T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/712 - 2025/748
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/712
KARAR NO : 2025/748
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.02.2023
NUMARASI : 2021/195 Esas 2023/119 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 29.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04.06.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.02.2019 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın arkadan çarpması neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 KTK'nın 52/1-A ve KTK'nın 48/5 kuralını ihlal etmesi sebebiyle tam kusurlu olduğunu, davacının geçici ve sürekli işgücü kaybı zararının oluştuğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak 500,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile talebini, geçici işgöremezlik tazminatı için 16.603,28 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 343.396,72 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesinde düzenlenen şekilde davalı şirkete başvuru yapılmadan davanın açıldığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, ... plakalı araç için düzenlenen 30.10.2018-30.10.2019 vade tarihli 44963867 nolu ZMSS poliçesinin bulunduğunu, teminat limitinin 360.000,00 TL olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %44 , tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının geçici işgöremezlik zararının 16.603,28 TL, sürekli işgöremezlik zararının 669.821,82 TL olarak hesaplandığı, SGK tarafından ödenen rücuya tabi geçici işgöremezlik ödemesinin tenzil edildiği, poliçe limitinin 360.000,00 TL olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 343.896,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 11.546,48 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 354.943,20 TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü 24.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya İlişkin istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminat ile poliçe limitinin aşıldığını, maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, adli tıp kurumundan rapor alınmadan karar verildiğini, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici işgöremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olduğunu, emniyet kemeri yönünden müterafik kusur araştırmasının yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın arkadan çarpması neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı ve geçici işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
1-Davalı vekilinin, davacının maluliyet oranına yönelik istinaf itirazları bulunmaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının daimi maluliyet oranı yönünden hükme esas alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 03.03.2022 tarihli raporda, davacı ...’ın 22.02.2019 tarihinde uğradığı trafik kazası neticesinde yaralandığı, 12-13 dislokasyonu, sağ hemopnömotoraks, sol pnömotoraks, sağ 1-9. kotlarda multiple kırık, yelken göğüs geliştiği, iki taraflı toraks tüpü uygulandığı, T1-T3 arası posterior enstrümantasyon ameliyatı gerçekleştirildiği, 09.02.2022 tarihli uzman muayeneleri sonucunda şahısta orta derece restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğu olduğu, T1-T2-T3 posterior enstrümantasyon ve füzyon yapılmış olduğu anlaşılmakla 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; kişinin orta derece restriktif tip solunum bozukluğu arızasına bağlı sürekli iş görmezlik oranının (Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Bölümü Madde 1b ye göre) %40 olduğunu, kişinin torakal posterior enstrümantasyon ve torakal hareket kıstılılığı arızasına bağlı sürekli iş görmezlik oranının (Kas - İskelet Sistemi - Omurgaya ait sorunlarda engellilik - Tablo 1.7 Ye göre) %6 olduğunu, şahsın özür oranları Balthazard formülü ile hesaplandığında sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık) oranının %44 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğunun mütalaa edildiği görülmüştür. Bununla birlikte, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan, 01.12.2021 tarihli Akdeniz Üniversitesi Erişkinler için Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunda, davacının sürekli işgöremezlik oranının %23 olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının daimi maluliyet oranı yönünden iki rapor arasında çelişki bulunduğu gözetilerek çelişkinin giderilmesi yönünden Adli Tıp Kurumundan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacının iş göremezlik tazminatının belirlenmesi için alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının hesabında yıllık gelir belirlenirken asgari ücretin 12 ay ile çarpılması sonucu belirlenen yıllık gelir esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken gün karşılığı hesap yapılarak 365 ve 366 güne göre hesaplama yapılmış olması doğru değildir.
Aktüer bilirkişi raporunda davacının geliri asgari ücretin üzerinde olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de davacının olay tarihinde bir işverene bağlı SGK'lı olarak çalıştığı anlaşıldığından davacının çalıştığı işyerinden olay tarihinden rapor tarihine kadar olan gelire ilişkin ücret belgeleri getirilerek karar verilmesi gerekirken gelir net olarak belirlenmeden karar verilmiş olması da hatalıdır.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması nedeniyle zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı vekili tarafından davacının yolcu konumunda olduğunu, emniyet kemerinin takılı olmadığının araştırılarak takılı olmadığının tespit edilmesi halinde hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı ve karar gerekçesinde de bu hususun tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirlenmesi, emniyet kemeri takılı değil ise kazanın oluş biçimi ve davacının yaralanmasının niteliği değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının davacının yaralanmasına etkisi araştırılarak sonucuna göre müterafik kusur yönünden değerlendirme yapılması gerekirken bu hususa ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış olması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. Maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.