gidilebilecek olması karşısında, davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Bu itibarla, davacılar vekilinin ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin sair istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddi ile, yukarıda 3 ve 4. no'lu bentlerde yazılı nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına, davacının davasını ıslah etmiş olması da nazara alınarak ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan raporda %4 olarak değerlendirilen, evlenme ihtimalinin davacının halen evlenmediği de gözetildiğinde rapor tarihine göre %2 olarak kabul edilerek, hüküm altına alınacak tazminatın belirlenmesine, buna göre; davacı ...'ın destek zararı 241.554,77 TL olarak hesaplanmış olup, %2 evlenme ihtimali nazara alındığında 236.723,67 TL olacağı, destek zararından davalının kusur oranında sorumlu olacağı nazara alındığında (236.723,67x65/100) davacının davalılardan talep edebileceği zararın 153.870,38 TL olacağı, anlaşıldığından, davacı ...'ın destek tazminatına yönelik talebinin bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararındaki diğer talepler yönünden kesinleşen yönler korunarak, sigorta şirketinin temerrüt tarihi infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm fıkrasında 30.04.2014 olarak düzeltilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacılar vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 17.12.2019 tarihli, 2015/142 Esas 2019/928 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-Destekten yoksun kalma tazminatı yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile;
A)153.870,38 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 500,00 TL cenaze gideri olmak üzere 154.370,38 TL'nin davalı ... (...) sigorta AŞ yönünden 30.04.2014 dava tarihinden, diğer davalılar yönünden ise 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
B) Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile;
A) ... için takdiren 55.000,00 TL manevi tazminatın 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Proje ve Ağır Taşıma Servis AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile ...'a ödenmesine,
B) ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Proje ve Ağır Taşıma Servis AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile ...'a ödenmesine,
C) ... için takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Proje ve Ağır Taşıma Servis AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile ...'a ödenmesine,
D) ... için takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Proje ve Ağır Taşıma Servis AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile ...'a ödenmesine,
E) Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Alınması gereken 19.766,89 TL harçtan peşin alınan 773,65 TL ve ıslah dilekçesi ile yatırılan 684,92 TL harcın toplamı olan 1.458,57 TL'nin mahsubu ile bakiye 18.308,32 TL harcın (davalı ... (...) Sigorta AŞ 'nin sorumluluğu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin kısım olduğundan 9.086,47 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden;
A) Maddi tazminata yönelik davacı ...'un talepleri açısından karar tarihindeki (Dairemiz karar tarihi) AAÜT uyarınca kabul edilen miktar yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
B) Manevi tazminata yönelik davacıların talepleri açısından karar tarihindeki (ilk karar tarihi) AAÜT uyarınca kabul edilen miktar yönünden;
a) 6.400,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
b) 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
c) 3.600,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
d) 3.600,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden;
A) Maddi tazminata yönelik davacı ...'un reddedilen destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden karar tarihindeki (Dairemiz karar tarihi) AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılara verilmesine,
B) Manevi tazminata yönelik davacıların reddedilen talepleri yönünden karar tarihindeki (ilk karar tarihi) AAÜT Madde 10/1,2,4 hükümleri uyarınca;
a) 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ... AŞ'ye verilmesine,
b) 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ... AŞ'ye verilmesine (AAÜT Madde 10/2 hükmü gereği),
c) 2.725 TL TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılar ... ve ... AŞ'ye verilmesine,
d) 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ... AŞ'ye verilmesine,
6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 25,20 TL başvurma harcı, 773,65 TL peşin harç, 684,92 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.483,77 TL'nin (davalı ... Sigorta AŞ'nin sorumluluğu maddi tazminata ilişkin 690,10 TL peşin ve ıslah harcı toplamı ile 25,20 TL başvurma harcı toplamı olan 715,30 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından 475,13 TL tebligat ve müzekkere, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti ve 314,50 TL Ankara Trafik İhtisas Dairesi rapor ücreti olmak üzere toplam 1.989,63 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre 1.349,81 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalılar tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde istinaf eden taraflara iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 148,60 TL istinaf başvuru harcı ve 135,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 283,60 TL'nin davalılardan tahsili ile istinaf eden davacılara verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan 148,60 TL istinaf başvuru harcı ve 176,50-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 283,60 TL'nin davacılardan tahsili ile davalı ... Anonim Şirketine verilmesine,
4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.