T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/834 - 2025/1006
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/834
KARAR NO : 2025/1006
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.06.2023
NUMARASI : 2021/651 Esas 2023/473 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18.09.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22.09.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 24.01.2020 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davacının sürekli iş göremez hale geldiğini, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.10.2020 tarihli raporda maluliyetinin belirlendiğini, davalı ... zarardan sorunlu olduğunu, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurusunun usulden reddedildiğini, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 21.981,87 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.049,67 TL ve bakıcı gideri talebini 1.236,06 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, trafik kazasında yaralanma iddiasıyla davacının müracaatı üzerine yapılan inceleme sonucunda talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, davanın haksız olup davacının yaralanmasına neden olduğu belirtiler kaza günü ve sonrasında düzenlenmiş bir tutanak bulunmadığını, müracaatta bulunulmadığını, kazadan bir hafta sonra karakola giderek ifade verdiğini, davacının uğradığı iddia ettiği zararın kazadan kaynaklandığının ve plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ispatı gerektiğini, davalının sorumluluğunu bulunmadığını, sorumluluklarının gerçek zarar ile sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlulukları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 03.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacı yanının % 40 oranında, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 28.11.2022 tarihli raporda davacının engel oranının % 4 olduğu, 4 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 3 hafta bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 10.05.2023 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 21.981,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.049,67 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.236,06 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 28.267,60 TL maddi tazminatının 03.11.2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda bu aracın varlığının kesin delillerle kanıtlanamadığı durumlarda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça uğramış olduğu zararın trafik kazasından kaynaklı olduğunun ispat edilemediğini, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi kusura ilişkin bilirkişi raporunda aksine varlığı kesin olarak ispat edilmemiş araca % 60 oranında kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlar nazara alınmadan karar verildiğini, tazminat hesabında kaza tarihinde yürürlükte olan Genel Şartlar uyarınca hesaplama yapılması ve 1,8 teknik faiz esas alınması gerektiğini, davacının maluliyetine ilişkin raporun yetkili bir kurum tarafından düzenlenmediğini, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkili kılınmış bir kuruluştan ya da Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından davalının sorumlu olmadığını, davacının 70 yaşında olup iş göremezlik tazminatı altında bir kazanç mahrumiyetinin söz konusu olmadığını, fiilen bakıcı tutulduğu ispat edilmeden bakıcı giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan tazminatı 03.11.2020 tarihinden faiz işletilmesine karar verildiğini, temerrüt oluşmadığını, eksik belge ile yapılan başvuru sonrası faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 24.01.2020 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın kaldırımından karşıya geçmekte olan yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesine göre; ..., a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için, ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için başvurulabileceği düzenlenmiştir. Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesine dayanılarak çıkarılan ... Yönetmeliği'nin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar Güvence Hesabından talep edilebilir.
Dosya içeriğinden, kazaya ilişkin tutanaklar, MOBESE görüntü kaydı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/56972 sayılı soruşturmasında, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, ceza soruşturmasında 03.04.2020 tarihli daimi arama kararı verildiği, 03.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda, kazaya ilişkin görüntüler de incelenerek yapılan değerlendirmede davacı yayanın yaya geçidine doğru yürüdüğü sırada siyah renkli Peugeot marka olduğu değerlendirilen plakası ve sürücüsü belli olmayan otomobilin kamera görüntüsüne girerek Devrik Caddesine dönmeye çalıştığı esnada, yayalara yanan kırmızı trafik ışığında davacı yayanın yolun karşısına geçmeye çalıştığı sırada yaya geçidi üzerinde çarpması neticesinde kaza meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün yaya geçidi üzerinden geçiş yapan yayayı gördüğünde aracını durdurarak yayanın geçişini tamamlamasına izin vermeden seyrine devamı nedeniyle % 60 oranında, davacı yayanın % 40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin raporun kaza ile ilgili düzenlenmiş tutanaklar, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin sorumluluğa ve kusur durumuna ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda 24.01.2020 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 28.11.2022 tarihli raporda davacının engel oranının % 4 olduğu, 4 ay iş göremez halde kaldığı ve 3 hafta bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, raporun davacı muayene edilerek ve hakkında düzenlenmiş tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine göze düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
3-Mahkemece, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli 10.05.2023 tarihli raporda, Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında davacı için belirlenen geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderine yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı ... sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı ... geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
5-Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, dava konusu uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçe bulunmayan araç yönünden sorumlu tutulan davalı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının ve dolayısıyla sigorta poliçesinin bulunmaması nedeniyle sorumlu tutulan davalının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK'nın 99/1. maddesi hükmü uyarınca sigortacı ilgili maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Somut olayda, kazaya karışan aracın plakası ve sürücüsünün tespit edilememesi nedeniyle davalı ...'na husumet yöneltildiğine ve 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi hükmü ve trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemli davanın niteliği gereği hüküm altına alınan tazminata temerrüt tarihi olarak belirlenen 03.11.2020 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 1.501,58 TL istinaf harcından peşin alınan 645,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 856,23 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.